Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türkiye'de Zazalar

Burada Türk Tarihinin Çeşitli Dönemlerinden ve Çeşitli Konularından birlikte anlatılan konular bulabilirsiniz. Ayrıca Türk Kültürü hakkında da Konular bulabilirsiniz

Türkiye'de Zazalar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 03:06

ZAZALAR

Zazalar, Türkiye'deki özgün etnik gruplardan biridir. Nufusları 1 milyon civarında tahmin edilmektedir. Dini inanç olarak yarıya yakını Alevi, çoğunluğu Sünnidir.

Zazalar yerleşik olarak yoğunlukla Tunceli, Bingöl, kısmen Erzincan ve Sivas, Urfa, Mardin arasına serpiltilmiş olarak, Diyarbakır merkez ve değişik oranlarda ilçelerinde yaşarlar. Göç nedeniyle çok sayıda Zaza büyük şehirlere yerleşmiş durumdadır. Malatya, Erzurum, Elazığ, illerinde de Zazalar mevcuttur.

Birçok kaynak yanlış olarak Zaza'ların Kürt ve Zazaca'nın Kürtçenin bir lehçesi olduğunu belirtir. Bu kaynaklar ciddi bir araştırmaya dayanmazlar.
Konunun uzmanı ciddi araştırmalar ise Zaza'ların Kürtlüğünü kesinlikle reddederler.

V. Minorsky; İslam Ansiklopedisi'nin daha doğru olan İngilizce nüshasında açıkça "kesinlikle" ibaresini kullanarak "20. yy.'da Kürtler arasında KESİNLİKLE Kürt olmayan bir unsurun -Zaza- tespit edildiğini" belirtir, "Zazaların Kürtçeden çok farklı bir Kuzey - batı lehçesi konuştuklarına" değinir, Zaza kelimesinin geçtiği her yerde "gerçek Kürt olmayan" notunu düşer.

Minorsky aynı şekilde Zazalarla ilişkilendirilen Güran'larında Kürtlüklerini kesinlikle reddeder. Esasen Güranlar bir Türk boyudur ve Zazaca'nın en yakın olduğu dil Güranca'dır.

Ayrıca bu konunu en yetkili uzmanları kabul edilen O. Mann, David McKenzie ve Haddank, Hollandalı araştırmacı M.V. Bruinessen'in Ağa Şeyh ve Devlet isimli kitabında belirtildiği gibi Gran, Hewrami ve Zazaların Kürtlüklerini KARARLILIKLA reddetmektedir.

İlaveten Japon asıllı araştırmacı ünlü Prof. Goichie Kojima Zazaca'yı ayrı bir dil olarak sınıflandırmakta, hatta daha ileri giderek bir Kürt dil grubunun bulunmadığım, diğer lehçelerin de ayrı bir dil hüviyeti taşıdığını belirtmektedir.

Doç. Yalçın Küçük; Kürtler Üzerine tezler adlı kitabında "Zazaca çokça sanıldığının aksine Kürtçe'nin bir lehçesi değildir. Zazaca Kürtçe dışı kalıyor" demektedir, Ayrıca, Zazaların kültürel değerler yönünden de Kırmanç'lardan (Kürt) farklı yönleri oldukları tespit edilmiştir. Örneğin köklü bir bahçe kültürleri vardır ve yerleşik düzene aşinadırlar.

Zazalann; Deylemliler'e bağlayanlarda mevcuttur. (Deylemlikler Türklük karışından tartışmak bir topluluktur.) Bunun nedeni uzak bir ses çağnşımı olup kendilerine 'dimili' demelerinden kaynaklanmaktadır. Oysa Minorsky'nin dediği gibi ilke olarak ulusların kökenlerini etimoloji yoluyla kanıtlamak tehlikelidir; etimolojiler tarihi ve coğrafi olgulara da-yandırılmalıdır.
Türkiye dışında yerli olarak Zaza'ya rastlanmaz.

Zazaların kökenleri, Horasan, Harezm, Gür Türkleriyle ilişkilendirilir. Zazanların yaşlılarının önemli bir bölümünü kendilerinin bu kökenlerden geldiklerine inanır.

1937 Tunceli'de incelemelerde bulunan Nazmi Sevgen burada bir çok yaşlıların kendisine biz Horasan Türkmenleriyiz dediğini belirtiriz.
Zaza kimliği üzerinde geniş bir araştırma yapmış olan, kendisi de Hormek aşiretine mensup alevi bir Zaza olan M. Şerif Fırat, Doğu İlleri ve Varto Tarihi isimli eserinde, yörenin Zazalarının bir kısmının İç Anadolu'dan bir kısmının ise daha eski zamanlarda Horasan ve Harezmden geldikleri belirtmiştir. M Şerif Fırat aynı eserinde Hormek aşiretinin kökeninin Türk olduğunu ortaya koyan Orhan Gazi ve Sultan Murat tarafından onaylanmış, 12 nesilik soy kütüğünü kanıt olarak göstermekte ve Zaza bölgesindeki pek çok yer, aşiret, kişi, türbe isminin öz Türkçe olduğunu belirtmektedir, 1938 yılındaki Tunceli (Dersin) isyanının alevi Zaza lideri Seyit Rıza, devlete yazdığı mektupta "....şayet hükümet, hizmet ve sadakatimizden şüphe ederse abavu ecdadınızın eskiden geldikleri Yukarı Türkistan, horasan vilayetine bütün mensubini aşiretimizle hicret etmeğe himmet buyursun" diyerek Zazaların ana yurtlarının yukarı Türkistan'da olduğunu belirtmiştir.

Ayrıca ,Tunceli Koçgiri aşiretlerinden olan Alişir'de bir şiirinde " "ceddimiz Şeyh Hasan, Şah-ı Horasan" dizesinde Zazaların Horasan kökenli olduğunu söylemektedir.

Aynı eserde, kendisi Zaza ve Tunceli'li olan (Pertek, 1880- 1959)ve Tunceli'de yıllarca kaymakamlık yapmış olan M. Zülfü Yolga, Timur'un Horasan'ı ele geçirmesinden sonra büyük bir topluluğun bu bölgeden Anadolu'ya geldiklerini ve Dersimlilerin de kendilerini Horasanlı olarak tanımladıklarını belirtir, Kendide de Zaza ve Alevi olan değerli araştırmacı Cemal Şener, Alevilerin Etnik kimliği adlı eserinde (2. baskı), hem alevi Zazaların hem de Kürtlerin köken olarak Türkmen olduklarını tartışılmaz şekilde ortaya koymaktadır. 400'den fazla köy dolaşmış Binlerce Zaza ve Kürt'le görüşmüş olan Cemal Şener bu gerçeği şöyle ifade ediyor. " Özellikle 60 yaş ve üzerindekiler kendilerinin ısrarla ama ısrarla Kürt ya da Zaza olmadıklarını, Türk olduklarını ifade ediyorlardı. Kürtçe ya da Zazaca konuşanların veya Kürtçe ve Zazacanın yanında ikinci dil olarak Türkçe konuşan Alevilerin neden ısrarla Kürt olmadıklarını ifade ettiklerini anlamaya çalıştım. Bu çalışma BU ÇIĞLIĞI anlamaya yönelik bir çabadır."

Yazar bu değerli eserinde özellikle Alevi Zazaların ve Kürtlerin kökenine ilişkin sağlam kaynaklara dayalı şu bilgileri vermektedir.

"Martin Van Bruinessen; "Alevi Kürtlerin Etnik Kimliği Üzerine Tartışma" başlıklı yazısında şöyle demektedir:

"Ritü-el dili olarak neredeyse tamamen yalnız Türkçe kullanan ve hatta çoğu Türkçe aşiret adlarına sahip olan Kürtçe ve Zazaca konuşan Alevilerin varlığı birçok yazarın izahat kabilinde hayal gücünü meşgul etmiş bir vakadır. Hem Türk, hem de Kürt milliyetçilerinin bu grupların muğlak kimliklerini kabul etmekte güçlükleri olmuş ve bunlar sıkıcı ayrıntıları örtbas etmeye çalışmışlardır."

"Dersimli'lerin nereden geldikleri sorusunu akla getiren ve hem resmi tarih ekolüne bağlı olanlar, hem de liberaller olmak üzere, birçok Türk akademisyence bu soruya verilen cevap, bunların Kürtleştirilmiş (ya da Zazalaştırılmış) Kızılbaş Türk aşiretleri olduğudur. Bu varsayım o kadar mantıklı görünür ki bazı Batılı akademisyenlerce de hiç sorgulanmadan kabul edilmiştir. Örneğin Melikof 1982, a:145."

"Bruinessen; Jandarma Genel Komutanlığı tarafından hazırlanan bir raporda şu bilgilerin yer aldığını yazıyor:

"Zaza Aleviler'e gelince:


Bunlarda mezhep ve ibadet dili Türkçe'dir. Ayinlere iştirak edenler Türkçe konuşmak mecburiyetindedir. Bu mecburiyettir ki Alevi Zazalık asırlardan beri ihmal edildiği halde Türklük'ten pek de uzaklaşmamış, Dersim Alevileri arasında cevap istememek şartı ile Türkçe meram anlatmak mümkündür." Açıklamasından sonra raporda 2030 yaşlarından yukarı olanlarla Türkçe ile anlaşmak mümkün iken 10 yaşından küçük çocuklarla Türkçe konuşmak imkanı ortadan kalkmak üzeredir dendiği yazıyor. Raporun sonlarına doğru ise; "Bu netice, Dersim Alevi Türkleri'nin de benliklerini kaybetmeye başladıklarına ve ihmal edilirse günün birinde Türk dili ile konuşana tesadüf edilemeyeceğine delildir" açıklaması yapılıyor, Cemal Şener, ayrıca kitabının 25. sayfasında, "Alevilikte dedelik, ocak geleneği ile yaşar. Babadan oğula geçerek yaşar. Sahte dede veya ocakzadeler türemediği sürece dede ocaklarının bozulma şansı çok azdır. Bu nedenle Dersim bölgesinde dede ocaklarının tümü kendilerinin Horasan'dan gelen Türkmen Aşireti olduğunu savunur." demekte ve Alevi Zaza ve Kürtlerin Horasan Türkmeni olduklarını vurgulamaktadır.

Cemal Şener, kitabında Zazaların ve Kürtlerin Türkmenliğini kanıtlayan belgeler olarak Melinkof ve Moltke'nin tespitlerine de yer vermektedir.
"Melinkof diyorki, Araştırmalarım beni Kurmanca denen ve Kürtler olarak tanınan insanlar arasında kalmaya götürdü. Töreleri Orta Asya'ya kadar uzanan Türk töreleri idi. Ölümle ilgili adetler... Al inanışı . . . Türklerin On İki Hayvanlı takvimlerine, eski yeni yıl bayramları olan Hızır bayramının kutlanması vb. Sorduğumda, kaynaklarımdan birisi bana soy olarak biz Kürt değiliz, fakat inançlarımız dolayısıyla çok eza gördük, dağlara sığındık, Kürtlere karıştık ve Kürtler olarak adlandırıldık,

"Alman Feldmareşal Moltke, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde Doğu Anadolu'nun birçok yerlerini gezer ve gözlemlerini "Türkiye Mektupları" adlı kitapta toplar.

Konumuzla ilgili bir gözleminde General Moltke 6 Nisan 1837'de yazdığı mektupta bazı kesimlerce Kürt-Alevi olduğu iddia edilen Maraş ve yöresinde yaşayan Alevi aşiretleri için bakın ne yazıyor:

"Pazarcık ovasını geçtik. Bu ovada üç Türkmen kabilesi: Atmalı, Kılıçlı, Sinemililer konaklamıştı. Bu üç kabile halkı 2000 çadırda oturuyordu. Reşit Paşa, en nüfuzlu Kürt beylerinin akıllarını başlarına getirdikten sonra bu Türkmenler de hükümete karşı olan sevgi ve bağlıklarını ilan etmişlerdi ve 400 kese akçelik (20.000 florin) bir salyana (yani vergi) ödüyorlardı."

Görüldüğü gibi bu yöredeki üç büyük Alevi aşiret olan Atmalı, Kılıçlı ve Sinemililerin Türkmen aşireti olduklarını Alman Mareşal ifade ediyor. Üstelik bu tanımı bilinçli yaptığını cümlenin devamından anlıyoruz. Çünkü Reşit Paşa'nın nüfuzlu Kürt beylerinin akıllarını başlarına getirdikten sonra Türkmenlerden alınan vergiden söz ediyor, Alman mareşal Moltke'nin 178 yıl önce söz ettiği Türkmen Rişvan aşireti bugün Adıyaman, Maraş ve Gaziantep'te yaşamaktadır.

Küçük bölümü Ankara'nın Haymana ve Bala ilçelerindedir. Dr. Mahmut Rişvanoğlu'nun araştırmasına göre Rişvanlar, Ciğil ve Çepni Türkmenidirler.

İki boya ayrılırlar:

a) ATMALI,
b) SİNEMLİ.

ATMALI aşiretinin Maraş ve Adıyaman'daki köylerinin isimleri hiç değiştirilmemiştir ve öz Türkçe olup Oğuz boylarının, totemlerinin isimleridir. Bunlar, TİLKİLER, HAYDARLI, SADAKALAR, KARAHASANLAR, AĞCALAR, KABALAR, KİZİRLİ, KIZKAPANLI, KETİLER, KARALAR, TURUÇLU, MAHKANLI'dır.

Adıyaman merkez ilçeye bağlı bir köyün de eski adı Kartı'dır. (Yeni adı Ağaçkonak) Kartı ismi Kardu'dan gelmektedir. Karduların Saka Türklerinin bir kolu olduğu düşünülür. Kartı, Orta Asya'da Tiyenşan'da bir Türk köyünün adıdır.

Yine Adıyaman'da merkez ilçeye bağlı Aşağı Sakallı ve Yukarı Sakallı köyleri mevcuttur. Sakallı Orta Asya'da Yomut Türkleri'nin bir boyunun adıdır. Altay Türklerinde de SAKALLI bir oymaktır.

Asli kökenleri Türkmen olan bu köylerin halkı alevi olup bugün kendilerini Kürt olarak tanımlamaktadırlar.
Bütün bu bilgiler alevi Zazalann asli köken itibariyle Türk olduklarını belgeleyen kanıtlardır.
Alevi Zazaların bir kısmı ise kendilerini Harezm Türkü olarak tanımlar. Dersim (Tunceli) milletvekili Hasan Hayri bey, 1921 yılında TBMM'de yaptığı konuşmasında, alevi Zazalann kökeninin Harzem (harezm) Türkleri olduğunu ifade eder.

Bu konuşmasında Hasan Hayri Bey; Harzem'den gelen ve Türkçe konuşan atalarına Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat'ın buralara yerleşme izni verdiğini, Yavuz Sultan Selim zamanında Harzem'li Alevi Türklerin can güvenlikleri nedeni ile, Dersim dağlarına çekilmek zorunda kaldıklarını ve bu tecrit neticesinde kendilerini gizlemek için Kürtçe öğrendiklerini, süreç içinde Türkçe'den uzaklaşarak Kürtleştikle-rini belirtmesi çok anlamlıdır,

Kendisi Dersimli (Pertek) ve Zaza olan ve bu bölgede 1896 ve 1926 yılları arasında kaymakamlık yapmış olan Mehmet Zülfü Yolga'da Dersim Tarihi adlı eserinde, Zazaların kökenlerinin Horasan Türklerine, Karakoyunlular ve Akkoyunlulara ve Harezm Türklerine dayandığını belirtir ve Haydaran, Hormek, Balaban, Çarik, Bulan, Bahtiyar, İzolu gibi 12 aşiretin Harezmilik hususiyetini sıkı sıkıya koruduklarını belirtir,

M. Z. Yolga aynı zamanda, Bölgenin Türklüğünü, bölgedeki coğrafya, dağ, köy aşiret adlarını Türkçe, gelenek ve adetlerinin Türk gelenek ve adetleri olduğunu geniş biçimde açıklar ve de Pertek kalesindeki Karakuş heykelinin Türklüğün sembolü olduğunu belirtir, Araştırmacı Ali Kaya'da Dersim Tarihi adlı eserinde Zazaların Türklüğünü savunuyor ve Hasan Hayri Bey'in sözlerini doğrulayan şu bilgileri veriyor.
"İbni Batuta'nın 1333-34 yıllarında Kuzey Dersim'e uğradığında iki Türkmen kabilesi olan Karakoyunlu ve Akkoyunlular'ın birlikte Moğollarla sürekli savaştıklarını belirtiyor, (s.125) Bu kalıntıları bugün Dersim yöresinde mezar taşlarındaki koç resimlerinde izlemek mümkün. Yine Ali Kaya aynı araştırmasında; "Alaattin Keykubat, Bağm'ı ziyaretinde Şeyh Mansur'a bir seçere vermiştir. Bu seçere, Mazgirt ilçesinin Şöbek köyünde Seyyit Cafer oğullarının evinde muhafaza edilmektedir.

Seçere ile ilgili ise okuyucuya şu bilgiyi vermektedir:

"Bu şecerede 12 aşiretin Türk aşiretleri olduğu söylenmektedir. Bunlardan Hıran (Cafer'in kardeşi olup Ali dost oğullarıdır) Koçgiri, İzol aşiretlerinin yanı sıra Hormek aşiretinin de Şöbek köyünde oldukları söylenmektedir" diyerek Ali Kaya bu konuda verilen bilgileri doğrulamakladır.

Alevi dedesi Pir Ahmet Dikme dede de, Alevi Zazaların ve Kürtlerin kökenini Harzemlilere bağlamakta ve 1999 yılında yayaınladığı Haykırıp Duyuramadıklarım adlı eserinde bu konuda şu bilgileri vermektedir.

"Moğolların baskılarına dayanamayarak yurdunu terk etmek zorunda kalan Muhammet oğlu Celalettin Harzemşah'ta yer yer çarpışarak, batıya doğru ilerler ve bir çatışmada yaralanır. Yaralı olarak dostu ve sırdaşı olan Şeyh Hasan'ın yanma gelir ve orada bir Kürt tarafından öldürülür. Öldürüldüğü haberini alan 2. Alaattin Keykubat şöyle der "Celalettin Harzemşah bir Kürt babayiğidinin elinde can verdi. Allah'a hamdü senalar olsun."

"İşte bu şekilde öldürülen Celalettin Harzemşah, bizdeki kaynaklara göre, beraberindeki oğlu Mehmet'i Şeyh Hasan'a emanet eder. Şeyh Hasan evvela saygı duyduğu dostu Celalettin'in naaşmı götürüp Dojik Dağının zirvesine defneder ondan sonra da Celalettin'in oğlunu kendi himayesine alır, üç dört yıl sonra da Mehmet'i kendi kızı ile evlendirir."

Cemal Şener de konuyla ilgili olarak şu notu ekliyor.
Harzemşahlar'ın Türkistan'dan gelen Türkmen boylarından Beydilli Türkmen aşiretine mensup bir kol olduğu da bu yazılara eklenirse durum daha açıklık kazanabilir. Pir Ahmet Dikme işte bu tarihsel alt yapıyı bilerek, "Munzur dediği dağın güney yakasında bir tek Kürt yoktur. Orada yaşayan Şeyh Hasan Aşireti tamamen Horasan kökenli Türkmenlerdir. Daha doğuya, Pülümür'e doğru gelindiğinde ise, Areli, Lolanlı, Şahvelanlı, Kemanlı, Çerekanlı ve daha birçok aşiret oturmaktadır. Bu aşiretlerden hiçbiri Kürt değildir. Tamamı Türk kökenli aşiretlerdir. Ben bu konuyu her platformda tanışmaya hazırım" diye yazıyor,
Bütün bu bilgiler alevi Zazaların asli köken olarak Türklüğünü belgeleyen kanıtlardır.

Bugün Zazaların yoğun olduğu bölgelerdeki halkın aslen Türk oldukları, Türkçe konuştukları ve 20'nci yüzyıl başlarındaki Osmanlı kayıtlarında da mevcuttur. Bu belgeler Doç Dr. İbrahim Yılmazçelik'in 19'uncu yy. İkinci Yansında DERSİM SANCAĞI isimli eserinde yer almaktadır.

Dersim Mutasarrıfı Arif Bey'in 1903 yılındaki raporunda "Dersim öteden beri şayi ve zan olunduğu gibi umumen Kürt değildir. Çemişkezek ve Çarsancak kazaları halkı kamilen Türk'tür. Hozat kasabası ile İnceağa kariyesi ve Torot aşireti halkı Türk'tür ve fakat ihtilaflar neticesinde Kürtleşiyorlar. Mazgirt kasabası ile Ovacık Kazası'nın ova köyleri halkı da neslen Türk'tür. Ve halen lisan-ı Türki üzerine mütekellimdirler. Yalnız teessüf olunur ki Ovacık Türkleri hem Kürtleşmiş hem de Şiileşmişlerdir. Kızılkilise (Nazimiye) kamilen Şii ve Kürt'tür. Dersim sancağı Türklerin pek kadim mevasıdır. Türklerden gayri hiçbir neslin asar ve hatıratına tesadüf olunmaz"

Dersim Mutasarrıfı Celal Bey de 1906 tarihli raporunda daha da geniş bilgi vererek, Erzincan sancağı merkezinin, Kemah, Erzurum'un Kiğı, Diyarbakır'ın Palu, Elazığ'ın Harput ve Eğin kazalarının Dersime bağlı Çemişgezek ve Çarsancak halkımın Türk olduklarını belirtir, Zazalar'ın Gür Türkleri ile bağı da üzerinde durulacak bir husustur. Bugün İran'ın güneyinde yaşayan Güranlar'la Zazaların dini inanç ve dil bakımından yakınlıkları mevcuttur.
Hint Tarihi isimli eserinde Y. Hikmet Bayur, Gür Türkleri ile ilgili şu bilgileri verir.

"El-Utki"nin Kitabü-1 Yemini'sinde Kalaçların Hindikuş güneyinde yerleşmiş olduklarını ve Orta Asya'dan gelen diğer Türklerin Hindistan'ı fethinde çok önemli rol oynadıklarını yazarken, Gür devleti sultanı Alaüddin Cihansuzun Türk - Selçuk Sultanı Sancar tarafından esir edilmiştir." der.

"Orta Asya'da Türk uğurları arasında bulunan Gürler oldukça önemli bir yer tutar. Nitekim Oğuz Kağan destanında Oğuz Han'ın Hindistan seferinde Gürler ülkesine girip buradan Doğu Avrupa'ya Bulgar ülkesine hareket ettiği, seferden sonra Gürların reislerinin kendilerini Semarkant'ta karşıladığı belirtilir. Güran Türkman Taifesinden bahseder."

Yazar İran'daki Güranların da menşe itibariyle gürler anlamından Türkler olduğunu öne sürer, -an farsçada çoğul ekidir. Dolayısıyla Guran, "Gürler" anlamındadır der. Şeyh Sadi'nin ünlü Bostan adlı eserinde bir İranlı köylünün Gür hükümdarına "ey Türk" diye hitap etmesi de Gürlerin Türklüğüne bir kanıt olarak gösterilir.

İbn-i Haldun'da Mukaddime adlı kitabında Gurilerin Türklüğünü katı olarak ifade eder. Müneccim başı ve diğerleri Guri'lerin Hota (hita) Türklerinden olduğunu kabul ederler.

Dr. Mahmut Rişvanoğlu'da Doğu Aşiretleri ve Emperyalizm adlı eserinde Zaza Aşiretlerinin Türklüğü konusunda geniş bilgi verir, (sf.113-131) Zazalar ve Gurların köken birliğini şu şekilde açıklar.

"Ortaçağda Afgan ile bugünkü Taberistan ve Yeni Delhi (Hindistan'ın kuzeyi)ne kadar geniş bir sahada imparatorluk kurmuş olan Gazneliler'in yıkılmasından sonra yerlerine "GUR-LUG" adlı güçlü bir yeni Türk uruğu geçmiştir. Guriler devletini kurmuşlardır (1284-1304). Ayrıca 1526-1830 seneleri arasında büyük Türk hükümdarı Babür Şah'dan sonraki Babüriğ hakanlarının devam ettirdiği Gurkaniye devleti de bunun devamı idi. Bu bakımdan daha evvelce yukarıda bir nebze kendilerinden bahsettiğimiz Kikiler ve Kalaçlar İslam fethi esnasında birleşik Uruğlar olarak Gurilerdir. Ayrıca Tabakat-ı Naşiri de Bengal Fatihi Melikü'l Gazi İhtiyaruddin Muhammed'den bahsederken bu kişinin Gur ve Keşmi/deki Kalaçlardan olduğunu yazar ki, bundan da Gurlu ve Kalaç-lafm bir arada bulunduğu anlamaktayız."

"Bugün Bingöl, Tunceli, Siverek'te bulunan ve Zaza, Çarekli, Dersim adıyla adlandırılan oymaklar işte bu Gurlu(Guran-ı )'larla gelenlerdir. Bir manada Toplayıcı bir ad olarak Zaza diye anılmaktadırlar."

Bütün bu tarihi gerçeklerin ışığı altında görmekteyiz ki, bugün Doğu Anadolu da hem Kürmanç ve hem de Zaza lehçeleriyle konuşan, aslında ilk geldikleri yerdeki eski Türkçeyi koruyan bu Türkleri Gürani Türkleriyle beraber, Afganistan ve kuzeyinde bulunan Karluk Türk devletinin yıkılmasından sonra Orta Asya Türk kavimlerinin göçleri ile Hazar'ın kuzeyinden, güneyinden Anadolu'ya gelmişlerdir. Özellikle Zaza Türklerinin konuştuğu lisanda Gurani Türkçe'sine ait kelimelerin fazla oluşu bunu belgelemektedir.

Ancak bugün hala Zazalar içinde Kürtlüğü reddeden, Kürtlük konusunda kararsız, Kürtlüğü bir üst kimlik olarak benimsemiş olmalarına rağmen özgün kimliklerini eşdeğer tutan Zazalar mevcuttur.

Toplum ve devlet olarak hala Zazalara Zaza gerçeğini anlatabilmek imkanına sahibiz. TV, basın ve eğitim imkanları bilinçli bir şekilde seferber edilerek bu sorunun çözümlenmesi zaman içinde hala mümkündür. Bunun için bir propaganda kampanyasına ihtiyaç yoktur, bilimsel verilerin yansız olarak ortaya konması yeterlidir.

Ancak ne yazık ki bugün hala hatada ısrar edilmekte, vatanseverliklerinden kuşku duyulamayacak önemli ve etkin kişiler hala geniş kitlelere hitab eden TV programlarında, basında hala Zazalara Kürt demekte ve Zazacayı Kürtçenin bir lehçesi olarak tanımlamaktadırlar. Aynı hata devlet TV'sinde de tekrarlanabilmektedir. Asırlardır süren, toplumun ve devlet kurumlarının böylesine yoğun bir beyin yıkama kampanyası karşısında eğitimsiz ve Tunceli acısını da yaşamış Zazalar Kürtleşmeyip de ne yapsınlar!

Unutmamak gerekir ki 1938'de Tunceli sorunu çözülürken yaralar da açılmış ve bölgenin sorunları bugüne kadar çözümlenememiştir. Ve 1938 daha dün sayılır. Tunceli olaylarını 10-15 yaslarında yaşamış insanlar bugün dedeler olarak hayattadır ve çocuklarına, torunlarına acı hatıralar nakletmektedirler ve biz bu topluma haksız olarak hala siz Kürtsünüz demekteyiz. PKK terörü ve ona lojistik destek sağlayanlar içinde bugün bir grup Zaza da varsa bunun suçlusu bizleriz.

Yabancı kaynaklar dahi Kürtçü kesimin güçbirliği sağlamak yolunda Zazaların Kürtleştirilmesine ne denli önem verdiklerini, bu yolda gerçekleri nasıl tahrif ettiklerini açıkça belirtirken, ilgililerin, yetkililerin duyarsızlıklarına, gafletine, dalaletine isyan etmemek mümkün değildir.
Devlet bu konuya derhal eğilmeli ve tahrik niteliği ortada olan yanlışlara meydan vermeyi önleyecek önlemleri derhal almalıdır. Kaldı ki bilimsel gerçekte de bunu emretmektedir.

Türkiye, kültür politikasının önemini, kültür politikalarının temellendiren sosyal bilimlerin değerini idrak etmedikçe bunun ağır bedelini ödemek zorundadır. Kültür politikasındaki duyarsızlık ve ihmallerin sonuçları sadece milli birlik ve beraberliği tehdit eden gelişmelere değil daha pek çok yıkıma yol açar.
Kalkınmanın, milli birliğin, huzurun temeli kültürdür. Ekonomi ve teknoloji sadece sonuçlardır. Türkiye bu gerçeği artık kavramalıdır.

Kaynakça
Kitap: TÜRKİYE'NİN ETNİK YAPISI
Yazar: Ali Tayyar Önder
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Türkiye'de Zazalar

Mesajgönderen avşar » 04 May 2011, 12:44

Atmalı Sinemili ve Kılıçlı aşiretleri Türkmendir ve Zazalarla alakaları olduğunu düşünmüyorum.
Kullanıcı avatarı
avşar
Çavuş
Çavuş
 
Mesajlar: 75
Kayıt: 25 Nis 2011, 11:45

Re: Türkiye'de Zazalar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 04 May 2011, 13:31

avşar yazdı:Atmalı Sinemili ve Kılıçlı aşiretleri Türkmendir ve Zazalarla alakaları olduğunu düşünmüyorum.


Zaten Ali Tayyar Önder yazısında, Atmalı, Sinemili ve Kılıçlı aşiretleri'nin Zaza olduklarını söylemiyor, "Kürt-Alevi iddia edilenlerden" bahsediyor. Bildiğim kadarıyla ve sizinde dediğiniz gibi Atmalı, Sinemili ve Kılıçlı aşiretleri Kürt dilinin Zaza lehçesini(ki Zaza'nın Kürtçe olup olmadığı bile belli değil) değilde Kurmanç lehçesini konuşan Türkmen aşiretlerdenler ve bu yazıdada buna vurgu yapılıyor.

Konumuzla ilgili bir gözleminde General Moltke 6 Nisan 1837'de yazdığı mektupta bazı kesimlerce Kürt-Alevi olduğu iddia edilen Maraş ve yöresinde yaşayan Alevi aşiretleri için bakın ne yazıyor:

"Pazarcık ovasını geçtik. Bu ovada üç Türkmen kabilesi: Atmalı, Kılıçlı, Sinemililer konaklamıştı. Bu üç kabile halkı 2000 çadırda oturuyordu. Reşit Paşa, en nüfuzlu Kürt beylerinin akıllarını başlarına getirdikten sonra bu Türkmenler de hükümete karşı olan sevgi ve bağlıklarını ilan etmişlerdi ve 400 kese akçelik (20.000 florin) bir salyana (yani vergi) ödüyorlardı."

ATMALI aşiretinin Maraş ve Adıyaman'daki köylerinin isimleri hiç değiştirilmemiştir ve öz Türkçe olup Oğuz boylarının, totemlerinin isimleridir. Bunlar, TİLKİLER, HAYDARLI, SADAKALAR, KARAHASANLAR, AĞCALAR, KABALAR, KİZİRLİ, KIZKAPANLI, KETİLER, KARALAR, TURUÇLU, MAHKANLI'dır.


Ki zaten Zazalarında çok önemli bölümü Türkmen asıllıdırlar. Mesela zamanında gladyo'nun merkezliğini yapmış Bucak aşireti bir Zaza aşiretidir, ve muhtemelende bu aşiretin üyeleri kendilerini hayla Kürt olarak biliyorlar. Halbuki 15.-17. yüzyılları aşiretleri kayıtlarında Bucak isimli aşiret ve köylerin tamamı Türkmen asıllıdır. Ve Bucak ismini taşıyan aşiretler Yıva, Avşar ve Varsak boyundanlar.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Türkiye'de Zazalar

Mesajgönderen avşar » 04 May 2011, 16:32

Evet o bölgedeki Türkmen aşiretleri kurmanç lehçesini konuşurlar ancak Türkçeyi hepside çok iyi bilir çok güzel konuşurlar.Yabancı güçlerin ajanlarıyla başkalaştırmaya çalıştıkları en büyük oymak belkide Koçgiridir bu oymak Avşar boyuna bağlı Türkmendir.

İnternette sözde araştırmacı ingiliz ajanı binbaşı noel in yaptığı yorumlar bilimsel bir çalışmaymış gibi ciddi ciddi kabul ediliyor böylece Türk olanlar kendini kürt zannediyor kürdüm diyenlerin önce "kürtçe"nin kökünü nerden geldiğini ne olduğunu araştırsınlar istedikleri kürdoloğa gitsinler kökü Türklere gelecektir,bahsettiğim kürtler afgan-paki-hindu-arap-fars kırmaları değil Türk kökenli olanlardan bahsediyorum.
Kullanıcı avatarı
avşar
Çavuş
Çavuş
 
Mesajlar: 75
Kayıt: 25 Nis 2011, 11:45

Re: Türkiye'de Zazalar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 04 May 2011, 16:45

Aynen katılıyorum
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Türkiye'de Zazalar

Mesajgönderen avşar » 04 May 2011, 16:48

Teşekkür ederim.
Kullanıcı avatarı
avşar
Çavuş
Çavuş
 
Mesajlar: 75
Kayıt: 25 Nis 2011, 11:45


Dön Karışık Zaman-Dizinli ve Karışık Konular hakkında Türk Tarihi ve Kültürü Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir