Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İstanbul Burjuvazisi ve Taşra Sermayesi Arasında Uzlaşma

Demokratik Sol Partisi Genel Başkanı Kahraman Bülent Ecevit, kısa bir süreliğine olsa bile, Türkiye'miz içindeki Amerikan örgütlenmesini belirli bir ölçüde engellemiştir.

İstanbul Burjuvazisi ve Taşra Sermayesi Arasında Uzlaşma

Mesajgönderen TurkmenCopur » 31 Ara 2010, 05:04

İSTANBUL BURJUVAZİSİ VE TAŞRA SERMAYESİ ARASINDA ZORAKİ UZLAŞMA

Ancak, kamuoyu yoklamalarında AKP'nin yüzde 30'un üzerinde bir toplumsal desteğe sahip olduğunun anlaşılmasıyla bu partiye verilen destek konusunda kimi tereddütler oluşuyor, "aşırıya kaçıldığı" belirtilen bu destek, yer yer geriye çekilmeye başlanıyordu. Her şey iyi güzeldi ama, bu kadar büyük ve hükmedici bir güç hem beklenmiyor hem de istenmiyordu.

Uluslararası mali sermayenin sözcüsü gibi hareket eden Kemal Derviş'in siyasal provakasyonu ile başlayan; Mesut Yılmaz, Hüsamettin Özkan ve bazı DSP'li bakanların içinde yer aldığı -ki İsmail Cem de sürece katıldı- "parlamenter darbe" sonucu Türkiye'de bir kaos ortamı yaşanmaya başladı. DSP Parçalanmış, yeni bir parti kurulmuştu. ABD bu girişime büyük destek verdi, CNN International, İsmail Cem'in istifa komasını bütün dünyada canlı yayınladı. Tekelci Türk medyası da aynı tavrı izledi.

Sonuçta, ABD'nin Irak'ın işgali konusundaki destek taleplerine karşı direnen Bülent Ecevit ve liderliğindeki koalisyon hükümeti, bu girişim karşısında daha fazla direnemedi ve bu operasyon, beklenmedik bir anda Türkiye'yi erken seçimin kapısına getirip bıraktı.

Bu karar, Bülent Ecevit'in söylediği gibi, geleneksel siyaset sınıfının "toplu intihar" girişiminden başka şey değildi. Çünkü, Şubat 2001 ekonomik krizinin yıkıcı etkileri halen devam ediyor, alınan önlemlerin sonuç vermesi için en az bir yıl daha gerekiyordu. Ecevit hükümeti ise henüz üçüncü yılındaydı.

Erken seçime gidileceği kesinleştikten sonra AKP'ye yönelik kuşkular ve itirazlar da artmaya başladı. İstanbul burjuvazisi ve onun sözcülüğünü yapan kimi medya kuruluşları bir ara Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)'ne yatırım yapmaya yöneldi. Ancak bu durum uzun sürmedi.

Çünkü AKP yarışı açık ara önde götürüyordu. Ekonomik krizin yıkıma uğrattığı toplum kesimleri, alt sınıflar, az eğitimliler, yoksullar, kendisini dışlanmış hissedenler, tekelci sermayenin tahakkümü altındaki küçük ve orta boy işletme sahipleri AKP'ye yöneliyordu. Daha da önemlisi, servetten ve merkezi iktidardan daha fazla pay isteyen ve "orta ölçekli" olmanın sınırlarını hayli aşmış Anadolu veya taşra sermayesi de tercihini Recep Tayyip Erdoğan'dan yana yapmıştı.

AKP, ılımlı İslami söylemi, devletle çatışma yerine uzlaşma siyaseti izlemesi, Türkiye elitine güven verme ve kendisini bu alanda kanıtlama çabalarıyla, bu tercihin yapılmasını kolaylaştırıyordu. Öyle ki, seçim kampanyası sırasında AKP'nin belki de söylediği tek şey; "Biz de diğer partiler gibi Türkiye'yi yönetebiliriz" oldu. Evet, tıpkı "diğer partiler" gibi.
Bu yükselişin durdurulmayacağını gören batıcı büyük sermaye, bir uzlaşma ve "koalisyon" yolu aramaya başladı. İstanbul burjuvazisi, iktidarı, görece büyüyen taşra sermayesi ile paylaşmaya razı olmuştu. Elbette bu eğilim bir tercihten çok, zorunluluğa işaret ediyordu. Nitekim seçim sonuçlan bütün öngörüleri doğruladı.

Ve bekleneceği gibi tekelci medyanın tavrı yine birden bire değişecekti. Çok satışlı ve yüksek reytingli gazete ve televizyonlara göre bu bir "Anadolu ihtilali" idi. Ülkenin siyasi istikrar ve güçlü hükümet ihtiyacı nihayet karşılanmıştı! Toplumsal barış artık sağlanacaktı! Türkiye AB'ye daha kolay girecekti. vs.

Kaynakça
Kitap: BİR ABD PROJESİ OLARAK AKP
Yazar: MERDAN YANARDAĞ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1999-2002: Cumhuriyetimizin 4. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir