Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Özbekistan'da Hacı Bektaş Veli İle İlgili Yayınlar

Burada Anadolu Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Özbekistan'da Hacı Bektaş Veli İle İlgili Yayınlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 03 Oca 2011, 22:06

ÖZBEKİSTAN'DA HACI BEKTAŞ VELİ İLE İLGİLİ YAYINLAR

Hacı Bektaş Veli sadece Türkiye'de değil, Özbekistan'da da tanınmıştır. Özellikle, onun Hoca Ahmed Yesevi yolunda yürüyen bir mutasavvıf olması, Bektaşilik gibi Anadolu tarihinde önemli yer tutan bir tarikatın kurucusu olması, Türkistan aydınlarının da ilgisini çekmiştir. Bu yazımızda bu ilgiden dolayı Özbekistan'da yapılan Bektaşilikle ilgili çalışmalar tanıtılacaktır.

Özbekistan bağımsızlığına kavuştuktan sonra ülkede birçok ilim, kültür, din ve tasavvuf büyüğünün isimleri gündeme geldi, onların eserlerine değer verilmeye başlandı. Hoca Yusuf Hemedani, Hoca Ahmed Yesevi, Hoca Abdulhalik Gicduvani, Necmeddin Kübra, Bahaeddin Nakşibend, Hoca Übeydullah Ahrar gibi birçok manevi önderin hayatları ve eserleri geniş kapsamda incelenmeye başlandı.

80'li yıllarda Özbekistan'da yeniden başlayan Hoca Ahmed Yesevi'yle ilgili tetkikler sonucunda Yesevilik ekolüne mensup şair ve yazarların çalışmalarına da merak uyandı. Zira, Yesevilik tarihinden bilindiği üzere Sufi Muhammed Danışmend, Hâkim Süleyman Ata, İsmail Ata, Hazini, Alim Şeyh, Muhammed Şerif Hüseyni, Şeyh Zinde Ali, Hudaydad-ı Veli, Azim Hace gibi birçok manevi önder Pir-i Türkistan'dan sonra hem fiilen hem de eserleriyle Yesevilik ekolünü yaymaya çalışmışlardır. Nitekim, Hâkim Ata Süleyman Bakırgan'ın hikmetleri vasıtasıyla Altın Ordu ve Tatar ülkesine Yesevilik geleneği ve Harizm kültürü ulaşmış, Seyyid Ata ve dostlarının çalışmalarıyla Deşti Kıpçak İslamiyetle tanışmıştır.

Kemal İkani, Kutbeddin Haydar, Hoca Bahaeddin Nakşibend gibi Yesevi takipçileri Ahmed Yesevi öğretisinden beslenerek İkaniyye, Hayderilik, Nakşibendilik gibi tarikatları kurmuşlardır. Kaynak eser ve araştırmalardan anlaşıldığına göre Hacı Bektaş Veli Horasani-i Rumi'nin kurduğu Bektaşilik tarikati Yesevilik etkisiyle oluşmuş ve Anadolu Türklerinin sosyal ve manevi hayatında önemli rol oynamıştır.

Hoca Ahmed Yesevi'nin Anadolu'daki takipçileri olan Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre'nin hayatı ve eserleri de Özbek bilim adamları tarafından araştırılmaya ve aktarılmaya başlandı. Yunus Emre'nin şiirleri Özbekçeye aktarılıp onun hayatı ve eserleri hakkında birkaç makale yayımlandı. Prof. Dr. M. E. Coşan'ın "Yunus Emre ve Tasavvuf" risalesi Özbekçeye aktarıldı (Yunus Emre ve Tasavvuf, 2001). Burada Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilikle ilgili Özbekistan'da yapılan aktarma çalışmaları kısaca tanıtılacaktır.
Özbekistan'da Hacı Bektaş Veli'ye yönelik araştırmalar iki yönlü yapılmaktadır. Bir taraftan Hacı Bektaş Veli'nin hayatı ve eserleri araştırılmakta, diğer taraftan da bazı bilim adamları ve tercümanlar onun eserlerini yayınlayıp okuyucuların istifadesine sunmaktadırlar.

Konuyla ilgili ilk çalışma, '90'lı yılların başında Prof. Dr. Arif Osman tarafından "Mulakat" dergisinde yayımlanan "Bektaşiyye" adlı makaledir (Osman s. 53-56). A. Osman yazısında "Nefehat ül-üns", "Vilayetnâme", "Cevahir ül-Ebrar", "Künh ül-ahbar" gibi muteber kaynak eserlerdeki Hacı Bektaş Veli'yle ilgili çeşitli tarif ve tavsiflere yer vermiştir. Onun Şeyh Lokman Perende vasıtasıyla Hoca Ahmed Yesevi'ye bağlı olduğunu kaydetmiştir. Hacı Bektaş'ın hayatı ve faaliyetiyle ilgili önemli bilgiler vermiştir.
Müellif yazısında yer yer Ahmed Lütfi Efendi, Selanikli Şeyh Muhammed bin Osman, Âşık Paşazade, Fuad Köprülü, Hasan Basri Erk, Mahmud Esad Coşan, Kadri Erdoğan gibi geçmişte ve günümüzde yaşamış tarihçi ve akademisyenlerin Hacı Bektaş Veli konusundaki fikirlerinden istifade etmiştir. Bununla birlikte müellif Hacı Bektaş Veli'ye atfedilen "Vilayetname"lerden çeşitli nakiller yapmıştır. "Makalat" eserini tanıtmakta, ondaki gönülle ilgili fikirleri tahlil etmektedir. Hacı Bektaş Veli'nin düşünceleri ve Bektaşilik öğretisinin o dönemdeki önemini vurgulamaktadır.

Hacı Bektaş Veli konusundaki ikinci makale, tanınmış edebiyatçı âlim, Prof. Dr. İbrahim Hakkul tarafından "Sırlı Âlem" dergisinde 1998 senesinde yayımlanmıştı (Hakkul 1998). Bu yazıda bilim adamı, Hacı Bektaş'ın hayat hikâyesi ve fikirlerinden bahsetmekte, Bektaşiliğin Yesevilik zemininde oluştuğunu vurgulamaktadır. Hacı Bektaş Veli'den söz ederken,

Ebul Ferec Vasıti, Mahmud Esad Coşan gibi ilim adamlarının fikirlerinden istifade eder. Makâlât'taki düşüncelerin eğitim ve felsefe mazmununu açmaya çalışır. Ahmed Yesevi'nin "Fakrnâme"siyle Hacı Bektaş Veli'nin Makalat'ındaki fikri benzerliklerden söz eder. Hacı Bektaş'ın insanın kendisini tanıması, Abidlik ve Ariflik, Nefs ve Kalp, Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikata dair önemli fikirlerini tahlil eder. Makalenin sonunda bilim adamı "Demek, Hacı Bektaş'ın fikir ve tavsiyeleri bugün bile değerini kaybetmemiştir." sonucuna varır ve "Makalat"tan Özbekçeye aktardığı insanın yaratılışıyla ilgili bölümü okuyuculara takdim eder.
Hacı Bektaş Veli konusunda yapılan üçüncü ve en önemli çalışma 2000 senesinde Taşkent'te "Makalat"ın Özbekçeye yapılan tercümesidir. Prof. Dr. M. E. Coşan'ın hazırladığı "Makalat" tenkitli metninden yapılan bu aktarmayı da yukarıda ismi geçen bilim adamı İbrahim Hakkul gerçekleştirmiştir (Hacı Bektaş Veli, 2000). Burada şunu da söylemek gerekir ki, Hacı Bektaş Veli'nin irfani mirasının Özbekistan'da tanınmasında Türkiyeli akademisyenlerin, özellikle Prof. Coşan'ın çalışmaları önemlidir.
Ön sözünde çevirmenimiz Hacı Bektaş Veli hakkında geniş bilgi vermekte, "Makalat"ın tenkitli metnine dair görüşlerini belirtmektedir. Hacı Bektaş Veli fikirlerinin aktüelliğine dikkat çekmektedir. Söylemek gerekir ki, "Makalat"ın Özbekçesi yayınlanınca, Özbek halkı Ahmed Yesevi'nin Anadoludaki önemli bir takipçisini yakından tanımaya müesser oldu. Okuyucular arasında Hacı Bektaş Veli'nin görüşlerine merak uyandı. Bektaşiliğin daha geniş anlamda tanınmasına katkıda bulundu.
Dördüncü çalışma şahsımın "Marifet canı diriltir" başlıklı makalesiydi (Hasan, 2000). Bu makale esasen Hacı Bektaş Veli "Makalat"ının Özbekçe metnini okuyuculara ve ilim ehline tanıtmak amacıyla yazılmış olup makalede Hacı Bektaş Veli ile ilgili fikirlere yer verilmiştir.

Bir başka çalışma, 2001 senesinde yayımlanan Hoca Ahmed Yesevi:

Hayatı, Eserleri ve Gelenekleri" adlı kitaptır (Hoca Ahmed Yesevi, 2001). Bu kitap Prof. Dr. Mehmed Şeker ve Necdet Yılmaz tarafından yayına hazırlanan ve 1996 yılında İstanbul'daki Seha Yayınevinde basılan "Hoca Ahmed Yesevi: Hayatı, Eserleri, Tesirleri" (Hoca Ahmed-i Yesevi 1996) bildiriler kitabının Özbekçe çevirisidir. Bu çeviriye Ahmed Yesevi konusunda Özbekistan'da yapılan önemli çalışmalar da dâhil edilmişti. Bu kitaptaki makalelerde Hacı Bektaş Veli ve Bektaşiliğe dair çok ve rengârenk fikir ve mülahazalar yer almıştır. Nitekim onda Prof. Dr. M. E. Coşan ve Prof. Dr. Abdurrahman Güzel tarafından Ahmed Yesevi'nin "Fakrname"sindeki fikirlerle Hacı Bektaş Veli'nin "Makalat"ındaki mukabil fikirler tetkik ve tahlil edilmiştir.

Örneğin, bunlardan birisinde Coşan, Hacı Bektaş Veli "Makalat"ının Ahmed Yesevi "Fakrname"sine benzediğini kaydederken:

"Makalat"taki "Fakrname"ye benzeyen bir bölümde "Salık dört aşamayla Hakka yetişir:

Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat. Her bir aşamada on makam var", denilmiştir. "Fakrname"de de aynen bunun gibi belirtilmiştir.

Menkibede:

"Kul Allah'ın huzuruna dört kapıdan girer", denilmişse, Ahmed Yesevi "kırk makam var", demektedir.

Kısacası, mezkûr iki eser esas itibariyle bir-birine benzemektedir. Zira Hacı Bektaşi Veli XIII y.y.de yaşamış olup, Horasan'ın Nişapur şehrinden Anadolu'ya gelmiştir. Hocası Lokman-ı Perende vasıtasıyla Ahmed Yesevi silsilesine mensuptur" (Hoca Ahmed Yesevi 2001:20) diye yazıyor.

Prof. Dr. A. Güzel bu mukayeseyi daha da genişletmekte ve önceki yazarın fikrini kuvvetlendirerek şöyle yazmaktadır:

"Kıyaslardaki benzerlikler ve farklardan malum olmaktadır ki, Şeriat kapısında Ahmed Yesevinin zikrettiği on makamdan dokuzu Hacı Bektaş'ta da aynı tarzdadır...

Tarikat kapısıyla ilgili Yesevi ile Hacı Bektaş'ın yedi makamı müşterektir... Marifet ve Hakikat kapısındaki yedi makamın benzediğini görmekteyiz. Diğer üçü aslında bir, fakat ifadesi farklı makamlardan ibarettir. Dört kapıda zikredilen kırk makamdan otuzu bir¬biriyle aynıdır. Geri kalan on makam yalnız ifadede farklıdır. Hadd-ı zatında bu kadar cüzi fark eden bir eserin iki nüshasında da göründüğü için bunlara fark da denilmez. Durum böyleyken, bu küçük mukayese Ahmed Yesevinin ve Hacı Bektaş'ın Türkistan'da başlayan aynı geleneğin mensupları olup, ikisinin de maddi yönden olmasa bile, manevi yönden mürşit-mürit ilişkilerine sahip olduklarını ispat etmektedir" (Hoca Ahmed Yesevi 2001:199-200).

Bu kitabın önemi, Ahmed Yesevi ile Hacı Bektaş arasındaki ilişkileri Özbek okuyucularına daha geniş tanıtmasından gelir. Biz burada Hacı Bektaş Veli'yle ilgili yazıların esasen "Tiryak ül-muhibbin", "Cevahir ül-ebrar min emvac il-bihar", "Menakıb-ı Hacı Bektaş Veli", "Velayet-name", "Reşehat ül-ayn el-hayat", "Tibyan ül-vesail il-hakayık", "Ravzat us-sefa", "Kunh ül-ahbar", "Seyahat-name" gibi kaynak eserlere dayanarak ele alındığını kast etmekteyiz. Özellikle, Hacı Bektaş Veli'nin Ahmed Yesevi'ye bağlı olup Bektaşiliğin de Yeseviliğin bir devamı olduğu, Lokman-ı Perende'nin tarihi şahıs olduğu, Hacı Bektaş Veli'yi yetiştirdiği, Anadolu'nun fethi, Türkleşmesi ve İslamlaşmasında Hacı Bektaş Veli, Sarı Saltuk gibi Yesevi takipçilerinin mühim hizmetlerde bulunduklarına dair birçok konu Türkiyeli akademisyenler tarafından esaslı olarak telkin edilmiştir.

Hacı Bektaş Veli düşüncelerinin Özbekistan'da tetkik ve teşvik edilmesinden söz ederken Özbekistan devlet televizyon ve radyosundaki birkaç eğitim ve edebiyat programında da Hacı Bektaş Veli'yle ilgili konuşmalar yapıldığını hatırlamak gerekir. Bu programlarda bu büyük zatın düşünceleri tahlil edilerek tarihi hizmetleri anlatılmıştır.

Kısacası, yukarıda zikredilen çalışmaların tümünde Hacı Bektaş Veli'nin esasen Hoca Ahmed Yesevi ve Yeseviliğe bağlı olarak incelendiğini ayrıca vurgulamak gerekir. Çünkü kaynak eserlerde, özellikle Yeseviliğe dair mühim kaynak olan Hazini'nin "Cevahir ül-ebrar" kitabında Hacı Bektaş Veli Hoca Ahmed Yesevi'nin sadık takipçisi olarak zikredilmiştir.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, Hacı Bektaş Veli hazretlerinin "Bir olalım, iri olalım, diri olalım!" düsturu bugün daha büyük önem kazanmıştır. Biz memnuniyetle söylemek isteriz ki, bağımsızlıktan sonra Özbek halkı Türkiye'ye ne kadar yakınlaşmış ise, bu büyük ülkenin Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli, Aziz Mahmut Hüdayi gibi azizlerini tanımada da o kadar başarılı olmuştur. Ümit ederiz ki, iyi niyetle başlatılan bu çalışmalar daha büyük gayret ve başarıyla devam edecektir.

Kaynakça
Kitap: ÖZBEKİSTAN'DA HACI BEKTAŞ VELİ İLE İLGİLİ YAYINLAR
Yazar: Nadirhan HASAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Anadolu Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron