Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

ABD Petrol Kartelleri, Açık Denizlerdeki Petrole Kilitlendi

Birinci Dünya Savaşının galibi İngiltere'dir. İngiliz devletini yöneten unsur kraliyet hanedanlığıdır. Bilindiği gibi İngilizler, Almanlar, Hollandalılar ve Fransızlar gibi Cermen milletinin bir mensubudurlar.
Birinci Dünya Savaşından sonra Dünyayı yöneten unsurun Birinci Dünya Savaşının galibi ve baş aktörü olan ülkenin olduğunu anlamamız gerekir.
İşte bu İngiltere devleti, kendisinin bir uzantısı olan Amerikan devleti ve Almanya devletindeki bazı aile şirketlerini, şeytani tarikatları ve hükümet nezdindeki önemli kişileri kullanarak(ve ayrıca onları büyütüp, ünlü yapıp, sahneye çıkartıp ve sonrasındada besleyip), Devlet+Mafya-Tarikat-Gladyo sistemini İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında kurmaya çalışmak istemiştir ve başarılı olmuştur.
Nasıl başarılı olmuştur ve bu Devlet+Mafya-Tarikat-Gladyo sisteminin içinde kimler var?
Devlet: İngiltere-Amerika.
Devleti Yöneten Hanedan(İngiliz/Cermen Milletine Hizmet Ediyor): Windsor(İngiliz Cermen Kökenli) ve Rothschild(Hazar Türk Kökenli) sülalelerinin karışımı
Mafya: Rockefeller-Rothschild-JP Morgan gibi sülale şirketleri
Tarikat: İlluminati, Mason, Bilderberg gibi şeytani tarikatlar
Gladyo: İngilizlerin kontrolünde olan Faşist İktidarlar: İngiliz Ajanı Kukla Hitler ve Kukla Nazi Devleti/Hükümeti, ve İngiliz Ajanı Kukla Stalin ve Lenin'in Sovyetler Birliği'nin Yıkımını Amaçlayan Yeni Sovyet Devleti/Hükümeti.
Bu konu hakkında ayrıntılı bilgileri bu forumdaki başlıklarda bulabilirsiniz.

ABD Petrol Kartelleri, Açık Denizlerdeki Petrole Kilitlendi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 06 Haz 2011, 01:33

ABD Petrol Kartelleri, Açık Denizlerdeki Petrole Kilitlendi

Ham petrol fiyatları yükselmeye devam ediyor, petrol 11 Temmuz 2008'de 147,25 dolara ulaşarak tarihi zirvesine yaklaştı. Ağustos ortasında 120 dolann altına inen petrolün varil fiyatı, Rusya-ABD gerginliğiyle yeniden tırmanışa geçti.

Goldman Sachs'in tahminlerine göre fiyatlar 200 dolar/varile kadar çıkabilecek. Yarı resmi Rusya haber ajansı Ria Novosti'nin ekonomi uzmanlarına göre ham petrol tüm zamanların rekorunu kırarak önümüzdeki bir iki yıl içinde 150-200 doları bulacak.

ABD'li petrolcü Bone Pickens'e göre ABD'nin petrole bağımlılığını azaltmaması halinde petrol fiyatları 300 dolar/varile tırmanacak.
Petrolde fiyat yükselmeleri arz talep dengesi kurulmamasına, jeopolitik gelişmelere, spekülatif oyunlara ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) politikalarına kadar birçok nedene bağlı. ABD ve Avrupa ise fiyat yükselmelerinin OPEC'ten kaynaklandığında ısrar ediyorlar ve dünyayı OPEC'e karşı tavır almaya zorluyorlar.

OPEC üyesi ülkeler OPEC'in değil, vadeli piyasaların ABD dolarının değerinin düşük tutulmasının fiyatları yükselttiğinde ısrarlılar.
Konunun ele alındığı, Haziran 2006 sonlarında gerçekleştirilen Atina seminerinde, Suudi Arabistan Petrol Bakanı Ali el Naimi, OPEC'in görüşlerini şöyle ifade etmişti: "Vadeli piyasalarda 2006 Aralık fiyatları yüzde 85 artmıştır. Artış OPEC'te petrol kıtlığından kaynaklanmamıştır. Global stoklar yüksek, global büyüme düşüktür. Alternatif enerji kaynakları gelişmektedir. Bunlar da fiyat yükselmelerinin OPEC kaynaklı olmadığını doğrulamaktadır."
Venezuela Heyet Başkanı Chavez, Atina'da ve daha sonra Mayıs 2008'de Karakas'ta yaptığı açıklamalarda aynı görüşleri savundu.

Almanya Başbakanı Gerhard Shröder de parlamentoda yaptığı konuşmada uluslararası piyasalarda 65 doların üzerinde seyreden petrolün varil fiyatının 20-30 dolarlık kısmının sırf spekülasyondan kaynaklandığına dikkat çekmişti.

Alman ekonomi bakanı Wolfgang Clement, Alman radyosuna verdiği demeçte; ABD'nin uzun zamandır rafine kapasitesini arttırmadığına işaret etmiş, çoğu ABD kökenli büyük hedge fonlarının yaptığı spekülasyonların petrol fiyatları üzerinde 18 dolar civarında yükseltici etki yaptığını
açıklamıştı.

Kafaların son derece karıştırıldığı böylesine bir ortamda, petrol fiyatlarının hızlı yükselmesinin gerçek nedenlerini yakalamamıza yardımcı olacak ipuçlarını Prof. Zbigniev Brzezinski "Tercih" adlı kitabında veriyor.

Brzezinski şunları yazıyor:

"Amerika büyük petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip Ortadoğu bölgesinde son derece büyük stratejik ve ekonomik çıkarlara sahiptir. ABD bölgede büyük bir güvenlik rolü oynamasına, bölgeden petrol ve doğalgaz ihracına bağımlı Avrupa ve Asya ekonomilerine ve siyasetlerine etki yapmasına bağlı olarak bölge petrolünün görece düşük fiyatlarından ekonomik olarak büyük karlar sağlıyor."

Brzezinski, ABD'nin düşük ve yüksek fiyatlarda büyük karlar sağlandığını ifade ediyor. ABD 1971 ilk petrol krizinden aldığı derslerle OPEC üzerinde sürekli baskı oluşturuyor. Fiyatların 11 Temmuz 2008'deki gibi 147,25 dolarla zirve yaptığı dönemlerde karlar da olağanüstü yükseliyor. Amerikan petrol ve savaş sanayi dev şirketlerinin, iktidara taşıdıkları Başkan Bush döneminde bu uygulamayı bir strateji haline getirilmeye çalıştığı dikkatten kaçmıyor.

Dev Şirketler Sermaye Biriktiriyor

Talebin ve fiyatların düşük düzeyde olduğu 1960'lı yıllarda petrol arama ve çıkarma yatırımları da düşük düzeydeydi. 1971 ilk küresel petrol krizinden sonra petrol arama ve çıkarma çalışmalarına daha fazla yatırım yapabiliyorlardı. Fiyatların uzun süreler düşük seyrettiği kriz sonrası dönemde dev petrol şirketleri bu yatırımları yapmakta zorlandılar veya daha ileri yıllarda bu yatırımları yapmak için beklediler.

Dev şirketler, yaptıkları araştırmalarda, açık deniz tabanlarının 3-6 km derinliklerinde zengin petrol yatakları bulunduğunu, bu yataklardan petrol çıkarmak için çok büyük yatırımlar gerektiğini, bu yatırımların gerçekleştirilebilmesi için petrol fiyatlarının çok yüksek düzeylere çıkması ve bu düzeylerde süreklilik kazanmasına bağlı olduğunu saptadılar.

Dev petrol şirketlerinin başkanlarının da aralarında bulunduğu 175 yetkilinin hazırladığı "Enerji Hakkındaki Acı Gerçekler"A-' raporunda, petrol ve doğalgazm 2015'e kadar tükeneceği tahmini yer aldı.

Petrol yataklarına yönelik keşifler 1960'larda zirveye ulaşmıştır. Son büyük yataklar 1970'lerde bulunmuştur. Sadece Irak'ta işlenmiş çok zengin devlete ait yataklar bulunduğu açıklanmıştır.

Raporda, yeni büyük petrol sahalarının bulunması halinde bu kötümser tablonun değişebileceği öngörülmüştür. Gerçekten de son araştırmalarda bazı açık deniz tabanlarının kilometrelerce derinliklerinde zengin petrol ve doğalgaz yatakları bulunduğu kanıtlanmıştır.

ABD Jeolojik Araştırma Kurumu'nun son raporunda "ortaya çıkarılmamış petrol ve gaz rezervlerinin yüzde 84'ünün açıklarda, geriye kalanının da kıyıya yakın yerlerde, karasularında bulunduğu" saptanıyor. Raporda, dünyada "gaz ve petrolün" oluşturduğu bilinen (tüketilen ve kalanları kapsayan) rezervin, 2,3 trilyon varil olduğu, ulaşılan rezervinin 900 milyar varilinin yalnızca Basra körfezi civarında bulunduğu öngörülüyor.

Yeni Petrol Alanları

Büyük miktarlarda petrol yataklarının mevcut olduğu tespit edilen yeni alanlar şöyle sıralanıyor: Doğu Çin Denizi, Hazar Denizi, Meksika Körfezi, Küba açıkları, İngiltere ve Norveç'in kuzeyindeki petrol alanlarına mücavir alanlar, Antartika, Karadeniz ve Akdeniz'in derinlikleri. Kuzey Kutbu bölgesindeki petrol yataklarının Rusya'nın ekonomik garantisini sağlayacak zenginliğe sahip olduğu belirtiliyor. Brzezinski, "Sibirya'nın ölçülemez doğal varlığı Rusya'nın geleceği için en iyi ümididir" diyor.

Sorun, dünyanın bazı açık deniz ve karasularındaki olası petrol sahaların tespit edilmesi ve bu sahalardan petrol çıkarılması için gerekli devasa yatırımların finansmanının sağlanmasında düğümleniyor. Petrol fiyatlarındaki hızlı artışlar nedeniyle dev Amerikan petrol şirketlerin kasalarında muazzam paralar birikti ve birikmeye de devam ediyor. Şirketler bu paralarla bir taraftan büyük petrol sahalarını kapatırken diğer taraftan da denizlerin 3-6 km. derinliklerinde petrol aramalarında büyük yatırımlar yapmaktadırlar.

Yüksek fiyatlardan en fazla kazanç sağlayacak ve bu paralarla dünyanın bazı derin denizlerinde petrol arama ve çıkarma çalışmaları yapabilecek görünürdeki tek ülke ABD'dir, çünkü gerek teknoloji gerek sermaye gücüyle öne çıkan dev arama ve üretim şirketlerinin neredeyse tümü ABD şirketleridir.

ABD'nin Gizli Stratejisi

Bu bağlamda ABD dışındaki şirketler deniz derinliklerindeki petrol sahalarına sahip olamayacaklar. Rakipsiz güç olarak tek başına kalacak olan ABD, sözde kendisine karşı tehdit oluşturacak güçleri hegemonyası altına alarak ekonomilerini ve siyasi yapılanmalarını çökertecek, onları uydu devletler kervanına katacak. ABD'nin gizli stratejisi bu olsa gerek.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Petrol fiyatlarının göreceli olarak yükselip düşürülmesinin ABD'nin küresel hegemonyasının sürdürülmesine yönelik gizli ve sinsi bir strateji olması olasılığı oldukça fazladır.!

Kaynakça
Kitap: Açılım Kıskacı
Yazar: Erol Bilbilik
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön İngiltere ve Amerika Birliği Faaliyetleri: 2. Dünya Savaşı ve Türk Soyumuzun Baş Düşmanı olan Cermen Menfaat Merkezi'nin Kuruluşu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir