Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İstihbarat Örgütleri ve Rejim

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

İstihbarat Örgütleri ve Rejim

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Oca 2011, 18:17

İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİ VE REJİM

Devletlerin kuruluş şemalarında gizli servislerin veya casusluk örgütlerinin bulunduğu yer ve onlara yüklenen görevler, demokrasileri en temelinden etkileyen faktörler arasında yer almaktadır. İstihbarat servisinin yapısına ve devlet içindeki yerine yönelik tercih, ülkenin rejiminin göstergesidir. Haberalma faaliyeti ne için, kime karşı ve nasıl gerçekleştirilecektir? Gizli servis hangi ihtiyacı karşılayacaktır? Bu soruları yanıtlayabilmek için günümüzde hiyerarşideki yeri, faaliyetleri, denetlenmesi ve operasyonları üzerindeki kontrol ile mali kaynakları açısından incelenebilen gizli servislerin sayısı son derece azdır.Bu da dünya demokratik yaşamını etkileyen en temel sorunlardan birisini oluşturmaktadır.

İstihbarat veya istihbarat servisleri elbette ki, her olayın kahramanı veya her derdin dermanı değillerdir. İstihbarat örgütlerinin ulusların kaderini veya tarihini tek başlarına tayin etme veya yapma durumunda olmadıkları da açıktır. Askeri, ekonomik, politik açıdan istihbarat, önemli olmakla birlikte başarıda veya başarısızlıkta tek başına belirleyici değildir. Ancak bugün dünyanın içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi durum, bu birimlerin varlıklarını ve yaptıklarını yaşamsal düzeyde önemli kılmaktadır.

Ülkesinin ambargo uyguladığı ülkelere gizlice silah satan gizli servisler (örneğin CIA İrangate olayı ) uyuşturucu ile finans kaynağı oluşturan gizli servisler (Ortadoğulu ve batılı gizli servislerin büyük bölümü) terör yaratan, hastalık yayan, bilgiyi silah ve kara paraya dönüştüren, yeraltı ekonomisinin ve terör örgütlerinin tam göbeğinde olan gizli servisler bulunmaktadır. Gizli servislerin birer devlet organı olduğunu gözönüne alırsak, bu faliyetlerin sonucunun ne kadar etkili olduğu, kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Hele ekonomik çıkarlara dayalı hale gelen ve herşeyiyle ekonomilerin ihtiyaçlarına göre şekillenen siyasal dayanışmalar veya zıtlaşmalar çağa damgasını vururken , her istihbarat yapısının iyiden iyiye irdelenmesi, artık kaçınılmaz bir doğru olarak önümüzde durmaktadır.

Dünya ekonomisini bilinen, vergilendirilen kaynaklardan daha fazlaca kara noktalardan çıkan ve yeraltı olarak tanımlanan, mali yapılar yönlendirmektedir.
Peki bunların ne kadarında gizli servislerin faaliyetleri etkilidir? Veya karapara kaynaklarının kurutulmasında bu servisler neden başarılı olamamaktadırlar? Acaba gizli servislerin operasyonlarıyla bertaraf edilen Devlet Başkanları veya saf değiştirtilen ülkeler bugün ekonomik ve siyasi görüşlerini uygulayabilselerdi, dünya böyle bir noktada mı olurdu? Bütün bunların yanıtları ancak gizli servislerin faaliyetlerinin bilinmesi ile tahlil edilebilecek şeylerdir. Yani gizli servisler ve istihbarat kurumları, rejimlerin ana yapılarından birini oluşturuyor. "Demokrasi" diyen herkesin, bu yapılanmaların tahliline çok önem vermesi gerekiyor. Çünkü bir anlayış da; istihbaratı ve istihbarat teşkilatlarını operasyonel yapılarından ayrı olarak sadece ve sadece akademik veya dış politikasal bir satranç oyunu gibi görmek istiyor. Oysa istihbarat örgütleri, satranç oyunlarında bile kendi oyuncularının kazanması için oyunlara ve oyunculara müdahale edebiliyorlar. Bu da istihbaratın bir eylem olayı olduğunu gözler önüne sermektedir. İstihbaratı aktif , operasyonel yapılanmasından ayrı olarak ele almak bir hatadır. Yani istihbaratın toplanması, değerlendirilmesi ve operasyonel çalışmaları haberalma faaliyetleri açısından, birbirlerinden ayırmak mümkün değildir.

İstihbarat faaliyetleri açısından dost veya düşman ülke diye bir ayrım kesinlikle söz konusu olmamaktadır. Tıpkı ekonomik ilişkilerin belirlediği siyasal dayanışma veya karşıtlıklarda olduğu gibi ilişkiler, çıkara dayalı olarak gelişmektedir. Türkiye'nin dostu gözüken ve dış istihbarat açısından haber kaynaklarının yüzde 80'ine yakın bilgiyi "çekinmeden aktaran" Batılı müttefikleri Sovyetlerin yıkılması ve ardından ortaya çıkan Türki Cumhuriyetler ile Türkiye arasındaki dayanışma ve yakınlaşmalar karşısında hemen tavır alarak Türkiye'yi yanlız bırakmışlardır. Bunda ana etken 19. yüzyılın başında küçülen coğrafyasını, sloganist bir şekilde de olsa " Adriyatikten, Çin Seddine" diye hatırlamaya çalışan Türkiye'nin, bunu bir arzu olarak görüp görmediği ve yeni coğrafyadan ne kadar ekonomik çıkar talep ettiğinin veya bundan ne kadarını elde edebileceğinin henüz bilinmemesi olmuştur. Bütün bunlar gözönüne alındığında istihbarat örgütlerini iyi tanımanın kaçınılmazlığı ortadadır.

Peki Türk gizli servisi MİT, bu olayların neresindedir? Nasıl çalışmaktadır? Yöntemleri nedir? Tarihi ve kökeni nereden gelmektedir? Bu soruların yanıtları kendisini büyük bir giz perdesinin arkasında saklayan MİT'i aydınlatmak ve demokratik hukuk devleti içindeki yerine oturtmak bakımından önemlidir. Hemen her Türk yurttaşının kafasında yeralan bu soruların yanıtlarını aramak ve bunları elden geldiğince yanıtlayarak , aydınlatmak bu kitabın yazılmasındaki ana amaçtır. Bunun için de öncelikle gizli servislerin oluşumu açısından Dünya tarihine kısaca bakmakta yarar bulunmaktadır.

TÜRKLERE ÇAĞ AÇTIRAN İSTİHBARAT EKSİKLİĞİ

Bilginin; güç ve istenileni elde etmenin anahtarlarından vazgeçilmez birisi olduğunu keşfeden insanoğlu, tarihi boyunca onu elde edebilmenin, gizliyi öğrenmenin yollarını aramıştır, aramaktadır. Bu nedenle gizlinin bilinmesi için dünyanın en eski mesleklerinden birisi oluşturulmuştur; bu da istihbarat veya haber alma faaliyetidir. Yaygın adına casusluk denen gizliyi öğrenme çalışmaları, önceleri başıboş ve bireyseldir. İktidar sahibinin, ya da iktidarı sahiplenmek isteyenin muhbirleri, casusları aracılığıyla yürütülür. Kapitalizmin gelişmesi ve ulus devletlerin ortaya çıkmasıyla oluşan yeni devlet yapıları bireyci istihbarat anlayışını devlete çevirirler. Çünkü artık adına istihbarat denilen faaliyetler; bilgilenme ve öğrenilenin gereğini yerine getirme çabaları, bireylerin değil, halkın oluşturduğu örgütlülüklerin; yeniden oluşturulan devlet yapılarının işi haline gelmiştir. Böyle örgütlenmelerin modern anlamda birer gizli servis şeklini almalarının öyküsü çok eskilere dayanmamaktadır.

Çağdaş anlamda, kurumsal istihbarat çalışmalarının ilk örneklerine Dünya'da, İngilizlerin Kraliyet Gizli Servisi'ni kurmalarıyla 1530' lu yıllarda rastlanır. Bunlardan önce İtalyanlar daimi elçilikler oluşturarak, istihbarat toplamada yol aldılar ise de, bu İngilizlerinki gibi sırf casusluğa dayalı bir yapılanma değildir. Fransızlar 18 yüzyılda, daha sonra da Almanlar ve diğer batılı ülkeler istihbarat teşkilatlarını oluşturmuşlardır.

Ancak casusluk ve casusluk çalışmalarıyla ülkeleri baltalama ve haber alma konusunda, insanlık tarihinin oldukça eski, güçlü deneyimleri vardır. M.Ö 500 yılında Çinli hoca Sun Tzu savaş sanatı ile ilgili bilinen ilk kitabı yazmıştır. " Harp Sanatı" adlı kitabında Tzu, geleceği kestirmek için istihbarat yapmanın önemini vurgular ve bunu ruhlara, kahinlere, ilahlara müracaat etmekten daha yararlı ve geçerli bir yol olarak gösterir.

Amerikan istihbarat teşkilatı CIA'nın başkanlarından Allen Dulles'a göre, Orta Çağda Batı Avrupalılar , istihbarat konusunda ileri olmadıkları için Moğolların batıya doğru ilerlemeyi hedef tutuklarını göremediler ve Bizansı desteklemek yerine onu zayıflatarak yenilgilerine yolaçtılar. Yani batının istihbaratındaki eksiklik Türklerin bir çağa damgalarını vurmadaki en önemli avantajlarını oluşturmuştur.

Ayrıca İtalyan Seyyah Marco Polo'nun Çin'e yaptığı gezilerdeki izlenim ve değerlendirmeleri stratejik istihbarat açısından son derece zengin bir kaynak oluşturmasına karşın, dönemin Avrupalıları bundan da yararlanmayı bilememişlerdir. Çünkü istihbarat bu dönemler boyunca devletler değil, güçlü derebeyler, soylular ;bireyler için yapılmıştır.

SAVAŞLARDA AŞÇILAR VE CASUSLAR

Örneğin Türkler ilk tarihleri boyunca Çinlilerin casusluk faaliyetlerinekarşı koymaya çalışmışlar, bunda başarılı olamamışlardır. Bunlardan Topalar ve Gök-Türkler, Çinli hanedanlarca görevlendirilen casusların yarattığı toplumsal kargaşa ve kültür empozesine dayanamayarak önce bölünmüş, sonra da yok olmuşlardır. Topalar M.Ö 534 yılında Çinli casusların öylesine etkisinde kalırlar ki; topraklarını yitirmekle kalmayıp, Çin kültürünü benimserler: Çinlileşirler.

Türkler tarihleri boyunca gizli servis faaliyetlerinin etkilerine daima açık olan bir devlet ve idari yapı sürdürmüşlerdir.
Bizans, İran ve diğer uluslarla ilişkilerde Türklerin gizli servisleri ya da casuslarının çokça başarılı olamadıkları görülmektedir.
Türklerin "Çaşıt"(Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre;casus, arabozmak amacıyla söz taşıyan kimse) diye ilk zamanlar adlandırdıkları, daha sonra devşirmeler arasından yetiştirdikleri ve "Martolos" adını verdikleri casusları vardır. Ancak karşı casusluk veya casusluğu çözecek bir organizasyonları yoktur. Zaten devletin yönetiminin büyük bir bölümü Türk olmayan ve devşirme olarak adlandırılan gayrı müslimlerin elindedir.

Saraya alınan cariyeler veya eşler de hep yabancıdır. Bunların devletin üst kademelerine gelişleri gibi, casusluk faaliyetlerinin kontrolü de hemen hemen imkansız olmuştur.

İstihbarat örgütlerinin gelişiminin ardından çalışmalar konusunda 1. Napolyon'un söyledikleri Batının bu konudaki açığını görmesi ve bu alana verdiği önemi sergilemesi bakımından çok ilginçtir:

"İnanın bana, savaşların sonuçları incelendiğinde topçunun, süvarinin, piyadenin kahramanlıkları, casusların şu göze görünmez, lanetli ordusu yanında hiç kalır."

Napolyon bunu söylerken Prusya kralı Büyük Frederik'in Fransa ile alay edişinden ders almış olsa gerektir. Çünkü istihbaratın önemini kavrayan Frederik, Fransız Maraşali Charles Soubise, Rossbach'da mağlup ettiğinde şunları söylemiştir:

"O zat ,savaşa gittiğinde yanında yüzlerce aşçı götürür. Ben ise önümden yüzlerce casus gönderirim"

Napolyon bu alanda zayıf olmamak için gizli servisini güçlendirir. Fransa'nın 18. yüzyılda oluşturduğu gizli servisi, dönemin bütün önde gelen adlarını fişler ve izler bir konuma gelmiştir. Yani geleneğini oluşturmaya başlamıştır. Napolyon'un gizli servisinin başında bulunan Mareşal Joseph Fouche (1759-1820) Avusturya gizli servisinin başındaki Karl Schulmeister'i dahi elde etmeyi başarmıştır. Bu sayede Napolyon Ulm ve Austerlitz savaşlarını kazanmanın kapılarını da açmıştır. Schulmeister, Napolyon'un karşısında çok zorlandığı Avusturyalı general Mack'ı da zehirleyerek ortadan kaldırmış , 1805 savaşının parlak günlerini Napolyon'a armağan etmiştir.

Napolyon azılı bir sahtekar olan Vidocq'u da gizli servisinin başına getirmiştir. Vidocq bu dönemde yaptığı çalışmalarla göz doldurmuştur. "Muhteşem" diye döneminde tanımlanan ve örgütten emekli olan Vidocq'a, başarıları nedeniyle kendi özel gizli polis teşkilatını kurması izni bile verilmiştir.

Kaynakça
Kitap: MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI
Yazar: TUNCAY ÖZKAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir