Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Turgut Özal'a Güç Veren Yabancı Devlet Kimdir - Bölüm 18

Burada Turgut Özal'ın Faaliyetlerinin Arkasındakilerin Kim Olduğu hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Turgut Özal'a Güç Veren Yabancı Devlet Kimdir - Bölüm 18

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Eyl 2011, 04:27

Turgut Özal'a Güç Veren Yabancı Devlet Kimdir - Bölüm 18

Türkiye şimdi çok renkli bir dönem yaşıyor. Turgut bir yanda gece kulübü açarken, öbür yanda Ankara'da bir camide Cuma namazı kendisi gelecek diye dokuz dakika geç başlatılıyor... Arabesk kültür her alanda egemen oluyor. Turgut'un seçim gezilerinde kürsülerden «Seni sevmeyen ölsün» parçalan çalınıyor... Topluma bir şeyler oluyor. Köşeyi dönme felsefesi yerleşirken her şeye alışıyoruz...

Türkiye'de 1983 yılından beri yaşadığımız olayları düşünürken aklıma hep Semra'nın Vizon defilesinde mankenlik yaptıktan sonra söylediği sözler geliyor:

— «Alışırlar, buna da alışırlar»...

Gerçekten de alışıyoruz. Hem de nelere alışıyoruz... Sessiz, sakin, uysal bir toplum olup çıkıyoruz. Tepki yok, •ses yok... Zamlar yağıyor, yolsuzluklar ayyuka çıkıyor, insanlar kan ağlıyor... Hiç ses yok. Baskılar sürüp gidiyor.
Öte yanda arabesk toplum, bütün hızıyla ve bilinçli olarak oluşturuluyor. Bir arabesk kaset yüzbinlerce satarken, onbin adet satabilen bir kitap için «Çok iyi sattı» deniliyor. Oysa kaset kitaptan daha pahalı...

Turgut'un demeçlerini izliyoruz. Deniz Baykal'dan «Deniz Efendi», yıllarca yanında ve emrinde çalıştığı Süleyman Demirci'den «Bizim Süleyman Bey» diye söz ediyor... 1986 ara seçimlerinden önce «Erdal İnönü efendi adam. Acaba İzmir'de seçimi ona vereyim mi diye düşünüyorum» gibisine espriler yapıyor, inönü'nün başbakanlığa «Gerdeğe girecek damat gibi hazırlandığını» açıklıyor. Yine İnönü için «Aklı o kadar olsa, boyu o kadar uzun olmazdı» diyor ve sonra özür diliyor.
Mizah dergileri Hanedan'la dolu... Fırt dergisinde bir karikatür... Davulcu Asım kayınpederinin karşısında elpençe divan duruyor. Turgut kendisine «Boşuna ısrar etme. Davul bakanlığı kuramam. O kadarı biraz fazla olur» diyor...

Limon dergisinde bir başka karikatür... Semra, ağzında purosuyla Evren'in makam arabasına eğilmiş. Arkasında bir sürü papatya... «Kenan bey, biraz sıkışın da arkadaşlar da binsinler» diyor. Anlayana binlerce karikatür, fıkra ve espri...

Turgut 1983 yılında kendisini iktidar yapan iddialı sözler söylüyor:

— «Enflasyon, hayat pahalılığı ve zam demektir. Enflasyonu durdurmak en önemli görevimizdir. Enflasyonu azaltmadan fakir fukaranın durumunun düzeleceğini iddia edenler, en büyük sahtekârlardır».
Başbakan Turgut, bu yükün altında ezilmeye başlıyor.

Bu kitabın yayınlandığı 1989 yılı başlarında, bu konudaki son sözleri şöyle:

— «Enflasyonu 1992 yılında makul bir seviyeye indirmiş olacağız».

Kitabımızın sonlarına gelirken, Turgut dönemi Türk basınından bazı başlıkları, sadece son yıllara ait olmak üzere size kısaca hatırlatmak istiyorum:

— Manavgatlı papatyalar, Semra Özal'a 40 kiloluk dev bir pasta verdiler. (Hürriyet 17 Mart 1988).
— Semra Özal'ın vakfının Bolu şubesinin açılışında Özal'lara 70 çeşit yemeğin bulunduğu «Padişah Sofrası» hazırlandı. (Milliyet 27 Mart 1988).
— Sanki Başbakan karısı değil, Başbakan... Semra Özal Adana'da devlet töreniyle karşılandı. (Bulvar 4 Nisan 1988).
— Zeynep ve ortağı, 1986'da beş milyon lira vergi verdi. Adana'Iılar gecesinde Zeynep'in kolunda 3 milyon liralık saat, 1,5 milyon liralık taşlı bilezik, özel yapım 3,5 milyon liralık bilezik vardı. Kocası Asım, 10 milyon liralık Rolex marka taşlı saat takmıştı. (Sabah 7 Ocak 1988).
— Semra Özal göz kamaştırıyor. Her toplantıya ayrı elbise, her elbiseye ayrı mücevher. (Tercüman 15 Mart 1988)... .
— Yusuf Özal'a damat olan genç bir gecede terfi etti. Planlama'da küçük bir memur olan Ahmet Danışman, görevli olarak Brüksel'e atandı. (Günaydın 13 Mart 1988).
— KİT yönetim kurullarına atananlar ihya oldu. Arpalıkta tavan iki milyon lira. (Hürriyet 28 Şubat 1988).
— Korkut Özal'ın dünürü ve iş ortağı, Mesut Yılmaz'-ın kardeşi, amcaoğlu, Veysel Atasoy'un kuzeni ve başka ANAP'lılar arsa alıp imar izni çıkarıyorlar. Daha neler neler... (Tempo Dergisi 24 Nisan 1988).
— ANAP'a giren erkek terzisi N. Karaağaç bir milyon lira maaşla Petkim'e müşavir oldu. (Günaydın 15 Mayıs 1988).
— ANAP bakanı Ekrem Pakdemirli temel atmak için İzmir'e giderken, Çeşme'de uçaktan yazlık evinin penceresinin açık olduğunu görüyor. Temeli atıyor, davetlileri. aynı uçakla Ankara'ya götürüyor... Sonra yine aynı uçakla gelip evinin camlarını kapatıyor. (Melih Aşık, Milliyet 4 Haziran 1988).
— Davulcu Asım'ın kardeşi, Yoksul Çocuklara Yardım Vakfı adına makbuz bastırıp milyonlar topladı. Parayı cebe attı. (Sabah 14 Şubat 1988).
— Bankaları üç milyar dolandıran Mustafa Taşar'ın kardeşi aylardan beri yakalanamıyor. (Bütün gazeteler).
— Davulcu Asım, İznik gölü kıyısında av köşkü yaptırıyor. (Günaydın 25 Ocak 1988).
— Başbakanlığın Silifke'de her biri 100 milyona malolan 28 villasından biri Semra Özal'a tahsis edildi. Villanın kapısında «Papatya» yazılı plaket bile var. (Sabah 26 Ocak 1988).
— Mustafa Taşar ANAP kurultayındaki listeyle ilgili olarak «Semra Özal beni sever. Listeden çıkarmaz. Ben ailenin manevi evladıyım». (Günaydın 8 Haziran 1988).
— Cemil Çiçek koruma polisini ve sekreterini Londra'ya götürdü. (Cumhuriyet 9 Mart 1988).
— Turgut Özal: Fiyat artışları Allah'ın takdiridir. Hürriyet 13 Mart 1988).
— Ben seçimden önce zam yapacak kadar enayi değilim. (Turgut'un Meclis tutanaklarından sözü)...
— Devlet Bakanı Abdullah Tenekeci: «Zammı kabul etmeyen vatandaş çekip gidebilir».
— Devlet Bakanı Adnan Kahveci: «Halk zamlardan memnun. Kimse karşı çıkmıyor».
— Turgut'un kızı Zeynep: «Zamlardan her 100 vatandaştan beş tanesi ancak şikayetçi».
— Mehmet Keçeciler: «Zamlar vatan sevgisidir».
— Turgut'un biraderi Yusuf: «2000 yılında Almanya'yı geçeriz».. (Parantez içinde: Nah geçersin).

Bunları yazmakla bitirmek mümkün değil... Bir yanda insanlar açlık çekerken, öbür yanda dükkanlarda iki milyona ithal ceket, 590 bine ithal ayakkabı satılıyor.
Turgut kendisine iki uçak alıyor... Milyarlar ödeniyor. Tam on adet makam arabası olduğu gazetelerde yazılıyor...
Türk milleti zamların altında inlerken, Konutta yaşam görkemli bir biçimde sürüp gidiyor. Konutun 300 metre ötesinde Çankaya Köşkü var... Bazı uygulamalarına ne kadar karşı çıkarsak çıkalım, Evren orada son derece mütevazi bir hayat yaşıyor... Adını olaylara karıştırmıyor.
Ayyuka çıkan hayali ihracat olayında birtakım namussuzlar, devletin milyarlarını göz göre göre soyuyorlar. Bu büyük soygun yıllarca devam ediyor.

Yetkililer bu soygunu:

bizden çok daha iyi biliyorlar... İş iyice patlayıncaya, belgeler ortaya dökülünceye kadar Turgut ve birader Yusuf, hayali ihracatı inkar ediyorlar...

Turgut şöyle diyor:

— «Şimdi de hayali ihracat diye bir şey uydurdular. Bunların hepsi palavradır».

Turgut'un «Palavra» dediği hikaye gün geliyor öyle bir patlıyor ki, ortalık birbirine giriyor... İşin içinden ne isimler çıkıyor!.. İş kimlere bulaşıyor!.. Hiç kuşkunuz olmasın.
bu çorap söküğü önümüzdeki yıllarda da devam edip gidecek ve nice büyüklerimizin başını yiyecek!

Devlet bankaları yıllarca talan edilmiş. Birtakım sahtekarlara devletin trilyonları ihsan edilmiş... Bunlardan bir bölümü belgeleniyor. Araştırma, soruşturma yok...
Ocak 1988'de Resmi Gazete'de bir tebliğ yayınlanıyor ve «Plastik Terlik» ihraç edenlere yüksek vergi iadesi veriliyor. Bu tebliğ kısa bir süre yürürlükte kalıyor ve sonra iptal ediliyor. Birtakım hayaliciler (İşi önceden bildikleri kesin olsa gerek) hemen yüzbinlerce çift plastik terliği yurt dışına «İhraç ediyorlar» ve teşvik olarak devletin yirmi milyarını cebe atıyorlar.

İş bir süre sonra ortaya çıkıyor. Kim bunlar?.. Hangi firmalar?.. O kadar kısa sürede o kadar plastik terliği nerede yaptırdılar?.. Hangi ülkelere sattılar?.. Müşteriyi birkaç günde nasıl buldular?..
Her şey gizli... Olay ortaya çıkıyor, soygunu yapanlar açıklanmıyor...

Bir gün de Resmi Gazete'de yayınlanan bir tebliğle, kürk ithalatı serbest bırakılıyor. Bir hafta sonra bu tebliği de yürürlükten kaldırıyorlar... Bu arada kimler getiriyor yurt dışından kürkleri?., Nasıl oluyor bu işler?..
Ve gün geliyor, Meclis'ten bir yasa ANAP oylarıyla çıkıyor. Altın ve döviz kaçakçılarına sadece 100.000 (Yazı ile: Yüzbin) lira ceza verilmesi hükme bağlanıyor.
Gün geliyor, ANAP bir başka yasa çıkarıyor... Ve hayali ihracat yapan soygunculara hapis cezası verilmemesi hükme bağlanıyor. Niçin?.. Çünkü devletin namuslu insanları bunları yakalamış, namuslu hakimler hapis vermiş ve Yargıtay bu cezayı onaylamış...

Bu yasa hayalicilere bayram ettiriyor... Kamuoyu ayağa kalkıyor. Evren veto ediyor...
Ve bir gün geliyor, devlet bankalarından tokatlanan milyarlar Turgut'un kader arkadaşı Kaya Erdem'e ve biraderi Turgut Erdem'e de bulaşıyor. Bu konuda Hürriyet gazetesi yayın yapıyor... Kaya Erdem, ağır suçlamalarla hükümetten istifa ediyor ve Turgut'u bırakıyor... Çorap, yavaş yavaş sökülmeye başlıyor. Siz 1989 yılını, 1990 yılını izleyin. Daha ne çoraplar sökülecek...

Hanedan'ın bireyleri bütün kesimlere el atmış... Atatürkçülük, ilericilik, dincilik, ticaret, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş... Her yeri, her kesimi aralarında paylaşmışlar. Amaç her kesimden oy gelsin... Ama ne yazık ki oylar artmıyor...
Televizyona çıkan gözleri görmeyen yarışmacı kızı bile büyük reklâmlarla ve kamuoyuna duyurarak Amerika'ya gönderiyorlar... İnsancıl bir olayı bile politika malzemesi yapıyorlar... Tıpkı olimpiyat şampiyonu Naim'i kullanmaya kalkıştıkları gibi...

Hürriyet gazetesinde Özer Karagedikli adlı 14 yaşında bir çocukla röportaj yapmıştım. Çok ilginç şeyler anlatmıştı. Özer'in ailesi son derece fakirdi ve Özer çok çalışkan bir öğrenciydi... Bu çocuğa iş adamı Kutsi Beğdeş sahip çıktı. Onu aldı... Şimdi Özer'i Anadolu lisesinde okutuyor. Harçlık veriyor, giydiriyor... Kutsi bey bu girişiminden önce bana defalarca rica etti ve «Lütfen ismim duyulmasın» dedi. Kutsi Beğdeş'in yüzünü hayatımda görmedim. Hep telefonla görüştük... Bir endişesi vardı... Böyle hayır işlerinin reklâm konusu yapılmasından korkuyordu... Burada kendisinin izni olmadan ismini açıkladığım için Kutsi Beğdeş'ten özür diliyorum.

YÖK Başkanı İhsan Doğramacı'nın, Vehbi Koç'un ve diğer nice insanın hayır işleri yaptıklarını biliyorum. Ama hepsi gizli..'. Hale Bacakoğİu'nu gözlerinin açılması için bu insanlar Amerika'ya gönderseydi, hiç kuşkunuz olmasın ki kimsenin ruhu bile duymazdı. Hale sessizce gidip gelirdi...

Hep düşünüyorum, acaba bir Başbakan ve ailesine Hale'yi reklâm aracı olarak kullanmak ve bu yolla.kamuoyundan sempati toplamaya kalkışmak yakışır mı?
Bunlar Amerikanvari propaganda yöntemleri... Amerika'da öğretilen şeyler... Bir yerde belki onlar da haklı... Turgut ve Yusuf Dünya Bankası'ndan, Ahmet IMF'den gelmiş... Şimdi Türkiye'yi onlar yönetiyor... Bu yöntemlere belki ister istemez başvuruyorlar... Belki de son çareleri!..

Kaynakça
Kitap: Turgut Nereden Koşuyor?
Yazar: Emin Çölaşan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Turgut Özal Nereden Koşuyordu?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir