Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Mehmet Fakih Bey, Giresun, Çepni Türkmenleri ve İpekoğlu

Burada Osmanlı İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Mehmet Fakih Bey, Giresun, Çepni Türkmenleri ve İpekoğlu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Nis 2011, 16:57

Family Tree Dna et. al. 2011 Çalışmasında Yunanistan Türklerinde Haplogrup T

Çalışma Adı: NIKOLAOS METAXOPOULOS(İPEKOĞLU) ile Kişisel Sohbet
Haplogrup T Sayısı: 1/1
Haplogrup T Frekansı: 100.0%

Toplam Haplogrup T Frekansı: 100.0%

Yusuf Halaçoğlu Kaynaklarında:

Cemaat: İpeklü Cemaati
Taife: Dulkadırlı Türkmenleri
Boy: Eymür
Soy: T
Hane: 16
Kaynak: Maraş S. BOA, TD, nr. 402, s. 622, sene 938 (1532)

TRABZON İLİ BEŞİKDÜZÜ İLÇESİ TÜRKELLİ BELDESİ
TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARININ TESCİLİ VE KORUMA ALTINA ALINMASI HAKKINDA RAPOR


Türkelli Beldesi ve Yöresinin Kısa Tarihçesi:

Giresun'un Eynesil ilçesinden Karadeniz'e karışan Oğuz Deresi'nin üst kısımlarında, Oğuz adı verilen bölgenin en büyük yerleşmesi Türkelli beldesidir. Yapılan incelemeler sonucu bu yerleşmenin tarihinin 15. yüzyıla kadar indiği düşünülmektedir. Buraya ilk kez Zigana dağlarında yaşayan Mehmet Fakih Bey ve yakınlarının yerleştiği ve tatlı su kaynaklarından birinin yanına (Güvende) kendisiyle oğlu Oğuz Han için birer konak yaptırdığı rivayet edilmektedir. İnanışa göre bu konaklar, günümüzde Türkelli Beldesi, Atatürk Mahallesi'nde yer alan, ancak birkaç yıl önce üzeri toprak doldurularak yok edilen Güvende Suyu'nun çevresinde yer almakta idi. Bu çevrede şimdi Karaosmanoğlu (Garazenû), Hekimoğlu (Hekimû), Karaalioğlu (Garalû), Hacıalioğlu (Hacelû) ve İpekoğlu (İbigû) adlı aileler oturmaktadır (res. 1). İnanışa göre bu ailelerden Hekimoğlu dışındakilerin soyları Mehmet Fakiri Bey'den gelir. Hekimoğlu ailesi ise oturdukları yeri 1940'larda buradan göç eden ve yine Mehmet Fakiri Bey'in soyundan geldiği söylenen Sağıroğlu (Sağırû) ailesinden satın almıştır.
Türkelli'de öteden beri soy araştırmaları yapanlar olmuştur. Bu araştırmalar sonucu oluşturulan soy ağacına göre (res. 2) bugün beldede Sağlam, Hacıalioğlu, Dişli, Öztürk, Karakoç, İpek ve Kılıç soyadını taşıyanlar soylarını Mehmet Fakif Bey'e dayandırmaktadır.

Resim
Medrese Bahçesi, Güvende Suyu ve çevresinin bugünkü durumu.

Resim
Mehmet Fakif Bey'in soyu.

Yukarıdaki soyağacında yer alan şahıs adları, yöredeki yer adları ve Karadeniz dağlarında yerleşmiş olan Oğuz Türklerine ait izler göz önüne alındığında, Mehmet Fakih Bey soyunun Malazgirt Savaşı'nın hemen ertesinde bölgeye yerleşmeye başlayan halk gruplarıyla ilişkili olduğu düşünülebilir. Giresun ile Trabzon arasındaki dağlık bölgede yerleşen en önemli Oğuz boyunun Çepniler olduğu bilindiğine göre, Türkelli ve yöresi ile ilgili araştırmalarda öncelikle bu halk üzerinde durmak gerekir. Çepniler konusunda yapılan detaylı araştırmalardan biri F. Sümer' aittir (Oğuzlar: Türkmenler Tarihleri - Boy Teşkilatı - Destanları, İstanbul 1992). Yavuz Selim zamanında hazırlanan tahrir defterlerinde (1515/16) Giresun, Torul ve Görele arasındaki bölge "Vilayet-i Çepni" diye geçer. Türkelli bu vilayetin doğusunda yer alır. Burada adı geçen Görele, o zamanlar bugünkü Eynesil kalesi ve çevresindeki yerleşmenin adıdır. Türkelli Beldesi buranın kuş uçumu 5 km güneyindedir.

Malazgirt Savaşı'nın ardından (1071) Sivas, Tokat, Amasya, Çorum, Yozgat, Kayseri, Malatya ve Gümüşhane bölgelerinde egemenlik kuran Türk boyları, Danişmend Gazi döneminde Karadeniz sahilinin bazı kesimlerine saldırılar düzenlemiştir. Çepni Türkmenleri Danişmendlilerden sonra Orta Karadeniz Bölgesi'nde iki beylik kurmuşlardır. Bunların biri Niksar'ı merkez alan Taceddinoğulları Beyliği, diğeri ise merkezi Mesudiye yakınındaki Kaleköy olan Hacıemiroğulları Beyliği'dir. N. Demir Hacıemiroğlu Beğliği ile ilgili önemli araştırmalar yapmıştır (Hacıemiroğlu Beyliği, İstanbul 2007).

Ordu ve Giresun bölgesinde etkin olan Hacıemiroğlu Beyliği, İlhanlı Devleti parçalandıktan (1336) sonra kurulmuştur. Bu beyliğin adı Bayramoğlu Beyliği olarak da bilinir. Çepni soyundan gelen bu ailenin egemenlik kurduğu bölge, 1455 yılına ait Ordu ve yöresi tahrir defterinde "Vilayet-i Bayramlu me'a İskefsir ve Milas" olarak geçmektedir. Ayrıca bu beylikle Pontus kraliyet ailesi arasında dünürlük ilişkisi vardır. Beylik, Kadı Burhaneddin'in de desteğini alan Süleyman Bey zamanında en parlak dönemini yaşamıştır. Bu dönemde Ordu ve Giresun bölgelerinin tamamı Türkmenlerin egemenliği altına girmiştir (res. 3).
Kadı Burhaneddin 1398'de Akkoyunlular tarafından öldürülünce, Hacıemiroğlu Beyi Süleyman Bey bölgede önemli bir bağlaşığını kaybeder. Fakat aynı yıl Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid Samsun'u elde edince, Hacıemiroğlu Beyliği Osmanlı egemenliğini kabul ederek yerini sağlamlaştırır. Osmanlı ordusu 1402'de Ankara Savaşı'nı kaybedince ise, bir süre Timur'un etkisi altında kalan beylik toprakları, Vakfıkebir'den Terme'ye kadar olan sahil kesimi, güneyde Niksar'ın doğusundan Koyulhisar'ın kuzeyine kadar olan Kelkit vadisi, Şebinkarahisar dışarıda kalmak üzere Kürtün'ün batısı ve buradan Fol deresi vadisinden Vakfıkebir'e ulaşan sınırlar içinde idi.

Hacıemiroğlu Beyliği toprakları 1427 yılında kesin olarak Osmanlı Devleti'ne katılmış, beyliğin iç yönetiminde herhangi bir değişiklik olmaksızın, yeni bir düzenlemeyle kazalar oluşturulmuştur. Bölgede tahrirler hazırlanarak tımar idaresi uygulanmaya başlamıştır. 1455¬1613 yılları arasında Bolaman ırmağı ile Aksu ırmağı sınır olarak belirlenmiş; Bolaman ırmağının batısı Canik Sancağı'na bağlanırken,! iki ırmağın arası Vilayet-i Bayramlı, Aksu Irmağı'nın doğusu ise Vilayet-i Çepni olarak kayda geçmiştir.
Fatih Sultan Mehmed'in 1461 yılındaki Trabzon kuşatması sırasında Çepni beyleri ve bölge halkı Fatih'i desteklemiş ve ordusuna katılmıştır.

Resim
Hacıemiroğlu Beyliği'nin 15. yüzyıl başındaki sınırları (Kaynak: N. Demir).

Mehmet Fakih Bey ve Türkelli'deki Medrese Bahçesi: "Fakih" adı, 14. yüzyılda kanıtlardan hüküm çıkarma yeteneği olan bilge kişilere verilen bir unvan olarak karşımıza çıkar. Orhan Gazi'nin 1360 tarihli vakfiyesine (sadr-ül-kebir) göre ahi reislerine de bu unvan verilmektedir. Bu bilgiler, Türkelli beldesinde halen "Medrese Bahçesi" diye anılan yerde eskiden bulunduğu söylenen medrese ile birleştirildiğinde, belde tarihi için son derece ilginç bir sonuca ulaşılmaktadır. Medrese Bahçesi, yukarıda söz edilen ve Mehmet Fakih Bey'in çevresine konaklar yaptırdığı rivayet edilen Güvende Suyu'nun 100 m kadar kuzeyinde, yani Mehmet Fakih Bey'in torunlarının halen sahip olduğu arazinin hemen kenarındadır. Burada kırk odası olan terkedilmiş büyük bir bina olduğu ve yıkılan binanın ahşap ve taş malzemesinin köylüler arasında paylaşıldığı Türkelli'deki yaşlılar tarafından anlatılmaktadır. 1911 yılına ait bazı kayıtlar söz konusu medresede çalışan eğitim görevlileriyle aynı yıl bu medresede eğitim gören öğrencilerin adlarını göstermektedir. 1927 yılında bugünkü Merkez Camisi'nin karşısında iki sınıflı Oğuz İlk Mektebi açılana kadar bu medrese tüm bölgenin yegane eğitim kurumudur.
Bu bilgiler ışığında Mehmet Fakif Bey, yerleştiği Güvende Suyu çevresinde ilk iş olarak bir "okul" yaptırmış olmalıdır.

Osmanlı Tahrir Defterleri'ne Göre Bugünkü Türkelli Beldesi: F. Emecen, 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi 4. sayısında yayınlanan "XV. ve XVI. Asırlarda Giresun ve Yöresine Dair Bazı Bilgiler" adlı makalesinde (Samsun 1989), 1486 yılında yapılan tahrir kayıtlarından söz edilmektedir. Buna göre Türkelli ve çevresi Eyalet-i Rum sınırları içinde, Trabzon sancağına bağlı Çepni İli olarak Kürtün Zeameti adlı bir idari üniteye bağlıdır.

1515 tarihli tahrir defterine göre ise bugünkü Eynesil Kalesi'nin çevresinde bulunan Görele, Trabzon sancağında, Kürtün kazasına bağlı, Çepni Vilayeti adlı idari birimde bulunmaktadır. Görele (Eynesil) kalesi, defterde sıralanan Kürtün kazasındaki dört kaleden üçüncüsüdür. Bu defterde idari yapı nahiye esasına göre yapılmıştır. Buna göre Kürtün nahiyesine bağlı köyler arasında Bada, Eynesi ve Oğuz (bugünkü Türkelli) yer almaktadır. 1515 tarihli Eyalet-i Rum Tahrir Defteri'ne göre, Görele Kalesi'nin camisinde görevli olan Mehmet Fakih'e Kelete, Manastır ve Kızılcainek köyleri tımar olarak verilmiştir.

1486 ve 1515 tarihli tahrir defterleri karşılaştırıldığında 29 yıl içinde yörede nüfusun hızla arttığı ve çok sayıda yeni köy kurulduğu görülecektir. Aşağıda ilgili tahrir kayıtlarında geçen hane sayıları gösterilmektedir:

Oğuz (Türkelli) 55 (1486) 117 (1515)
Yüregir 44 123
Alayurt 92 175
Eynesil 38 50
Hisarcık 19 33

Bu bilgiler Türkelli beldesinin bölge için tarihsel önemini ortaya koymaktadır. Eski gelenekler gibi kültür varlıklarının da hızla yok olduğu günümüzde, Türkelli gibi tarihsel öneme sahip yerleşim yerlerinde bulunan ve yok olma tehdidiyle karşı karşıya olan kültür varlıklarına dikkat çekilmelidir. Bu varlıkların saptanması, araştırılması, kayda geçirilmesi ve koruma altına alınması için gerekli girişimlerde bulunmak zorunludur. Aşağıda, Türkelli beldesindeki bazıları tescil edilmiş üç yapıyla diğer önemli birkaç kültür varlığı sıralanmaktadır.

Türkelli Camisi: Trabzon Koruma Kurulu'nun 06.07.1998 tarih ve 3172 sayılı kararı ile dinsel yapı grubunda ve cami türünde "Merkez Mahalle Camii" adıyla tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Mimari özellikleri bakımında Beşikdüzü Çarşı Camisi'ne benzemesine karşın Beşikdüzü'ndeki cami henüz tescil edilmiş değildir. Türkelli Camisi'nin aynı usta tarafından yapıldığı söylenmektedir. 1912 yılında yapımına başlanan caminin yapımı yarım bırakılmış ve usta köyden ayrılmıştır. Bunun nedeni Birinci Dünya Savaşı olaylarına ve ustanın Ermeni olmasına bağlanmaktadır. Köylü, daha sonra parasını da almadan giden ustayı Trabzon'da bulmuş ve aralarında topladıkları parayı kendisine vermiştir.

Boğuntu mevkisinden getirilen taşlarla inşa edildiği söylenen caminin yarım kalan doğu ve güney duvarları ile kuzeydeki son cemaat yeri köydeki ustalar tarafından tamamlanmıştır. Bugün caminin şadırvanı yol yapımı nedeniyle yok edilmiştir. Resim 4 caminin ve çevresinin 1987 yılındaki durumunu göstermektedir.

Cami Çevresindeki Servi Ağaçları: Yukarıda tescil edildiği belirtilen tarihi caminin çevresinde zamanla bir köy mezarlığı oluşmuştur. Caminin yapılış tarihi göz önüne alındığında, bu mezarlıktaki bazı servi ağaçlarının yaşlarının yüz yılı bulduğu anlaşılmaktadır. Bu çevrede ileride yapılacak herhangi bir düzenleme çalışmasında kesilerek yok edilme tehlikesine karşı, beldenin bu en yaşlı ağaçlarının ivedilikle tescil edilerek koruma altına alınması gerekir.

Fırın ve Dükkan: Yine söz konusu caminin tam karşısındaki eski araba yolu üzerinde yer alan ve yan yana duran fırın ile dükkan Türkelli'deki eski yaşam alanlarından bir bölümü oluşturur. Bu yapıların ve çevresinin özgün durumu henüz hiç bozulmamıştır. Beldede hızla artan yapılaşma bu eski yaşam alanını tehdit etmekte, bu nedenle söz konusu fırın, dükkan ve çevresinin tescil edilerek koruma altına alınması gerekmektedir. Resim 5'de sözü edilen yapıların camiye göre konumunu gösteren 2008 yılında çekilmiş bir fotoğraf görülmektedir.

Türkelli Evleri: Büyük kentlere olan göçün son birkaç on yıldır geri dönmesi nedeniyle, Türkelli beldesinde betonarme bina sayısı hızla artmaktadır. Bölgenin iklim koşullarına ve geleneklerine hiç uymayan beton yapılar yüzünden eski binalar terk edilmekte, yıkılmakta ve hızla ortadan kaybolmaktadır. Karadeniz bölgesi geleneksel bina biçimi taş duvar ve ahşap malzeme bileşimiyle ön plana çıkar. Meyilli arazilerde, bahçelerin üst bölümlerine kurulan bu yapılar, alt katta bir ahır ve üst katta daha geniş bir alanda asıl ev biçiminde iki katlı bir plana sahiptir. Ahır bölümünün üzeri tahta döşemeyle kapatılarak evin odaları buraya yerleştirilir. Buraya "tahta üstü" denir. Geride kalan toprak zemin ise mutfak ve işlik olarak kullanılır. İşlik / mutfak bölümüne ana kapı ve bunun karşısında yer alan bir arka kapıyla giriş sağlanır. Arka kapıdan evin hela bölümüne de geçilebilir. İşlik / mutfak bölümünün çevresini çamur harcıyla yapılan düzgün taş duvarlar çevirir. Kapı kenarları düzgün kesilmiş blok taşlarla belirlenir. "Tahta üstü" denilen bölümün duvarları ahşap bölmelerin arasına küçük taşların doldurulmasıyla yapılır. Bu duvarın yüzeyi genellikle sıvalıdır. Bu bölümdeki odaların pencereleri ahşap kepenkli ve dikey sürgü sistemlidir. Tahta üstünün ortasında, öndeki bahçeye hakim bir balkon yer alır. Bu bölümdeki odaların bir köşesi, yere yapılan küçük bir taş döşeme ile banyo haline getirilir. Günümüze pek azı ulaşan kiremit kaplı çatılardan, geleneksel evlerin çatılarının bir zamanlar beşik çatı biçiminde ve oluklu kiremit kaplı olduğu anlaşılmaktadır.

Bu raporda ivedilikle tescil edilerek koruma altına alınması istenen geleneksel sivil mimari örneği kendi ailemize ait, dedelerimizin inşa ettiği binadır.
Mehmet Ziya Evi: Türkelli'deki en güzel geleneksel evlerden biri Atatürk Mahallesi Kılıç Ai Sokak'daki Mehmet Ziya evidir. Garazenû diye anılan ailenin en eski evi olması nedeniyle önem taşıyan bu ev, Türkelli'ye ilk gelen Türkmenlerin yerleştiği arazinin kenarında yer alır. "Kara Osman Oğlu" adının halk ağzında değişerek dönüştüğü "Garezenû" adlı aile de aynı soydan gelmektedir. 1952 yılında Mehmet Ziya Kılıç tarafından büyük ölçüde yenilenen evin ahır bölümünün duvarlarının kaç yüz yıllık olduğu bilinmemektedir.

Zaman içinde çatısının oluklu kiremitleri yerine çinko kaplama, ahşap giriş kapısı yerine demir kapı, ahır üzerindeki duvarlarına çinko kaplama (res. 7) ve özgün sürgülü pencerelerinin yerine plastik pencere takılarak binanın eski görüntüsüne büyük zarar verilmiştir. Bu yapının ivedilikle kültür varlığı çerçevesinde tescil işlemlerinin yapılması gerekmektedir. Yoksa yapının özgün durumu gelecekte yapılabilecek başka değişikliklerle tamamen yok olabilir.
Türkelli beldesinde aynı durumdaki çok sayıda geleneksel mimari örneği de incelenerek tescil edilmeleri geleneksel yerleşim dokusunun ve yöre kültürünün korunması için büyük önem taşımaktadır.

Türkelli Çeşmeleri: Türkelli beldesi tatlı su kaynakları bakımından oldukça zengindir. Bu kaynaklar üzerinde zaman içinde çeşme ve kürün yapıları inşa edilmiştir. Günümüzde bu yapıların bazıları kaybolmuş, bazıları ise yerlerinden sökülerek yok edilmiştir. Bazı çeşme ve kürünler ise kanalları tıkandığından artık kurumuştur. Yapılan bir çalışmada Türkelli beldesinde, hepsinin ayrı bir adı olan toplam 35 adet çeşme ve kürün saptanmıştır. Bunlardan Atatürk Mahallesi'nde bulunan sadece iki çeşme Trabzon Koruma Kurulu'nun 06.07.1998 gün ve 3172 sayılı kararıyla koruma altına alınmıştır. Ancak kurul kararında "I. Çeşme" ve "II. Çeşme" olarak belirtilen çeşmelerin hangileri olduğu tam belli değildir.

Türkelli Beldesi Hürriyet Mahallesi içinde tescil edilen Mağara Çeşmesi ise gerçekte Ören köyü sınırları içinde yer alır. Uzman bir heyetin yapacağı incelemede Türkelli beldesi sınırları içinde geleneksel mimariyi yansıtan ve koruma altına alınması gereken çok sayıda çeşme yapısı olduğu bilinmektedir.

Burada sadece iki çeşme aşağıda tanıtılmaktadır:

1. Acân Çeşmesi: Olasılıkla yukarıda belirtilen tescil kayıtlarından biri bu çeşme içindir. Acak ailesinin evlerinin yakınında olduğundan bu adla anılmaktadır. Üzerindeki eski Türkçe kitabede şunlar yazılıdır: Sofuoğlu Hacı Muhammed'in Kerimesi Sahib-ül Hayrat Zeynep Hanım tarafından yaptırılmıştır. Bu yazılanlar çeşmenin gerçekte kimin tarafından yaptırıldığını açıkça göstermektedir. Yazı alt alta üç bölümden oluşmaktadır. Daha dar olan en alttaki bölümde, iki yanda bitkisel desenler yer alan bir süsleme yeralmaktadır. Bu bezemelerin ortasındaki işaretlerin bir tarih olma olasılığı vardır. Ancak aşırı derecede aşındığından okunabilmesi olanaksızdır.

2. Ellezli Çeşmesi: Olasılıkla yukarıda belirtilen tescil kayıtlarından biri bu çeşmeye aittir. Türkelli'nin üst kesiminde, Ellezli adı verilen alanın kenarında bulunmaktadır. Bugün kurumuş ve kısmen toprağa gömülmüştür.

Türkelli Köprüleri: Yukarıdaki kısa tarihçede Türkelli beldesinin yöredeki önemli yerleşim yerlerinden biri olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu yerleşime gelen eski yollara da önem verilmiş olmalıdır. Bunun en belirgin kanıtları, bir sırt üzerinde yer alan beldenin her iki yanındaki derelerin üzerinde yer alan taş köprülerdir. Yapılış tarihleri bilinmeyen bu köprülerden Mağara köprüsü, artık maalesef büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Diğer köprü ise daha sonraki yol çalışmaları nedeniyle bir beton eklemeyle genişletilmiştir.

1. Mağara Köprüsü: Türkelli ile Ören beldeleri arasındaki dere üzerinde, "Mağara" denilen mevkide yer almaktadır. Ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. 1980li yılların sonunda iki belde arasındaki yayla ile ilgili sorunlar nedeniyle dinamitle yıkılmıştır. Bugün köprüden kalan ayaklar üzerine yerleştirilen ahşap çatma üzerinden geçiş sağlanmaktadır.

2. Türkelli Köprüsü: Türkelli beldesi ile Hambarlı köyü arasında, "Mezunûn Dere" denilen mevkide yer almaktadır. Ne zaman inşa edildiği bilinmemekte ve yayalar için yapıldığı anlaşılmaktadır. 1963 yılında Türkelli'ye araba yolu yapılırken eski yaya yolunun genişletildiği ve taş köprü dar geldiğinden kuzeyine köprü kemerine benzetilerek betondan ek yapıldığı bilinmektedir. Böylece köprü araba geçişleri için elverişli hale getirilmiştir. 1980'li yıllarda yol güzergâhı değiştirilmiş ve derenin yukarısına beton bir köprü inşa edilmiştir. Böylece eski taş köprü kullanılmamaya başlamış ve kaderine terk edilmiştir. Günümüzde bitki kökleri taş köprünün tahrip olmasına neden olmaktadır.

27 Haziran 2009
Sinan KILIÇ
Yüzüncü Yıl Ünivesitesi Anadolu ve Avrasya Araştırmaları UAM Güzel Sanatlar Fakültesi 2. Katı Zeve Yerleşkesi 65080 VAN
Tel: 0538 475 88 74
E-posta: sinankilic@yyu.edu.tr


OĞUZELİ VE MEHMET FAKİH BEY

Sinan Kılıç gönderdi

a. Mehmet Fakih Bey kimdir


Giresun'un Eynesil ilçesinden Karadenize karışan Oğuz Deresi’nin üst kısımlarında Oğuz adı verilen bir bölge yer almaktadır. Eski arşivlerindeki tapu ve mahkeme kayıtlarına göre, bu bölgede yerleşmiş olan halkın Mehmet Fakih Bey'in soyundan gelmektedir. 14. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen Mehmet Fakif Bey'in sözü edilen Oğuzeline yerleştiği ve bu bölgede daha sonra oluşan köylerden Türkelli'de, kendisiyle oğlu Oğuz Han için birer konak yaptırdığı halk arasında anlatılmatadır. Bu söylenceye göre söz konusu konaklar, günümüzde Türkelli Beldesi, Atatürk Mahallesi'nde yer alan, ancak birkaç yıl önce üzeri toprak doldurularak yok edilen Güvende Suyu'nun çevresinde yer alıyor olmalıdır.

b. Oğuzların Karadeniz Dağları'na yerleşmeleri

Doğu Karadeniz bölgesindeki Oğuz Türklerinin izlerini irdeleyen İbrahim Tellioğlu, “Osmanlı Hakimiyetine Kadar Doğu Karadenizde Türkler (Trabzon 2004) adlı kitabında (s. 118), Oğuzların büyük oranda Malazgirt Savaşının hemen ertesinde Doğu Karadenize yerleşmeye başladığını ve bu sürecin Türkiye Selçuklu Devletinin ortadan kalkmasına kadar sürdüğünü belirtiyor. Kaynağını vermemekle birlikte Tellioğlunun bu saptamayı özellikle Giresun, Ordu, Samsun ve Gümüşhane’ye yerleşen Oğuzlardan geriye kalan yer adlarına dayandırdığı anlaşılıyor. Bu dayanağa, Türkelli, Resullu, Dolanlı (Aruz) ve Çakırlı (Kızılçukur) köylerinin bulunduğu bölgeye halen Oğuz adının verildiği bilgisini ekleyebiliriz. Ancak yine de sadece yer adlarından yola çıkılarak Oğuz Türklerinin bölgeye ilk ne zaman yerleştikleri konusunu aydınlatmak olası değildir.

c. "Fakih" adı

“Fakih” adı, 14. yüzyılda kanıtlardan hüküm çıkarma yeteneği olan bilge kişilere verilen bir unvan olarak karşımıza çıkıyor (M. Fatsa, “16. yüzyılda Gelevera Vadisi’nde bir Türkmen Dervişi Kasım Dede ve Boynuyoğun Zaviyesi” Türk Kültürü ve Hacı Bektaşi Veli Araştırma Merkezi Dergisi 38, 2006). Orhan Gazi’nin 1360 tarihli vakfiyesine (sadr-ül-kebir) göre ahi reislerine de bu unvan veriliyor olmalıdır. Orhan Gazi’nin son ve I. Muradın ilk baş veziri olan Sinanüddin Fakih Yusuf Paşanın (1349-1364), bir ahi reisi olabileceği üzerinde duruluyor.
16. yüzyılda ise eğitim kurumlarında ilmiye (bilim) ile uğraşan kişilere “Fakih”, sûfiye (tasavvuf) ile uğraşan kişilere de “Derviş” unvanı veriliyor.
Tirebolu ilçesinin yukarı kesimlerindeki Gelevera vadisinde, bugünkü Tekkeköy’de Kasım Dede adlı bir kişi tarafından kurulmuş olan zaviye, imaret ve değirmen bulunuyor (M.Fatsa 2006). Bu zaviye ile ilgili ilk bilgiler 1486 yılına ait Osmanlı vergi kayıtlarında yer almaktadır (F.Sümer, Tirebolu Tarihi, İstanbul 1992). 1515 yılına ait daha sonraki vergi kayıtlarına göre zaviyenin başında Kasım Dede bulunmaktadır. Ayrıca Kasım Dede’nin kardeşleri Derviş Ahmet ve Mehmet Fakih de zaviyede görevlidir. Bu bilgilere, sözü edilen Tekkeköy’ün Kadirga’ya kuş uçumu 25 km, Türkelli köyüne ise 35 km uzaklıkta olduğunu ekleyelim (yani, atlı olarak birkaç saatte ulaşılabilecek mesafeler).
(S. Zeki Uzunboy'un <http://www.turkelli.com> adresindeki Uzunboy ailesine ait sayfada bu adı yanlış olarak Mehmet Fıkıh Bey biçiminde yazmaktadır.)

ç. Medrese Bahçesi

Bu bilgiler günümüzde halen &#8220;Medrese Bahçesi&#8221; diye anılan yerde bulunduğu söylenen medrese ile birleştirildiğinde, Türkelli için son derece ilginç bir noktaya ulaşılmaktadır. Medrese bahçesi Güvende Suyu&#8217;nun 100 m kadar kuzeyinde, yani Mehmet Fakih Bey&#8217;in torunlarının halen sahip olduğu arazinin hemen kenarındadır. Burada terkedilmiş büyük bir bina olduğu ve yıkılan binanın malzemesinin köylüler arasında paylaşıldığı halen anımsanmaktadır. Bu durumda, 14. yüzyılda bugünkü Türkelli&#8217;de, Güvende Suyu&#8217;nun çevresine yerleşen Mehmet Fakih Bey&#8217;in, &#8220;bilim&#8221; ile uğraşan biri olarak bir medrese yaptırmış olma olasılığı belirmektedir ki, bu konu eski arşivlerde detaylı araştırma yapmayı gerektirmektedir.

d. Resullu köyünün kuruluşu ve Mehmet Fakih Bey'in soyu

Baba adı Yusuf olan Resul adlı çobanın aslen Kısa sülalesi üyesi olduğu ve 15. yüzyılda Gümüşhane dağlarında çobanlık yaptığı Mehmet İpek'in (Emniyet Amiri) anlattığı bilgilerdendir. Yanında çalıştığı sülale, Musa oğlu Ahmet, Mustafa oğlu Virit ve Süleyman oğlu Mehmet ağalarla (Bu adları S. Zeki Uzunboy <http://www.turkelli.com> adresinde Uzunboy ailesine ait sayfada sıralıyor. Mehmet İpek yazdığı defterin 3 sayfasında bu adlardan Virit&#8217;in yerini &#8220;Mustafa bini &#8230;&#8221; biçiminde yazıyor.) kavga ederek Kadırga'da bir değirmen ve 22 evi yıkınca, Gümüşhane dağlarından sürülüp 1400 koyun, at ve sığırlarıyla birlikte Oğuzeli'ne yerleştirilmişlerdir. Buna göre, sürülen sülalenin Mehmet Fakif Bey&#8217;in soyundan olma olasılığı ortaya çıkmaktadır.

Resul ile ilgili olarak verilen bir başka bilgi, Yayla Bey'in kızı Safiha ya da Safiye Hatun ile evlenmesi ve bugünkü Resullu köyünün olduğu araziye yerleşmesidir. Daha sonraki yıllarda bu arazide kendi evlerini ve bahçelerini kuran torunları, buraya yerleşen başka ailelerle birlikte söz konusu toprakları üzerlerine yazdırmak isteyince, 1558 yılında (Hicri 966) Yavebolu'da mahkemeye gidilmiştir. Anlaşıldığı kadarıyla, Oğuzeli'nin tarihiyle ilgili anlatılan bilgiler ve tarihler bu mahkemenin kayıtlarına dayanmaktadır. Ayrıca mahkeme tutanaklarından şu sözler aktarılmaktadır: &#8230; yüz yedi seneden beri bu âne gelinceye kadar tasarrufumuzda bulunan arazimizi Resul iki üç yılda elimizden almak istiyor halbuki arazi bizimdir demeleri üzerine İzzetlû Saâdetlu Mustafa Paşa Hazretleri tarafından âlilerinden buyrultu i şerif ile mübaşir tayin buyrulan Ali Ağa marifetiyle Resul&#8217;ü mahkemeden ret edilerek Mehmet Fakih&#8217;in evlatları üzere kayıt ve ilâm edilmiştir.

Bu sözler, geriye doğru bir tarihleme yapmayı olanaklı kılmaktadır. Buna göre Mehmet Fakih Bey&#8217;in Güvende Suyu çevresine bu mahkemeden 107 yıl önce yerleştiği kabul edilebilir ki, bu 1451 yılını gösterir. Bu tarihte bölge henüz Osmanlı egemenliği altına girmemiştir. Ancak başta belirtildiği gibi, bu tarihten çok önce Karadeniz Dağları&#8217;na göçer Türkmen gruplarının gelmiş oldukları varsayılmaktadır. Aslen bir bilgin ya da ahi reisi olan Mehmet Fakih Bey 14. yüzyılda bu göçer Türkmen gruplardan birinin başında bulunuyor olmalıdır.
Sinan Kılıç (Garazenû) 09 Şubat 2008

BELDEMİZDE SOYADLAR(OĞUZ TÜRKELLİ)

A- AKGÜN, AKSOY, ALGAN, ARSLAN, AYDIN,

B- BALCI, BAYRAM, BEKTAŞ, BİLGİLİ,

C- ÇAKMAK,

D- DİŞLİ,

E- EMANET, EMİROĞLU,

G- GÜNAYDIN, GÜNDÜZ, GÜRSOY,

H- HACIALİOĞLU, HEKİMOĞLU

I- İPEK,

K- KALAYCI, KARAKOÇ, KAYA, KILIÇ, KIRCI, KIRMIZIKAN, KORKMAZ, KURT,

M- MANAV,

O- OLGUN, ÖZDEMİR, ÖZTÜRK,

S- SAĞLAM, ŞENGEZER,

T- TOHUMLUK, TOPAL, TURAN,

U- UZUNBOY,

Y- YENİGÜN, YILMAZ

http://www.oguzbeldesi.com/turkelli-kit ... ipek1.html
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Osmanlı İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir