Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Turgut Özal'a Güç Veren Yabancı Devlet Kimdir - Bölüm 13

Burada Turgut Özal'ın Faaliyetlerinin Arkasındakilerin Kim Olduğu hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Turgut Özal'a Güç Veren Yabancı Devlet Kimdir - Bölüm 13

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Eyl 2011, 03:58

Turgut Özal'a Güç Veren Yabancı Devlet Kimdir - Bölüm 13

Yine 1982 yılındayız... İstanbul'daki Amerikan başkonsolosu, bir gün Nevzad Yalçıntaş'ı arar... Konsolos, çok iyi Türkçe konuşmaktadır. Konsoloslukta buluşurlar.

Yalçıntaş'a şöyle der:

— Mr. özal politikaya girerse acaba onun yanında yer alır mısınız?.. Girerse Türkiye için çok iyi olur. Çok değerli bir insandır. Bizim isteğimiz, kendisine sizin gibi seçkin insanların destek olmasıdır. Türkiye'yi biz çok seviyoruz ve Mr. Özal gibi insanların politikaya girip söz sahibi olmasını istiyoruz. Böyle bir durum olursa, güzel memleketinizin daha da güçleneceğine inanıyoruz.

Amerikan konsolosu nabız yoklamaktadır. Yalçıntaş renk vermez. Turgut'a yakın, sağ görüşlü bir insandır ama Amerika'nın böyle konularda rol oynamasına karşıdır.
1982 sonlarında ve 1983 başlarında Ankara'daki Amerikan büyükelçiliği mensupları ile İstanbul, İzmir ve Adana konsoloslukları Türkiye'de Turgut için nabız yoklamaya başlamışlardır. Birçok kişi ile konuşma yaparlar... Turgut'tan övgüyle söz ederler ve onun siyasete girmesi konusunda ne düşündüklerini sorarlar.

Burada bir anımı daha aktarmak istiyorum. Bu anlattığım dönemdeydi... Gazeteye bir Amerikalı geldi. Kendisini şimdi adını unuttuğum bir Amerikan üniversitesinin öğretim üyesi olarak tanıttı ve hemen aynı konuyu açtı... Adam canavar gibi sorular soruyordu. Son derece bilgiliydi. Hatta bana da hiç bilmediğim bazı şeyler anlattı. Çok şaşırmıştım... Anlattıklarının doğru olup olmadığını bilemezdim. Bilseydim bile, o sıkıyönetim ortamında bunların yazılması mümkün değildi... Turgut'tan uzun uzun söz etti ve «Türkiye'yi kurtaracak adamdır» dedi.

Aynı dönemde Turgut Sunalp, Türkiye'nin Kanada büyükelçisidir. Orada CIA ajanı bir Amerikalı ile dostluk kurmuştur.

CIA ajanı bir gün elinde bir şişe viskiyle Sunalp'a yemeğe gelir ve sorar:

— Sayın büyükelçi, siz bu aşamada bir parti kursanız, acaba Amerika'nın size destek vereceğine inanır mısınız?
— Benim öyle bir niyetim yok ki... Partiyi Bülend Ulusu kuracak...
— Diyelim ki siz kurdunuz... O durumda Türkiye'de Amerika'nın çıkarlarına hangi gözle bakarsınız?
— Yani benim ülkemin çıkarları Amerika'nın çıkarlarıyla çelişiyorsa, elbette ki kendi ülkemin çıkarlarını ön plana alırım.
— Peki siz bir parti kursanız ve iktidar olamasanız,. nasıl bir muhalefet yaparsınız?

CIA ajanının soruları böylece uzayıp gidiyordu... Ve bir süre sonra bu herifin dediği çıktı. Bülend Ulusu uzun temaslardan sonra parti kurmaktan vazgeçti ve onun yerine Kanada'dan Turgut Sunalp getirtildi. Konsey'in partisini kurma görevi Sunalp'a verilmişti!.. Herhalde birileri-bir şeyler biliyordu.

Turgut 1982 yılı sonlarında yanma karısını da alıp Amerika'ya gitti. Orada birtakım kişi ve kuruluşlarla temas kurdu. Dünya Bankası Başkanı Mc Namara, Morgan Trust'un ikinci adamı ve eski dostu Rodney Wagner, IMF yetkilileri, Amerikan hükümetinin bazı alt düzeyde adamlarıyla görüşmeler yaptı. Nabız yoklamaya devam ediyordu.

Bu fırsattan yararlanarak Amerika'da seçim taktikleri ve «Liderlik» konusunda da işin erbabıyla konuşmalar yaptı ve bilmediği şeyleri öğrendi... Ne de olsa, yakın bir gelecekte (bir aksilik çıkmadığı takdirde) lider olacaktı... Amerika'da bu işin uzmanları vardı.

Turgut'a bazı tavsiyelerde bulundular:

— «Her şeyden önce saç biçiminizi değiştirin. Saçlarınız halka hitap etmeli ve çok bakımlı olmalıdır. Böyle-saçlarla ve böyle bir bıyıkla halkın karşısına çıkmayın... Giyim kuşamınıza son derece dikkat edin. Çok güzel giyinin... Gözlüğünüzü de değiştirin. Kalın çerçeveli gözlük sizde iyi durmuyor. Daha modern bir gözlük kullanın, Türk halkının karşısına çıkacaksınız. Onlara mutlu aile görünümü vermeye çalışın. Karınızla birlikte her yerde el ele dolaşın ve gazetelerde böyle resimlerinizin çıkmasını sağlayın. Halk, mutlu aile kavramından ister istemez etkilenir. Bizim başkanlarımız, başkan adaylarımız ve politikacılarımız da hep bu havayı verirler. Evde karılarının suratına bile bakmasalar, karılarından sürekli azar bile işitseler, halkın karşısına el ele ve güler yüzle çıkarlar... Siz seçim kampanyasına çıkınca karınız hep yanınızda olsun. Daha sonra da karınız memleketinizde aktif çalışmalara girişsin. Bakın, bizim başkanlarımızın karıları hep böyledir. Sazı konularda halkın karşısına onlar da çıkarlar... Küçük çocuklarla, yaşlı ve güçsüz insanlarla resim çektirin ve bunların da gazetelerde çıkmasını sağlayın. Bunlar da halkı olumlu yönde etkiler... Sonra televizyon çok etkilidir. Televizyonu iyi kullanın. Televizyona hep yumuşak ifadelerle ve tebessüm eden bir yüzle çıkın. Hiç bilmediğiniz, yapamayacağınız konularda bile insanları ikna etmeye çalışın. İnsanlar size güvensinler ve o işi sizin başaracağınıza inansınlar. Televizyonda etkili olabilmek için kendi -kendinize evde aynanın karşısına geçip idman yapın... Kendinize hep yumuşak ve sevecen bir insan görünümü verin... Ayrıca çok şişmansınız. Biraz zayıflayıp fizik yapınızı düzeltin»...

Turgut Türkiye'ye döndüğü günden başlayarak bu nasihatları yerine getirmeye başladı. Kısa süre sonra, saç biçimi değişmişti. Kendisinin eski ve yeni resimlerine bakarsanız, farkı farkedersiniz! Saçları sürekli kuaför bakımına girdi, fön yapılmaya başlandı. Bıyıklar düzeltildi, yeni elbiseler diktirildi...

Şimdi çok daha bakımlı ve yakışıklı bir erkek olmuştu. Karısı ile el ele gezmeye başladı. Gazetelerde artık böyle resimleri çıkıyordu. Aralarındaki mutluluk tablosunu gazetelere yansıttılar. El ele, kol kola, kucak kucağa... Dans ederken, birbirlerinin ağzına yemek verirken, gülerken, şarkı söylerken, çocuklarla ilgilenirken... Çok mutluydular... Gazetecilere poz vermeye devam ediyorlardı. Herkese, her şeye hoşgörüyle bakıyorlardı... Amerika'da öğrendikleri şeylerden biri de buydu...

Ama onlar da insandı... Sonraki yıllarda başbakan olunca, çok tatsız olaylar yaşayacaklardı. İşler kötüye gittikçe hoşgörülerinden eser kalmayacak, çevrelerinde onlardan yardım isteyen ya da karşı çıkan vatandaşların başına iş açılacaktı. Her şey istedikleri gibi Olmuyordu... Örneğin Semra'nın papatya hanımefendilerle çıktığı- bir gezide arabasına yaklaşıp «Açız» diye bağıran kadınlar, korumalar tarafından yaka paça uzaklaştırılacak ve hanımefendinin rahatsız edilmesi böylece önlenecekti... ANAP mitinginde kendisine yüksek sesle müdahale eden bir vatandaşa Turgut kürsüden «Sonra girersin içeri» diye bağıracak ve korumaları tarafından aynı anda pestile çevrilecekti.

1983 yılının ilk aylarında Turgut parti kurma çalışmalarını başlatmıştır. Şimdi İstanbul'da tanıdığı ne kadar insan varsa, onları toplayıp hem maddi, hem de manevi destek istemektedir. Gazeteci Hulusi Turgut «12 Eylül Partileri» adlı kitabının 128. sayfasında, kendisinin de tanık olduğu bir olayı anlatmaktadır... Turgut bu sırada elbise provası yaptırmaktadır.

Terzisi sorar:

— Şansınız nedir beyefendi?

— Ahmet bey, bizde başarının yolu, Sayın Bayar ile Sayın Demirci'den alınacak icazetten geçer. Ben ikisinden de icazeti aldım.

Oysa ortada alınmış bir icazet falan yoktur. Kaldı ki, icazetin tek yolu, Konsey'den geçmektedir... Turgut bu sırada 100 yaşında olan Bayar'ı ziyaret edip elini öpmüştür. O yaştaki Bayar, hangi gücünü kime verecektir?
Aynı kitabın-148. sayfasında başka bir olay daha anlatılmaktadır... Turgut, partisini kurmak üzeredir. Pera Palas'ta belli kişilere yemek vermekte ve kendisine yandaş toplamaktadır.

Yemekli toplantılardan birinde şöyle konuşur:

— Başta Amerika olmak üzere, dış dünyadan gerekli desteği sağladım. Yaşım 55... Bunca yıl hayli tecrübe edindim. Benim politikaya atılmam, Allah-ü Tealâ'nın emrettiği bir görevdir arkadaşlar. Bu ilahı fırsata kulak verip, Allah indinde sorumluluktan kurtulmak için politikaya giriyorum.

Turgut kesin kararlıdır. Amerika'nın desteği ve Allah'ın emri, kendi ifadesine göre arkasındadır. Bunlar olduktan sonra, artık iş tamam sayılır.
Partiler, 1983 yılı Mayıs ayında kurulacaktır. Çalışmalar hızlanmıştır. Bir yanda, Konsey'in adamı olarak Turgut Sunalp ortaya çıkar... Konsey'in genel sekreteri ve güçlü adamı Necdet Üruğ, «Ağabey» diye hitap ettiği ve çok yakın olduğu Sunalp'ı, Kanada'dan gelişinde havaalanında karşılar. Turgut buna çok bozulur. Demek ki askerler açıkça Sunalp'ın partisine oynayacaklardır.

Bir yanda Turgut kendi partisini kurmak için çalışırken, Konsey «Sosyal demokratların» Başbakanlık Müsteşarı Necdet Calp'a kurdurulacak bir partide örgütlenmesine karar vermiştir. Bu partinin başkanlığına, Caip uygun görülmüştür... Partileşme sürecinde eski AP'liler tarafından kurulan Büyük Türkiye Partisi kısa süre sonra kapatılacak, SODEP ve DYP'nin seçimlere girmesine izin verilmeyecektir. Bu iki parti, veto üstüne veto yiyip saf dışı kalacaktır.

Süleyman Demirel, daha sonra şöyle diyecektir:

— Partiler kurulurken Turgut Özal. Konsey'e haber gönderdi ve «Eski siyasetçilerin hakkından sadece ben gelirim. Bu yüzden, benim parti kurmama engel olmayın. Ben dört eğilimi de kendi partimde birleştireceğim» dedi... Bunu biliyoruz.

Turgut Sunalp ta şunları söylüyordu:

— Amerika dönüşünde, Evren'i ziyaret etti. Kendisine «Ben de mutlaka parti kurmak istiyorum. Eğer izin vermeyecekseniz, yine gidip Dünya Bankası'nda çalışacağım» dedi... Evren kendisine «Ben karışmam. Siz partinizi kurun» deyince çalışmaları iyice başlattı. Ondan sonra da İstanbul'a gelip «Ben Konsey'den icazeti aldım» dedi...

Demirel ve Sunalp, bu açıklamaları bana yaptılar.
Bütün bunlar olup biterken, Turgut İstanbul'da kendisiyle Demirel adına görüşen ve «Bizim kuracağımız partiye gelin» diyen Hüsamettin Cindoruk'a «Ben askerlerden izin aldım. Bana izin verecekler, sizin partiniz yürümeyecek. Siz bana gelin» diyecekti.

Mayıs 1983'te partiler kuruluyor. ANAP, MDP ve Halkçı Parti... Seçime bunlar katılacak!
Turgut bu aşamada partisi için para topluyor. Çok sayıda iş adamı, ne yapacağını ve hangi partiye yanaşacağını şaşırmış durumda. Yanlış ata oynamanın bedeli ileride çok pahalıya gelebilir. Bu nedenle bazı büyük iş adamları, tamamen tarafsız kalmayı tercih ediyorlar... Koç ve Sabancı, 6 Kasım 1983 seçimleri öncesinde ANAP'a para yardımı yapmıyorlar. Bu iki büyük, Turgut iktidar olduktan sonra 1984 Mart ayında yapılan yerel seçimlerde ANAP'a 25'er milyon verecekler. Raif Dinçkök, 20 milyon verecek.

ANAP kurulurken paraları genelde üç kişi topluyor. Turgut, Vural Arıkan ve parlak Erol... ANAP döneminde büyük performans gösterip te iki banka sahibi olmayı beceren Erol Aksoy... Erol'un o günlerde şimdi olduğu gibi parası yok. Eli cebine gitse bile, bir şey çıkmıyor. Yıldızı henüz parlamamış. Bu yüzden, başkalarından para topluyor... Örneğin iş adamı Selahattin Beyazıt ta ANAP'a para vermiyor. Selçuk Yaşar, Mehmet Ali Okumuş, Kemal Horzum gibi iş adamları da MDP'ye oynuyor... Sonra Okumuş batıyor, Selçuk Yaşar büyük darboğazlara giriyor. Kemal Horzum ise, işini iyi biliyor. ANAP döneminde devlet bankalarından milyonlarca dolar, milyarlarca lira tutarında kredileri almayı başarıyor.
Aslında para toplamak zor iş... Gerçi isteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara ama olsun... Vural Arıkan'-la Kaya Erdem, bir ara İzmir'de para toplama turuna çıkıyorlar. Bir iş adamına gidiyorlar... Kaya Erdem «Ben Maliye Bakanı iken bu adama çok faydam oldu. Mutlaka verir» diyor ama adam vermiyor. Çok bozuluyorlar.

Ama verenler de oluyor. Hicri Haznedaroğlu 25 milyon veriyor. Eymen Topbaş ve ailesi, Ülker bisküvilerinin sahipleri, Zeki Aytaç, Şarık Tara gibi iş adamları kesenin ağzını iyice açıyorlar. Şarık Tara 1983 yılının parasıyla tam 50 milyon veriyor. Sonra Allah, Şarık Tara'ya da gönlüne göre işler veriyor.

O sırada Korkut biraderimiz ticaret hayatına henüz girmiş durumda değil ki abisine yardım etsin... Korkut köşeyi dönmeye kısa bir süre sonra başlayacak ve hayırlı işler başaracak.
Partisi kurulurken Turgut'un sorunu sadece para değil... Seçim öncesinde adam bulamıyorlar. Aday gösterecek kimse yok... Her tavsiye edilen, milletvekili listesine giriyor... ANAP döneminin büyük devlet adamları, bunların arasından çıkıyor.

Kaynakça
Kitap: Turgut Nereden Koşuyor?
Yazar: Emin Çölaşan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Turgut Özal Nereden Koşuyordu?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir

cron