Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Adalet Başka Bahara

Burada Türk Yargısı ve Demokratik Sistemi'nin Nasıl Siyasallaştırıldığı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Adalet Başka Bahara

Mesajgönderen TurkmenCopur » 12 Eki 2011, 00:40

ADALET BAŞKA BAHARA

Kontenjan Kavgası


Ergenekon savcıları merkezli tartışmalar nedeniyle, 2009'un Haziran ayı başında açıklanması gereken adli yargı yaz kararnamesini ancak Ağustos ayında açıklayabilen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), bu kez de Yargıtay'ın geleceğini önemli ölçüde şekillendirecek, boş 33 üyeliğe yapılacak atamalar nedeniyle kilitlendi. Kurul'un Eylül ayında atamaları tamamlamayacağı beklentisi yüksekti.

Ancak, Yargıtay'ın boşalan üyeliklerine sekiz ay boyunca atama yapılmaması, hem yüksek yargının çalışmasında sorunlara yol açıyordu, hem de söylentilerin artmasına neden oluyordu.

Kurul'un seçilmiş üyeleri ise ortak aday isimleri belirlenerek oylama yapılmasını istiyorlardı. Ancak aynı hâkim ve savcı kararnamesinde olduğu gibi Adalet bakanı ve Adalet müsteşarı azınlıkta oldukları için ve "istedikleri dışında" kararlar alınabileceğinden çekinmiş olmalılar ki, süreci oylama aşamasına bile getirmediler. Adalet Bakanlığı'nın boş üyeliklerden en az 10'unun kendi belirlediği isimler arasından seçilmesini istediği savları yüksek dille seslendiriliyordu. Taraflar ise hiçbir şekilde "pazarlık" konusunu doğrulamıyorlar ancak 8 aylık gecikmeyi de tutarlı biçimde açıklayamıyorlardı.
Yargıtay Kanunu'nun 29. maddesinde, "Yargıtay'da boşalan üyelik sayısı onu bulunca en geç iki ay içinde seçim yapılması zorunludur" hükmü yer alıyordu. Oysa boşalan üyelik sayısı 33'e, atamama işlemi ise sekizinci aya ulaşmıştı.

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker de, atamaların bir an önce yapılmasını isterken, Yargıtay'daki müzakerelerin yapılmasında zorlandıklarının altını çiziyordu.

HSYK Başkanvekili Kadir Özbek, Yargıtay üyelikleri için sayı fazlalaştıkça, adayların çoğalması, değişik branşlarda seçime katılacak kişilerin artması nedeniyle incelemenin zaman aldığını ve gecikme yaşandığını söylerken, yaşananların perde arkasını şöyle anlattı:

Biz dedik ki, öncelikle Yargıtay üye seçimini yapalım. Arkasından kararnameyi gündeme getirelim. Çünkü Yargıtay seçimindeki harekete bağlı olarak özellikle büyük yerlerde birtakım oynamalar olabilecek. Bu nedenle Yargıtay seçimine öncelik vermeyi düşündük. Bu bağlamda, seçimlere yönelik çalışmalarımızı sürdürürken (... ) Türkiye'nin gündemini yakından takip ediyoruz. Yargıyla ilgili konulara duyarsız kalmamız da mümkün değildi. Onlar da bizim uzun uzun zamanımızı aldı. Bazı çalışmalarımız oldu. Son zamanlarda her gelen başvuruları, dilekçeleri ayrıntılı olarak inceliyoruz. Sadece Kurul gündeminde rutin işler yok. Bunlar dışında yargılamalar sebebiyle bize intikal eden başvurular da var. Onları da göz ardı etmemek gerekiyor. {Cumhuriyet, 6 Ocak 2009)

Kadir Özbek, "Birtakım çekinceler, değişik tercihler söz konusu olabilecektir. Her gelen, getirilen öneri üzerinde bir değerlendirme yapılır. İşin kendi doğası da bunu gerektirir" değerlendirmesiyle de Adalet Bakanlığı'nın boşalan üyeliklere kendi belirlediği adayların seçilmesi isteği savını üstü örtülü doğrulamaktaydı.

Nisan 2009'dan itibaren yapılması gerekirken 8 ay boyunca atama yapılmamıştı; atamalar ancak Ocak 2010 tarihinde yapılabildi, böylece bir kriz daha atlatılmış oldu.

Krizlerden Kriz Beğen

Yargıtay'ın boş bulunan üyelikleri için yapılacak seçimdeki kriz, HSYK’nın Kasım ayı sonunda açıklaması gereken güz kararnamesinin de görüşülememesine yol açtı. Çünkü yargıdaki her yer değişikliği, domino etkisi yaratmaktaydı. Örneğin bir başsavcı yerinden oynatıldığında, ondan boşalan makama da başka yerden yeni başsavcı ataması yapılmak durumundaydı. Bu kez de ondan boşalan yer için yeni bir seçim gerekmekteydi. Her hamle, zincirleme atamaları gündeme getirmekteydi.

Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nda yargıda biri yaz, biri de güzün olmak üzere, yılda iki kez kararname yapılacağı hüküm altındaydı. Yasa emrine rağmen, güz kararnamesi bir türlü görüşülememekteydi.

Üç hafta süren 2009 yaz kararnamesi gerginliğinin ardından, unvanlıların durumu güz kararnamesine bırakılmıştı. Bu yıla kadar, hep Ekim-Kasım aylarında tamamlanan güz kararnamesi, yıl bitmesine karşın yapılamamıştı. Kararnamenin çıkarıl(a)mamış olması, tartışmaları ve tepkileri de beraberinde getirdi.

Hâkim ve savcıların örgütlendiği Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) yılın bitmesine üç gün kala yaptığı bir açıklamayla, adli ve idari yargıda 2009 güz dönemi atama kararnamesinin çıkartılmamasının yargıç ve savcıların özlük haklarını yakından ilgilendirdiğine işaret etti.

YARSAV, yaşananların sorumlusu olarak Adalet Bakanlığı'nı görüyordu. Birlik, sorunların aşılabilmesi için önerilerini şöyle sıraladı:

Adalet Bakanlığı'na bağlı Personel Genel Müdürlüğü'nün kararname hazırlığına ilişkin görevleri kaldırılmalı, yargıç ve savcıların her türlü sicil dosyalan da Yüksek Kurul'a (Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu - HSYK) devredilmelidir. Yargıç ve Cumhuriyet savcılarının atama kararnameleri, yüksek Kurul'a bağlı görevliler tarafından hazırlanmalıdır. Bu nedenle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yasası, 2461 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Yasası ile 2992 sayılı Adalet Bakanlığı Teşkilat Görevlerine İlişkin Yasa'da değişikliğe gidilmelidir. Yargıçların ve Cumhuriyet savcılarının atama ve yetkilendirme işlemleri, kıdem, kariyer, uzmanlık ve liyakati esas alan yazılı, somut ve nesnel ölçütlere bağlanmalıdır. Yargıç güvencesinin gereği olarak atama kararnameleri bir takvime bağlanmalı ve gecikmeden doğan mağduriyetler gözetilerek, öngörülen sürede çıkartılması sağlanmalıdır.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Yasası'nda değişikliğe gidilerek Kurul'un işlem ve görüşmelerindeki gizliliğin kaldırılması gerektiğine işaret edilirken, Kurul'da yapılması istenenlerse şöyle anlatıldı:

Yönetimde açıldık ilkesi Yüksek Kurulun bütün faaliyetlerinde esas alınmalı, özellikle atama kararnamelerinde yer alan meslektaşlarımızın bu konuda önceden bilgi sahibi olması sağlanmalıdır.

HSYK’nın yapısı değiştirilmeli, yürütme organının temsilcisi Adalet bakanı ve bürokratı olan bakanlık müsteşarı, konumundan yararlanarak yakın tarihimizde Yüksek Kurul'u çalışamaz hale getirmesi olgusu da gözetilerek HSYK'den çıkartılmalıdır.

Cumhurbaşkanının Yüksek Kurul'a üye seçme yetkisi kaldırılmalı, demokratik ilkeler gözetilerek, yargıç ve Cumhuriyet savcılarının temsilinde adalete uygun bir yapı oluşturulmalı, atama kararnamelerinde siyasi iradenin etkisi tartışma konusu olmaktan çıkartılmalıdır. HSYK kararlarına karşı etkili başvuru yolu açılmalıdır.

2009 yılının adli yargı güz kararnamesi yıl içinde "çıkarılamamış" ve bir sonraki yıla sarkmıştı. Bu durum, Hâkimler ve Savcılar
Kurulu'nun kuruluşundan beri yapılan kararnameler tarihinde bir
ilkti.

2010 yılı ise bambaşka sürprizlere, ilklere ve bilinmezliklere gebeydi...

Kaynakça
Kitap: İlahi Adalet, Yargının Siyasallaşma Günlüğü
Yazar: İlhan Taşçı
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Türk Yargısı ve Demokratik Sistemi Nasıl Siyasallaştırıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir