Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

XV. Ve XVI. Yüzyıllarda Sinop Kazası

Burada Osmanlı İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

XV. Ve XVI. Yüzyıllarda Sinop Kazası

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 20:34

XV. VE XVI. YÜZYILLARDA SİNOP KAZASI

Sinop, Anadolu'nun kuzey yönünde en uç noktalardan biri olan bir yarımadanın kara ile birleştiği yerde kurulmuş şirin bir şehirdir.
Ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmeyen Sinop, tabii olarak korunaklı limanı ile tarihin her döneminde Anadolu şehirlerini Karadeniz'e bağlayan önemli bir liman şehri olmuştur.
Sinop, Hitiderden başlayarak Anadolu'da kurulan birçok siyasi teşekkülün sahip olmak istediği mühim bir merkez olma özelliğini daima muhafaza etmiştir. Sinop'un iskanıyla ilgili değişik rivayetler mevcuttur.

Buranın Perslerin üstünlüğü zamanında onlara vergi veren açık bir şehir olduğu ve M.O. III. yüzyılda Pontus Krallığı'nın eline geçtiği ve bu dönemde şehrin mimari eserlerle donatılarak, ilk defa bir tersane inşa edildiği anlaşılmaktadır.
M.O. 47 yılına doğru Roma hakimiyetine giren şehre "Sinope" adının verildiği görülmektedir.
İslamiyetin yayılması yıllarında Arap ordularının Anadolu'nun muhtelif yerlerine yaptıkları akınlar sırasında Sinop'a da uğradıkları bilinmektedir.
XI. yüzyılda Anadolu'nun büyük kısmı Selçuklu Türkleri'nce fethedildiği halde Sinop'un Bizans hakimiyetinde kaldığı görülmektedir.
XIII. yüzyılın başlarında Sinop, Trabzon Rum Devleti'nin idaresine girmiş; ancak birkaç yıl sonra I. İzzeddin Keykavus tarafından fethedilerek Selçuklu topraklarına katılmıştır3. Sinop, Selçuklularca askeri bir üs haline getirilerek, Trabzon Rum Devleti ve Bizans'a karşı kullanıldığı gibi I. Alaeddin Keykubad zamanında buradan Suğdak'a seferler de yapılmıştır.

Kösedağ bozgunundan sonra Anadolu Selçuklu Devleti'nin zayıflaması üzerine bundan istifade eden Trabzon Rumları Sinop'u ele geçirmişlerdir. Ancak Selçuklu Veziri Pervane Muineddin Süleyman düzenlediği seferle Sinop'u geri almış ve kendi mülkiyetine geçirmiştir. Bundan sonra Sinop'ta Pervane Oğulları adıyla bir beylik teşekkül etmiş ve bu beylik 30 yıl kadar sürmüştür.

Pervane Oğulları'ndan sonra Gazi Çelebi Sinop'a hakim olmuş ve büyük bir denizci olan bu zat, Trabzon Rumları ve Cenevizlilere karşı mücadeleler vermiştir.
Gazi Çelebi'nin ölümü üzerine Sinop, Candar Oğulları'nın eline geçmiştir. XIV. yüzyılın ilk yansında Sinop'a gelmiş olan İbn Batuta4, şehrin güzelliğinden ve nüfusunun çokluğundan bahsetmektedir ki, bu o dönemde şehrin sosyal ve ekonomik hayatındaki canlılığa delalet eder.
Sinop, XIV. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı hakimiyetine girmişse de Ankara bozgunu sonucunda kısa süre sonra elden çıkmış ve tekrar Candar Oğullan'nın eline geçmiştir.

Sinop'un kesin olarak Osmanlı hakimiyetine girmesinin Fatih zamanında gerçekleştiğini görüyoruz. 1461 yılında Karadeniz kıyısındaki birçok kale ve şehir meyanında Sinop da Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Osmanlı idaresi Sinop'u Kastamonu Sancağı'na tabi bir kaza haline getirmiştir.
Osmanlı döneminde Sinop'la ilgili ilk bilgileri II. Bayezid zamanında tanzim edilmiş olan 1487/892 tarihli mufassal tahrir defterinden6 öğreniyoruz. Fetihten hemen sonra Sinop'ta bir tahrir yapılmışsa da bu tahrire ait icmal veya mufassal hiçbir defter günümüze ulaşmamıştır.
Sinop'la ilgili ikinci önemli kaynak ise 1530 tarihli nüfus ve hasılatı gösteren ve bir kısmı geçen yıl Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nce yayınlanan 438 nolu icmal tahrir defteridir.

Bundan daha önemli bir kaynak ise 1560-61/968 tarihli mufassal defterdir. Sinop'a ait son tahrir ise 1582/990 tarihli mufassal defterdir. Bu defterin icmali de Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunmaktadır.
Bunlardan başka Sinop'a ait Kanuni Sultan Süleyman ve III. Murad dönemlerinde düzenlenmiş iki mufassal vakıf defteri ile bazı timar icmal defterleri de mevcuttur. Ayrıca Sinop'un birkaç yaya ve müsellem defteri bulunduğu gibi ruznamçe, muhasebe, mühimme vs. gibi defterlerde Sinop'la ilgili müteferrik kayıtlara rastlanmaktadır.
Sinop'un tarihçesi ve Osmanlı dönemindeki Sinop'la ilgili kaynakların kısaca tanıtılmasından sonra Sinop'un XVI. yüzyıldaki sosyal ve ekonomik yapısıyla alakalı değerlendirmelerimize geçebiliriz.

Sinop Kazası, İsfendiyar Dağları'nın kuzeyinde kalan topraklar ve Sinop Yarımadası ile Gerze ve çevresinden oluşuyordu. Osmanlı idaresi birçok yerde olduğu gibi kaza sınırlarını tespit ederken coğrafi yapıyı dikkate almıştır.

1487 tarihli mufassal deftere göre Sinop Kazası askeri-idari bir bölümlemeye tabi tutularak Karasu, Karacaköy, Kirakos, Kızılca Elma, Geleme, Geriş, Sahil ve Yaykıl adlarını taşıyan "divan"a ayrılmıştır. Beylikler dönemine ait idari yapının kalıntısı olan divan, belli sayıdaki köy ve mezraanın bağlı olduğu askeri-idari bir birimdir. Daha çok Kuzey Anadolu'da görülen bu teşkilat, Osmanlı dönemine de intikal etmiş ancak, zamanla Osmanlı idari yapısı içerisinde önemini yitirmiştir11. Gerçekten de 1560 ve 1582 tarihli defterlerde divan tabirinin nahiye gibi muayyen bir bölgedeki köyler grubu anlamında sadece coğrafi bir tabir olarak kullanıldığı görülmektedir.
Mufassal deftere göre yukarıdaki divanlara bağlı toplam 200 civarında köy ve mezraa bulunuyordu. Bu köyler deftere, timar sahiplerinin hisselerine göre kaydedildiğinden bir köy bazen 5-6 defa bölümler halinde yazılmıştır. Bu durum sonraki tahrirlerde de devam etmiştir.

XVI. yüzyıl boyunca Sinop Kazası'nın nüfusunda büyük bir dalgalanma görülmez. 1487'de 24.911 olan nüfus 1530'da 23.260'a düşmüştür. 1560 yılındaki tahrirde bir miktar artarak 25.316'ya, 1582'de ise 32.296'ya yükselmiştir. Bu yekunlar içerisinde Müslim nüfusun oranı 1487'de % 86.4, 1530'da % 87.7, 1560'ta % 91 ve 1582'de % 93'tür.

Şehirde de Müslim nüfus gayri Müslimlerden fazladır. Ancak zamanla şehirdeki gayri Müslimler daha fazla artarak toplam şehir nüfusu içerisindeki nispede-rini yükseltmişlerdir. 1487'de şehir nüfusunun % 20'sini teşkil eden gayri Müslimler 1582'deki son tahrirde % 36.5'a çıkmışlardır. Buna mukabil köy kesimindeki nüfusta tersine bir seyir gözlenmektedir. Bu kesimde Müslümanların nüfusu hızla artarak 1487'de % 88 iken 1582'de % 93'e çıkmıştır. Tabii ki köylerin nüfusu o dönemde Anadolu'nun birçok yerinde olduğu gibi kaza nüfusu içerisinde çoğunluğu teşkil ettiğinden, bu artış toplam nüfusa Müslümanların daha fazla artması şeklinde yansımış ve toplam nüfus içerisinde Müslimlerin oranı 1487'de % 86.4 iken 1582'de % 93'e yükselmiştir. Bu durumda şehirdeki gayri Müslim nüfusun oranının yükselmesindeki temel sebebin nüfusun tabii artışından ziyade köylerden şehre doğru vuku bulan göç olduğu ortaya çıkmaktadır. Zaten gayri Müslimlerin yaşadığı köy sayısı pek mahduttur. Onlar Sinop'un dışında Gerze, Ayancık gibi az çok şehir özelliği gösteren yerlerde toplanmış durumdadırlar.

Sinop şehri yarımadanın incelen kısmında kurulmuş, iki tarafı denize bakan bir merkezdir. 1487 tahririne göre şehir 13'ü Müslim ve 7'si Rumlara ait 20 mahalleden meydana geliyordu. Müslüman mahallelerinin hemen hepsi, diğer Osmanlı şehirlerinde olduğu gibi, bir cami veya mescidin adını taşımaktadır. Her mahallede bir mescit bulunması, Osmanlı mahalle biriminin yapısı ile ilgilidir. Mahalle halkını meydana getiren insanlar, birbirini tanıyan ve aynı mescitte namaz kılan cemaattir. Bu, Osmanlı dönemindeki yerleşme ve şehirleşme geleneğinin temel özelliklerinden birisidir; aynı durum köyler için de geçerlidir. Gerçekten de köyler çok defa bir veya iki mahalleden müteşekkildir ve bu mahalleleri belirleyen unsur da camidir.

Diğer taraftan Rumların oturduğu mahalleler de bir kilise adıyla anılmaktadır. Sadece Tersane Mahallesi bunun dışındadır. Mahaile-i Aya Petro, Aya Nikola, Aya Kostandin gibi. Bu durum biraz da, Osmanlı idaresinin toplumu, mensup oldukları dine göre birer cemaat olarak algılaması ve gruplandırmasından ileri gelmektedir. Her Müslüman mahallesi bir cami cemaati, her Hıristiyan mahallesi de bir kilise cemaati olarak düşünülmüştür.

1530 tarihli ikinci tahrirde, şehirdeki Müslim nüfusta biraz düşüş meydana gelmiştir. Buna mukabil Rum nüfusu artış göstermiştir. Osmanlı idaresi şehir nüfusunun azalmaması için bazı tedbirler almış ve bu meyanda Müslümanları, hisar muhafaza ettiklerinden dolayı ulakdan, cerehordan, sekbandan, hisar yapmadan, salgından, doğancıdan, kürekçiden ve gayri yere sürülmekten ve avarız vergilerinden muaf tutmuştur. Rumlar ise ispenç resminden muaf tutulmuşlardır.
Bu tedbirler sayesinde olmalı ki 1560 tarihli mufassal defterde hem Müslümanların hem de Rumların nüfusunda artış gözlenmektedir.
Sinop'ta gayri Müslimler de çift ve ya nim çift tasarruf etmekte, sair yerlerdeki Müslümanlar gibi caba ve bennak olarak nitelendirilmekte ve bu statülerinden dolayı da icap eden resimleri ödemektedirler. Halbuki normal şartlarda Hıristiyanların bennak veya çift yazıldığı pek görülmez. Onların ayrıca 25 akça olan ispenç resmi ile cizye de ödedikleri görülmektedir. Ancak, Sinop şehrinde oturan Hıristiyanlar ipenç resminden muaf tutulmuşlardır. Buna karşılık Gerze'de oturanlar ispenç resmhıi ödemekle mükelleftirler.

Bu arada nüfusun içerisinde çift veya nim çift tasarruf edenlerin oranı hayli yüksek görünmektedir. 1487 tahririne göre toplam 282 çift ve 1552 nim çift kaydedilmiştir. Buna karşılık bennak yazılanların sayısı ise 922'dir. Toplam 3.598 hane içerisinde toprak tasarruf edenlerin oranı % 50 civarındadır. Bu nispet son tahrirde % 40'a düşmüşse de yine de mühim bir yekun teşkil etmektedir.
Öte yandan nüfusla ilgili bu hesaplarımızda hane birimi 5 kişi kabul edilmiş ve sadece vergi mükellefi hane ve mücerredler ile bazı cemaatler esas alınmıştır. Bunların dışında sipahiler ve Sinop Kalesi müstahfızları gibi bir kısım askeri sınıf hesaplamanın dışında tutulmuştur.
Cemaatler içerisinde Nöbetciyan, Baltacıyan, Gözcüyan, Bazdaran, Tirgeran vs. cemaalerini saymak mümkündür. Bunlardan Nöbetciyan Cemaati'nden 1487 tarihli defterde söz edilmektedir. Toplam 117 nefer olan bu cemaat sonraki tahrirlerde görülmemektedir.
Baltacıyan Cemaati ise 4 defterde de zikredilmektedir. Bunlar Sinop Kalesi'ne ve gemilere hacet oldukça dağdan ağaç kesip işlemektedir. Kesim yaptıkları gün ikişer akça beğlikden almakta ve aynı zamanda ellerindeki çiftliklerini tasarruf etmektedirler. Ancak zamanla yemeklik akçaları kesilmiştir. Ayrıca avarızdan da muaf tutulmuşlardır.

Bazdaran Cemaati de sadece 1487 tarihli defterde zikredilmektedir. 5 nefer olan bu cemaat, ellerindeki çiftliklerine mutasarrıf olup, şehzadeye bağlıdırlar.
Cemaat-ı Tirgeran ise Sinop Kalesi'ne yılda beşer yüz ok yapmakla mükelleftir. 11 hane ve 1 mücerredden müteşekkil bu cemaat 4 tahrirde de geçmektedir.

Gözcüyan Cemaati'nin görevi denizi gözlemektir. Sadece 1487 tarihli defterde zikredilen bu cemaatten, iki kişi Bozdepe de durup derya yüzüne gözcülük etmektedirler. Sonraki tahrirde bunlardan bahsedilmemektedir. Bunun sebebi ise, beylerbeyinin Mehmed veled-i Ramazan adlı kimseyi timarlı olarak tayin etmesidir.
Bunlardan başka ellerindeki çiftliklerine karşılık kaleye hizmet eden bazı cemaatler de mevcuttur.
Sinop'un köylerinin isimleri de dikkat çekicidir. Bunların çoğunluğu coğrafyadan kaynaklanmaktadır. Kuzcuğuz, Karapınar, Akçam, Akçaşehir, Karacaköy, Bozdepe, Saruyar, Baruboğa, Alaçam, Deniz Çukuru, Çay Ağzı gibi. Özellikle Sekü adına çok rastlanmaktadır. Saru Sekü, Ala Sekü, Kozlu Sekü, Sulu Sekü, Ulağu Sekü, Gür Sekü vs. gibi. Bir kısmı ise Oğuz boylarının adlarını taşımaktadır. Bunlar arasında Dodurga, Kınık, Kayı, Afşar, Eymür, Bayındır ve Salur Bey zikredilebilir. Bir kısım köyler ise köyün kurucusunun, ileri gelen birinin veya sipahinin adını taşımaktadır. Mahmud Fakih, Alp Arslan, Melikşah, Sündük Ağa, Şehabeddin Ağa, Ahmed Bey köyleri bu tür yerleşim alanlarına örnek olarak verilebilir.

Ekonomik yapıya gelirsek; Anadolu'nun birçok kesimi gibi Sinop'un ekonomisi de büyük ölçüde tarıma dayanmaktadır. Sadece ilk ve son mufassal tahrirleri esas alarak yapağımız mukayeseli bir değerlendirmede bile bu konuda fikir edinmek mümkündür. 1487 yılına ait mufassal deftere göre Sinop Kazası'ndaki vergi hasılatı 378.202 akçadır. Bunun içerisinde buğday, arpa, nohut, keten, pirinç, meyve, bostan gibi tarım ürünlerinden alınan verginin miktarı ise 215.309 akçadır. Yani toplam içerisinde % 57'lik bir nispet teşkil etmektedir. 1582 yılındaki son tahrire göre ise bu oranda bir düşüş söz konusudur. Yine 370.086 akça olan kazanın toplam vergi hasılatının 165.815 akçası tarım ürünlerinden alınan vergilerden elde edilmektedir. Bu durumda nispet % 45 olmaktadır. Nispetteki gerilemenin sebebi, buğday ve arpa üretimindeki düşüştür. Bunun sebebini ise henüz tespit edebilmiş değiliz.

Hububat ve diğer tarım ürünlerinden alınan öjıir'ün toplam vergi geliri içerisinde % 50 civarında bir nispete sahip olması şüphesiz Sinop'a has bir durum değildir. Anadolu'nun birçok bölgesi için yapılan araştırmalar aşağı yukarı aynı sonucu vermiştir. Bu durum özellikle hububat üretiminin hayati bir öneme sahip olduğunu ve devletin hububat üretimini artırmak maksadıyla yerine göre teşvik edici, yerine göre ise zorlayıcı tedbirler aldığını ortaya koymaktadır. Nitekim Sinop Kazası'nda 1487 tarihli defterde pirinç ekiminin sonraki yıllarda gerilediği görülmektedir.
Dirlik sistemine gelince, Sinop'taki timarların çoğunluğunun Sinop Kalesi müstahfızlarına tahsis edildiği görülmektedir. Padişah haslarına ayrılan gelirler önemli bir yekun teşkil etmemektedir. Timarlar hisseler halindedir. Köyler parçalar halinde yazıldıklarından, her köydeki reaya sipahinin köydeki payına göre ayrı ayrı yazılmıştır. Bu yüzden bir köyün bazen 5-10 defa kaydedildiği olmaktadır. Sipahinin geliri bir köyden ibaret olmadığından onun adına da sık sık rastlanmaktadır. Bu bakımdan bütün defterler aynıdır. Halbuki birçok sancakta defterler nahiye ve buna bağlı köy ve mezraalar esasına göre tanzim edilmiştir. Bu sebeple bir köy bir defa yazılır. Sinop'ta ise mesela 3.500 akça geliri olan bir köyün geliri belki 10 parçaya ayrılarak en az 5-6 sipahi arasında pay edilmiş ve köyler sipahinin adına göre ayrı ayrı yerlerde kısımlar halinde yazılmıştır.

Timar sahiplerinin kimlikleri konusunda bazen açıklayıcı bilgiler mevcuttur. Buradan bazılarının görev ve rütbeleri hakkında bilgi edinmek mümkün olmaktadır. Mesela "bevvab-ı kal'a-i Sinop", "dizdar-ı kal'a-yı Sinop", "kethüdayı kal'a-yı Sinop", "Katip Mehmed" ya da "çavuş-ı mir-i miran" gibi.
Timar gelirleri fazla yüksek değildir. Umumiyede birkaç bin akça arasında de-ğişmektedir. Ancak serbest timar tasarruf eden dizdar, çeri sürücüsü, katip, kethüda vs. gibi rütbe sahibi olanların dirlikleri biraz yüksektir.

Ticaret hayatına gelince, Sinop'un bir liman şehri olması sebebiyle ticaretin canlı olması beklenirdi; ancak 1487 tahririne ait rakamlar böyle olmadığını göstermektedir. Gerçekten de tek bir mukataa adı altında kaydedilen bazar-ı tamga, kapan, ihtisab, niyabet vs. gibi vergiler senede 33.000 akça tutmaktadır. XVI. yüzyılda durum değişmemiştir. Bahsedilen mukataa gelirleri 32.000 akçadır. Bunun haricinde iskele mukataası geliri olarak 56.666 akça kaydedilmiştir. Bu mukataa önceki tahrirde bahsedilmemekteydi. Ayrıca resm-i keyl-i bazar için 5.000 akçalık gelir ön görülmüştür. Bu durumda 43 senelik zaman içerisinde mukataa gelirlerinde % 175'in üzerinde bir artış kaydedilmiştir. 1487 tahririnde 34.000 akça olan mukataa gelirleri toplamı 1530'da 93.000 akçayı geçmiştir. Fakat 1560 ve 1583 tahrirlerinde mukataa gelirleri % 40 nispetinde gerilemiştir (Tablo 4). Bu gerileme özellikle iskele mukataası gelirinde görülmektedir.

Şüphesiz bu rakamlar XVI. yüzyılda Sinop açısından ticari hayatta bir durgunluk yaşandığını ve Sinop limanının Karadeniz ticaretinde Samsun ve Trabzon limanları lehine ikinci plana düştüğünü gösterir. Zira XVI. yüzyılda nüfusça Sinop' tan az olan Samsun'un 1520'deki mukataa gelirlerinin toplamı 263.291 akçadır.
XV. ve XVI. yüzyıllarda Sinop Kazası üzerine yapmakta olduğumuz çalışmaya ait ilk bilgiler mahiyetinde olan bu bildirimizde konuyu ana hatlarıyla ele almaya çalıştık. Çalışmamızın daha geniş ve etraflıca ele alınmış halini yakında yayınlamayı ümit ediyoruz.

Kaynakça
Kitap: XII. TÜRK TARİH KONGRESİ
Yazar: TÜRK TARİH KURUMU
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: XV. VE XVI. YÜZYILLARDA SİNOP KAZASI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 20:39

Tablo 1
XV. ve XVI. Yüzyıllarda Sinop Kazası Nüfusu (1487-1582)


1487153015601582
şHMHMHMHM
EMüslim62821177374236377318364649
HG. Müslim159202349119888226295
RToplanı787197608327575406590944
KMüslim351961234729503903129746794131
ÖG. Müslim503573163223108147141
YToplam360866937889534126140548264272
TMüslim4147789384611864280161550434780
OG. Müslim6627755094421196373436
PGenel Top.4395866439612804701181154165216


Tablo 2
Sinop Kazası Toplam Nüfusu


1487153015601582
ş
EMüslim3317210622032469
HG. Müslim815126110781425
RToplam4132336732813894
KMüslim18207183102081227526
ÖG. Müslim250715831223876
YToplam20714198932203528402
TMüslim21524204162301529995
OG.Müslim3387284423012301
PGenel Top.24911232602531632296


Tablo 3
Sinop Kazası Nüfus Yüzdeleri


1487153015601582
ş
EMüslim8062.56763.5
HG. Müslim2037.53336.5
RToplam100100100100
KMüslim889294.597
ÖG. Müslim1285.53
YToplam100100100100
TMüslim86.487.79193
OG.Müslim13.612.397
PGenel Top.100100100100


Tablo 4
Tahrirlere Göre Mukataa Gelirleri


Mukataanın Adı1487153015601582
1Mukataa-i bazar-ı damga ve ka­pan ve dükkan-ı kassab maa ni-yabet-i nefs-i Sinop ve nahiye-i mezkur ve ihtisab-ı nefs-i Sinop ve âdet-i ağnam ve âşiyânhâ-i baz ve öşr-i bağât ve bağçehâ ve şâir ve baha-i gaile ve der sınur-ı Si­nop vâki şüd fi sene3300032000-141192318000
2Kıst-ı bozahâne10002020
3Şemhâne-i Ferhad Ağa zaim mülk-i mezbur nefs-i Sinop ve Boyabad ve Durağan41002000
4Mukataa-i (ze'âmet-i Sinop) maa gümrük-i iskele-i mezbure fi sene566662700027000
5Resm-i kile-i bazar-ı Boyabad ve Sinop fi sene50003000243000
6Dekâkn-i kassab-ı Sinop25002500
7Dalyan-ı Sinop760760
8Boyahâne-i Sinop ve Gerze483600
9Bazar-ı Kirazderesi350
TOPLAM34000936665198254230


Tablo 5
XV. ve XVI. Yüzyıllarda Sinop Mahalleleri 1487-1582


Mahallenin Adı1487153015601582
HaneMücHaneMücHaneMücHaneMüc
1Mescid-i Bab-ı Meydan2722171018172228
2Cami (S. Alaeddin Camii)63795230745735137
3Sufi Bayezid2043231817141839
4Mescid-i Akdoğan29521049121422
5Mescid-i Demirlü3121241330373546
6Mescid-i Şekerhane3059291822142648
7Mescid-i Tayboğa4729452234304378
8Mescid-i Ulu Bey3643222033203233
9Mescid-i Kapan6857504839453866
10Mescid-i Serameddin19118417121313
11Mescid-i Saray4149261839293562
12Mescid-i Arslan4792432429203042
13Cami-i Arslan342315651
14Balaüar (Mescidi)341011110810
15Küçük Ayasofya (Yeni Mah.)1525
Cemaat-ı Nöbetciyân117
TOPLAM52652177374236377318364649
Rum Mahalleleri
1Büyük Kilise Mah.231185177109
2Aya Bedros19112495(")
3Ayakluca Kilise322411424184362
4Aya Nikola155321731143452
5Tersane19220823122419
6Arap Pınarı3888426562167102
7Aya Kostandin131271738114851
G. Müslim Top.1590202349119888226295
Genel Toplam68552197608327575406590944
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Osmanlı İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Google [Bot] ve 0 misafir