Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Aleviler’in Atatürk Sevgisi İnanılmaz Fazla

Burada Günümüzdeki Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluş Tarihi ve Kurtuluş Savaşı'mız hakkında konular bulabilirsiniz

Aleviler’in Atatürk Sevgisi İnanılmaz Fazla

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Nis 2011, 20:41

Aleviler’in Atatürk Sevgisi Bir Devlet Büyüğüne Duyulan Sevgiden Öte Bir Tutku Düzeyinde

Cemal Canpolat


Bütün Alevilerin evinde bir köşede Hz. Ali’nin resmi diğer köşede Mustafa Kemal’in resmi sanki On İkinci İmam Mehdi. Eğer bir gün yolunuz düşerde bir Alevi-Bektaşi evine konuk olursanız, bu yoksul ama sıcak evde bir olay hemen dikkatinizi çekecektir. Bir köşede bir bağlama sazı, gazete ya da dergiden kesilmiş soluk bir Hz. Ali resmi ve hemen yanında da Mustafa Kemal’in bir portresinin asılı olduğunu göreceksiniz.

“Çok büyük insan... Onunla konuşunca adeta ruhum yıkanıyor, kaynak suyu gibi temiz, okyanus gibi geniş ve derin...”

Bu sözleri Mustafa Kemal, Hacı Bektaş Dergahı postnişini Veliyettin Çelebi Efendi için söylüyor. Dikkat edilirse bu ifadeler sıradan iltifat ve saygı ifadeleri değil. Bu nitelemeler köklü bir sevgi ve saygının ifade biçimidir.

Mustafa Kemal ile Veliyettin Çelebi arasındaki bu sevgili ve saygılı ilişki Mustafa Kemal’in ölümüne kadar devam ediyor. Çelebi, M. Kemal’in çağırılışı olarak bir ara Ankara’ya da gelmiş. Hatta M. Kemal, Veliyettin Çelebi için Ankara İsmet Paşa mahallesi’nde bir ev hazırlatmış ve kendisini de orada ağırlamıştır. Çankaya’da kendisi ile uzun sohbetlerde bulunmuştur. Çelebi’nin daha iyi ağırlanması için de Dersim Milletvekili Sarı Saltuk’lardan Mustafa Saltuk Dede’yi özel olarak görevlendirmiştir. M. Kemal’in, Veliyettin Efendi hakkındaki sözleri de Mustafa Saltuk’un özel günlüğünde yer alıyor.

Milli mücadele ateşini tutuşturmaya çalışan Mustafa Kemal için; “vatan haini” olduğu gerekçesiyle hakkında “idam fermanı” çıkartırken, Hacı Bektaş Dergahı’ndaki Dervişlerin onu kutsal bir kurtarıcı olarak görmeleri M. Kemal’i fazlası ile duygulandırmıştır.

Türbede M. Kemal’e “kılıç kuşatılıp, yola kabul edilir”. M. Kemal’in yolunda olacaklarına, destek vereceklerine “yek vücut” olacaklarına “ikrar verilir.” Coşkulu bir karşılama ve uğurlama yapılır. M. Kemal ile Anadolu Alevi Bektaşiliğinin milli mücadele sırasındaki karşılaşmasını araştırmacı yazar Adil Gülvahaboğlu şöyle ifade ediyor.

“M. Kemal’in arayışı Bektaşi toplumunda yaşıyordu. Tarihte pratiğinde vardı, ancak hukukileşmesi ve siyasallaşması gerekiyordu. Mustafa Kemal bunu yaptı. Laiklik, bağımsızlık, dilde ve kültürde ulusçuluk, halkın egemenliğine geçiş kadın hakları gibi... yeniliklerde Kemalist Güç Bektaşilik kaynağına dayanıyordu.”

Anadolu Alevileri tarihte Osmanlı’nın her türlü toplumsal haksızlığına karşı baş kaldırdıkları için sayısız kitle katliamına uğramışlardır. Yaşamlarını sürdürebilenler de kendilerini Osmanlı’dan saklamak için kuş uçmaz, kervan geçmez, köy, mezra, kom ve yaylaklarda her türlü toplumsal nimetten uzak yaşamlarını sürdürmeye çalışmışlardır.

Osmanlı padişahı hakkında, idam fermanı çıkartırken, Hacıbektaş Dergah’ındaki dervişlerin kendisini kutsal kurtarıcı olarak görmeleri, milli kurtuluş ateşini tutuşturmaya çalışan Mustafa Kemal’i çok duygulandırmıştır. Anadolu ve Rumeli’deki Alevi-Bektaşiler, Mustafa Kemal’i çok severler. Bu sevgi sıradan bir yöneticiye devlet büyüğüne duyulan sevginin dışında bir sevgidir. Bu sevgi ve saygı adeta bir tutku düzeyindedir. Tapınma ile karışık bir sevgi, saygı ve duygu selidir adeta...

Bu sevgiyi değerli gazeteci Fikret Otyam şöyle ifade ediyor: “Alevilerde anlatılması zor bir Atatürk tutkusu vardır, gösterdiği yola bağlılık vardır. On İkinci İmam Mehdi’nin Atatürk olduğunu söyleyecek kadar ona inançlarını belirtmişlerdir.

Dervişler onu kutsal kurtarıcı olarak görüyor.

Mustafa Kemal, Ankara’da henüz Meclis-i Mebusan’ı toplamadan önce Hacı Bektaş Dergahına geldiğinde dergah da ki pirler ona büyük bir sevgi ve saygı göstermişlerdir. Dergaha geldiğinde de atının özengisini niyaz ederek karşılamışlar, onu adeta kutsamışlardır. Bu durum M. Kemal ve silah arkadaşlarını çok duygulandırmıştır.

Hacı Bektaş da Atatürk, Çelebi Cemalettin Efendi ve Salih Niyazi Baba özel bir görüşme yapar.

Mustafa Kemal Hacı Bektaş Cem Törenine Katılırken, İkrar Töreni ile Kılıç Kuşatılır ve Yola Kabul Edilir

Cemalettin Ulusoy cem töreninde M. Kemal Atatürk’e “Bu yol kıldan ince kılıçtan keskindir. Bu yola eğri giremez ve girende çıkamaz.” Cem de M. Kemal Atatürk’e dualar edilerek Türk Ulusunu düşmandan koruyarak M. Kemal’i ulu tanrının ulusumuza bağışlayacağı ve Cumhuriyeti kurmasını nasip eyle. Bütün Cem’e katılanların hep bir ağızda Allah Allah deyip Cumhuriyete ve M. Kemal Atatürk’e açık destek verdiklerinin en iyi kanıtıdır. Bunun üzerine Bektaşi Babalarının Dergahta ne kadar battaniye, yatak, şilte ve ambarlarda ne kadar zahire varsa M. Kemal’in gözü önünde arabalara yüklenilerek, ayrıca Dergahta biriken gelirlerinden 1800 sarı lira (altın) M. Kemal’in avcuna sayılarak ve de dergahın bütün bağışlarını M. Kemal’e teslim ederek Cumhuriyetin kurulmasına açık bir şekilde destek vermişlerdir.

Cemalettin Çelebi:

“Paşam canlar der ki acaba pir Hacı Bektaş don mu değiştirip geldi, çünkü yüzyıllar önce ulu pirimiz de böyle konuşmuştu”

Burada görülüyor ki, M. Kemal Atatürk’ün Pir Hacı Bektaş’a benzetildiği (kurtarıcı, Mehdi olarak kabul etmeleri) çok çarpıcı ve farklı algılanmamalıdır.

Elazığ Valisi Ali Galip Bey’in Talimatı İle M. Kemal’in Yakalanarak İngilizlere Teslim Edilmesi

30 Ağustos 1919 günü Erzincan’dan Sivas’a giderken Çardaklı Boğazında bu olayı Mazgirt eski belediye başkanı Hıdır Öztürk yazdığı eserinde “Çete reisi Alişer Efendi M. Kemal ve kurulu pusuya düşürdüğünde paşa bağırarak ne istiyorsunuz diyor. Çetenin kol başı Alişer Efendi sizi yakalayıp İngilizlere teslim etmek üzere Elazığ Valisi Ali Galip Bey’den emir aldık diyor, paşa o halde ne duruyorsunuz deyince Alişer biz valinin emrini dinlemeyeceğiz, çünkü siz bu vatanın kurtulması için çalışıyorsunuz, biz size yardım edeceğiz demesi üzerine M. Kemal gülümseyerek teşekkür ederim demiştir. Alişer Efendi; biz sizin arkanızdayız, yolunuz açık olsun, sizin buradan geçeceğinizden dağdakilerin haberi var, siz merak etmeyin paşam.” Şeklinde aktarmıştır.

Kurtuluş Savaşımızın Şerefine

Mazhar Müfit Kansu; “Hacı Bektaş da karşılandık, bizi bir odaya aldılar, alçak gönüllüce düzenlenmiş bu oda Çelebinin kabul odasıymış, beş-altı dakika sonra Çelebi efendi geldi, ortaya bir masa getirilerek rakı takımları konuldu, Cemalettin Çelebi kalp hastası olduğundan önce içki içmek istemedi, ama Mustafa Kemal o zaman biz de içmeyelim deyince Çelebi efendi hastalığına rağmen kararından vazgeçti ve kurtuluş Savaşının başarısına kadeh kaldırdı.”

Bu esnada yani Kurtuluş Savaşı başlarında İstanbul hükümeti Dersim’lilerin Osmanlıya duyduğu huzursuzluğu Erzurum ve Sivas kongrelerine karşı kullanmaya çalışıyordu. Bunun için Dersim Valiliğine İngiliz yanlısı Osman Nuri’yi atamışlardır. İngilizler kurtuluş savaşı sırasında Alevi, Sünni karşıtlığını da M. Kemal’e karşı kullanmaya çalışmışlardır.

Erol Uluben, İngiliz belgelerine dayanarak İngiliz diplomatlarından Stokes’in hükümetine raporunun bir yerinde şöyle dediğini yazıyor; “Aleviler ve Sünniler arasındaki bazı karşıtlıklar önemlidir. Biz bu karşıtlığı kendi lehimize daha da geliştirebiliriz.”

Yine Yozgat ayaklanmasının ele başları da “Alevilere özerklik” vaadi vererek onları M. Kemal’e karşı kullanmaya çalışmışlardır, fakat hevesleri kursaklarında kalmıştır, çünkü Dede Galip Bey ve Çerkez Ethem birleşerek ayaklanmayı bastırmış ve ulusal güçlerin yanında yer almışlardır. Benzer olaylar Kars yöresinde de tezgahlanmış, fakat Alevi Dedesi olan Fahrettin Erdoğan Bey’in mücadeleleri sonucunda istediklerini yapamayacaklarını bir kez daha anlamak zorunda kalmışlardır.

Alevi-Bektaşiler Kurtuluş Savaşından öncede 1. Dünya Savaşında da ülkenin savunmasından cephelerde yerlerini almışlardır. Bunlardan biri de önce Gelibolu ve sonrada Kafkas Cephesine gönderilen Hacı Bektaş Dergahı Piri Cemalettin Çelebi’nin başında olduğu Bektaşi Mücahidinin Alayıdır. Bu gönüllü birlik Anadolu ve Rumeli’deki Bektaşileri Kurtuluş Savaşının yanında yer almaya çağırmış ve bu birlik doğu cephesinde ulusal mücadele için savaşa katılmıştır. Böyle birliğin oluşumu Doğu’da özellikle de Alevi yörelerde milis örgütlenmelerinin hızla yayılmasını teşvik etmiş ve Doğu’da Kuvay-ı Milliye’nin çekirdeğini oluşturmuştur.

08.09.2006, 02:21

http://www.aleviweb.com/forum/archive/i ... -5459.html
http://www.cemvakfi.org/index.php?optio ... Itemid=139
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1919-1923: Türk Kurtuluş Savaşı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir