Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Yer Sofrasında, Komutanların Yanında Abdullah Çatlı Da Vardı

Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası - Bölüm 150

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek Önderliğindeki Atatürkçü'ler Susurluk Kazası sonrasında Tansu Çiller'in Türkiye'miz içinde kurduğu Amerikan Örgütlenmesini medya önünde kanıtlayarak Tarihi bir Başarıya imza attılar.

Yer Sofrasında, Komutanların Yanında Abdullah Çatlı Da Vardı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Kas 2011, 14:35

YER SOFRASINDA, KOMUTANLARIN YANINDA ABDULLAH ÇATLI DA VARDI
Abdullah Öcalan'ın Terörist Faaliyetleri ve Yakalanışı'nın Perde arkası - Bölüm 150


Şanlıurfa eski milletvekili Sedat Edip Bucak, mahkeme heyeti başkanına içinde gizli bilgiler olduğunu belirttiği zarfı uzattığında, "Susurluk'un yeni bir sayfası"nı da açmış oluyordu. 8 yıldır sakladığı bu belgeleri şimdi "savunma" amacıyla kullanıyordu. Mahkeme heyetine "Ben bu kişinin Abdullah Çatlı olduğunu bilmiyordum. Ben, iş adamı Mehmet Özbay olarak tanıyordum. Eğer aranan bir kişi olsaydı komutanlar onunla birlikte olur muydu?" demeye getiriyor.

"Devlet görevlisi Mehmet Özbay" olarak tanıdığı kişinin, gücünü göstermek için yabancı ülkeden aldığı pasaportu, onun üst makamlara verdiği raporları, komutanlarla çekilen fotoğraflarını yıllarca saklamıştı. Mahkemenin hakkında verdiği "bozma" kararı üzerine yeniden yargılandığında şimdi o belgeleri "savunma" amacıyla kullanıyordu.

Dönemin Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı, yanından ayırmadığı tamburalı silahıyla birlikte helikoptere bindi ve Diyarbakır'a gitti. Yanında Diyarbakır Alay Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu, Şanlıurfa İl Jandarma Komutanı Albay Saral da bulunuyordu. Kısa süre önce yaşanan tatsız bir olayın unutulması ve PKK ile ilgili bazı konuların görüşülmesi için Siverek'e gidilmişti.

Aşiret reisi Sedat Bucak, kendilerini ziyarete gelen komutanları ve o gün evlerinde bulunan İstanbul'dan gelen misafirleri için yemekler hazırlatıyordu. Oraya gelip de yemek yemeden gitmek yöre geleneklerine göre hakaret sayılırdı.

Siverek'e 3 kilometre uzaklıkta bulunan dut ağaçlarının olduğu mesire yerinde yemek hazırlıkları yapılmıştı. Komutanların üzerinde eğitim elbiseleri bulunuyordu. Su kenarında bir ağacın altına oturdular. Yer sofrası hazırlanmıştı. Koyunlar kesilmiş, pilavlar yapılmış, yöreye özgü peynirler, turşular ortaya konulmuştu.

Komutanlar ve İstanbul'dan gelen "ağır misafir'ler için hazırlıklar yapılırken, yörede sıkı güvenlik önlemleri de alınmıştı. Komutanlarla siviller ayrı otomobillerle geldiler. Sivillerle "İstanbul'dan gelen misafirler" tanıştırılacaktı. Korgeneral Hasan Kundakçı, karşısındaki iki sivilin ellerini sıkarken, Sedat Bucak, "Arkadaşlarımız İstanbul'da tekstil işiyle uğraşıyor. İşadamları sağ olsunlar ziyaretimize gelmişlerdi." dedi. Komutanlardan birisi, Siverek'in sevilen sayılan simalarından Hadi Altun'a "Nasılsın Hadi Bey?" diyordu.

Mesire yeri ana yola yakındı. "Ne olur ne olmaz" diye askerler, korucular çevrede sıkı güvenlik önlemi almışlardı. Adeta etten duvar örmüşlerdi.
Aşiretin ileri gelenleri, ziyafet sofrası için ağaçların dibine oturdular. Korgeneral Hasan Kundakçı'nın fotoğrafçısı, komutanları için "unutulmaz bir anı" olur düşüncesiyle fotoğraf çekiyordu. Komutanların karşısında sivilller de bulunuyordu. Emekli Yarbay Korkut Eken, askerler ve Bucak aşireti arasındaki kırgınlığın giderilmesi için çaba göstermişti. Yapılan görüşmede kırgınlığa son verildiği için son derece memnundu. PKK ile daha etkili bir mücadele için neler yapılacağı konusunda harita üzerinde komutanlarla konuşulmuş, özellikle PKK’nın toplu geçişlerinin önünün alınması için yapılacak düzenlemeler üzerinde de durulmuştu.

FOTOĞRAFTA ÇATLI VE "DREJ ALİ" DE VAR

Yer sofrasında dönemin Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı, Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu (emekli) , Şanlıurfa İl Jandarma Komutanı Albay Seral Saral (üçü de şimdi emekli), dönemin Siverek Jandarma Komutanı ve bir bir binbaşı bulunuyor. Yer sofrasında Emekli Yarbay Korkut Eken de bulunuyor. Yanlarında Siverekli Hadi Altun da bulunuyor.

Yer sofrasındakiler arasında iki sivil daha bulunuyor. Komutanlara "İstanbul'da tekstil işiyle uğraşan Mehmet Bey" diye tanıştırılan kişi Abdullah Çatlı'dan başkası değildi. Onu, daha önce de Siverek'te görenler olmuştu. Geldiği zaman Sedat Bucak'ın köyüne gider, orada kalırdı. Korucular onu "Sedat Ağa'nın yakın arkadaşı Mehmet Özbay" olarak tanıyordu.

Yer sofrasında bir sivil daha da vardı. O da "Drej Ali" olarak tanınan Ali Yasak'tı. Ali Yasak, Mehmet Özbay diye bilinen Abdullah Çatlı'nın en yakın arkadaşlarından birisiydi. Yemekte de yine PKK konuşuldu, örgütün taktikleri anlatıldı. Mehmet Özbay, "Ben işim gereği sık sık yurtdışına gidiyorum. PKK’lıların yurtdışında hayli etkili olmaya başladığını söylüyorlar. PKK’nın önde gelenlerinin mutlaka etkisiz hale getirilmesi gerekir" dedi. Bu konuda değişik yorumlar yapıldı.

Abdullah Çatlı'nın Susurluk kazasında vefat ettiğini ilk öğrenenlerden birisi Drej Ali olmuştu. Abdullah Çatlı'nın Nevşehir'de bulunan kardeşi Zeki Çatlı'ya da ölüm haberini Drej Ali vermişti. Susurluk'tan cenazeyi alıp Nevşehir'e de Haluk Kırcı ile birlikte götürmüşlerdi.

"KOMUTANLAR TANIMIYORDU"

Dün, bazı yetkililerle konuştum. Korgeneral Hasan Kundakçı'nın, Eşref Hatipoğlu'nun, Seral Saral'ın, Abdullah Çatlı'yı tanıyıp tanımadıklarını da araştırdım. Korkut Eken'e de sordum. Eken "çok açık bir biçimde söylüyorum, komutanlarımız Abdullah Çatlı'yı tanımıyorlardı" dedi.

Fotoğrafta yer alan Emekli Albay Eşref Hatipoğlu'na, o fotoğrafı sordum. Hatipoğlu, "O yemekte ben de bulunuyordum. Yani fotoğrafta bulunanlardan birisi de benim. Ancak, orada bize tanıştırılan kişinin Abdullah Çatlı olduğunu bilmiyordum. Yıllar sonra bir arkadaşım, 'Siz de Abdullah Çatlı ile konuşmuştunuz.' demişti. Ben de tanımadığımı, konuşmadığımı söyledim. Bana Siverek'te yemekte bulunan kişinin Abdullah Çatlı olduğunu söyledi. Hafızamı zorladım, hatırlar gibi oldum. Kendisini bir daha görmedim.

Ancak fotoğraflarından oradaki kişinin yani bize işadamı Mehmet Özbay olarak tanıştırılan kişinin Abdullah Çatlı olduğunu hatırlıyorum" dedi.

"BUCAK'A MECLİSTE SİLAH ÇEKTİLER"

PKK terörünün en azgın döneminde Diyarbakır'da 1992-1995 yıllarında görev yapan Eşref Hatipoğlu, aynı zamanda Siverek'ten de sorumluydu.

Sedat Bucak'ı yakından tanıyan birisi. Bana şunları söyledi:

"Sedat Bucak'ın bu ülke için büyük hizmetleri oldu. Bucak aşireti, PKK'yı Siverek'e sokmadı. Belki kamuoyu bilmez, ama Sedat Bucak'a HADEP'liler TBMM'de tehdit ettiler, silah çektiler. Sedat Bucak bu iş için hayatını koydu. Bugün, Sedat Bucak'ı vatan haini pozisyona sokuyorlar."

Mahkemeye verilen 21 sayfalık "Gizli istihbarat raporu" daktilo ile değil, kalemle yazılmış. Rapor, Abdullah Çatlı tarafından kaleme alınmış. Raporda Çatlı, yurtdışında yaptığı "istihbarat çalışması"nı rapor olarak bir üst makama vermiş. O dönemde Çatlı, Korkut Eken'e bağlı olarak çalışıyordu.
Raporda, PKK’nın önde gelenlerinden Kani Yılmaz, Rıza Altun ile ilgili bilgiler yer alıyor, bu kişilerin adresleri, kullandıkları telefonlar, Kürt derneklerinin adresleri belirtiliyor. Çatlı, bunlara karşı neler yapılacağı konusunda da bazı önerilerde bulunuyor.

"DREJ ALİ": İDAMA GİDECEĞİMİ BİLSEM DE, FOTOĞRAF İÇİN KONUŞMAM

Eski Milletvekili Sedat Bucak, Susurluk olayı ile ilgili olarak yargılanıyor. Bucak'ın son duruşmada mahkemeye Siverek'te çekilen yemekte Korgeneral Hasan Kundakçı, Jandarma Komutanları Eşref Hatipoğlu, Seral Sarar, Emekli Yarbay Korkut Eken, İnterpol tarafından aranan Abdullah Çatlı, "baba" olarak tanınan "Drej Ali" ile birlikte çektirdiği fotoğrafı vermesi değişik yorumlara yol açtı. Fotoğrafı bulunanlar da, Bucak'ın bu fotoğrafı vermesini hiç hoş karşılamadılar, hatta Bucak'a yakıştıramadılar.

Sedat Bucak'ın mahkemeye verdiği fotoğraf karesinde yer alanlardan Korgeneral Hasan Kundakçı, Emekli Albay Eşref Hatipoğlu, Emekli Albay Seral Sarar, Emekli Yarbay Korkut Eken, eski Milletvekili Sedat Bucak'la görüşmüştük. Fotoğrafta bulunanlardan birisi de "baba" olarak tanınan "Drej Ali" lakaplı Ali Yasak.

Ali Yasak'la telefonla konuştum. Sözlerinden, "Fotoğrafı verdiği için Sedat Bucak'a bir kırgınlığı" olduğu da anlaşılıyor.

İşte "Drej Ali"nin sorularımıza verdiği cevaplar:

- Siverek'te çekilen, Korgeneral Hasan Kundakçının da bulunduğu fotoğrafta Abdullah Çatlı ile birlikte siz de bulunuyorsunuz- O fotoğraf için ne diyorsunuz?

Ben o fotoğraf için hiçbir şey söylemem.

- Söyleyin. Çünkü söylenenleri ben çarpıtmam.

Ona yüzde 100 eminim. O konuda en küçük bir şüphem yok. Ancak bu konu tamamen Sedat Bucak Bey'in kendi inisiyatifindeki bir konu. Mahkemeye vermeden önce bu fotoğraf ve diğer belgeler için kimseye bir şey sormadı. Tamamen kendi takdirini kullanıp vermiş. Resim var yok, o konuda fikir yürütmem, söylemem de, konuşmam da.

- O gün Çatlı ile birlikte Siverek'te bulunuşunuzun amacı neydi?

Kesinlikle bu konuları ne konuşurum, ne bilirim. İki-üç yıl hapis cezası da değil, bilsem ki idama götürecekler beni, yine ne bilirim, ne konuşurum, Devlet için bir şey mi yapmışız? Çok da bir şey de yapmamışız. Yaptıysan da yapmışsındır. Sana kalsın. Kim için yapmışım: Vatan için yapmışım, memleketim için yapmışım. Ne adamlar var canını vermiş, feda etmiş memleket için. Ayağı, eli kesilen gaziler var. Onlarınki de vatan için değil mi? Bu ülkenin gizli kahramanları da var. Ama nedir? Kızılcık şerbeti içmiş, ağzını açıp da bir şey söylememiş. Korkut Eken gidip cezaevinde yatmadı mı? Korkut Eken cezaevine girerken 'Benim devletim, beni cezaevine koyması da bir görevdir. Girip o görevini de yerine getirdi. Aslanlar gibi konuştu. Konuşmanın ne zamanıdır, ne sırasıdır.

- 8 yıl sonra fotoğrafın gündeme gelmesini nasıl karşıladınız? Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı'nın da fotoğrafta olduğu yazıldı. Bunlar ayıp şeyler değil. İftihar vesilesidir. Bu adam memleketine hizmet etmiş. Oturup orada bir yemek de yenilmiş. Olabilir. Bunlar da normal. Ama aradan 8 sene geçmiş. Bunu yeniden gündeme getirmenin kimseye bir faydası yok. Bunu kaşımak isteyenlere çanak tutmaktan başka bir şey değil.

- Gazeteci olarak olan bir konuyu gündeme getiriyoruz.

Bu anlattığım olayın sizinle hiçbir ilgisi yok. Genel olarak söylüyorum.

- Bu konu konuşuluyor. Gazetecinin görevi de bunu araştırmak değil mi? Tabii sizler de araştıracaksınız, soruşturacaksınız.

- Fotoğrafta bulunan komutanların da bazılarıyla konuştum. Sizinle konuşmazsam eksik kalırdı.


İsmi geçen komutanların hepsi bu memlekete hizmet etmiş insanlar. Şimdi hepsi emekli. Hepsi bir yerlerde çalışıyorlar. Şimdi onlar da çalıştıkları yerlerde sıkıntıya düşecekler ister istemez. Türk milleti 'bunlar geçmişte vatana hizmet etmiş. Gizli de olsa şimdi burada çalışsın. Maaşını artıralım.' demiyor. Onlara 'Sizin adınız da bu işlere karıştı. Sizin adınız da Susurluk'ta geçiyor. Al çantanı koluna.' denilip bir maaş fazla verip işinden de çıkartırlar. Türkiye'nin durumu bu. İsmi geçenlerden çalışanlar şimdi sıkıntıdalar.

- Fotoğraf konusuna yeniden gelirsek...

Bilsem ki idama gideceğim, giderim assınlar. Bu memleket Başbakanını asmış bir memlekettir. Ne var yani? Memlekete hainlik mi yaptı. Bunları bilmek lazım. 2-3 yıl cezaevinde yatsan ne olur. Kardeşim bir hadise yaptı, ben 8,5 ay hapiste yattım. Korkut Eken'in neyi vardı gidip 2,5 yıl yattı. Bana deseler ki 'hayatta parayı sevmeyen bir adam söyle' deseler Korkut Eken olduğunu söylerim. Onun gayretini, neler yaptığını ben biliyorum.

- Abdullah Çatlı ile Siverek'e ne amaçla gittiniz?

O konuda bir tek kelime bile söylemem. Şimdi gelip beni idama götürseler bile konuşmam.

Kaynakça
Kitap: Kırmızı Klasör
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1996: Cumhuriyetimizin 3. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir