Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Güya Osmanlı padişahları içki içmezmiş!

Burada Osmanlı İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Güya Osmanlı padişahları içki içmezmiş!

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 01:32

Güya Osmanlı padişahları içki içmezmiş!

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, 2008 yılı Ulaştırma Bakanlığı bütçesi görüşülürken, şaraptan alınan yüksek vergi tartışma konusu oldu. Bakan Binali Yıldırım, "insanların ayık gezmesi lazım" diyerek yeni bir içki tartışması başlattı.
Bugün devletin üst sivil kadrolarında cumhurbaşkanından başbakanına kadar içki içen kimse yok; herkes ayık! "Ayık olmak" bir devlet politikası haline geldi. Bu nedenle devlet seremonilerinde bile kadeh kaldırılmıyor.
Bazı çevreler, "Osmanlı Devleti de böyleydi" diyor. Öyle miydi değil miydi; gelin bir göz atalım...

Adı: Osmanzade Taib Ahmed (1660-1724).
Şairliği, padişah özel katipliği ve tarihçiliği vardı. 11 kitap yazdı: Hadikatü'l-müluk adlı eserinde, Sultan I. Osman'dan II. Mustafa'ya kadar 22 padişahın hayatım kaleme aldı. Hadikatü'l-vüzera adlı kitabındaysa, ilk Osmanlı Veziri Alaaddin Paşa'dan, Rami Mehmed Paşa'ya kadar 108 sadrazamının hal tercümelerini yazdı. Bizim yararlanacağımız kitabının adı ise, Telhisü Mehasini'l-adab. Kitabın adından da anlaşıldığı gibi Taib Ahmed Efendi'nin bu eseri; meşhur Arap ilahiyatçı/edebiyatçı Cahiz'ın (776-868) Minhacü's-süluk ile tarihçi Mustafa Ali Efendi'nin (1541 -1600) Mehasinü'l-adab isimli kitaplarının sadeleştirilmiş bir özetiydi.
Sadrazam Damat İbrahim Paşa'ya takdim edilen bu eser on beş bölümden oluşuyordu, üçüncü bölümde, İslam halifeleri ve Osmanlı padişahlarının özel hayatlarına ilişkin bilgiler mevcuttu.

Telhisü Mehasini'l-adab adlı esere göre, Osmanlı'nın ilk sultanları ağızlarına içki koymamışlardı. İlk padişah Osman Gazi, dini bütün Şeyh Edebali'nin damadı olduğundan "kadehin gül rengine rağbet etmemişti." Ancak bu eserin aksine, bazı tarihçilere göre, Osman Gazi Bizanslı beylerle (tekfur) şarap içmişti.
Taib Ahmed'e göre, Osman Gazi'nin oğlu Orhan da içkiden uzaktı. Her iki padişah da içmiyordu ama toplantılarında komutanlarına iltifat etmek maksadıyla içki/"dolu" sunmuşlardı. Bu adet, Yıldırım Beyazıd, Çelebi Sultan Mehmed ve Sultan I. ve II. Murad döneminde de devam etmişti.
Taib Ahmed'e göre, "Fatih Sultan Mehmed Han ve Sultan Ba-yezid-i Veli, komutanları ve vezirleriyle arada sırada iyşü nuş (içki alemi) ederlerdi. Hatta Bayezid-i Veli, Sadrazam Gedik Ahmed Paşa'yı işret (içki) sırasında katletmişti."
Yine kitabın aksine, bir iddiaya göre, Yıldırım Beyazıd içki içiyordu. Padişahın içki ve bezm (içki meclisi) düşkünlüğünün sebebi, eşi Sırp Prensesi Olivera'ydı.

Dönelim tekrar Taib Ahmed Efendi'nin kitabına:

Yavuz Sultan Selim içki kadehine fazla iltifat etmezdi, ancak ara sıra içerdi. Heyhat, çabuk sarhoş olup şiir okurdu. Bir gün bir eğlence sırasında yine sarhoş oldu, ayağa kalktı, elindeki kadehi öne doğru uzattı ve üzümden ilk şarabı çıkardığı iddia edilen Iran şahını anımsayıp şiir okudu:

"Bint-ül inebin bikrini Cem etti izale" (Üzümün kızının bekaretini Cem yok etti!)

Kanuni Sultan Süleyman, ilk zamanlarında musiki dinlerken içki içmişliği vardı. Ancak daha sonra içkiyi yasakladı.
"Osmanlı'nın yasağı üç gün sürer" deyimi doğruydu. Kısa bir zaman sonra içki yasağı unutuldu, meyhaneler yeniden açıldı.

Padişahlar arasında içkiye en düşkün isim II. Selini di. Lakabı "Sarhoş"tu. Bu dönemde sınırsız içki serbestliği vardı, ilginçtir II. Selim içkiye düşkün olmasına rağmen, beş vakit namazını da kaçırmazdı. Ve sonra, Halvetiyye Şeyhi Süleyman Efendinin telkiniyle içki içmeye tövbe etti. Hatta bir gün hastalandığında hekimlerin iyileşmesi için verdiği ilacı, "içinde içki vardır" diye içmedi.
içkiye karşı padişahlardan biri de, III. Murad'dı. içki içmediği gibi huzurunda lafının edilmesinden bile hoşlanmazdı.

Bunun altında yatan sebep ise şuydu:

Şehzadeliği sırasında babası II. Selim bir gün kendisini içki sofrasına çağırdı, içki içmesine izin verdi. Ama Padişah daha önce Harem Kethüdası Hekimbaşı Kurdoğlu'na, şarap kadehinin içine baş ağrısına neden olacak bazı maddeler koymasını istemişti. Şehzade bu oyundan habersiz şarap kadehini ardı ardına içince birkaç gün baş ağrısından duramadı ve içkiye tövbe etti.
Bir diğer padişah, III. Mehmed de babasının yolundan gitti; içki içmedi.

Ama onun döneminde Osmanlı kötü bir alışkanlıkla tanıştı:

Tütün.

Allah'tan tütün günah değildi!
Osmanlı padişahlarının içkiyle ilişkileri hep inişli çıkışlı oldu. içki yasağı bazen şiddetle uygulandı bazen ise görmezden gelindi.

Bu uygulamalarda, padişahların kişisel yaşamlarının etkisi vardı:

Örneğin I. Ahmed çok dindardı ve onun döneminde içki yasağı çok etkiliydi.
Osmanlı Devleti için XVII. yüzyıl, "duraklama" dönemiydi. Osmanlı savaş kaybettikçe gericileşti. İçki yasakları bu dönemde arttı. Tüm kötülüklerin sebebi bu uğursuz içkiydi!

IV. Murad kendisi içmesine rağmen halka alkol, sigara ve kahve kullanılmasını yasakladı. İçki içenler darağaçlarında sallandırılırken IV. Murad'ın Şeyhül-İslamı Zekeriyazade Yahya Efendi bakın şiirinde ne diyordu:

Mescitte riyamişler etsin ko riyayı
Meyhaneye gel kim ne riya var ne mürai...
(Bırak mescitte ikiyüzlüler devam etsin riyakarlığa

Sen meyhaneye gel ki orada ne riya var ne riyakar.) Eee, şimdi bu şiiri nasıl değerlendireceğiz?
Tasavvufta "meyhane" tekke-dergah anlamına geliyordu. Şarap ise ilahi aşkı sembolize ediyordu.
Hadi diyelim ki, Şeyhülislam Efendi, tasavvufi anlamda kullandı meyhaneyi. Fakat buradan da şu sonuç çıkmıyor mu? Meyhane, şarap tasavvufta kullanılacak kadar değerliydi!
Neyse devam edelim...

Sultan İbrahim döneminde yeni keyif verici maddeler ortaya çıktı:

Bunların başında, burundan çekilen enfiye (burunotu) vardı. Bir tür uyuşturucu olan enfiyeyi zamanla padişahlar ve sadrazamlar kullanacaktı.
Bir sonraki padişah IV. Mehmed, avcılığa ve eğlenceye çok düşkün olmasına rağmen içkiden uzak durdu.

Hatta yasakları katılaştırdı. Ve XVII. yüzyıldaki içki yasağı Osmanlı'yı yeni bir alkol çeşidiyle tanıştırdı:

Rakı.
Rakı, -görünürde sudan farklı olmadığı için-, içki yasağını delmek maksadıyla Osmanlı'ya giriverdi.
Görüldüğü gibi, bize ait zannettiğimiz rakı maalesef "milli içkimiz" değildi. "Rakı" sözcüğü Türkçe değil Arapçaydı. Arap ülkelerinde "arak" denilmekteydi.
Rakıyı Osmanlı Sarayı da pek sevdi. III. Ahmed, çoğunlukla geceleri hünkar sofasında, balkonda yumuşak yastıklar içinde yarı yatmış bir halde oturur, sadrazamı, şairleri ve dalkavuklarıyla rakı içerdi.
Bir sonraki padişah I. Mahmud da içkiyi seviyordu. içkinin seyri XVIII. yüzyılda da değişmedi. Bazen yasaklandı, bazen serbest bırakıldı. Ne zaman paraya ihtiyaç duyuldu içki içimi serbest bırakıldı. Çünkü alkolün alım satımından alınan "Zecriye Vergisi" hayli yüklüceydi!

Fındıklı Mehmed Ağa bu durumu Silahdar Tarihi adlı eserinde şöyle yazdı:

Hazine çok sıkıntı içindeydi, içki yasağı kaldırıldı. Meyhanelere ve tütün içmeğe izin verildi. Tütüne de ayrıca gümrük kondu.
Aynen bugün gibi, ithal edilen içkiden alınan fon getirişi hayli yüksekti. Türkiye içkiden alınan özel vergilerde dünya şampiyonuydu; ve bu "rekor" AKP döneminde kırılmıştı!

Osmanlı Sarayı tarih boyunca ne trajedilere tanıklık etti:

Sultan III. Mustafa, yemeğine zehir konularak öldürüleceği korkusu nedeniyle hep panzehirler kullandı ve bunun sonucu uyuşturucu bağımlısı oldu!
Osmanlı'da içkiye savaş açan son padişah, Sultan III. Selim oldu. Musikiye olan ilgisiyle bilinen bestekar padişah, ne kadar meyhane varsa hepsini kapattı. Yasağa rağmen içki içmekte ısrar edenleri astırdı.

Sonra ne oldu?
Son dönem Osmanlı padişahları arasında içkiye en düşkün kişi Sultan II. Mahmud, yasaklan deliverdi.
Tarihçi Necdet Sakaoğlu'na göre, Sultan Abdülmecid içki bağımlısıydı; bazı geceler kör kütük sarhoş halde mabeyinciler tarafından arabasına konulup saraya götürülürdü.

Sultan II. Abdülhamid anılarına göre, kardeşi Padişah V. Murad'ı içkiye alıştıran, geceleri sık sık buluştuğu şair Namık Kemal'di.
Sultan II. Abdülhamid'in de içtiği bilmiyor. Ama o ne rakı ne şarap içiyordu. O, "şeker suyu" rom içiyordu!
"Batıcı Ittihatçılar'ın Padişahı" Sultan V. Mehmed Reşad ağzına içki koymazdı...
"Hain olup olmadığına" henüz karar verilemeyen son padişah Sultan Vahideddin de içki kullanmayanlar arasındaydı.

Gelelim sonuca:

Şimdi biz meseleyi "ayık kafa" sorununa indirgeyip, padişahların, şehzadelerin içki içmelerindeki temel meselelere gözümüzü kapatıp, "Osmanlı'yı büyütenler, ayık kafayla gezmiyordu, batıranlar ise hep ayıktı" gibi absürd bir değerlendirme yapabilir miyiz?
Ama ne yazık ki yapanlar var!

Kaynakça
Kitap: Siz Kimi Kandırıyorsunuz!
Yazar: Soner Yalçın
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Osmanlı İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir