Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Biz size ırkçılık yapmadık Bayan Merkel

Burada Osmanlı İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Biz size ırkçılık yapmadık Bayan Merkel

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 02:39

Biz size ırkçılık yapmadık Bayan Merkel

Başbakan Angela Merkel'in hazırlattığı göç yasası Almanya'da-ki 2,5 milyon Türk'e yönelik etnik ayrımcılık yaptığı için yoğun eleştirilere uğradı.
Türk işçilerinin Almanya'ya ne zaman, neden gittiğini hemen hepimiz biliyoruz. Peki, Almanlar'ın bir dilim ekmek için Osmanlı'ya göç ettiğini bilir misiniz? Ya da Osmanlı'nın göç yasasından haberdar mısınız?
İşte Alman göçmenlerin Osmanlı serüvenleri...

XIX. yüzyılın başı...
Almanya'nın birliğini sağlamasına daha on yıllar vardı. Yani Prusya, Bavyera, Saksonya gibi düklükler, krallıklar, beylikler birleşmemişti.
Bu topraklardan ilk göç dalgası 1815'de başladı. Sebebi kuraklığın getirdiği yoksulluktu. Alman yoksulları bu tarihte özellikle iki ülkeye akın ettiler; Amerika ve Rusya.
İkinci göç dalgası 1830'da başladı. Sebep aynıydı; ekonomik kriz, siyasi bunalımlar, salgın hastalıklar...

Başta Hamburg Limanı olmak üzere bölgedeki tüm limanlardan binlerce yoksul, aç, hasta Almanya, Amerika ve Rusya'ya göç ediyordu. Göçmen sayısının fazlalığı üzerine -ki sayı yaklaşık 5 milyondu- Amerikan Kongresi, Almanların gelmemesi için kısıtlayıcı kararlar aldı. O tarihlerde "Almanlar Dışarı" sloganı doğdu Amerika'da. Rusya da parasız pulsuz göçmen istemiyordu! Zaten vize uyguluyordu.

Rusya ve Amerika'nın katı tutumu yüzünden Almanlar yeni yerleşim yerleri aramaya başladılar. Osmanlı toprakları; Balkanlar ve Anadolu çok cazipti Alman için.
Balkanlar'da ilk, Kuzey Dobruca'daki Türk köyü Akpunar'a yerleştiler. Osmanlı yönetimi Almanlar'a karşı hoşgörülüydü. 1848'de Babadağ Kaymakamlığı yerleşmeleri için Almanlara bölge tahsis etti. Toprakların tapusunu verdi. Kilise açmalarına izin verdi. Almanların kurdukları bu yerleşim yerinin adı "Atmagea"ydı. Bunu "Malkoci", ve "Kataloi" gibi Alman yerleşim yerleri takip etti.

Balkanlar'a fazla sayıda Alman gelmedi. Bunun nedeni bölgedeki milliyet ve din çatışmalarının yoğun olmasıydı. Göçmen Almanlar, Rumeli'ndeki varolan devlet düzeninin sürekli olarak konulamayacağını düşünüyorlardı.
Almanlar için yeni hedef Anadolu'ydu...

Alman Arkeolog Ludwig Ross "vatandaşlarına" Akdeniz kıyılarına yerleşmelerini öneriyordu.
Almanlar özellikle XIX. yüzyılın ikinci yansından sonra Anadolu'ya gelmeye başladılar.

Alman Türkolog Dr. Robert Anhegger'e (-Bedri Rahmi ve Sabahattin Eyuboğlu'nun eniştesidir-) göre, 1860'larda İzmir bölgesinde Alsaslı ve Bademli'de Alman kolonileri kuruldu.
Bazı Alman göçmenler ise Burgaz'a yerleşmişlerdi.

Osmanlı yönetimi Alman göçmenlerin gelmesinden memnundu. Çünkü Anadolu'daki taşra nüfusu giderek azalmaktaydı. Özellikle 1839'taki veba salgını binlerce insanın canını almıştı. Anadolu'nun acil nitelikli işgücüne ihtiyacı vardı. Bakir topraklarının işletilmesi gerekiyordu.
Osmanlı yönetimi çok sayıda göçmenin Anadolu'ya gelmesi için göç yasası çıkardı.
9 mart 1857'de Journal de Constantinople adlı gazetede Osmanlı yönetiminin göçmenlerle ilgili çıkardığı yasa yayınlandı.
Habere göre, yasa göçmenlere her türlü kolaylığı sağlıyordu.

İşte Osmanlı'nın göç yasasından bazı başlıklar:

- Göçmenler çiftçi ve zanaatçı olacak,
- Göçmenler isterlerse Osmanlı uyruğuna geçebilecek,
- Tam bir din özgürlüğü olacak,
- Devlete ait topraklardan uygun olanlar göçmenlere verilecek,
- Rumeli'nde 6, Anadolu'da 12 yıl vergi alınmayacak,
- Rumeli'nde 6, Anadolu'da 12 yıl askerlik yükümlülüğü olmayacak,
- Devlet tarafından verilen araziler 20 yıl sonra göçmenler tarafından satılabilecek,
- Göçmenler sabıkasız olacak,
- Başlangıç sermayesi için 1 300 Fransız Frangı getirilecek,
- Ülke içi taşıma masraflarını Osmanlı yönetimi karşılayacak.

Aynı gazetede, Sadrazam Mustafa Reşid Paşa'nın başta Polonyalı olmak üzere Avrupalı göçmenlere kendi çiftliklerinde yerleşmeleri için çağrı yaptığının haberi vardı. Sadrazam'm sadece Tesalya bölgesinde 17 çiftliği vardı!

Osmanlı Devleti'nin göçmen yasası Avrupa'nın diğer ülkeleri gibi Almanya'da da hayli yankı buldu.
Bu arada, 12 nisan 1857'de Allgemeine Augsburger Zeutung gazetesinde Osmanlı topraklarına göç etmek isteyen Almanlara öğütler veren makale çıktı.

Ama makale biraz alaycı bir üslupla yazılmıştı:

Osmanlı'ya göç edecek Alman, gecelik takkesi ile içki şişesini Almanya'da bıraksın. Tütünü de bıraksa iyi olur.
Her türlü taassuptan kaçınsın, ancak hem kendi hem de diğer insanların dini inançlarına saygı göstersin.
Göçecek olanlar aralarındaki anlaşmazlıkları toprağa gömsün.

Komünistler, ateistler Osmanlı'dan uzak dursun; onların öğretilerine kimse kulak asmaz.
Koşullar ne olursa olsun, yerli kadınlarla uygunsuzluğa kalkışmasın.
Ermenilerle asla para ilişkisine girişmesin.
Ölçülü olmayı ve temiz yaşamayı kendine alışkanlık edinsin.

Osmanlı'nın çıkardığı göçmen yasası her ne kadar iyi niyetle çıkarılmışsa da Anadolu'ya gelen Alman sayısı beklendiği gibi çok olmadı. Ama sayıları az olsa da gelenler de oldu. Bursa'daki bir iplik fabrikasında çalışan Alman işçiler; Ankara'da hekim olarak çalışan Alman doktorlar gibi...
Anadolu'ya gelen Almanlar'ın en başarılısı, Hıristiyan sosyalizminin öncü savaşçısı olarak bilinen Karl Mez'di...

Alman Karl Mez, 1840 yılında geldi Amasya'ya. İyi cins ipek sağlamak amacıyla bir işletme kurdu. Şüketi kısa sürede çok büyüdü. Almanya'dan işçi getirmeye başladı. Sayıları zamanla o kadar çoğaldı ki, Mez 1858'de Almanya'dan Protestan bir papazla, bir öğretmeni de Amasya'ya getirdi.
Şirketin müdürü Georg Krug'un evi "misyon evine" dönüştürüldü. Mez aynı zamanda misyonerlik çalışması yapıyordu. Hıristiyan sosyalist Kral Mez'in amacı, bu küçük Alman kolonisi örnek yaşam tarzıyla yerli halkın takdirini kazanmaktı.

Mez'in öngördüğü "Tanrının buyrukları doğrultusunda uygun davranışta" bulunmayan Alman işçiler geri gönderildi.
Mez'in misyonerliği şirketi kadar başarılı olamadı. Özellikle Mez ölünce oğulları ve kolonideki diğer ikinci kuşak heyecanını yitirmişti. Koloni dışarıdan evlenmeler, Almanya'ya geri dönmelerle zamanla çok küçüldü.

Amasya'daki papazın ölümüyle buradaki Protestanların dini işleri İstanbul Alman Protestan cemaatinin papazınca yürütüldü.
Amasya'daki Alman kolonisi Birinci Dünya Savaşının sonuna kadar varlığını sürdürdü. Savaş sonrasında Müttefikler'in talimatıyla Mihver Devletler'in yurttaşı olan herkesin Türkiye'den ayrılması istenince Amasya'daki koloninin varlığı son buldu.

Dün, Osmanlı Alman göçmenlere kapılarını sonuna kadar açarken; bugün Almanya'nın geçmişi hafızalardan silen yeni göç yasası tarihe karşı vicdansızlık değil midir?..
Almanya'daki bu yeni göç yasası, Alman vatandaşı Alman ile Alman vatandaşı Türk'ün eşit olmadığını, olamayacağım gözler önüne seriyor! Almanya'nın bu "etnik ayrımcılığı" Alman Cumhurbaşkanından veto yer mi bilinmez.
Bilinen, ırkçı Adolf Hitler iktidara geldiğinde Alman vatandaşlarım Ari olup olmamasına bakarak korkunç bir elemeye tabi tutmasıydı.

Türkiye o yıllarda, solcu, Yahudi, liberal kim olursa olsun, Hitler rejiminin gazabına uğrayan Alman vatandaşlarına kapısını açan bir ülke oldu. Türkiye kaçanlardan (ve daha soma 1948 ve 1951'de Berim Belediye başkanlığına seçilen) Ernst Reuter kimlik konusunda şöyle diyordu:

"Kimlik belgeleri kim olduğumuzu bilmemiz için değil, -çünkü kim olduğumuzu biliyoruz- bize ya-sallık veren bir kimliğe sahip olmamız için vardır.
Biz kim olduğumuzu biliyoruz. Peki Avrupalı bizim kim olduğumuzu biliyor mu? Avrupa'daki Türk imajı nasıl doğdu? Türk imgesi zaman içinde nasıl şekillendi? Ve bugün Avrupa'da Türk saplantısı var mı?

Kaynakça
Kitap: Siz Kimi Kandırıyorsunuz!
Yazar: Soner Yalçın
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Osmanlı İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir