Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Azerbaycan ve Turancılık

Burada Günümüzeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi hakkında konular bulabilirsiniz

Azerbaycan ve Turancılık

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Nis 2011, 01:24

KAFKASLAR

AZERBAYCAN...


Azerbaycan'daki kargaşa kaygı verici biçimde büyüyor.
Ermeniler ile Azerbaycan Türkleri arasında başgösteren kanlı çatışmalar, Sovyet ordusunun Bakü'ye girmesiyle sonuçlandı.
Ermeniler, daha önce, Azeri Türkleri Dağlık Karabağ bölgesinden çıkartmak için saldırıya geçmişlerdi. Tam bu günlerde ABD Senatosu, Ermeni soykırım tasarısını görüşmeye başladı.

Nahcıvan özerk bölgesi de dün bağımsızlığını ilan etti.
Ermeniler, Azerbaycan'a bağlı "Nahcıvan özerk bölgesi" üzerinde de haklan olduğunu ileri sürüyorlar.
13 Ekim 1921 tarihli "Türkiye ve Kafkas hükümetleri muahedesi" Türkiye adına Şark Cephesi Komutanı Kazım Karabekir ile Veli Muhtar ve Memduh Şevket (Esendal) tarafından imzalanmış.

"Milletlerin kardeşliği ve kendi mukadderatlarını serbestçe kendilerinin vaz ve idare etmek" ilkesinden söz ederek başlayan anlaşmayı Ermenistan Sosyalist Şûralar Hükümeti adına da Askina/ Miravyan ile Bogos Makinziyan imzalamışlar.

Rus, Azerbaycan ve Gürcistan şûralar hükümetleri adlarına da imzalanan anlaşmanın 5. maddesi şöyle:

- Türkiye hükümeti ile Ermenistan ve Azerbaycan şûralar hükümeti Nahcıvan mıntıkasının.. (... ) Azerbaycan'ın himayesi altında bir muhtar arazi olduğu hususunda müttefiktirler.
Bu anlaşma unutuluyor.

Ermeni şovenizmi, '70'li yıllarda terör ile sahneye çıkmıştı, '90'lı yılların başında da Ermeni şovenizmi, ABD Senatosu'nca destekleniyor, "yeniden yapılanma" Sovyet topraklarında Ermeni şovenizmine yeşil ışık yakıyor.
Bütün bu olaylar karşısında, Türkiye'de "Azerbaycan'ı kurtarmak" düşünceleri dile getiriliyor.
Bu koşullarda, elbette, Azerbaycan halkını desteklemek gerekir.

Bunda şüphe yok. Ancak bu destek, Türkiye'nin Azerbaycan'ı topraklarına katmak gibi bir askeri serüvene kadar vardırılmamalıdır.
Turan düşleri, 1918'lerde Enver Paşa'yı, kardeşi Nuri ve amcası Halil paşaları İran'da, Azerbaycan'da ve Türkistan'da serüvenlere sürüklemişti.
Turan düşleri yıkılan Enver Paşa, sonra da Sovyet devrimcilerinden Radek'in aracılığı ile 1920'de Üçüncü Enternasyonal tarafından oluşturulan Bakü kongresine delege olarak katılacaktı!

Nereden nereye?

Enver Paşa, Turancı "Kafkas İslam Ordusu"ndan komünist "Halk Şûralar Fırkası"na kadar uzanan bir alanda at oynattı.
Bu Turancı ve İslamcı düşler, Mondros Mütarekesi'nin 11 maddesi ile sonuçlanmış; İran ve Kafkasya'daki Osmanlı ordusu kuvvetlerini savaştan önceki sınırlarına çekmek zorunda kalmıştı.

Ankara hükümetinin izlediği siyaset o günkü koşullar içinde çeşitli seçenekler arasındaki en sağlıklı ve en gerçekçi olanıydı. Bu sağlıklı ve gerçekçi siyaset sonucunda Kuvayi Milliyeciler, "kapitalist emperyalizmi" yenilgiye uğratarak Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdular.
Türkiye bugün binbir türlü sorun içindedir, Kıbrıs, Ege ve Yunanistan sorunları yanında, Irak ve Suriye'nin "GAP" nedeniyle çıkaracaktan sorunlar, yaşanan güçlükleri daha da arttıracaktır. Bulgaristan'daki Müslüman Türkler üzerindeki baskılar henüz bitmiş de değildir. Bütün bunlara, ABD Senatosu'nca desteklenen "Ermeni sorunu" ile Güneydoğu'da yaşanan etnik terörü de ekleyin.
Bu koşullarda "Azerbaycan'a askeri yardım" Türkiye'yi yeni serüvenlere sürükler.
Enver Paşa serüvenciliği mi? Yoksa Mustafa Kemal gerçekçiliği mi? Bu sorun, ancak bu denklem ile çözülür.

21 Ocak 1990

TURANCILIK..

Azerbaycan olayları "Turan" düşlerinin yeniden canlanmasına yol açıyor.
Birinci Dünya Savaşı sonlarında, Enver Paşa'nın kafasındaki "Turan İmparatorluğu" düş kırıklıklarına yol açmış; Enver Paşa'nın Alman orduları desteği ve amcası Halil Paşa ve kardeşi Nuri Paşa ile giriştiği serüvenler dramla noktalanmıştı.
İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki Turan düşleri de Bakü petrollerine göz diken Alman Nazileri'nce desteklenmiştir.

Atatürk'ün o günlerde izlediği gerçekçi siyaset de belliydi:

Misakı milli..

Mustafa Kemal, Anadolu'yu Yunan, İngiliz, İtalyan ve Fransız askerlerinden temizlemeye çabalıyordu.
Bunun için de Bolşevik Rusya'dan yardım alıyordu.

O günlerde Mustafa Kemal'in Bolşeviklik ve Kafkasya konusundaki düşünceleri şöyle özetlenebilir.

1- Rusya'daki Bolşeviklik bizim sosyal yapımıza uymaz. Çünkü TBMM, ulusal sınırları içinde bağımsız bir devlet kurmayı amaçlar.
2- Komünistleri cezalandırmak bugünkü siyasetimizle çelişir. Çünkü, Sovyetler'le dostça ilişkiler içindeyiz, bu ilişkiler sürecektir. Komünizm, dostluğunu istediğimiz bir hükümetin dayandığı ilkeleridir. Bu ilkeleri aşağılayanlayız.
3- Komünizm bir sosyal sorundur. Komünizmin ne olduğunu anlatmakta sakınca yoktur. Bu yüzden hükümetin bilgisi altında bir Komünist Partisi kurduk.
4- Türkiye için Kafkasya'ya İngilizlerin yerleşmeleri, aynı bölgenin Ruslar tarafından işgalinden çok daha tehlikelidir.
Mustafa Kemal'in özetlemeye çalıştığımız bu düşüncelerini "TBMM gizli celse zabıtları" 1. cilt 326 vd. ile 455. sayfalarda okuyabilirsiniz.
Birinci Dünya Savaşı sonlarında Turan düşleri gören Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Paşa, o zamanki adlarıyla Bolşevikler'in Ermenilerle kapıştığı günlerde İngilizlerin oyununa gelerek anti-Sovyet ayaklanmaları destekler.

Nuri Paşa, 14 Haziran 1920 günü Tiflis'teki eski Azerbaycan hükümetine şu öneride bulunur.
- Bolşeviklere karşı eyleme geçmeyi düşünüyorsanız.. (.. ) Bu eylem ancak Avrupa hükümetlerinin birinin yardımı ile olabilir. (Karabekir, 771)

Karabekir, 24 Haziran 1920'de Enver Paşa'nın amcası Halil Paşa'ya şu yazıyı gönderir:

- Bugün, her şeyden önce ve her girişimden önce milletimize Doğu'da Bolşeviklik ve Müslümanlık yolunu açmalıdır. Para, silah, cephane gereksinmemizi bilmektesiniz. Anavatana çabuk bir yol açmadan Irak ve Hint seferleri bizden çok başkalarının yararına olur... (.. ) Bu engel, ne yazık ki başta Nuri Paşa olmak üzere Karabağ'da Bolşevikler ile savaşmalarıyla meydana gelmiştir. (S.774-75)

İngilizler mi? Sovyetler mi?

Kafkaslar'a İngilizlerin yerleşmesi mi Türkiye açısından yararlıdır? Yoksa Sovyetler'in mi?
Mustafa Kemal ve Karabekir, Sovyetler'le dostluk siyaseti izlerler. Ankara hükümeti Sovyetler'den silah ve para yardımı alır.
Aynı günlerde İngilizler, Kürt aşiretlerini Mustafa Kemal'e, emperyalizm ile silahlı savaşa giren ulusal güçlere karşı kışkırtırlar.
Batının o günlerdeki bütün amacı Kemalistler ile Bolşevikler arasındaki dostluk köprülerini yıkmaktır.

Atatürk, Turancılık serüvenlerini şöyle niteleyecekti:

- Serseriyane hareketler...

Bu serüven, daha sonra dramatik bir çelişki ile Enver Paşa'yı 3. Enternasyonal ilkelerini benimseyen komünist "Halk Şûralar Fırkası" kurmaya yöneltecektir.
Amca Halil Paşa aynı serüvencilik içinde "Yoldaş Halil" imzalarıyla mektuplar yazacaktır.
Nuri Paşa da İkinci Dünya Savaşı yıllarında Nazi işbirlikçiliğine soyunacaktır.
Azerbaycan olayları, bugünkü gelişmeler ve yeni yeni oluşan siyasal dengeler hesaba katılmaksızın yorumlanamaz. Bu yorumlarda, devlet kuran ulusal kurtuluş savaşının gerçekçi siyaseti gözardı edilemez.

Azerbaycan derken dünü ve bugünü iyi bilmek, dün ve bugün arasında bağlar kurmak gerekir.
Bugün yaşanan olayları Enver Paşa'nın serüvenci düşleri ile oluşan Turancılık açısından görmek ne kadar yanlışsa bu olayları "Humeyni mollalarının gezici vaizleri kafasıyla" yorumlamak da en az o kadar yanlıştır.

Türkiye, Azerbaycan'da yaşanan olayları diplomasinin verdiği bütün olanaklarla gündemde tutmalı; Batı'nın Ermeniler ve Türkler konusundaki 20. yüzyılın başından bugüne kadar izlediği iki yüzlü ve "çift standartlı" siyasetini her fırsatta sergilemelidir."
Bu noktadan ötesi "serüvencilik" olur. Serüvenciliğin de günümüzde yeri yoktur.
30 Ocak 1990

ANLAŞMA VE YORUMU...

Moskova ve Kars anlaşmaları Türkiye'ye askeri müdahale hakkı verir mi?
Nahcıvan'ın Azerbaycan'a özerklik statüsü ve Azerbaycan korumacılığı, 16 Mart 1921 günlü Moskova Anlaşması ile verilmiştir. Bu anlaşmada taraflar, TBMM hükümeti ile Rusya Sovyetleri Sosyalist Federal Cumhuriyeti hükümetidir. Anlaşmanın adı da "Türkiye-Sovyet Rusya Dostluk ve Kardeşlik Anlaşması"dır.
Anlaşmanın 3. maddesi de şöyledir; okuyalım:
- Bağıtlı taraflar, anlaşmanın l(c) ekinde belirlenen sınır içindeki Nahcıvan kesiminin koruyuculuk hakkını üçüncü bir devlete hiçbir zaman bırakmamak koşulu ile Azerbaycan koruyuculuğunda özerk bir bölge oluşturulması konusunda anlaşmışlardır.
Nahcıvan'a tanınan bir özerklik, 13 Ekim 1921 tarihli Kars Anlaşmasının 5. maddesine yansımıştır.

Bu madde de şöyledir; bu maddeyi de okuyalım:

- Türkiye hükümeti ile Ermenistan ve Azerbaycan Sovyet hükümetleri işbu anlaşmanın 111 sayılı ekinde belirlenen sınırlar içinde olmak üzere Nahcıvan bölgesinin Azerbaycan'ın koruyuculuğunda özerk bir ülke oluşturması konusunda anlaşmışlardır.
Bu anlaşmada da taraflar, TBMM hükümeti, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan Sosyalist Sovyet Cumhuriyetleri ile Rusya Sovyetleri Sosyalist Federal Cumhuriyetleri'dir.

Her iki anlaşmanın eklerinde de, Nahcıvan sınırları ayrıntılı biçimde çizilmektedir.
Anlaşmalardaki madde metinleri ve bu anlaşmalara imza koyan devletler bellidir.
Sovyetler Birliği ve Türkiye, Nahcıvan'm özerkliği konusunda anlaşmışlardır.
Anlaşmalar hem Ermenistan'ı hem de bugünkü Rusya Federasyonu'nu bağlar.
Moskova Anlaşması'nda Nahcıvan özerkliği bir koşula bağlanıyor. Nedir bu koşul?
Bu koşul, "koruyuculuk hakkını üçüncü bir devlete hiçbir zaman bırakmamak"tır.

Bu anlaşmayı Türkiye adına imzalayan TBMM hükümeti Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey, 13.9.1921 günü TBMM gizli oturumunda anlaşmayı şöyle yorumlamıştı. bu konuşmayı da okuyalım:

- Çünkü biz Azerbaycan'a, Nahcıvan'ın koruyuculuğunu bir koşulla verdik. O da bu hakkın hiçbir zaman bir üçüncü devlete verilmemesi idi. Yani bir gün olur da aralarındaki komünistlik ilişkileri baskın gelir de Azerbaycan; Nahcıvan'ı, Ermenistan'a veya Rusya'ya terk etmeye kalkışacak olursa o zaman bizim; Azerbaycan'ın Nahcıvan'ı koruma sözüne bağlı kalmasını sağlamak içindi (.. ) Sonra bize Azerbaycan Başkanı Narimanov dedi ki: "Bizim sizinle yapacağımız şey başkadır". Nedir?

"Bu üç cumhuriyet arasında birleşme sağlamak üzereyiz. Yani Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan. Belki de buna Dağıstan da katılacaktır. Bu hükümetler arasında sağlanacak birleşmeden sonra Türkiye'yle işbirliği yapmak istiyoruz." Biz sorduk: "Bu işbirliği kimse karşı olacaktır?" "Emperyalizme karşı"(.. ) Hatta Narimanov'un söylediği söz, Rusya'dan bu hükümet kalkarsa, mutlaka yerine bir emperyalist hükümet gelecek, o zaman emperyalist hükümetlere karşı da işbirliği yapacağız.

Bu konuşmadan da, anlaşmanın ne amaç ile yapıldığını anlıyoruz.
Durum açık.
Nahcıvan'ın özerkliği, Türkiye kadar Rusya Federasyonu'nun da güvencesi altındadır. Yoksa, bu gibi anlaşmaların hiçbir anlamlan kalmaz. Bu güvenceler, bu anlaşmalara imza koyan devletlerin Nahcıvan'a askeri müdahalede bulunmalarına olanak vermez. Vermez ama bu anlaşmaların hiç mi bağlayıcı özellikleri olmaz? O zaman neden bu anlaşmalar imzalanır?

Amerikan güdümündeki Rusya Federasyonu'nun bu konularda -bırakın anlaşmalan- hiç mi ahlaki yükümlülüğü kalmadı?
ABD ve Rusya Federasyonu, "Coca Cola/Votka İmparatorluğu" olarak Nahcıvan'da kan akıtılmasına seyirci kalıyorlar. Anlaşmaların "kıy-met-i harbiyeleri" yok; devletler hukuku yok, uluslararası yok, Birleşmiş Milletler yok, Güvenlik Konseyi yok!
Özetle, insanlık yok...
24 Mayıs 1992

Kaynakça
Kitap: UĞUR MUMCU KİTABI
Yazar: Hürriyet
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Günümüzdeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir