Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kurtuluş Savaşına Rağmen Milli Devrim Aşamasındayız

Burada Günümüzdeki Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluş Tarihi ve Kurtuluş Savaşı'mız hakkında konular bulabilirsiniz

Kurtuluş Savaşına Rağmen Milli Devrim Aşamasındayız

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Nis 2011, 20:02

KURTULUŞ SAVAŞINA RAĞMEN HALA MİLLİ DEMOKRATİK DEVRİM AŞAMASINDAYIZ

Toprak devrimi, burjuva-demokratik devrimin doğrudan doğruya temeli ve özüdür.
STALİN

Boran revizyonistleri, uzun yıllar Kemalist devrimle birlikte, Türkiye'de demokratik devrimin tamamlandığını iddia ettiler. Daha sonra bu tezlerini biraz değiştirerek, demokratik devrimin 27 Mayıs 1960'ta sona erdiğini ileri sürdüler. («Yürüyüş», Sayı 7, 20 Mayıs 1975) Yeni kurulan TİP'in Programı, buna uygun olarak cumhuriyet döneminin «feodalizmi tasfiye» ettiğini ileri sürmektedir.

Köylü Meselesi ve Milli Mesele Çözülemedi

Emperyalist işgalcilerin yurttan atılması ve sultanlığın kaldırılması, burjuva-demokratik bir devrimdi. Ne var ki, cumhuriyet, demokratik devrimin temel görevlerini yerine getirmedi.

Marksizmin büyük ustalarının belirttiği gibi, demokratik devrimin özü toprak devrimidir, köylünün toprağa ve hürriyete kavuşmasıdır. Demokrasi, her türlü feodal ve yarı-feodal bağımlılık ve kalıntının devrimle tasfiye edilmesi demektir. Demokratik hürriyetler ve kurumlar, ancak bu temel üzerinde var olabilir ve yaşayabilir.

Fransız burjuva-demokratik devrimi bu görevi yerine getirmişti. Buna rağmen, Marks, Lenin ve Stalin, 1848 devrimi ve 1871 Paris Komününde, dahi, meselenin hala köylülük ve diğer orta tabakalarla beraber demokratik cumhuriyeti gerçekleştirmek olduğunu birçok yerde belirtmişlerdir.
Rusya'da 1917 Şubat devrimine kadar görev, demokratik devrimdi. Kapitalizmin hızla geliştiği bu yıllarda, Bolşeviklerin temel şiarları, «Demokratik cumhuriyet, topraklara el konması ve sekiz saatlik işgünü» oldu. Çin'de 1949 yılına kadar süren yeni-demokratik devrimin görevleri de buydu.
Kemalist devrim ve cumhuriyet, demokratik devrimin en temel görevlerini yerine getirmedi. Stalin, birkaç defa belirttiğimiz gibi, Kemalist devrimin köylü meselesini çözemediğini, «bir toprak devrimi ihtimaline karşı yöneldiğini» ve işçi ve köylüleri ezen bir diktatörlük kurduğunu söylüyordu. Türkiye, demokratik devrimini tamamlayamadığı içindir ki, tekrar emperyalizmin yarı-sömürgesi olmaktan kurtulamadı.
Bu gerçekler, Komintern'in birçok kararlarıyla da tespit edildi. Komintern, Kemalist devrime rağmen, Türkiye devriminin temel görevlerinin hala köylü meselesi ve milli mesele olduğunu sürekli olarak belirtiyordu.

Bunlara uygun olarak, Türkiye proletarya hareketi, programına demokratik devrim hedefini koymuştu:

«Amele ve köylü diktatörlüğü, öldürücü darbelerini ilkönce en tehlikeli düşmanlarına, emperyalistlerin ve yarı-derebeyi gericilerin kafalarına indirir. »

TKP'nin Komünist Enternasyonal'deki delegeleri, bu görüşü şu sözlerle dile getiriyorlardı:

«Türkiye bir burjuva devrimi geçirmiştir. Fakat devrim, burjuva-demokratik devriminin bütün görevlerini yerine getirememiş, toprak devrimi meselesini, milliyetler meselesini çözememiştir. Hatta Türkiye'de hala yarı-feodal kalıntılar vardır... Köylük bölgelerdeki küçük üreticiler ülke nüfusunun büyük bir kısmını meydana getirmektedir. İşte bu yüzden Türkiye proletaryasının önünde ancak işçi ve köylü diktatörlü-ğünden, proletarya diktatörlüğüne geçme görevi durmaktadır...»

Komintern'de yapılan bu konuşmadan sonraki yıllarda, Türkiye'nin emperyalizme bağımlılığı gittikçe arttı. Emperyalizm ve toprak ağalığının baskı ve sömürüsü çeşitli şekillerde devam etti.

Bu sebepledir ki, aradan kırk yıl geçmesine rağmen Reşat Fuat 1968 yılında şöyle demekteydi:

«...milli kurtuluş savaşı da bir burjuva-demokratik hareket niteliğindeydi, fakat maalesef işin kısmen bir yanı, emperyalizme ve onun desteği teokratik saltanat idaresine karşı olan veçhesi gerçekleşmiş olduğu halde demokratik tarafı çok noksan kalmıştı... zirai mesele halledilmemiş, derebeyliğe karşı köklü bir mücadele yürütülmemiş... milli mesele de burjuva-demokratik devrime yaraşır bir şekilde ele alınmamış çözümlenmesi yoluna gidilmemişti.»

Demokratik Devrimi Emperyalizme Yaptıranlar (!) «Sosyalist Devrim» İçin Sosyal-Emperyalizmi Davet Ediyorlar

Görüldüğü gibi toprak devrimi ve milli meseleyi çözememiş bir ülke milli demokratik devrim aşamasındadır. Boran revizyonistleri, devrimimizin içinde bulunduğu aşamayı reddederken çeşitli görüşlere sarıldılar. Bunlar, Bolşeviklerin demokratik devrim dönemindeki temel şiarı olan «cumhuriyetin» Türkiye'de gerçekleştiğini ileri sürüyorlardı. Çünkü Boran revizyonistleri, demokratik devrimi eskiden beri burjuva parlamenter rejimle karıştırmışlar, demokratik devrimin özünün toprak devrimi olduğunu inkar etmişlerdir. Bunlar, Bolşeviklerin «cumhuriyet» şiarını da kendi menşevik görüşlerine göre tahrif etmişlerdir. Lenin, «cumhuriyet» şiarı ile bir hükümet şeklini değil, daima demokratik devrimi kastetmiştir.

Bunu bir yazısında şöyle ifade etmektedir:

«Daha da kısa olsun diye cumhuriyet kelimesiyle ifade ettiğimiz, burjuva-demokratik devrimdir. Bütün halk, yani küçük burjuvazi ve köylülüğün tümü de bu görevle karşı karşıyadır. Bu devrim gerçekleşmeden, sosyalist devrim hedefiyle az çok geniş bir bağımsız sınıf örgütlenmesini geliştirmek imkansızdır...
«Biz, cumhuriyet kelimesinden hükümet şeklini değil, asgari programımızda yer alan demokratik reformların tümünü anlıyoruz.»

Boran revizyonistleri, yeni TİP Programıyla demokratik devrimin cumhuriyet dönemi içinde tamamlandığını ileri sürüyorlar.

Programın başlangıç bölümünde şöyle denmektedir:

«Cumhuriyet dönemi, feodalizmin tasfiyesi, kapitalizmin ve onunla birlikte burjuva iktidarının güçlenmesi ve Türkiye'nin, bütününde, dışa bağımlı ve geri de olsa, kapitalist topluma dönüşmesi dönemi olmuştur. Bu süreç içinde feodal ilişkiler içindeki toprak ağaları sınıfı, büyük ve egemen kesimiyle, kapitalist işletmecilik yapan büyük toprak sahipleri sınıfına dönüşmüş, burjuvalaşmıştır.»
Görüldüğü gibi TİP revizyonistleri sonuç olarak, Türkiye'de demokratik devrimi emperyalistler ve işbirlikçilerinin yaptığını ileri sürmektedirler. Onlara göre, böylece sıra «sosyalist devrime» gelmiştir ve onu da sosyal-emperyalistlere yaptırmak niyetindedirler.
Boran revizyonistlerinin esas karakteri, bütün burjuva akımları gibi emekçi halka güvensizliktir. Onlar halk yığınlarının tarihi ilerleten güç olduğunu inkar ediyorlar. Bu anlayış onları, halk üzerinde revizyonist bir burjuva diktatörlüğünü savunmaya götürmektedir. Boran revizyonistleri, halk yığınlarının rolünü reddettikleri için, «devrimleri» emperyalistlere ve işbirlikçilerine yaptırıyorlar. Bunlara göre, emperyalizmin Türkiye'ye girmesi, feodal yapıyı çözmüş ve sonuç olarak yurdumuz demokratik devrimini bu yoldan tamamlamıştır.

Feodalizm Devrimle Tasfiye Edilmedikçe Ortaçağ Baskıları Sürer

19. yüzyılın ortalarından itibaren Türkiye'ye giren yabancı kapitalizmin, feodal ilişkilerde belli çözülmelere sebep olduğu ve iç pazarı açtığı bir gerçektir. Fakat emperyalizm, aynı zamanda Osmanlı toplumunda filizlenmeye başlayan sanayiyi çökertmiş, feodal kalıntılarla sıkı bir ittifak yapmış ve feodal ilişkilerin kökten tasfiyesini önleyen bir rol oynamıştır.

Son yüzyıl içinde Türkiye'de feodal ilişkilerde görülen çözülme sonucu ortaya çıkan ilişkiler nedir? Bunlar gerçekten kapitalist ilişkiler midir? Fedoalizm, geniş köylü yığınlarının aşağıdan gelen devrimci eylemi ile tasfiye edilmediği için, bugün geniş ölçüde ortaya çıkan, Lenin'in deyimiyle «toprak ağaları ekonomisi»dir. Tarımdaki toprak ağaları ekonomisi, içinde «hem kapitalizmin, hem de sertliğin unsurlarını taşımaktadır».84 Bu nitelik Türkiye tarımının her alanında belli ölçülerde kendini göstermektedir.

Feodalizmin bir devrimle tasfiye edilmediği her yerde görülen, üç aşağı beş yukarı budur. Tarımda kapitalizmin göstergesi, ücretli işgücünün sömürülmesidir. Ücretli işçi, tarımda çalışanların hala yarıdan çok az bir bölümüdür. Kaldı ki Türkiye'de tarım işçilerinin büyük bir çoğunluğu dahi hala yarı-serf durumundadırlar. Üzerlerinde ortaçağdan kalma çeşitli baskılar, bağımlılıklar, angarya vb. söz konusudur.

Bırakalım günümüzün Türkiye'sini, 19. yüzyılda büyük bir kapitalist gelişme göstermiş, fakat tarımdaki feodal ilişkileri bir devrimle tasfiye edememiş Almanya için dahi, Marks 1867'de şöyle diyordu:

«Modern sefaletin yanı sıra, bizi, bir dizi eskiden miras kalan, köhne, devrini doldurmuş üretim tarzlarıyla, bunların peşinden gelen bütün çağ dışı toplumsal ve siyasi ilişkilerin hala devam etmekte olmaları gerçeğinden doğan sefaletler de eziyor.»

Rusya'daki benzer gelişmeyi de Lenin aynı şekilde tahlil etmiştir. Serflik bir devrimle tasfiye edilmediği ve toprak ağalarının iktidarına son verilmediği sürece görev, demokratik devrim olarak kalır. Çünkü emperyalizmin sömürüsü altındaki bir ülkede, kapitalist gelişme, feo-dal ilişkileri hiç bir zaman tamamen kaldırmaz.

Emperyalizm ve Faşizm «Toplumsal İlerleme» Mi Getiriyor?

Hal böyle iken Boran revizyonistleri, Türkiye'de emperyalizmin feodalizmi tasfiye ettiğini ileri sürüyorlar. Aslında bu, emperyalistlerin savunduğu bir teoridir. Bütün emperyalistler, sömürdükleri ülkelere «uygarlık ve demokrasi» götürdüklerini, bu ülkeleri geri üretim tarzlarından kurtardıklarını ileri sürüyorlar. Boran revizyonistleri de, sonuç olarak, emperyalizme bağımlılığın «ilerletici» olduğu tezini savunmaktadırlar. Dün bu tezler, ABD emperyalizmine karşı mücadelenin önüne barikatlar kuruyordu. Bugünse, sosyal-emperyalizme karşı mücadeleyi bastırmaya çalışıyor. Çünkü Boran revizyonistleri, burjuva ideolojileri dolayısıyla toplumsal gelişmenin motoru olarak daima emperyalizmi görüyorlar ve bütün umutlarını emperyalizme bağlıyorlar.

Bu gibilerin gerçek niteliğini, Lenin şu sözlerle ortaya koyuyordu:

«Öteden beri, sömürge siyasetinin ilerici bir siyaset olduğunu, kapitalizmi yerleştirdiğini, dolayısıyla onu 'açgözlülük ve zalimlikle suçlamanın' anlamsız olduğunu, çünkü 'bu nitelikler olmaksızın' kapitalizmin 'ayağına köstek vurulacağını' söyleyenler revizyonistler olmuştur.»

Ünlü dönek Kautski, Lenin'e karşı, emperyalizmin, sömürdüğü ülkelerde «ilerletici» rol oynadığını savunuyordu. Bu tezler, Kautski'yi en sonunda sosyal-emperyalist bir ideolog haline getirdi. Boran revizyonistlerinin de tezleri aynıdır. Onlar da bugün sosyal-emperyalizmin savunuculuğunu yapıyor ve «sosyalist devrim» paravanası arkasında sosyal-emperyalizmin sömürgesi olmayı savunuyorlar.

Boran revizyonistlerinin görüşleri, «oligarşi teorileri» kisvesi altında 12 Mart faşizmi konusundaki tahlillerde de ortaya çıktı. Bu görüş sahipleri, 12 Mart'ın faşist iktidarını, eski toplum yapısını tasfiye eden sanayi burjuvazisinin iktidarı olarak değerlendirdiler. Emperyalizme ilerletici bir rol tanıyan tezler, bu sefer de emperyalizmin en sadık işbirlikçisi olan faşist cuntaların «anti-feodal» karakterde olduğunu savunmaktaydı.»

Oysa gerek cumhuriyet döneminin bütün iktidarları, gerekse 12 Mart iktidarı, yalnız burjuvazinin değil, aynı zamanda toprak ağalarının iktidarlarıydı. Toprak ağalarının, cumhuriyet iktidarları içindeki güçleri, cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar eksilmemiş, artmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki bazı anti-feodal reform ve tedbirler, yalnız üstyapı alanında kalmış, toprak ağalığı varlığını devam ettirmiştir. Bu sebeple ideolojik plandaki reformlar da etkin olamamıştır. CHP, DP, AP ve 12 Mart iktidarları, bütün cumhuriyet tarihi boyunca, köylük alan-larda toprak ağalarına ve tefecilere dayanmıştır ve bugün de durum farklı değildir. Büyük burjuvazi, toprak ağaları ve tefecilerle ittifak etmeksizin geniş köylü yığınlarını hakimiyeti altında tutamaz. 12 Mart'ın laik geçinen ve Atatürkçülüğü dilden düşürmeyen generalleri kimseyi yanılt-mamalıdır. Bunlar, ağaların, şeyhlerin, tefecilerin müttefikidir. Dinini satmış ve paradan başka «Allah» tanımayan büyük patronlar, dinci ideolojilerin başlıca dayanağı olan toprak ağaları ile aynı saftadır. Faşizm, bu ittifakın zorba diktatörlüğüdür. Faşizmin köylük alanlardaki dayanağı, toprak ağaları, tefeciler, gerici ve yobaz takımıdır.

Kurtuluş Savaşından Çıkan Ders

Bugün Türkiye'nin önündeki mesele, ortaçağın, yani feodalizmin bütün kalıntılarını toplumumuzun her alanından söküp atmaktır. Feodal kalıntıları tasfiye etmeden sosyalizme geçmek gibi bir marifet bugüne kadar keşfedilmedi. Bundan sonra da keşfedilmesine imkan yoktur. Çünkü toplumların gelişmesi belli kanunları izler.

Türkiye'de kapitalizmin gelişmesi, demokratik devrim görevini ortadan kaldırmıyor, tam tersine demokratik devrim mücadelesini güçlendiriyor.

Lenin, bu gerçeği Rusya için şöyle açıklıyordu:

«... endüstrideki nispeten gelişmiş kapitalizm ile köylük bölgelerin müthiş geriliği arasındaki çelişme çok belirgin bir hal alır ve nesnel sebeplerden dolayı, burjuva devrimini daha köklü olmaya, en hızlı toplumsal ilerleme için gerekli şartları yaratmaya zorlar.»

Demokratik devrim, sadece feodal kalıntıları değil, emperyalizmi de hedef alıyor. Çünkü emperyalizm, feodal kalıntıların üzerine cila çekmekle beraber, onun varlığına dokunmuyor, tam tersine feodal kalıntıları koruyor ve geri toplum yapısını devam ettiriyor.

Kurtuluş Savaşına ve Sultanlığın kalkmasına rağmen, feodal Osmanlı devleti bugün toplumumuzun birçok alanında yaşamaktadır. Burjuvazi, Osmanlı devletini tasfiye edemedi, edemezdi de. Bunu başaracak olan proletarya önderliğindeki halktır. Kemalist devrimden çıkaracağımız ders budur. Büyük Ekim Devriminden sonra açılan emperyalizm ve proletarya devrimi çağında, proletaryanın önderlik etmediği milli kurtuluş hareketleri, kalıcı zaferler kazanamaz; halkı emperyalizmin ve toprak ağalığının sömürü ve baskısından kesin olarak kurtaramaz; milliyetler üzerindeki baskıları kaldıramaz. Kendi tarihimizden de çıkardığımız bu değerli ders, milli demokratik devrim mücadelesinde halkımıza ışık tutuyor. Türkiye halkı, milli demokratik devrimi proletarya önderliğinde başaracağı içindir ki, kesintisiz olarak sosyalizme geçecek ve sömürünün her çeşidine toplumumuzun her alanında son verecektir.

Kaynakça
Kitap: Kemalist Devrim
Yazar: Doğu Perinçek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1919-1923: Türk Kurtuluş Savaşı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir