Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Gök Türk Devleti (552 - 743)

Burada Göktürk İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Gök Türk Devleti (552 - 743)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 21:49

GÖK TÜRK DEVLETİ
(552 - 743)


* Kurulduğu yer ve kapladığı alan:

Gök Türk Devleti, Orta Asya'da kurulmuştur. Kapladığı alan; doğuda Japon denizinden, batıda Karadenizin kuzey alanlarına kadar, kuzeyde Sibirya'dan, güneyde Tibefe kadar uzanıyordu. Kapladığı alan 18.000.000 kilometrekare idi. Başkentleri Orhun nehri kıyısında Ötüken idi.

* Zaman:

Gök Türk Devleti 552"de kurulmuştu. 582'de ise bu geniş ülke Doğu ve Batı Gök Türk Devletleri olmak üzere ikiye ayrıldılar. Bunlardan Doğu Gök Türkleri 630'a kadar yaşadılar. Bundan sonra Çin esaretine düştüler. Fakat 683'de İl-Teriş Kağan'ın verdiği istiklal savaşıyla bağımsızlıklarını kazandılarve 743'e kadar yaşadılar.
Batı Gök Türkleri ise 582-659 yılları arasında yaşamıştır.

* İnsan:

Gök Türk Devletini kuranlar, eski çağlarda Büyük Hunlar içinde yaşamış olan Tu-Cüe'lardı. Bu kavim, devletiyle ve tarihiyle bu adı (Türk) milli adımız, olarak yaymış ve yaşatmıştır. Kendilerinden "Gök Türk" diye bahsetmişlerdir. Buradaki "Kök" (Gök) kelimesi ilahi, semavi anlamındadır. Bu tabir W.Thomsen'e göre devletin parlak bir devresine işaret etmektedir.

Gök Türklerin kökeni hakkındaki görüşler şunlardır; Onla Şensi'nin batı tarafların da oturuyorlardı. V.yy. ortalarında Tabgaç'ları saldırısı ile (Çinde hakim olan Wei hanedanı.. Aslı Topa Türklerindendi. Bunlarla münasebette bulunan Türkler, onlara Tabgaç derlerdi. Bu isim daha sonra bütün Çinliler için kullanılmıştır.) kuzeybatıya çekilmişler ve burada Avarlar'a (Juan-Juan) tabi olmuşlardı. Avarlar, Gök Türkleri Altaylara yerleştirmişlerdi.

Diğer Çin rivayeti de Gök Türklerin, Hiung-Nu'ların kuzeyinde bulunan "So" ülkesinden çıktıklarıdır.
Gök Türklerin kendi rivayetleri de, Çin kaynaklarına intikal etmiştir. Buna göre Gök Türklereski devirlerinde Batı denizi'nin (Hazar veya Aral) kıyılarında oturmakta idiler. Burada büyük bir felakete uğramışlar, yalnız bir çocuk kurtulmuştu. Düşmanlar evvela bu çocuğun ellerini ve ayaklarını kesip bir bataklığa atmışlardı. Bir dişi kurt O'nu kurtarmış ve beslemişti. Daha sonra bu çocuğu düşmanlardan kaçıran bu dişi kurt, O'ndan on çocuk doğurmuş ve bunların nesli Gök Türkleri meydana getirmişti. Bu çocuklardan birinin adı "Asena" idi. Bu soydan gelen Ahien-Şe, Gök Türklerin başına geçtiği vakit bu kavim bulunduğu ülkeye (Ergenekon) sığamaz olmuştu. Ahien-Şe bu vadiden çıkarak Avarlar'a (Juan-Juan) tabi olmuştu.

Netice olarak, bu rivayetler GökTürklerin bu havalilere batıdan, sonradan geldiklerini efsanevi şekilde anlatmaktadır. Kurdun bir önder, bir lider motifi olduğu pek tabiidir. Muhtemeldir ki bu ilk devirlerinde büyükfelaketlere uğramışlardır. Rivayetlerde ilk yurt olarak gösterilen yerler, Hiung-Nu'ların da yurtları idi. Gelenekleri bu bakımdan Hiung-Nu'larınkiyle aynı idi. W.Eberhard Gök Türkler için "Hakiki Türk'türler" demektedir.

* Bayrağı:

Mavi zemin üzerine kurt başlı bayrakları vardı. Bayrağın gönderinin üzerinde ise altından bir kurt başı bulunurdu. Bu suretle destanlarında da gördüğümüz gibi, kurdun hatırasını aşatırlardı. Destanlarda kurdu ata olarak, yol gösterici olarak, irleştirici bir unsur olarak görüyoruz. O bakımdan bu motifi sadece biyolojik bir unsur olarak değerlendirmek yanlıştır. Evvela tabiat şartlarıyla iç içe, yerine göre çoban olarak göçebe hayatı yaşayan Türklerin bunu böyle değerlendirmeleri mümkün değildir. O bakımdan kurt, daha sonraki edebiyat eserlerimizde de görülmüştür. Milli edebiyatımıza bir motif olarak girmiştir. Dede Korkut destanlarında "Kurt yüzü mübarektir." diye geçmektedir. Divan'ü Lügat-it Türk'te kurtla ilgili atasözleri vardır.

Karacaoğlanın iki ayrı şiirinde de kurt motifi vardır:

"Karacaoğlan der merd gibi, Yanar yüreğim od gibi, Bir ok yemiş bozkurt gibi, Sen de olasın benim gibi."

"Çıkıp bozkurtlayın ulaşamadım, Yalan dünya, sana çıkışamadım, Eşimle, dostumla buluşamadım, Var git ölüm, bir zamanda yine gel."

İstiklal Savaşımızın önderi Mustafa Kemal Atatürk'e verilen ünvanlardan biri de "Bozkurt" idi Bu da kurda verilen önderlik vasfından ileri geliyordu. Noin-Ula'da bulunan eserlerde kurt, kanatlı bir şekilde tasvir edilmiştir.

* Siyasi tarihinin önemli olaylan:

GökTürklerin ilk hükümdarı ve devletin gerçek kurucusu Bumın Kağan'dır. Orta Asya'da hakim bir devlet olarak ortaya çıkan, kuvvetli bir gelenek ve teşkilata sahip olan Gök Türk Devletinin Bumın Kağandan önceki hükümdarı "Büyük Yabgu" ünvanını taşıyordu. Bu durum Gök Türklerin müstakil kabileler birliği olduğunu gösterir. "Büyük Yabgu"dan önceki önderleri de "Şad" ünvanını taşıyordu. Bu ünvan da askeri komutanlara verilirdi. Bumın ile "Kağanlık" olmuştur.

Bumın Kağan, daha 534 yılında kuzey Tabgaç idarecileriyle ilişkiler kurmuş, 545'de de Tabgaç hükümdarının elçisini kabul etmişti. O yüzden Gök Türk hakanı İşbara, 585'deki konuşmasında, devletin 50 yılönce kurulduğunu söyler. Ancak Bumın Kağan'ın, Avar hakanını yenip, Ötüken'i ele geçirmesi 552 yılındadır. Devletin batısını da kardeşi İstemi, "Yabgu" sıfatıyla yönetiyordu. Bumın Kağan ertesi yıl öldü. Yeıinegeçen oğlu K'o-LoKağan'ındaerkenölümü üzerine Mohan Kağan başa geçti.

(553-572)

Mohan Kağan devri, devletin en parlak devridir. Çinliler, O'nun için "O harbyapmaktan başka hiç birşeyle meşgul olmuyordu." diyorlar. O'nun zamanında Avar Devleti kesin olarak yıkıldı.

(555)

Kitan'ların ve Kırgız'ların ülkesi fethedildi. Batıda Gök Türk fetihlerini sürdüren İstemi Yabgu ise Bizans ve Sasani devletleriyle temasa geldi. Bu devletleri Gök Türk politikası hizasına sokmak suretiyle devleti, bir dünya devleti seviyesine yükseltti. Ak Hun Devletini yıkarak topraklarını Maveraünnehr, Fergana'nın bir kısmı, Kaşgar, Hoten bölgelerini Gök Türk Devletine kattı. Böylece İpek ticaret yolu bir kere daha Türklerin eline geçti. Yine O'nun zamanında Bizansla ilk diplomatik münasebetlerde bulunuldu.

(568)

Mohan Kağan'ın kardeşi ve kendisinden sonra yerine geçen Ta-Bo Kağan zamanında (572-591) ise Gök Türk Devletinin bir duraklama devrine girdiğini görüyoruz. Kendisinin Buda dinine temayülü vardı. Buda heykeli ve tapınağı yaptırdı. Bu halleri yüzünden milletinin sevgisini kaybetti. O'nun devrinin bir olayı da İstemi Yabgu'nun ölümü oldu.

(576)

İstemi'nin resmi ünvanı "Yabgu" olmasına rağmen, kitabelerde "Kağan" diye anılmıştır. O'nun Gök Türk devletine büyük hizmetleri olmuştu...
İstemi'nin yerine oğlu Tardu geçer.

(576-603)

Bu sıralarda da prensler arasında siyasi rekabet başlamıştır. Homan'ın oğlu Ta-Lo-Pien, Ta-Bo'nun oğlu An-Lo ve devletin doğu tarafını yöneten Ko-o'nun oğlu She-Tu arasındaki kavgalardan sonra An-Lo, Kağan Idu. Fakat O'nun kağanlığı da kısa sürdü. Bu sefer Ko-Lo'nun oğlu She-Tu, "İşbara" ünvanıyla Kağan oldu. Fakat İstemi'nin oğlu Tardu, O'nu tanımak istemedi. Bu çekişmelere ve iç mücadelelere Çin entrikaları da karışmaya başlamıştı. Çin hükümdarı, Tardu'ya altın kurt başlı bir sancak göndererek kendisini "Büyük Hakan" olarak tanıdığını bildiriyordu. Tabii Çin'in amacı Türk devletini daimi iç mücadele halinde tutarak onu zayıflatmak idi. Nihayet Gök Türk Devleti resmen ikiye ayrıldı.

a - Doğu Gök Türk Devleti (582-630)

İşbara Kağan yönetiminde kalan Doğu Gök Türkleri 587'den sonra, O'nun ölümüyle gerileme devrine girdi. Kendisinden sonra gelen kağanlar zamanında Batı Gök Türkleri ve Çinlilerle savaşlar yapıldı. Son Kağan, İl-Kağan devrinde (620-630) Çin'e büyük seferler yapıldıysa da, İl-Kağan 630'da esir düştü. 634'de öldüğü zaman yanındaki Gök Türk ileri gelenleri de intihar ettiler. Doğu Gök Türkleri için şimdi bir esaret devri başlamıştı. Çin'in bölücü, fitneci politikası nihayet semeresini vermiş ve Türk devleti yıkılmıştı. Kitabelerin diliyle beylik erkek evladı Çin'e kul oldu, temiz kız evlatları da cariye oldu.

Elendi millet dünya devletinin kurucusu Türk milleti böyle bir zillete, esarete boyun eğemezdi. Çin esaretinde geçen yıllar, Çin'in de yüreğini titretiyordu. Türkleri, Çin içlerine doğru dağıtıp, onları zayıflatmak, kendi içlerinde eritmek istiyorlardı.

Hakansız milleti Hakanlı yapmak, il'siz milleti il'li yapmak için sık sık ayaklanmalar görüyoruz. 639'da Gök Türk hanedanından Kür-Şad, 39 arkadaşıyla Çin sarayını basar. Amacı İmparatoru esir almaktı. Kür-Şad, Gök Türk Devletinin onuncu hükümdarı Ço-Lo Kağan'ın küçük oğludur. Bu istiklal hareketi maalesef başarılamadı. Çok kanlı bir vuruşmadan sonra Kür-Şad ve arkadaşları öldüler... Fakat Türkler arasında bir istiklal hareketi başlamıştı.

682'de İl-Kağan'ın akrabalarından olan Kutluğ Kağan'ın istiklal hareketi başarılı oldu. Böylece Türkler yeniden bağımsızlıklanna kavuştularvell.GökTürk Devleti kuruldu. Bu devlete, Kağamnadın-dan ötürü "Kutluk Devleti" de denmiştir. Kutluğ Kağan da, İl'i (Devleri deren, toplayan anlamına gelen İl-Teriş Kağan ünvanını aldı...

b - II. Gök Türk Devleti. (Kutluk Devleti: 682-743)

Kutluğ İl-Teriş Kağan hakkında Çin kaynakları şu bilgileri veriyor; "Türk kuvvetleri çoğalınca He-şa-çing şehrini zaptettiler, buradan Ping-çeu sancağına girdiler.

(688)

Ertesi sene daha geniş mikyasta Çin'e akınlar yaptılar. İmdada giden bir takım Çin küvetleri Türklerle başa çıkamadı. Hatta bir Çin valisi de Türklerin eline esir düştü. Artık her sene Türk kuvvetleri Çinin şimalinde gözüküyor, etrafa akınlar yapıyordu."

Orhun kitabelerinde anlatıldığı gibi Kutluğ İl-Teriş Kağan bir taraftan da içte birliği ve düzeni sağlamaya çalışmıştı. O'nun ölümünden sonra Gök Türk tahtına kardeşi Kapağan Kağan geçti. (692-716) Kutluğ İl-Teriş Kağan'ın çocukları Bilge 8 yaşında, Gültekin 7 yaşında idi. Tonyukuk da Kağan'ın danışmanı idi.

Kapağan Kağan, Türk tarihinin büyük hakanlarından biridir. O'nun devlet politikası üç noktada toplanır.

1 - Çin üzerine siyasi, askeri, iktisadi baskı kurmak. Böylece Çin'i hem yakın bir tehlike olmaktan çıkarmak, hem de Türk ülkesinin bazı ihtiyaçlarını buradan vergi ve mal olarak karşılamak mümkün olacaktı.
2 - Çin ülkesi içinde dağıtılmış olan Türkleri anavatana, Ötüken'e toplıyarak askeri ve siyasi gücünü artırma.
3 - "Asya'daki Türk boy'larını, Gök Türk Devletinin bayrağı altında toplamak. Bu husus Asya Türk devletlerinin geleneksel iç politikası olmuştur.

Kapağan Kağan, evvelce de olduğu gibi Çin'i işgal etmeyi düşünmüyordu. Aksine orada kalan Türk topluluklarını anavatana çekerek onların milliyetlerini, benliklerini korumak yolunu seçiyordu. Asyadaki Türk topluluklarını siyasi birlik altında toplamak hem siyasi bir güçlenme için gerekliydi, hem de Asya Türk evletlerinin iç politika hedefleriydi. Bu politika aynı zamanda Orta Asya"yı bir Türk kültür havzası haline getirmekteydi. Yine bu politika birlik ve mensubiyet duygularının kuvvetli olduğunun işaretidir.
Kapağan Kağan zamanında Çin ve Kırgızlar üzerine başarılı seferler yapılmış, Maveraünnehr ele geçirilerek yukardaki politika gerçekleştirilmiştir.

Kapağan Kağan'ın ölümüyle taht'a İnal Kağan geçerse de başarılı bir yönetim gösteremez. İl-Teriş Kağan'ın oğulları Bilge ve Gültekin'le yaptığı mücadeleyi de kaybedince tahttan indirilir ve öldürülür. Böylece yine 716'da Bilge Kağan tahta geçer. Kardeşi Gültekin de orduların başkomutanıdır.

İçte yapılan mücadelelerle birlik sağlanır. Bu kargaşalıklardan yararlanmak isteyen Çin, Gök Türklerin 721'deki barış tekliflerine 300.000 kişilik ordu hazırlayarak cevap vermiştir. Bir taraftanda iç huzursuzlukları kışkırtarak, Türkleri yeneceğini ummuştu. Vezir Tonyukuk'un da büyük yardımıyla Çinliler 722-723'lerde San-Tan savaşında mağlup edilerek Gök Türk baskısı altına alındı. Bu zaferle, 724'de Çin barış yapmak zorunda kalmıştı.

Çin kaynakları bu üç kudretli Türk devlet adamı için:

"Gök Türklerin ne zaman, ne yapacakları bilinmez, Kağan Bilge iyidir, milletini sever, Türkler de O'ndan memnundurlar. Kültekin (Gültekin) harb sanatının ustasıdır. Ona karşı koyacak bir kuvvet güç bulunur. Tonyukuk ise otoriter ve bilgedir, niyetleri, kurnazlığı çoktur. İşte bu üç barbar aynı anlayışta olarak biraradadırlar."

Tonyukuk aynı zamanda Çin münasebetlerinin sosyal ve kültürel yönlerini de iyi biliyordu. Bilge Kağan'ın Buda dinini kabul etmek, şehirlerin etrafını surlarla çevirmek temayüllerini ileri görüşlü bir değerlendirme ile önlemiştir. Böyle bir hayat Türklerin sosyal, askeri ve iktisadi hayatlarına uymamaktaydı. Yoksa Çin'in yüzde biri kadar nüfusu olmayan Türkler, Çin içinde eriyebilirdi. Bu sebepten de zaten Türklerin Çin politikası bu toprakları zaptetmeye yönelmiyordu. Kudretli olduklarında akınlar yapıyorlar, yenildiklerinde yaylalara doğru çekiliyorlardı. Eğer etrafı surlu şehirlerde oturmuş olsalardı, kolayca Çin kuşatmasına düşerlerdi.

Tonyukuk'un 725'lerde veya onun yakın bir sonrasında öldüğü anlaşılıyor. O'nun hatırasına Orhun'da, Bayın-Çokto yöresinde bir kitabe dekilmiştir.

(726-727'ler.)

Bu kitabe milli tarihimizin kaynağı olmaktan başka, edebiyatımızın da ilk siyasi hatırat ve hitabet örneğidir.

Gültekin ise 731 yılında, 47 yaşında iken öldü. O'nun Türk milletine hizmeti yine kitabelerde anlatılmaktadır. Bilge Kağan, kardeşinin ölümüyle çok büyük üzüntüye düşmüştü. O'nun ifadesiyle insan ölmek için yaratılmıştı ama O, kardeşinin ölümüyle "görür gözüm görmez oldu, bilir bilgim bilmez oldu. Yaslandım, gözden yaş, gönülden feryad gelerek yanıp, yakıldım." demektedir.

Bilge Kağan ve Gültekin, Türk tarihinin örnek kardeş devlet adamlarıdır.
Bundan sonra Bilge Kağan'ın 734 yılında Kitan'lara karşı bir zaferini görüyoruz. Fakat kendisi aynı yıl veziri Boyle-Çur (Buyruk-Çur) tarafından zehirlendi. Ölmeden evvel bu veziri ve suikaste katılanları öldürttü. Kendisi de 25 Kasım 734'de öldü. Onun ölümünden sonra kitabelerin diliyle küçükler büyükler gibi, oğul babası gibi yaratılmadığından, bilgisiz kötü kağanlar tahta oturduğundan, beyleri milleti ahenksizolduğu için, Çin milleti hilakarve sahtekar olduğu için bey ve milleti karşılıklı çekiştirdiği için Türk devleti yıkılmaya yüz tutmuştu.

Son Kağan Ozamış da 743-744'lerde öldürüldü. Aşina ailesinden gelen Basmıl başbuğu "Büyük Kağan" oldu. Bu kağanlığın sol yabgusu Uygurlar, sağ yabgusu da Karluk'lar oldu. 744'lerde de Uygurlar, Basmıl Kağanlığını yıkarak Uygur Kağanlığını kurdular.

c - Batı Gök Türk Devleti. (582-659)

İstemi Yabgu'nun ölümünden sonra yerine oğlu Tardu geçmişti.

Daha sonra yapılan mücadelelerde Gök Türk Devleti Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılmıştı.

(582)

Batı tarafları da Tardu'ya kalmıştı.
Batı Gök Türk Devleti, batıda İran ve Bizansla komşu idi. İstemi Yabgu zamanında Soğd ülkesi ve Ak Hun topraklarının bir kısmı Gök Türk topraklarına katılmıştı. Tardu ise, Doğu Göktürkleri ile de mücadelesini sürdürmek ve "Büyük Kağan" olmak amacındaydı. Fakat bu politika Çin'in işine gelmiyordu. Gök Türklerin parçalanmış halde bulunması Çin politikasına daha uygundu. Nitekim Tardu, Çin'e yaptığı bir seferde büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalmıştı.

(603)

Bu tarihten sonra artık Tardu'nun siyasi faaliyetleri görülmemektedir.
Tardudan sonra Taman Kağan (Ni-küe-çu-lo Kağan) başa geçti. Zamanında Tie-ie isyanını bastırdı.

(606)

Bu isyanı bastırmış olması ve daha sonraki sert yönetimi diğer isyanların önünü alamadı. Sir-Tarduşların isyanını bastıramadığı gibi durum daha da kötüleşti. Durumu yakından izleyen, Çin, Batı Gök Türklere elçi göndermişti. Onun hileli politikası ile Kağan, Çin'e tabi olduğunu bildirmişti. Fakat Çinliler diğer taraftan Türk prensi Şe-Koei'yi kışkırtarak Taman Kağan üzerine sevketmişler ve Kağanı biraz sonra da yakalayarak Çin'e getirmişlerdi. Daha sonra Kağanı sarhoş ederek, Doğu Gök Türklere teslim etmişlerdi. Şe-Koei ise iyi bir yönetim gösterdi. Sınırlarını Hazar denizine kadar uzattı. İran'la ve Bizansla dostane geçindi.
Tong-Şe-Hu Kağan (619-630) ise evvela içte düzenli bir yönetim kurmuş, kendini kuvvetli hissedince İran üzerine yürüyerek İranın doğu taraflarını istila etmişti. Çinlilerle dostane bir politika izlendiği görülür. Çünkü o sıralarda Doğu Gök Türkleri kuvvetleniyorlardı. Çinliler yakındaki Türkleri tehdit için uzaktakilerle iyi geçinme politikası güdüyorlardı. Çin kaynakları O'nun için "o zamana kadar batıda O'nun derecesinde kuvvetli olanı görülmemişti." diyor.

Tong-Şe-Hu'nun iç karışıklıklar sırasında amcası Se-Pi tarafından öldürülmesi üzerine (630) Se-Pi, Kağan olur. Fakat bu hal karışıklıkları daha da artı rır. Kartuklar ve On-ok'lar isyan eder ve öldürülen kağan'ın oğlu Se-Şe-Hu'nun etrafında toplanırlar. Töleslerin de ayaklanmasıyla süren kargaşalıklar devletin dağılıp, Çin esaretine girmesine kadar sürdü. Başa gelen kağanlar Çin'in bir valisi durumunda kalmışlardı. Nihayet Batı Gök Türk ülkesinin Çin'e katılması 658-659 da tamamlanmıştır.

Çinliler, Türk birliği mevcut oldukça onlarla asla başa çıkamıyacağını bildiği için daima nifak ve bölme politikasını uygulamışlardır. Boy beylerini daima birbirleri aleyhine kışkırtmışlardır. Kitabelerin diliyle "Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa, kabilesi, milleti, akrabasına kadar barındırmazmış... " İşte Çinliler böylece Türk ülkesini ele geçirmişler, birtakım eyaletlere ayırmışlardı. Bütün bu eyaletleri de Beşbalıktaki Çin genel valisine bağlamışlardı.

* Türk tarihindeki önemi:

Türk devletleri kurucularından, kuran boy'un adından, coğrafyasından ve başkentinden ad alırlardı. Gök Türk Devleti, "Türk" milli adımızla kurulan ilk devletimizdir. Bu adı bütün bir milletin adı yapmış ve yaygınlaştırmalardır. Bu haliyle Gök Türkler, bir kültür devleti olmuşlardır.

Yine Büyük Hun Devleti zamanında gerçekleştirilen siyasi başarıyı Gök Türkler de tekrarlamışlardı; Orta Asya Türklüğünü siyasi bir birlik etrafında toplamayı başarmışlardır.

L.Ligetti Gök Türkler için:

"..teşkilatçı kudretine, devlet kurma kabiliyetine ne kadar hayran olsak azdır." diyor.

Türk tarihinin ilk yazılı belgeleri de Gök Türklerden kalmıştır. Önceki Türk devletleri hakkındaki yazılı belgelerin hemen hemen tamamı Çin belgeleridir. Türk tarihinin dilimizle yazılmış ilk belgeleri Gök Türk (Orhun) kitabeleridir. Bunlar aynı zamanda Türk edebiyatının da ilk örnekleridir.

Gök Türkler, batıdaki faaliyetleriyle de, Batı Türklüğünün ataları olmuşlardır. Buralardaki hakimiyetleri sadece siyasi olmamıştır. Bu bölgelere Türkleri iskan etmişlerdir. Doğuda Türk hakimiyeti bir müddet daha Uygurlarla devam ederse' de Moğollara geçince Türk tarihi artık Batı Türkelinde yepyeni bir enerji ve idealle hayat bulmuştur. Buradaki Türkler İslamiyetle temasa gelmişler, Müslüman olmuşlar hem Türk tarihinin en büyük devletlerini kurmuşlar, hem de dünya tarihini etkileyen büyük olayları yaratmışlardır.

Kaynakça
Kitap: Tarihte Türkler ve Türk Devletleri
Yazar: Nuri Yazıcı
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Gök-Türk İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir