Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Eğer Silaha Sarılmasaydık Emperyalistler Gider Miydi

Burada Günümüzdeki Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluş Tarihi ve Kurtuluş Savaşı'mız hakkında konular bulabilirsiniz

Eğer Silaha Sarılmasaydık Emperyalistler Gider Miydi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Nis 2011, 18:30

Eğer Silaha Sarılmasaydık Emperyalistler Yurdumuzdan Çekilir Miydi?

Tasfiyeciler, Kurtuluş Savaşının yeterince kanlı bir savaş olmadığını söylüyorlar. «Genel Eleştiri» adlı yazılarında, Çin ve Vietnam devrimleri ile kıyaslayarak, Kurtuluş Savaşının uzun sürmediğini ve az insan öldüğünü ileri sürüyorlar.

Her savaşın ne kadar uzun süreceğini ve ne kadar kan döküleceğini, tarihi şartlar belirler. Devrimcilerin görevi, bu şartların doğru bir tahlilini yapmaktır. Nitekim Stalin ve Şefik Hüsnü, Çin devrimi ile Kemalist devrim arasındaki farkları tahlil etmişlerdir.

Bu iki devrim birbirine benzemiyor. Çünkü her iki ülkenin durumu farklıdır. Emperyalizm, başlıca isteklerini daha Kurtuluş Savaşından önce koparmış, Suriye, Filistin ve Mezopotamya'yı almıştı. Türkiye, emperyalizm için önemli bir pazar ve hayati bir yatırım alanı değildi. Çin'de ise durum tamamen tersidir. Bu sebeple savaş çok uzamış ve proletarya önderliğinde zafere ulaşmıştır.

Tasfiyeciler, İngiliz ve Fransız emperyalistleri sonuna kadar savaşmadıklarına göre, 'Kurtuluş Savaşında bir bit yeniği var' diye düşünüyorlar. Bu düşünce, onların hayattan kopuk idealist mantıklarının eseridir. Onlar, bu duruma yol açan şartları araştırmak yerine. Kurtuluş Savaşını karalayacak bir sebep bulduklarını düşünüyorlar.

Aynı mantıkla Ekim Devriminden sonraki gelişmeleri de kavrayamayız. Acaba niçin, dünyanın bütün emperyalist orduları birleşerek, Sovyet devrimini yıkmak için bir haçlı seferi düzenleyemedi? Üstelik Sovyet devrimi, Kemalist devrime hiç benzemiyordu. Bütün emperyalist dünya için öldürücü bir tehdit oluşturuyordu. İşte Troçki de mevcut durumu kavrayamıyor ve tek ülkede sosyalizmin yaşayamayacağını, emperyalistlerin mutlaka Sovyet devrimini yıkacağını iddia ediyordu. Çünkü Troçki, ne emperyalistlerarası çelişmeleri görüyordu, ne de zamanın şartlarının somut bir tahlilini yapıyordu.

Troçki ve onu izleyenlerin en büyük özelliği, daima kaba bir «Marksizm» anlayışına sahip olmaları, daha doğrusu burjuva felsefesinden kurtulamayarak, onu «keskin devrimci» lafların arkasına saklamalarıdır. Aynı kafa, bugün ABD'nin Vietnam'daki ve en son Laos'taki yenilgisini de kavrayamıyor ve bu yenilgiyi iki süper devlet arasındaki anlaşmalara bağlıyor. Aslında bu tür fikirler, emperyalizmi yenilmez ve halkları güçsüz görenlerin kafasından çıkmaktadır.

Dünyadaki her devrimin ayrı şartları vardır. Hiç bir devrim «çok kanlı olmadı» diye eleştirilemez ve küçümsenemez. Bu, Marksistlerin değil, küçük burjuvaların bakış açısıdır. Aynı eleştiriyi, Rusya'daki «Sosyalist-Devrimciler», Ekim Devrimine yöneltmişlerdi. Onlar, uzun sürmediğini ve kan dökülmediğini söyleyerek. Ekim Devriminin bir darbe olduğunu iddia ediyorlardı. Revizyonistler ise, kan dökülmediğini söyleyerek, 1919 Macar devrimini ve bugün Laos'un kurtuluşunu «barışçı geçiş yoluna» örnek göstermeye çalışıyorlar. Oysa bunlar da silahlı yığınların eseridir; çetin savaşlarla gerçekleştirilmiş ve yaşatılmışlardır.
Milli Mücadelemiz de, üç yıldan fazla devam eden şiddetli savaşlarla kazanılmıştır. Kurtuluş Savaşında 37 bin şehit verilmiş, 441 köy tamamen, 463 köy ise kısmen harap olmuştur. Eğer Türkiye halkı eline silah almasa ve savaşmasaydı, hiç bir emperyalist Türkiye'den gönül rızasıyla çekilmezdi. Kurtuluş Savaşı, tasfiyecilerin iddia ettiği gibi İngilizlerle ve diğer emperyalistlerle anlaşarak veya onların «Yunanlıları yendirtmek» için yaptıkları yardımlarla değil, savaş meydanlarında emekçilerin canları pahasına kazanıldı. Kurtuluş zaferini, halkımıza Emperyalistler hediye etmedi. Onlar, Türkiye halkının çetin direnişi karşısında daha ileri gelişmelere yol açmamak için çekilmek zorunda kaldılar. Türkiye'nin hayati bir pazar olmayışı ve emperyalist ülke halklarının savaşa karşı mücadelesi de bunda etkili oldu.

Dünya Marksistlerinin bakış açışı, tasfiyecilerin Kurtuluş Savaşını karalayan tutumundan tamamen farklıdır.

Örneğin Çin devrimcileri, 1972 yılında yayınladıkları bir yazıda Türkiye devrimini şöyle değerlendiriyorlar:

«Çelişmelerin keskinleşmesi Birinci Dünya Savaşına yol açtı. Fakat savaş devrimlerin yükselmesini hızlandırdı ve Rusya, Almanya, Macaristan, Türkiye ve diğer ülkelerde devrim hareketleri patlak verdi.»

Görüldüğü üzere Marksistler, Türkiye devrimini, Sovyet ve Macar devrimi gibi proletarya devrimleri ve Almanya'daki demokratik devrim ile birlikte sayıyorlar.

Kaynakça
Kitap: Kemalist Devrim
Yazar: Doğu Perinçek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1919-1923: Türk Kurtuluş Savaşı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir

cron