Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Urumçi Ve Turfanda Sınırlar Arasında

Burada Günümüzeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi hakkında konular bulabilirsiniz

Urumçi Ve Turfanda Sınırlar Arasında

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 18:29

URUMÇİ VE TURFANDA SINIRLAR ARASINDA

Mayıs 2005 Yolculuğundan
"Kukla" mı "sürgün" mü?


Amerika Savunma Bakanlığı Pentagon 1990'lardan beri aynı şeyi tekrarlıyor. XXI. yüzyılda Amerika'ya meydan okuyacak tek gücün Çin olacağını söylüyor. Son yıllarda yayımladığı tüm raporlarda Pentagon Çin'i hedef gösteriyor.
Amerika Çin ekonomik ili kileri son hızla sürerken Çin karşıtı lobi faaliyetleri hızlandırılıyor.
Çin karşıtı faaliyetlerin en ateşlisi Orta Asya'nın ortası Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi'nde yer alıyor.
1990'larda Amerikalı uzmanlar Uygurlar için "Uzak Asya'nın Kürtleri" tanımlamasını yaptılar ve Uygur lobilerine büyük destek verilece ini açıkladılar.
Ve sonunda geçen yıl sürgünde bir Doğu Türkistan hükümeti kurulduğu haberleri basında yer aldı.
Çin yetkilileri "sürgün" sıfatını "kukla" olarak değiştirdi ve "bu hükümet süpergüçlerin yeni oyuncağıdır" dedi.

Kukla veya sürgündeki hükümet yetkilileri Washington'daki Capitol Hill salonundan dünyaya öyle seslendiler:

"Doğu Türkistanlılar kendi geleceklerini belirlemek istiyor. O yüzden özgürlük, adalet ve hikmetin lideri, Amerika Birleşik Devletleri'nden yardım istiyoruz!"
Sınırlar arasında geçirdi imiz bir yılın ardından son olarak haritada Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi olarak yer alan topraklara gittik. Çoğu Türkçe konuşan, üzerlerinde türlü oyunlar oynanan ve yüzlerce yıldır sınırlar arasında ya ayan insanlarla bir araya geldik.
Burası yüzyıllardır savaşlar, ayaklanmalar, suikastlarla sarsılmıştı. Asya'nın ortasındaydı, tüm geçi yollarını kalbinde taşıyordu. Toprakları çok zengindi.
Ve en önemlisi yükselen güç Çin'in sınırları içinde yer alıyordu. Ama Batı'da yayımlanan haritalarda Çin sınırlarının dışında ayrı bir ülke olarak gösteriliyordu.
2000'e kadar Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi'nin çeşitli köy, kent ve kasabalarında sinemalar, fabrikalar, pazaryerleri bombalan-mı , silah ve patlayıcı atölyeleri bulunmuş, suikast ve cinayetlerin ardı arkası kesilmemişti.

Çin hükümet yetkilileri 1990 2001 arasında 200 terör vakasına dikkat çekmişler ve terörün arkasında büyük devletlerin varlığından söz etmişlerdi.
Adları Doğu Türkistan İslam Partisi, Doğu Türkistan Hak Partisi gibi örgütler eylemleri üstleniyor; "gavur" Çin'e karşı cihat açtıklarını ilan ediyorlardı. Doğu Türkistan özgür olmalıydı ve bu ancak "Batı'nın yardımıyla" (!) mümkün olabilirdi.
Batı yardıma hazırdı, bu bölgede hesapları vardı. Özellikle 19901ı yıllarda Batı baş kentlerinde örgütlenen gösteriler hızla arttı. Ekonomik ambargo kararı, insan hakları ihlali bahane edilerek alındı.
1999'da Çin istihbaratı Doğu Türkistan İslam Hareketi'nin, İslami terör örgütleriyle bağlantılarını açıkladı.
Çin kaynaklarına göre 2001'de Taliban liderleriyle Bin Ladinin adamları Kandahar'da bir toplantı yaptılar ve Doğu Türkistan'dan gelen militanlar buradaki kamplarda eğitildiler.

Çin, 200l'de Amerika'da gerçekleştirilen terör eyleminden sonra bu örgütlerin Bin Ladinle bağlantılarının askıya alındığını, siyasi mücadeleye ağırlık verdiklerini iddia etti. 2004'te Amerika'da ortaya çıkan sürgünde Doğu Türkistan hükümeti "Terörü Çin destekliyor" dedi.
"Bugün Amerika, Afganistan ve Irak'ta teröristlere karşı savaşmaktadır. Komünist Çin, Doğu Türkistan'ı teröristlerle bağlantılı göstermektedir. Aksine terörü destekleyen Çin'dir, karşı koyanlarsa Doğu Türkistan halkıdır. 11 Eylül'ün ardından Amerika'yı destekleyenler Doğu Türkistanlılardır."

Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi Bakan Yardımcısı Liu'yla konuşurken şunları söylüyordu:

"Biz, buradaki bütün etnik grupların birlikte ve huzur içinde yaşamasını isteriz. Ancak bu şekilde güçlü bir ekonomiye, refaha ve gelişmeye ulaşabileceğimizin bilincindeyiz. imdi Doğu Türkistan hükümeti adı altında daha önce terör faaliyetlerine bula mı bir grup insan sahneye çıktı. Bunlar Çin'i bölmek istiyorlar bunlar ayrılıkçı, bölücü faaliyet mensuplarıdırlar. Onları hoş görmemiz mi gerekiyor? Arkalarında büyük devletlerin çıkarları var."
"Ama sizin çok iyi ilişkileriniz var büyük devletlerle, özellikle ABD'yle. ilişkilerinizin bozulmasından korkmuyorlar mı?" diye. sordum.
Liu "Evet ama bu büyük devletler, bu gibi faaliyetleri açıkça yapmıyorlar ki, bu faaliyetlere üstü kapalı destek veriyorlar. Biz imdi özellikle sınır bölgelerimize dikkatimizi yoğunlaştırıyoruz.

Terörizme karşı büyük bir teşkilat olu turduk:

Yıllardır terör saldırılarıyla karşı karşıyayız. Yıllardır mücadele ediyoruz. Tüm bu coğrafyada uluslararası terör örgütleriyle bağlantılı şebekeler var."
Yetkililerin açıklamaları böyleydi. Büyük güçler Çin'in toprak bütünlü ünü parçalamak istiyorlardı.
Gerçekten de 14 Eylül 2004'te Washington'da kurulan Doğu Türkistan hükümeti ilk açıklamasında Doğu Türkistan'ı Çin'den ayırmayı ve bağımsız bir devlet kurmayı amaçladığını açıkladı.

Hükümet deklarasyonunda, Amerika'da kurulmakla birlikte Amerikan güdümlü olmadıklarının altı çiziliyordu, ama açıklamanın devamı daha farklı bir hava yansıtıyordu:

"Birçok Amerikalı Doğu Türkistan'ı tanımamaktadır, ama milyonlarca Doğu Türkistanlı Amerika'yı tanımakta ve sevmektedir. Bizim dostluk elimizi kabul edeceğinizi ve yaşam, özgürlük ve mutluluk için yardımcı olacağınızı umut ediyoruz."
Sürgündeki hükümetle ilgili bilgi almak için verilen isimler arasında Amerika Birleşik Devletleri Kongre üyesi Joe Ann Davis, ABD Çin lobi başkanı D. J. Mcguire ve Amerikan Ulusal Özgürlük Merkezi Genel Sekreteri Richard Kennedy gibi isimler vardı.
Doğu Türkistan hükümeti sürgünde kurulmuş ve enformasyonunu Amerikalı uzmanların ellerine bırakmıştı.
in ilginç yanı dünyanın çeşitli yerlerinde Türklerle ilgili her türlü ihlale kör ve sağır kalan Batı ilk kez Türk bir gruba sahip çıkıyordu. Sonra anladık. Amerika'da Uygurların Türk olmadığı iddiaları da yavaş yavaş ortalığı sarıyordu. Türk sözünden dikkatle kaçınılıyor, daha çok Uygur sözcü üne vurgu yapılıyordu.

Zengin. Mi Zengin Bir Toprak

Pekin'den özerk bölgenin başkenti Urumçi'ye be saatte uçmuştuk. Binlerce yıllık bir uygarlığın kalbine konduk.
Sadece haritaya bakmak bölgenin stratejik önemini anlamak için yeterli. Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi'nin sınırları Fransa'nın 5 katı.
Batı'da Kazakistan, Kırgızistan, Afganistan aşağıda Pakistan ve Hindistan yani Büyük Orta Doğu Projesi'nin Doğu sınırları.
Çin'in bir başka sancılı bölgesi Tibet güneyde, Rusya ve Moğolistan kuzeyde. Burada Uygurlar dışında Kazaklar, Kırgızlar, Moğollar, Özbek ve Tatarlar yağıyor. Düşünün, bir milyon altı yüz bin kilometrekareye yayılmış bir bölgeyi paylaşıyorlar.

Kaynakça
Kitap: SINIRLAR ARASINDA
Yazar: BANU AVAR
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: URUMÇİ VE TURFANDA SINIRLAR ARASINDA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 18:31

Resim
Urumçi'de bir çocuk.

Bu öyle bir toprak ki bağrında bin bir zenginlik taşır. Petrol, volfram, altın, kömür, uranyum gibi stratejik hammaddelere ve sa­yısız yer altı ve yer üstü zenginliklerine sahiptir. Ve bu, tüm kavga­ların nedenidir.
Çin'de mevcut 148 madenin 118 çeşidi bu bölgeden çıkarıl­ maktadır. Toplam maden ocaklarının yüzde 85'i Sinkiang'dadır. Yaklaşık 500 bölgeden petrol, 30 bölgeden doğalgaz çıkarılır. Ve petrol rezervi 8 milyar ton olarak tespit edilmiştir. Dolayısıyla her türlü tehdide açıktır.
Ressam Nasreddin'le güzel sanatlar okulunda buluştuğumuzda sanattan çok tehditlerden söz ettik.
"Bizim için en önemli şey ülkenin birliğidir. Türkiye'de duyu­ yorum ki bölücü akımlar var. Çin'de de aynı şekilde. Sinkiang'da, Tibet'te birçok terör olayları oldu. Bu ülkedeki herkesin çok dikkat­li olması, birbirine sıkı sıkı kenetlenmesi ve öncelikli olarak ekono­miyi geliştirmesi gerekir. Bu bölgenin birçok zafiyeti var ve bundan yararlanmak isteyen güçlerin de sayısı az değil."

Bölgede uzun yıllar siyasi hatalar yapılmış. Uygur Türkleri bas­kı ve zulüm görmüşlerdi, ama artık bir değişime imza atılmıştı ve bu gözle görülebilirdi. Nasreddin Bey, "Bugün içinde yaşadığımız ülke­ ye sahip çıkma zamanı. Çin'i parçalamak isteyenler, süper-güçlerin ekmeğine yağ sürmekteler" diyordu.
"Çin daha önce yanlış yollar seçti. Büyük problemler oldu. Et­nik gruplar çatıştı, din engellendi. Şimdi başka bir aşamadayız. Hız­la gelişiyoruz. Bundan 10 yıl önce sokakta meyve bile göremezdiniz. Şimdi en ücra köşeye gidiniz gözlerinizle görünüz. Refah ve bolluk var. İşte benim bu resmim de hasat zamanında çiftçiler."
Şimdi mutluluğu resmediyordu. Bir tablonun önünde durduk. Bir düğün sahnesiydi.
Sonra kendimizi o tabloda bulduk.

Turfan'da bir öğleden sonra. Yolda giderken rastladığımız dü­ğün arabasını takip etmiş, kentin kıyılarında bir bahçeye gelmiştik. Gelinin ardından bahçeye sonra da tüm akrabalarla gelin odasına girdik.
Gelin, odasına girdiği andan itibaren hiç susmadı. Yüksek sesle ağladı.
Âdetti babaevinden ayrılıyordu.

Saygın komşular ve yakın akrabalar başköşede bir sedirde oturuyordu. Cebimdeki haritada Türkiye'yi gösteriyordum onlara. Çoğu buradan hiç ayrılmamıştı. "Aaa" diyorlardı "Harem'den geliyor­ sun." İstanbul'u kastettiklerini sonra anladım.
Eğlence saatlerce sürdü. En çok çocuklar eğleniyor. Büyülü bir dans onlarınki... Saatlerce devam etti.
Yaşlılar hep bir arada bir odada oturmaktaydılar. Pek konuş­muyorlardı. Uzak zamanları hatırlıyorlardı.

"İçinde Türk Adı Geçen İlk Devlet Buradaydı"

Bölgenin tarihi mücadelelerin tarihidir. Bugünü hatırlatır bugü­nün masalıdır.
1500 yıl önceydi, içinde Türk adı geçen ilk devlet burada kuruldu. Göktürkler. Kurulur kurulmaz hem içlerindeki azınlıkların ayaklanmaları hem de Çin'le olan ilişkilerin çetrefılliğiyle boğuştu­lar. Kuruluşlarından 80 yıl sonra Uygur, Tarduş ve Bayırkuların ayaklanmasıyla dağıldılar sonra da Çin'in denetimine girdiler.

- Savaşlar hiç bitmedi. Özgürlüklerine her kavuştuklarında etnik gruplar ayaklandı. Ayaklanmalar Çin tarafından desteklendi ve ken­di aralarında savaştılar.
Bilge Kağan bilgelikle sükûneti sağladı, ama ölür ölmez Uygur­ların da içinde olduğu azınlıklar koca Göktürk Devleti'ne noktayı koydular.
Yüzlerce yıl savaşlar, işgaller, azınlık ayaklanmaları bu bölgede devam etti. Sonunda bölge XVIII. yüzyılda Çin Mançu İmparatorluğu'nun denetimine girdi..

Bu defa Çin'in üzerinde Batı'nın oyunları başladı. Çin impara­torluğu Batı'nın desteğinde yüzlerce gizli örgütle kargaşaya gark ol­du. Başta ingiltere olmak üzere Avrupalı devletler Çin'in zayıf nok­talarına göz diktiler.
İlk Doğu Türkistan İslam Devleti tam o kargaşada 1863'te ku­ruldu. 13 yıl ayakta kaldı ve yeniden işgal edildi. 1884'te yeni top­rak anlamına gelen Sinkiang adıyla Çin'e bağlandı.

1933'te Kaşgar'da bir Doğu Türkistan Cumhuriyeti daha ilan edildi. Sadece 4 yıl yaşadı ve düştü.
Ayaklanmalar aralıksız sürdü. 1944'te bir cumhuriyet daha ilan edildi o da 5 yıl yaşayabildi.
1949'da Çin Halk Cumhuriyeti kuruldu, devrimin ilk yılların­ da yüzde 90'ı okuma yazma bilmeyen büyük bir yoksulluk içindeki Çin halkı yepyeni bir sistemle karşı karşıyaydı, iç kargaşa had safha­ daydı.

Sinkiang'da ilan edilen cumhuriyet lağv edilmiş, bölge Çin kuv­vetlerinin kontrolüne girmişti. Sonraki yıllarda halkın tepkiyle kar­şıladığı sert tedbirler, Batı'nm bölgedeki oyunları ve kanlı ayaklan­malar birbirini izledi.
1966'da Çin'de ünlü Kültür Devrimi yılları başlayacak, sadece Uygurlar değil ülkenin her yanında halk, bir başka büyük sarsıntı yaşayacaktı.
Rukiye Hacı, Çin radyosu Türkçe bölümünün müdürlerindendi.

Küçükken ayrıldığı bölgeyi şöyle hatırlıyordu:

"Kültür Devrimi sırasında camiler yıkılmıştı, insanlar ölmüştü. Kültür Devrimi'nden sonra hür ideolojiler ortaya çıkmaya başladı. Mesela Kültür Devrimi sırasında insanlarda sıkıntı vardı. Camilere gidemiyorlardı. Konuş­mada serbestlik yoktu. Tek tipleştirme vardı. Bundan herkes bizar oldu."
İslam dinine uygulanan baskı Batı'nın işini kolaylaştırdı, içerde büyüyen öfke dış güçlerin bölgedeki manevralarını artırdı.
1967-1968 arası Sinkiang'da devleti yıkmayı hedefleyen 300'den fazla silahlı teşkilat ortaya çıkarıldı. Mensupları idam edildi.
2000'li yıllara kadar Sinkiang'da sular hiç durulmadı. 2004'te Amerika'da kurulan sürgündeki hükümet yeni oluşumları haber ve­riyordu.

Turfan'ın Bereketi

Turfan rüya gibiydi. Urumçi'den yola çıktığınızda çöllerden, kapkara topraklardan geçiyor ve yeşillik etrafı sardığında Turfan'a geldiğinizi anlıyorsunuz.
Turfan'm bereketi insanların yüzlerindeydi. Yoldan geçerken Tanrı misafiri olduğumuz bağ, bahçe ve evlerde büyük bir sevgiyle kucaklandık. Mehmet'le bağlarda dolaştık Rabia'yla sohbet ettik en önemlisi Ayşem Nine'yle tanıştık.
Asırlardır Turfanlıydı.

Kim olduğumuzu nereden geldiğimizi anlayana kadar pek ko­nuşmadı. Ama sonra sohbetin tadına doyum olmadı.
O 90 yaşındaydı. En uzak Urumçi'ye kadar gitmişti. Yaşamı bu bağlarda geçmişti. Birkaç yıl öncesine kadar bu bağlarda çalışmıştı. Artık çocuklar çalışmalıydı, ama hiçbiri onun gibi olamazdı. Tem­ bellik ediyorlardı.

Oğlu Mehmet'i gösterip "O benim balam" diyordu. Mehmet 70 yaşındaydı ve hiç okula gitmemişti. Çince'yi de pek bilmiyordu.
Türkçesi de azdı. Ama biz gönülle anlaştık. Ayşem Nine öyle demişti.
"Könlümüz düşünür" demişti yani gönlümüz anlaşıyordu. Bu da bana yeterdi.
Bin yılların içinde bir yerlerde kavuştuğumuz, birbirimizi görür görmez yürek titremelerine tutulduğumuz insanlar. "Könlümüzün" bir parçasını da Ayşem Nine'de bıraktık ayrıldık.
Gülçehre'yle yeşilliklerin içinde yol alıyoruz. Turfan'ı keşfedi­yoruz, sahi Turfan ne demek?

"Meyve sebzenin bol olduğu yer" diyor.

Neden bu kadar bol sebze meyve var Turfan'da? Çünkü 2000 yıllık bir mucize var burada. Bu mucize, Turfan'daki bereketin iza­hıdır. İnsan eliyle yapılmıştır. Olağanüstü bir sulama sistemi Tanrı Dağları'nın kar sularını Turfan'a iletir ve işte bu yüzden Turfan'a Turfan denir.

Bundan binlerce yıl önce yeryüzeyine insan eliyle 80-90 metre­lik kuyular açılmıştır. Bunlar Tanrı Dağları'ndan Turfan'a belli bir eğimle gelen yeraltı kanallarıyla birleşir. Kanalların uzunlukları 10-20 kilometre arasında değişir. Bir Karız Kanalı üzerinde yüzlerce düz kuyuya rastlanır ve kanalların sonundaki barajlar tüm bölgeyi sular. Her yeri yeşile boyar.

Karız Kanalları Araştırma Derneği Başkanı Gafur Bey, Türkiye Türkçesi'yle anlatıyor:

"2000 yıl önce insanlar burada yaşamak istiyor. Fakat su yok, yağmur yağmıyor. Hava sıcak, her şey buhar. Düşünüyorlar yeral­ tında su var, bu suyu nasıl çekeriz? Enerji yok. Atababalarımız aşa­ğı bir kazı yapıyor, su eğik akıyor. Her yere bereket geliyor. Çin Şed­di önemlidir, büyük bir çabanın eseridir, orada olanca heybetiyle durur. Ama Karız, binlerce yıldır bölgeyi, suyla buluşturur. Vazgeçil­mez önemdedir ve göze çarpmaz, Mütevazıdır. Bu topraklarda yaşa­ yan insanların zekâsının eseridir" diyor.
Güneşin asma yapraklarını usul usul okşadığı bağların dibin­ den kentin kalabalığına geri dönüyoruz.
Çarşı hıncahınç dolu. Turfan'ın kalbinin attığı yer burası. Bura­da her şey aşina. Çin yazılarının yanında Arapça harfler.

Tüm video dükkânları Kemal Sunal filmleriyle dolu.

Akşam olurken Urumçi'nin Sokak aralarından anacaddelerine doğru bir hareket başlıyor. Her yerden değişik yemek kokuları ve onlara eşlik eden sesler geliyor.
Açık hava lokantalarında şarkı ve dans programları büyük ilgi çekiyor.
Sabah yolun üzerindeki camiye uğruyoruz. Ebu Bekir Yakup bizi karşılıyor, kıyafetimiz uygun değil, ısrarla içeri davet ediyor. "Bu caminin içi çok özeldir sen bir gör" diyor. "Namaza 800 kişi ge­lir" diyor.

"Yani bir baskı yok mu, din konusunda?" diye soruyorum. Ebu Bekir Yakup, "Bekle namaz saatini gözlerinle gör" diyor. Şerif Can Damallah bu caminin başimamı, bölgenin İslam ce­maatinin reisi ve halk parlamentosu üyesi. O bana Türkiye'yi soru­yor. Ben ona "Burada rahat mısınız?" diyorum. "Aradan çok sular aktı. Zor zamanlar geçti, şimdi huzuru tatma zamanı" diyor.
Türkiye'ye dönünce tüm bu konuştuğum isimlerin Doğu Tür­kistan cemiyetleri tarafından "hain" Çin yanlısı ilan edileceğini he­nüz bilmiyorum.
Hüsameddin Bey hükümet din işleri sorumlusuydu.

Ona da sormuştum:

"Batılı insan hakları örgütleri burada din özgürlüğünün engel­lendiğini iddia ediyor ne diyorsunuz?"

"Sinkiang'da 29.000 cami var 9.000 de okul. Yani okuldan fazla cami mevcut."
"Uygur Türklerinin çocuklarının kendi dillerinde eğitim alama­dığı söyleniyor."

Bu kez Alimcan Muhammed Emin, eğitim işleri yetkilisi cevap­lıyor.

"Bizde 9 yıl zorunlu eğitim var" diyor. "Ve Uygurlar kendi dille­ rinde eğitim yaparlar. Burada 3 buçuk milyon öğrenciden 3 milyona yakını Uygur'dur ve hepsi kendi dilinde okula gidiyor." "Peki Uygur­ların birden fazla çocuk sahibi olma hakkı var mı?" "Tek çocuğa izin veren aile planlaması Çinliler için geçerli. Uygurlar iki veya daha faz­ la çocuk sahibi olabiliyor. Siz de gördünüz."

Uygur ve diğer Müslüman halkın çocuk konusunda bir kısıtla­ma olsa bile pek aldırmadıklarına şahit olmuştuk.
Halk meydanında her akşamüstü birbirinden sevimli onlarca çocuğun peşinden koşmuştuk.
Onlar, yeni yüzyılın çocukları, küresel tehdit altında büyüyor ve dünyada üzerine türlü hesaplar yapılan bir bölgede yaşıyorlar. Bölge halkı büyük mücadeleleri ardında bırakmış, yeni yeni refahla buluşmaya başlamış. Kaynakları sonsuz. Tarihi zengin.

Asya'nın ortasında oynanan oyunlara Çin setleri çekiliyor. As­ya'nın kalbinde bir Batı istenmiyor. Binlerce yıllık kargaşanın sesi, yapılan hatalar, ödenen bedeller kulaklarında, şimdi son hızla eko­nomi iyileştiriliyor.
Yüzyılın en önemli ülkesi ilan edilen Çin sınırları içinde yaşa­ yan soydaşlarımız, bu büyük güçle aramızda bir köprü oluşturuyor. Bunun paha biçilmez değeri, küresel güçlerin artan tehditleri karşı­sında çok daha iyi anlaşılacaktır.

Şimdilik bu yolculuğu noktalıyoruz.

Ama devamı gelecek. Çok kısa da olsa, büyük bir teşekkür borçluyum bu çalışmada emeği olanlara. Bir kaynakça veremedim. Ama Sınırlar Arasında'yı hazırlarken yararlandığım yüzlerce kayna­ğa, bana sözlü ve yazılı bilgi aktaran tüm kişilere, gazetecilere, ya­ zarlara, dostlara ve arkadaşlara teşekkür ediyorum. Umarım onlara layık olmuşumdur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Günümüzdeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir