Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Milli Burjuvazi Önderliğinde Anti-Emperyalist Devrim

Burada Günümüzdeki Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluş Tarihi ve Kurtuluş Savaşı'mız hakkında konular bulabilirsiniz

Milli Burjuvazi Önderliğinde Anti-Emperyalist Devrim

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Nis 2011, 18:07

MİLLİ BURJUVAZİ ÖNDERLİĞİNDE ANTİ-EMPERYALİST DEVRİM

Elimizde kalan bir parça toprakla bir dilim ekmeği, bu zalim yağmacı Avrupa ve Amerikan emperyalistlerine kaptırmamak, bu gözü doymaz, emperyalist ve arlanmaz Yunan istilacılarına karşı mücadelede sonuna kadar direnmek kutsal görevimizdir. istilacılara kuyruk olup memleket ve halkımızı kulluğa düşürmeye çalışan İstanbul hükümetine karşı başkaldıran ve Rusya İşçi ve Köylü Şuralar Cumhuriyeti ile kolkola giden Anadolu ihtilalcileri Hükümetine her türlü yardımı yapmak, birinci işimizdir.
MUSTAFA SUPHİ

Tasfiyecilerin Milli Kurtuluş Savaşımızın anti-emperyalist niteliğini inkâr eden görüşleri üzerinde duracağız. Tasfiyeciler, devrimci mücadeleye hizmet eden her şeyi karalayarak, çok «müthiş» devrimciler olduklarını ispat etmeye çalışıyorlar. Birçok genç devrimciyi etkilemenin yolu olarak bunu görüyorlar. Revizyonist karakterlerini böylece gizleyeceklerini sanıyorlar.

Troçkizm Kurtuluş Savaşını İnkar Ediyor

Tasfiyecilerin Kurtuluş Savaşı konusundaki temel görüşlerini kendi yazdıkları satırlarla şöyle özetleyebiliriz:

• «Milli Kurtuluş Savaşının önderliği, ta başından itibaren İttihat ve Terakki içindeki Türk komprador büyük burjuvazisinin, toprak ağalarının ve tefecilerin eline geçmiştir.» (İbrahim Kaypakkaya, Bütün Yazılar, s. 102)
• «Tabii ki revizyonistler, 'kurtuluş' savaşının komprador-bürokrat burjuvazinin ve toprak ağalarının bir 'devrim'i olduğunu reddederler. (... ) Halk yığınları burjuvazinin ve toprak ağalarının çıkarları uğruna zorla savaşa sürüldüler, kanlarını ve canlarını vermeye zorlandılar.» (Garbis Altınoğlu'nun «Sandık Cinayeti Davası» adı verilen davadaki dilekçesinden)
• «Kurtuluş Savaşı bir Türk - Yunan savaşıdır. Emperyalist ülkeler, Kemalist iktidarla anlaşıp Yunanlıları yendirmişti.» (H. Şenses'in TİKKO Davası dilekçesinden)
• «Kemalistleri SSCB ve Lenin niçin destekledi! Bunun cevabı gayet basittir: ...SSCB ve Lenin yoldaş, gericiler arasındaki çelişmeden ustalıkta yararlandılar. Mesele budur.» (İ. Kaypakkaya, s. 147 - 148)
• «Kurtuluş Savaşımız... 'Asya'nın ezilen halklarına' değil, Asya'nın korkak burjuvazisine ve bir de emperyalist ülkelerin mali oligarşisine 'cesaret ve umut vermiştir'.» (İ. Kaypakkaya, s. 131)

Özetleyecek olursak, tasfiyecilere göre, Kurtuluş Savaşı, anti-emperyalist bir savaş değildir. Kurtuluş Savaşının önderi komprador burjuvazidir. Kurtuluş Savaşı, gericiler arasında bir savaştır, bir Türk - Yunan savaşıdır. Sovyetler, gericiler arasındaki çelişmeden ustalıkla yararlandı. Emperyalistler, Kemalistlerle anlaşıp Yunanlıları yenik düşürdü. Halk yığınları, sınıf düşmanlarının menfaati uğruna zorla cepheye sürüldü, kanını ve canını vermeye zor-landı. Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı emperyalistlere umut ve cesaret verdi.
Bu görüşler. Prof. İdris Küçükömer'in ortaya attığı tezlerle birleşmektedir.

İdris Küçükömer şöyle demektedir:

«Kurtuluş Savaşı, anti-emperyalist bir savaş değil, Yunanlılara karşı bir savaştır.» (Milliyet, 28 Ekim ve 4 Kasım 1973)

Marksizmin Büyük Ustaları
Troçkist Tezleri Can Evinden Vuruyor


Tasfiyeciler, Kurtuluş Savaşının anti-emperyalist niteliğini inkar eden görüşlerini Stalin'den alınan bir cümleye dayandırmaya çalıştılar. Aslında Lenin, Stalin ve Mao gibi büyük ustaların Kurtuluş Savaşımız üzerine söylediklerinde tasfiyecilerin işine yarayacak tek bir kelime dahi yoktur. Fakat onlar, Stalin'in cümlesinin altından .girip üstünden çıktılar ve bu cümleye istedikleri anlamı verdiler. Oysa kullanmaya çalıştıkları o bir tek cümle, Troçkist tezleri can evinden vurmaya yetmektedir.

Tasfiyeciler, Marksizm-Leninizmin büyük ustalarını, kendi Marksizm düşmanı tezlerine alet etmeye yeltendiler. Bu sebeple biz, onların sahte devrimci tezlerini öncelikle büyük Marksist-Leninistlerin yazdıkları ile çürüteceğiz. Fakat hemen eklemeliyiz. Hiç bir gerçek, sadece büyük ustalardan alınan sözlerle ispat edilmez. Bu, Marksist olmayan bir tutumdur. Gerçeği, somut olayların Marksist bir değerlendirmesini yaparak ortaya koymak gerekir. Kurtuluş Savaşımızı, Türkiye devrimcileri olarak enine boyuna araştırma ve tahlil etme görevimizi unutmamalıyız. Bazı alıntıları arka arkaya sıralayıp bu görevi bir kenara at-mamalıyız. TİİKP Davası Savunmasının Kurtuluş Savaşı bölümü, somut olaylara dayanarak yapılan Marksist bir tahlildir. Bu tahlili derinleştirmen ve geliştirmeliyiz.

Bu yazıyı yazmadan önce, Lenin, Stalin, Mao ve Dimitrov'un Kurtuluş Savaşımız ve Kemalist devrim hakkında yazdıkları her satırı bulmaya çalıştık. Onların eserlerini etraflı bir şekilde taradık. Bulduğumuz parçaları yakın bir zamanda broşür olarak yayınlayacağız. Komünist Enternasyonal yayın organlarında çıkan yazıların da bir kısmını okuduk. Kurtuluş Savaşı hakkında Marksistlerin değerlendirmelerini bulabileceğimiz başka kaynaklara da baktık. Bu araştırma sonucunda. Milli Kurtuluş Savaşımızın anti-emperyalist niteliğini inkar eden Troçkist tezleri haklı çıkaracak tek bir satır dahi bulamadık. Bu sebeple, tasfiyeciler, ileri sürdükleri tezlerin dayanağını büyük Marksist önderlerde değil, başka yerlerde aramalıdırlar.

«Gericiler Arasında Savaş» Değil Anti-Emperyalist Mücadele

İlk önce Kurtuluş Savaşının «anti-emperyalist» bir savaş olmadığı, bir Türk - Yunan savaşı olduğu, gericiler arasındaki bir savaş olduğu iddiası üzerinde duracağız.

Yunan ordusunun kimlerin aleti olduğunu bizzat Yunan Başbakanı Venizelos, Lozan Konferansında çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır:

«Yunan ordusunun, kendi teşebbüsüyle değil, müttefiklerin daveti üzerine ve Yunanistan'ın özel menfaati için değil, müttefiklerin menfaati için İzmir'e çıkmış olduğu, inkar edilmez bir gerçektir... Yunanistan'ın İzmir'i işgali ve Küçük Asya'da askeri harekat takip eylemesi kendi hesabına değildir. Bunlar, müttefiklerin müşterek menfaatleri için olmuştur.»

Bu sözlerin ispatladığı gerçek çok açıktır. Yunan orduları emperyalistlerin hizmetindedir. Yunan ordularının arkasında yağmacı İngiliz emperyalistleri vardır.

Bütün dünyanın bildiği bu gerçeği, Lenin şu sözleriyle belirtmektedir:

«Türk işçi ve köylüleri, çağdaş milletlerin yağmaya karşı direnişinin hesaba katılması gereken bir şey olduğunu ispat etmişlerdir. Türkiye, emperyalist devletlerce yağma edilmeye öyle bir şiddetle karşı koydu ki, içlerinde en kabadayı olanı bile elini ondan çekmek zorunda kaldı.»

Gene Lenin, Sovyet Büyükelçisi Aralov'a Türkiye'ye giderken şunları söylemekteydi:

«Türkler milli kurtuluşları için savaşıyorlar... Emperyalistler Türkiye'yi soyup soğana çevirdiler, hala da soyuyorlar. Köylüler ve işçiler buna katlanamadılar ve başkaldırdılar. Sabır bardağı taştı. Gerek Doğu halkları, gerekse biz, emperyalist kuvvetlere karşı savaşıyoruz...»

Tasfiyeciler Stalin'in Yazdıklarını Kendi «Ustaları» Troçki'ye Göre «Düzeltmeye» Kalkışıyor

Tasfiyeciler, bilindiği gibi Kurtuluş Savaşının komprador burjuvazi önderliğinde yapıldığını iddia ediyorlar. Bu iddialarını Stalin'den alınan bir cümleye dayandırıyorlar.

Mao'nun Yeni Demokrasi ve Şnurov'un Türkiye Proletaryası adlı kitaplarında da bulabileceğimiz bu cümle şudur:

«Kemalist devrim, bir üst tabaka devrimidir, milli ticaret burjuvazisinin devrimidir.»

Tasfiyeciler, bu cümleyi alarak, Stalin'in «üst tabaka» terimi ile, aslında, «komprador burjuvaziyi» kastettiğini ileri sürdüler.

«Genel Eleştiri» adını verdikleri yazılarında şöyle diyorlardı:

«Lenin, Stalin ve Şnurov yoldaşlar, Kemalist devrimden bahsederken 'milli burjuva' kavramını Türk olan burjuva anlamında kullanmaktadırlar. Milli burjuva-komprador burjuva ayrımı onlarda henüz yoktur. (... ) Lenin, Stalin ve Şnurov yoldaşlar Kemalist devrime, 'milli- burjuva devrimi' derken, kastettikleri 'komprador olmayan burjuvazinin devrimi' değildir; kastettikleri 'Türk olan burjuvazinin' devrimidir.» (İ. Kaypakkaya, s. 101)

Tasfiyeciler, doğuştan alim oluyorlar. Araştırma yapmaksızın her şeyi biliyorlar ve gaipten duydukları seslerle bir peygamber edası içinde ahkam kesiyorlar. Tasfiyecilerin bilir bilmez yazdıklarını okuyan birçok genç arkadaş yanlış fikirlere kapılıyor.

Tasfiyeciler nerden çıkarıyor, Stalin'de milli burjuva-komprador burjuva ayrımı olmadığını? Stalin'in iki-üç satırını yalan yanlış okuyarak kafadan atıyorlar. Çünkü, Stalin, hem de tasfiyecilerin kendilerine alet etmeye çalıştıkları cümlenin bulunduğu yazıda bu ayrımı yapıyor. Tasfi-yeciler, yazının tamamını bulmaya ve çevirmeye gerek görmeksizin Stalin'i tahrif ediyor ve kendi inkarcı görüşlerine alet etmeye kalkıyorlar.

Stalin, alıntının yapıldığı, Sun Yatsen Üniversitesi öğrencileriyle yaptığı görüşmede «milli burjuvazinin komprador burjuvazi sınıflamasına girmediğini» açıkça söylemektedir:

«Demek ki burada söz konusu olan, herhangi bir büyük burjuvazi değil, komprador burjuvazi sınıflamasına girmeyen milli burjuvazidir.»
"Girmeyen" sözcüğünün altını çizen Stalin'dir.

Stalin, alıntının geçtiği görüşmeden dört gün önce yazdığı başka bir yazıda gene aynı ayrıma dikkat çekmektedir. 9 Mayıs 1927 tarihli «Çin Devriminin Meseleleri» başlıklı yazısında, «milli burjuvazi» teriminden sonra parantez açmakta ve «kompradorlar değil» demektedir.

Stalin'in milli burjuvaziden söz ederken, bunun «komprador burjuvazi» olmadığına böyle sık sık dikkat çekmesinin sebebi, Troçkistlerdir. Çünkü o zaman da Troçkistler milli burjuvazi ile komprador burjuvazi arasındaki ayrımı kaldırarak Stalin'i çürütmeye çalışıyorlardı.

Stalin, milli burjuvazinin parantez içinde «komprador olmadığını» belirttikten sonra dipnotu veriyor ve «komprador burjuvazi» deyimini şöyle açıklıyordu:

«Kompradorlar — sömürge ve bağımlı ülkelerdeki yerli ticaret burjuvazisinin bir bölümünü oluşturan ve yabancı sermaye ile yerli pazar arasında aracılık yapan kimseler.»"

Görüldüğü gibi Stalin «milli burjuvazi» derken, «komprador burjuvaziyi» kastetmiyor, burjuvazinin emperyalist sermayeye aracılık yapmayan, yani komprador olmayan «milli» kesimini ifade ediyor. Stalin, o zaman Troçki ve hempalarının tezlerini çürütmek için bu ayrımı yapmaya özellikle dikkat gösteriyor.

Troçki'nin izinden yürüyen tasfiyeciler, kırk beş yıl sonra Stalin'in yazdıklarını kendi «ustaları» Troçki'ye göre düzeltiyorlar.

Tasfiyeci şef şöyle diyor:

«'Üst tabaka', İttihat ve Terakki içinde palazlanmış olan, önce Alman emperyalizmine uşaklık eden, Birinci Dünya Savaşında Alman emperyalizminin yenilgisinden sonra da, İngiliz - Fransız emperyalizmine yaklaşan Türk komprador burjuvazisinin ta kendisidir.» (İ. Kaypakkaya, s. 101)

Kaypakkaya görüldüğü gibi Stalin'in «üst tabaka» teriminin yerine «komprador burjuvazi» terimini koyuyor. Sonra bu «komprador burjuvaziye» Milli Kurtuluş Savaşının önderliğini hediye ediyor. Bu arada «milli ticaret burjuvazisi» terimini el çabukluğuyla ortadan kaldırıyor.

Tasfiyeci şef, tek bir cümleyi açıklarken dahi, dünyanın tahrifatını yapıyor. Çünkü Stalin'in bu cümlesi, onun inkarcı görüşlerini tek başına yerle bir etmeye yetiyor da artıyor bile.

Kurtuluş Savaşına Milli Burjuvazi Önderlik Etti

Tasfiyeciler, komprador burjuvaziye «devrim» yaptırıyorlar. Oysa komprador burjuvazi, karşı-devrimci bir sınıftır ve yapsa yapsa karşı-devrim yapabilir. Nitekim İngiliz - Fransız işbirlikçilerinin Kurtuluş Savaşı sırasındaki tutumu budur. Özellikle İngiliz emperyalistlerinin işbirlikçisi olan İstanbul'daki padişah hükümeti, Kuvvayi İnzibatiye örgütünü kurarak ve Anzavur gibi gericileri isyan ettirerek Kurtuluş Savaşını bastırmaya çalışmıştı. İstanbul hükümetine hakim olan Damat Feritlerin Hürriyet ve İtilaf Fırkası, eskiden beri İngiliz emperyalistlerinin işbirlikçisidir.

«Türk komprador burjuvazisi», tasfiyecilerin iddia ettiklerinin tersine, hiç bir zaman yekpare olmamıştır. Komprador burjuvazi içinde özellikle Alman ve İngiliz işbirlikçileri arasında şiddetli bir mücadele süregelmiştir. Nitekim, İngiliz işbirlikçileri, Alman işbirlikçisi İttihatçı kompradorların yıkılması ile iktidara gelmiştir, ingiliz kompradorları, o tarihte tasfiyecilerin iddia ettiği gibi Ankara hükü-metinin başında değil, İstanbul'da bulunuyorlardı. Eski Alman işbirlikçisi Enver Paşa ise, bütün çabalarına rağmen, Anadolu'daki milli kuvvetleri hakimiyeti altına alamamıştır. Gerek Sovyetler Birliği ve Doğu halkları, gerekse Anadolu hükümeti, İttihatçı kompradorlara karşı mücadele etmiş ve onların maskesini indirmiştir. İttihatçı Enver Paşa, İngilizlerin desteğiyle Türkistan'da Bolşeviklere karşı ayaklanma örgütlemeye çalışırken, Anadolu hükümeti, Sovyetler'in dostu olarak emperyalistlere karşı savaşıyordu.

Kurtuluş Savaşını yöneten milli burjuvazi, Müdafaayı Hukuk Teşkilatında örgütlenmişti. Bu teşkilat, İttihat ve Terakkinin kompradorlaşan yöneticileri ile çatışan Anadolu teşkilatının devamıdır, yoksa İttihatçı komprador elebaşılarının devamı değildir. 1908 demokratik devriminden sonra, İttihat ve Terakki yöneticileri, kısa zamanda komprador burjuvazi arasına karışmış ve içinden çıktıkları milli burjuvaziyi de baskı altına almışlardı.7

Komprador Burjuvazi Kurtuluş Savaşının Düşmanıydı

Komprador burjuvazi, tasfiyecilerin iddia ettiği gibi Milli Kurtuluş Savaşının önderi değil, düşmanıydı. Şnurov, Türkiye Proletaryası adlı kitabında bu düşmanlığı ve sebeplerini etraflı olarak açıklamaktadır.

Kurtuluş Savaşını yönetenlerin komprador burjuvaziye düşmanlığını, o yıllarda Komünist Enternasyonal'in Yürütme Komitesi Başkanı şu sözlerle ifade ediyordu:

«Son on beş yıl içinde ortaya çıkan, özellikle savaş süresince gelişen ve böylece gerek Avrupa, gerekse Rum ve Ermeni rekabetine son veren orta ve küçük Türk ticaret burjuvazisi, elde ettiği ekonomik üstünlüğü, Türkiye'nin parçalanmasıyla uluslararası sermaye karşısında kaybedeceğini ve yerini, uluslararası ticaretin temsilcileri olan Rum, Ermeni ve levantenlere bırakmak zorunda kalacağını çok iyi biliyordu.
«Burjuvazi açısından Türk bağımsızlık savaşı, aynı zamanda kendi varlığını sürdürebilme savaşıydı ve bu sınıf İtilaf devletlerince desteklenen büyük Türk burjuvazisinin en azılı düşmanıydı.»

Komünist Enternasyonal dergisinde yayınlanan ve Enternasyonal'in görüşünü yansıtan bu paragraf şu gerçekleri açıkça ortaya koymaktadır:

1. İstiklal Savaşına önderlik eden sınıf, orta ve küçük Türk ticaret burjuvazisidir.
2. Orta burjuvazi veya başka bir deyişle milli burjuvazi, İtilaf devletlerinin, yani İngiliz ve Fransız emperyalistlerinin desteklediği büyük Türk burjuvazisinin amansız düşmanıydı.

Tasfiyeciler ise yazdıkları «Genel Eleştiride, Kurtuluş Savaşının önderliğine ve Mustafa Kemal'e başından itibaren «İngiliz - Fransız işbirlikçisi» damgasını vuruyorlar.

Bu damgayı yapıştırmadan bir sayfa önce ise, Şnurov'dan şu alıntıyı yapıyorlar:

«...Kemalist devrim adıyla tanınan devrim, İngiliz - Fransız emperyalizmine karşı yapılmıştır.»

Tasfiyecilere göre, «İngiliz - Fransız işbirlikçileri», İngiliz - Fransız emperyalizmine karşı devrim yapmış oluyor! Saçmalamanın zirvesinde dolaşmaktadırlar. Sayfalar dolusu tahrifat yaparak, Mustafa Kemal'in ta başından beri komprador burjuvazinin adamı olduğunu ispatlama çabası, bizzat kendi naklettikleri alıntılarda çürümektedir.

Yalnız Marksist-Leninistler değil, bütün dünya. Kurtuluş Savaşımızın İngiliz - Fransız emperyalizmine karşı verildiğini görmüş, yaşamış ve söylemiştir. Acı olan, bugün tartışmanın bu kadar ilkel bir düzeyde cereyan etmesidir. Kurtuluş Savaşını kanı ve canı pahasına veren halkımızın içinden, bu savaşın «anti-emperyalist» olmadığını ileri sürenler çıkabilmektedir ve biz onlara Türkiye halkının emperyalizme karşı savaştığını, başka ülkelerin büyük devrimcilerinden alıntılar yaparak anlatmaya çalışıyoruz. Demek ki, aradan geçen elli yıl içinde emperyalizmin, Milli Kurtuluş Savaşımızın anti-emperyalist niteliğini genç dimağlardan silmek ve ateşi küllendirmek için yaptığı propagandalar boşa gitmemiştir. Hatta bu propagandalar, kimi zaman en hızlı «solcu» kisvesi altında ortaya çıkabilmektedir.

Kaynakça
Kitap: Kemalist Devrim
Yazar: Doğu Perinçek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1919-1923: Türk Kurtuluş Savaşı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir