Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Osmanlılarda Mali Kontrol Müessesesi Olarak Başbakikulluğu

Burada Osmanlı İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Osmanlılarda Mali Kontrol Müessesesi Olarak Başbakikulluğu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 20:56

OSMANLILARDA MALİ KONTROL MÜESSESESİ OLARAK BAŞBAKİKULLUĞU

Levha 113-126


İlk Osmanlı maliye teşkilatı ile ilgili tatbikatın İlhanlı tesiri altında gelişme gösterdiği uzun zamandır bilinmektedir. Özellikle defter tutma teknikleri ve bunlarla ilgili istilahlarda hatta istihdam edilen görevlilerin adlandırılmasında bu etki açık şekilde görülür. Nitekim maliyeden mes'ul büronun da İlhanlılar'ın XIII. yüzyıla kadar kullandıkları "defterdar-ı memalik"e benzer tarzda, "defterdarlık", "bab-ı defteri" adlarıyla anılmış olması manidardır. Defterdarlığın teşekkül ile ona ait alt birimler de mali meselelerin giderek ağırlık kazanması sonucu ortaya çıkmaya başlamış ve bunlar tamamıyla zamanın ihtiyacına göre Osmanlılara has uygulamalar ve birimler şeklinde kendilerini göstermişlerdir. Defterdara bağlı bu alt bürolar arasında belirli görev sahaları oluşmuş ve bu zamanla muayyen çizgilerle birbirlerin-den farklılaşmış; bunların koordinasyonu ve bu arada merkezi idarenin mali işleri için doğrudan defterdarın şahsına bağlı bazı memuriyetler teşkil ve istihdam edilmiştir. XVII. yüzyıla kadar basit bir yapı gösteren defterdarlık müessesesi içinde doğrudan defterdara bağlı ve tamamıyla Osmanlılara ait bir tatbikatın ürünü, ayn ihtisas büroları ortaya çıkmıştır. Bu bürolardan birini, hakkında fazla bilgi bulunmayan hatta adı bile tartışmalı olan ancak yaptığı görev itibariyle özellikle XVIII. yüzyılda oldukça önem kazanan ve bir denetim görevlisi olarak çalışan başbakikulluğu oluşturmaktadır. Bu konuda vaktiyle tarafımdan hazırlanmış küçük bir etüd, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde merkez evrakına ait tasnifler henüz açılmadan önce ve bir ansiklopedi maddesi olarak yayımlanmışa1. Tasniflerin açılması sonucu başbakikulluğuna ait gerek defter gerekse evrak serileri ortaya çıkmış ve müessese hakkındaki bilgilerimize yeni katkılar yapmıştır. Bu evrak serilerinden, defter türlerinin şekil ve muhtevası üzerinde İstanbul'da Tarih Araştırmaları Merkezi'nce tertip edilen II. Paleografya ve Diplomatik Semineri'nde bilgi verilmişti. Burada söz konusu evrak serileri de nazarı itibara alınarak başbakikulluğunun görev alanı, mahiyeti, diğer bürolar arasındaki yeri ve önemi hakkında devam etmekte olan araştırmalarımızın henüz olgunlaşmamış ilk genel sonuçlarını sunmaya çalışacağız.

Konuya girmeden önce bu büronun adı, çözülmesi gereken problemi teşkil eder. "Baş-baki" kelimesinin ikinci ve asıl kısmı ki, bu aynı zamanda büronun görev alanı ile ilgilidir, "bakı" şeklinde tarif edilmek istenmekte ve çok defa da bu şekilde yazılmaktadır. Bu kelimenin Türkçe "bakmak"tan "bakı" mı yoksa Arapça geri kalan anlamında "baki"den mi geldiği tam olarak izah edilememektedir. Ancak Türkçe bakmaktan "bakı" şeklinde bir kelimenin başka bir kullanış örneği olmadığı'; bunun yanı sıra bu dairenin hesap bakiyyelerini kontrol etmeleri, tuttukları defterlere bakaya defteri veya baki defteri denmesi dikkate alınırsa, bu görevlinin adının bakiyyeleri tahsil ve onları tespit eden şahıs anlamında "bakikulu" şeklinde söylenmesi gerektiği anlaşılır.
Üzerinde durulması gereken ikinci konu, bu büronun ne zaman teşkil edildiğidir. Bazı kaynaklarda bu dairenin Yavuz Sultan Selim zamanında ihdas edildiğine dair tevsik olunamayan bilgiler mevcuttur. Ancak bu dönemlerle ilgili çeşidi resmi kayıdarda böyle bir görevlinin varlığına dair herhangi bir karine yoktur. XVI. asrın ikinci yansına ait bazı arşiv kayıtlarında ise bakaya teftişi ile görevlendirilmiş birtakım devlet görevlilerinin bulunduğu, bunların defterdarlığa bağlı olarak çalıştık-lan, fakat bunun sürekli görev şeklinde değil vaki oldukça gerçekleştiği anlaşılmaktadır'. Nitekim çavuş zümreleri arasında hususi olarak bakaya teftişi ile vazifelendirilenlerin varlığına dair bilgiler, bu dönemlerde lüzum hasıl oldukça bu gibi bir kısım vazifelilerin ek bir görev ile daha mükellef kılınabildiklerini hatıra getirmektedir. Bunun dışında soruşturmacı olarak merkezdeki mali meselelerde istihdam edilen ve doğrudan defterdarın şahsına bağlı bir katibin bulunması da muhtemeldir. Yani hiç olmazsa XVI. yüzyılın sonlarına kadar başbakikulu adı altında bir görevlinin ve buna bağlı dairenin tam anlamıyla teşekkül etmemiş olduğu söylenebilir. Ancak gerek merkezde bulunduğunu tahmin ettiğimiz bir katibin ve gerekse taşrada hizmet veren bakaya teftişi ile görevli çavuşların esasen böyle bir büronun teşkilinde temel oldukları anlaşılmaktadır. Hatta sadece merkezde değil, taşradaki eyalet hazinelerinde bakaya işiyle vazifeli çavuşların varlığı da dikkat çekicidir. Bunlar merkez dışındaki eyalet defterdarlarına bağlı başbakikulluğu dairelerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Bizi bu kanaate sevk eden kayıtlardan 1576 tarihli olanında Diyarbekir Beylerbeyliği hazinesindeki baki çavuşlarından olan Mahmud-'un görevden alındığı ve zimmetindeki mallarının bakayasının tahsil ve hazineye teslim edilmesinin istendiği görülmektedir.

Aslında mukataa yoluyla işletilen veya toplanan has gelirlerinin, merkezi hazineye irad kayd olunan cizye ve haraç gelirlerinin tahsili işiyle yükümlü şahısların veya mültezimlerinin zimmetlerinde hazineye ait para kalması durumu, XVI. yüzyıla has bir durum olmayıp hiç şüphesiz daha önceleri de mevcuttu. Devlete borcu kalan kimselerin bu borçlarını ve zimme derini gösteren defterlere bakaya defteri deniyordu; ancak bunların tahsili ile ilgilenen görevlilerin XV. hatta XVI. asırların ilk dönemlerinde özel bir adla anılıp anılmadıkları açık olmamakla birlikte, bu gibi görevlilerin sıfatları arasında "bakaya, baki" gibi tabirlerin zamanla yerleşmeye başladığı anlaşılmaktadır. Şu halde başbakikulluğunun daire şeklinde bürokratik gelişmesi ve teşkilatlanması XVI. yüzyıl sonlarında ve XVII. yüzyılın başlarında gerçekleşmiştir denilebilir.

Diğer birçok merkezi büro gibi bakikulluğunun da bu dönemde teşkili hiç şüphesiz tesadüfi bir gelişme değildir. XVI. yüzyılın sonlarından itibaren önemli bir değişim içinde olan ve klasik şemasından çıkıp hayli müşkil mali meseleleri halledebilecek yeni büroları kurmaya çalışan defterdarlığın, bu çerçeve içinde çok ehemmiyet kazanan doğrudan kendisine bağlı görevlilerini de organize etmek mecburiyetinde kalmış olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim doğrudan defterdara merbut icra ve tahsilde bulunan beş memurun XVII. yüzyılda mütekamil haliyle ortaya çıktığı ve bunların birinin de başbakikulluğu olduğu bilinmektedir9. Bürokratik tatbikatın giderek karmaşık hale gelmesi ve işlerin yoğunlaşmaya başlaması sonucu ihtisaslaşmanın bariz çizgileriyle ortaya çıküğı dönemlerde, başbakikulluğu dairesinin de önemi artmıştır. Hatta o kadar ki XVII. yüzyılın ilk yarısından itibaren kroniklerde vergi bakaya teftişi, bunların tahsili ile ilgili olarak zikri geçen başbakikulluğunun yanında bir de cizye bakayaları ile alakalı ayrı bir memuriyet daha oluşturulmuştu. Bu da cizye veya haraç başbakikulluğu adını taşıyordu10. Sözünü ettiğimiz her iki büro zaman zaman birbirinden ayrı zaman zaman da paralel konularda vazife görmekteydi ve bunların ehemmiyeti merkezileşme gayretleri sonucu XVIII. yüzyılda oldukça artacaktı. Dolayısıyla bu dairelerin teşkili, alabildiğine genişleyen ve merkez dışına kaymaya yönelen mali kaynakların kontrolü zarureti karşısında devletin giderek mali bürokrasisini merkezileştirmeye çalıştığı, ayrıca yeni kaynaklar bulabilmek için, timar sisteminin çöküşünün de tesiriyle, düzenli vergileri ihdas ettiği bir dönemin gereği olarak gerçekleştirilmiştir denilebilir.

Diğer taraftan yukarıda da belirtildiği gibi eyaletlerdeki hazinelerde de yine başbakikulu olarak anılan memurlar vardı. Rus kayıtlarından anlaşıldığına göre, bunların tayinleri merkezden yapılıyordu; ancak bu açıdan başbakikulu ile organik olarak herhangi bir bağları bulunmuyordu. Nitekim 1017 (1608-1609) tarihli kayıtlara nazaran Haleb, Trablusşam Bağdad, Şam, Kıbrıs Diyarbekir, Bosna hazineleri bakikulluklarına tayinler yapıldığı ve bunların defterde baki veya bakaya çavuşları şeklinde anıldığı, daha sonra ise bunun başbakikulluğu olarak geçmeye başladığı dikkati çekmektedir.

Merkezdeki başbakikulunun yanında görev yapan memurların varlığına dair kayıtlara da rastlanmaktadır. Bunlara genel olarak bakikulları veya gulam-ı baki denmekteydi. Nitekim Topçular Katibi Kadri Efendi'nin eserinde bunların özellikle Osmanlı-Habsburg uzun savaşları sırasında çeşidi görevlerle mükellef oldukları, hatta bu vazifelere tayinler yapıldığı hakkında birçok kayıt mevcuttur. Merkezdeki başbakikulu bürosunun kaç kişiden terekküb ettiği ise tam olarak bilinmemektedir. Bazı kaynaklarda bu mevcudun altmış olduğu kayıdı ise de bunun doğruluğu şüpheli gözükmektedir. Belki merkez ve taşranın tamamı için böyle bir sayı düşünülebilir.

Başbakikulunun diğer maliye amirlerinin yanında başlangıçta önemsiz görünen yerinin yine mali gereklilikler, tahsil edilemeyen gelirlerin fazlalaşması dolayısıyla XVIII. yüzyılda ön plana çıkmaya başladığını belirtmiştik. Hatta o kadar ki, soruşturma görevlisi veya icra memuru gibi vazife yapmakta olması ona kendisinden korkulan bir amir vasfı kazandırmıştı. Nitekim bu göreve yapılan tayinler, XVIII. asırda genellikle çavuşbaşılıkdan, sürre eminliğinden, sipahibaşılıkdan ve sipahi ağalığından yapılmaktaydı. Ayrıca, başbakikulluğundan vezaret payesi alanlar da vardı. Mesela başbakikulu Hüseyin Ağa tahsili mümkün olamayan malların zabtı için vezaret payesiyle Maraş Beylerbeyliği'ne getirilmişti15. Ayrıca Bekir Paşa, Hasan Paşa, Gürcü Mehmed Paşa daha önce başbakikulluklarında bulunmuşlardı. Cizye başbakikulu kıdem itibarıyla farklı olup, başbakikulu önde geliyordu.

Başbakikulunun görev alanına gelince, başlangıçta daha basit ve muayyen bir görev icra eden başbakikulluğunun vazife sahası gittikçe genişlemiştir. Nitekim XVI. asır sonlarına ve XVII. yüzyıl başlarına ait resmi kayıtlara göre, başlıca görevi zimmetlerinde mukataa malı kalan tahsildarları sorgulamak ve hazineye ait bakaya denilen malları toparlamaktı. Bu durum özellikle savaş zamanlarında daha da acili-yet kazanırdı. Topçular Katibi'nin verdiği bilgilere göre, başbakikulu, cizye başba-kikulu ve bakikulları seferlere iştirak etmekte, bakaya tahsilatını yapıp ordunun hazinesini getirme ve bunlardan askerin mevaciblerinin ödenmesini sağlamaktaydılar"'. Bu şekilde defterdarın başta gelen yardımcısı durumunda görev yapmakta; genellikle mali sıkıntı içine düşüldüğü zor anlarda, zimmet hesabları çıkarılan şahısları bulup tahsilatı gerçekleştirmekte idi. II. Osman'ın Lehistan seferi sırasında defterdar Abdülbaki Paşa yanındaki başbakikulu ve diğer bakikullarının Isakçı'da esir yoklaması ve pençik resmi tahsiliyle vazifelendirildikleri bilinmektedir. Keza İsveç Kralı Demirbaş Karl'ın Bender'de bulunan bir generali ve 149 adamının Tirgovişte'ye nakilleri için Başbakikulu Hasan görevlendirilmiş ve vaki olacak masraflarını da karşılaması istenmiştir.

Bu görev sahaları zamanla daha da genişledi; mal tahsili yanında devlete borcu olan varlıklı devlet görevlilerini sorgulama, zimmetini temizleyinceye kadar onu göz hapsinde tutma ve bir nevi icra memuru görevi yapma işi daha da önem ka-zandı19. Hatta zaman zaman başmuhasebe, başmukataa gibi diğer para işleriyle uğraşan maliye dairelerinin ve memurlarının hesaplarına bakukları ve bir nevi bürolar arası kontrol memuru, müfettiş görevinde bulundukları da anlaşılmaktadır. O kadar ki, herhangi bir suistimal durumlarında kendi amirini dahi teftişle görevlendirilebiliyordu. Nitekim defterdar Canib Ali Efendi, 1693'te birtakım suçlar isnadıyla azledince derhal başbakikulu hapsine alınmış ve yirmi gün kadar onun tarafından sorgulanmışu. Kaynaklarda bu kabil büyük devlet memurlarının suistimal ve zimmetlerine mal geçirme durumlarında başbakikulu ağa hapsinde tahkikata tabi tutulduklarına dair pek çok kayıt yer almaktadır. Başbakikulu defterdarın zimmet hesabını havi hazırlanmış bir pusula üzerinde "izzetlü başbakikulu ağage-türdüp tahsil edesiz" şeklindeki talimatıyla derhal harekete geçerdi. Bu kabil talimat pusulalarına başbakikulu dosya usulü tasniflerinde (D.BŞB) çok sık rastlanmak tadır.

Muhtemelen XVIII. yüzyılda ortaya çıkan bir başka görev sahası, muhallefat tespid ve defterdarlık ile halk arasındaki davalara bakan maliye mahkemesini, kendi odasında iddia makamı ve defterdarın vekili sıfatı ile ve Rumeli kazaskerinin defterdar nezdindeki miri kadbi denilen memuru hazır bulunduğu halde, gerçekleştirmekti. Bunlar istinaf ve temyize tabi olmayan davalardı ve tespit edilen durum derhal tatbik mevkiine konulurdu. Bilhassa bu sonuncu görevi, XVIII. yüzyılda ve XIX. yüzyılın ilk çeyreğinde eldeki dokümanlara göre oldukça yoğunlaşmış.
Muhallefat işinde başbakikulu devlete borçlu olarak vefat eden genellikle devlet memuru olanların terekelerinin tespiti ve sayımı işine nezaret eden görevliler arasında yer almakta, yapılan sayım sonucu borç nispeti kadar mallan satışa sunmakta ve vefat edenin borcunu kapatmakta idi. Çoğu defa bu kabil heyet içinde cizye başbakulu da görev alanı ile ilgili olabileceği gerekçesiyle yer alırdı.

Öte yandan başbakikulunun defterdarlıktaki odasının bir nevi mahkeme hüviyeti kazanması ve burada görülen meseleler ile ilgili evrakın önemli bir kısmı bugün D.BŞB kodu altındaki başbakikulu dosya tasnifinde bulunmakta ve bunlar 1657-1792 yıllarını içine almaktadır. Özellikle bu tasnif ve belgeler ayn bir incelemeye seza önemde görülmektedir. Genel olarak bu dosyalar üzerinde yapılan çalışmalar sonucu başbakikulunun hem maliye ve halk arasındaki davalarda miri katibi ile gerekli soruşturmayı yaptığı, burada tertip edilen zapun hemen arkasında ilgili uygulamanın gerçekleştirildiğine ve karşılıklı olarak zimmetin ibra edildiğine dair notların yer aldığı, yani tek bir evraka davanın bütün seyrinin son safhasına kadar işlendiği görülmektedir. Bu tür evrakda davalıların çoğunun devlet görevlileri olduğu, bunlar arasında gümrük eminleri, çeşidi mültezimler, hatta elçilerin bulunduğu ve halk ile veya sivil şahıslarla alakalı konuların da yer aldığı dikkati çekmektedir. Devlet görevi için alınan malların karşılığının sahibine ödenmemesi durumunda hazine borçlu kaldığından davanın görülmesinde defterdar adına başbakikulu taraf olarak bulunup alınan karara göre gereken ödemeyi gerçekleştirirdi. Çoğu defa da devlet görevlileri ile ilgili işlerde tek mes'ul ve güvenilir memur olarak soruşturmayı yapardı. Mesela Samsun gümrüğüne dair meselede defterdarın arzı üzerine soruşturma için başbakikulu görevlendirilmiş ve mesele onun tarafından sonuçlandırılmıştı. Bu sonuçlandırma, ilgili evrak üzerine başbakikulunun sunduğu arzında yer alır ve burada konu izah edilirdi.

Soruşturma memuru olarak önemli bir görev icra eden başbakikulunun mukataa zimmetlerini kontrol ve bakayayı teftişi neticesi yaptığı tahsilat ile ilgili kendisine verilen defterlere şerhler düştüğü, ayrıca bu büroya ayrılmış iradın ve masrafların dökümlerini ihtiva eden defterler tertib ettiği de belirtilmelidir. Bilhassa bu sonuncuları büronun mali portresini ve bütçesini göstermesi açısından ilginçtir.

Netice olarak denilebilir ki, arşiv kaynaklarına dayalı bir araştırmaya konu olmayan hatta değişme ve bunalım dönemi Osmanlı maliyesini inceleyen nadir eserlerde dahi adı geçmeyen sathi ansiklopedi maddeleri olarak sayfalar arasında sıkışıp kalmış olan bu büro örneğinde, Osmanlı mali bürokrasisine yönelik çalışmaların detaylı monografilere büyük ihtiyaç gösterdiği anlaşılmaktadır. Başbakikulu dairesi XVII-XVIII. asırda giderek ihtisaslaşan ve gelişme gösteren mali bürokrasinin temel birimlerinden biri olarak bugün de güncelliğini koruyan kontrol ve denetim mekanizmasının Osmanlı dönemindeki uygulama şeklinin tipik bir misalidir.
Başbakikulluğu defterdarın önemli bir dairesi olma özelliğini Tanzimat'ın ilanından birkaç yıl evveline kadar sürdürmüş, önce 1833'te başbakikulluğu ile cizye başbakikulluğu birleştirilmiş, ardından bu müessese yerini Tanzimat döneminde maliye müfettişliğine bırakmışür.

Kaynakça
Kitap: XII. TÜRK TARİH KONGRESİ
Yazar: TÜRK TARİH KURUMU
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Osmanlı İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir