Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Onur Öymen'in Rus Jetinin Düşürülmesiyle İlgili Tespiti

-Ergenekon Destanı Atalarımızın Şanlı Destanı’dır.
-Ergenekon Davası'nda Yargılanmaya çalışılan Türk Milleti ve Atatürk'tür. Bu yargılamayı yapan A.B.D'dir.
-1990'ların başından beri, Eşref Bitlis önderliğindeki T.S.K. Ortadoğu'da A.B.D.'nin bütün planlarını altüst eden tek güç idi.
Bu yüzden AKP döneminde T.S.K. asimetrik psikolojik savaşlarla itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, “Mehmetçik düşmanlığı” tavan yaparken, başbakanlık koltuğunda oturan şahıs a.b.d. askerlerinin sağ sağlim evlerine dönmesi için dua ediyor.
-6. yüzyılda, Çin emperyalizmi yüzünden yokolma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve tutsak edilen Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalan tek çocuğu, Ergenekon Destanı’nda dişi bir Kurt tarafından yetiştirilip büyütülmüştür. Bu çocuk yıllar sonra soyunu devam ettirip, bir Cihan Devleti olan ve Çin emperyalizmini mağlup edecek olan Gök Türk İmparatorluğu’nu kurmuştur.
-Aşina Aşireti, Türk Soyunun Karluk Boyundandır. Uygurlarda Karluk Boyundandırlar.
-Göktürkler döneminde Çin emperyalizmi, Göktürkleri yıkabilmek için, içten parçalama stratejisini uygulamıştır. Nitekim Gök Türkler’in yıkılışı Çin emperyalizminin kullandığı Uygurlar tarafından gerçekleştirilmiştir.
-Şimdi günümüzde olanlara bakarsak, Silivri’de, Hasdal’da, Metris’te tutsak edilen Kahramanlarımız, işte bu 6. yüzyılda hayatta kalmayı başaran tek Türk çocuğunun evlatlarıdır.
Günümüzdeki Gök Türk Hanedanlığını tarif edelim:
1. Türkiye Cumhuriyeti’nin Koruyucuları olan Oğuz Boyundan Atatürkçü’ler = Gök Türk İmparatorluğu’nu kuracak olan Karluk Boyundan Aşina Hanedanlığı’nın hayatta kalmayı başaran tek çocuğu.
2. Amerika = Gök Türk’leri entrikalarla içten yıkmaya çalışan Çin Emperyalizmi
3. A.B.D tarafından kullanılmakta olan ve Türkiye Cumhuriyet’ini yıkmayı hedefleyen Atatürk ve Cumhuriyet Düşmanı Yobaz AKP’li kitle(Oğuz Boyundan) = Çin Emperyalizminin Gök Türk İmparatorluğunu yıkmak için kullandığı Uygur Türkleri(Karluk Boyundan)
4. Türkiye Cumhuriyeti(Oğuz Boyundan) = Gök Türk İmparatorluğu(Karluk Boyundan)
5. SONUÇ: Türk Milleti elinde sonunda emperyalist devleti yıkacaktır, parçalayacaktır, darmadağan edecektir!
-Günümüzde yargılanan sözde Ergenekon Örgütü, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin Tam Bağımsızlığını canları pahasına ebediyet için korumayı hedeflemiş olan Atatürk’ün Askerlerinden oluşan Milli bir Örgütlenmedir(herhangi yasa dışı bir faaliyette bulunmayan).
-Bu örgütlenme, 1980 darbesi sonrasında ayaklanan/özüne-dönen namuslu ve şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının önderliğinde başlamıştır. Yani, bu örgütlenme, Atatürkçü ve Anti-Emperyalist düşünceye sahip olan Eşref Bitlis Paşa’mız ve onun yolundan yürüyen Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek’lerin A.B.D.’ye karşı verdikleri asil mücadeleler ile birlikte başlamıştır.
-AKP döneminde bu kutsal görevleri yürüten “D.Perinçek, T.Özkan, M.Balbay, E.Poyraz, Ç.Doğan, A.Uğur, E.Alan, V.Küçük, E.Gürses, İ.Selçuk, Ş.Eruygur, H.Tolon, L.Ersöz, S.Öztürk, D.Çiçek, H.Iğsız, S.Yalçın, B.Pehlivan, B.Terkoğlu, D.Yıldırım, V.Küçük, İ.Başbuğ, A.Yıldırım” gibi Atatürkçüler, “Ergenekon”, “Balyoz”, “Islak İmza”, “İnternet Andıcı”, “Kafes”, “ODATV”, “Spor’da Şike”, vs. gibi isimlerin verildiği ve hukukun çiğnendiği davalar ile birlikte zindanlara atılıp tutsak edinmişlerdir. Onların yokluğunda Asil Türk Milleti’miz ve Türkiye Cumhuriyet’i bölünme/yıkılma aşamasına getirilmiştir!!!!
-Ergenekon'daki Kahraman Bozkurtlar çıktı, Fethullahçılar yargılanıyor, ABD Suriye'de yenildi, Büyük bir Ekonomik Kriz yolda, SIRA AKP hükümetinin devrilip yargılanmasındadır, ondan sonra SIRA ABD'nin Orta Asya ve Orta Doğu'dan tamamı ile yokedilip tekmelenmesine GELECEK, BU GÜNLERİ GÖRECEĞİZ, ÇOK YAKIN! EN BÜYÜK HEDEF TÜRK BİRLİĞİ'DİR!

Onur Öymen'in Rus Jetinin Düşürülmesiyle İlgili Tespiti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Kas 2015, 02:29

Onur Öymen'in Rus Jetinin Düşürülmesiyle İlgili Tespiti:

Ulusal Kanal, 24 Kasım 2015, Gün Ortası Programı

Şimdi, tam durumun ne olduğunu açıklıkla tespit etmek lazım. Genelkurmay'ın açıklamalarına kuşkusuz itibar edeceğiz, doğru olduğunu kabul edeceğiz. Fakat Ruslarda aynı zamanda bu uçak hiçbir zaman Türk Sınırını aşmamıştır diyorlar. Şimdi yapılacak iş iki ülkenin teknik bakanlığının uzmanlarının biraraya gelerek ellerindeki bilgileri karşılaştırmalarıdır, durumun nasıl olduğunu ortaya çıkartmalarıdır.

Bundan önce, buna benzer bir olay bir kere daha oldu. Kısa bir süre önce 5 Ekim 2015 tarihinde yanılmıyorsam. Gene bir Rus uçağı, aynı bölgede sınırımızı geçti, Birleşmiş Milletler uyardı, sonunda geri döndü Suriye'ye. Ve Rusya'da bunun bir navigasyon hatası olduğunu kabul etti, kendi hataları olduğunu kabul etti. Yani ilk defa olmuyor bu. Ondan birkaç gün sonra bu sefer bir insansız hava aracını düşürdü Türk uçakları, kimse sahip çıkmadı, kimindi bu insansız hava aracı? İşte Rusya'da, Saint Petersburg'da imal edildiği söylendi, imal eden firma bizim uçağımız değildir dedi. Ruslar o sırada bizim uçaklarımız üslerine döndü, peki kimin uçağıydı, o da belli olmadı tam.

Ama bütün mesele şu ki çok hassaz bir bölge orası. Yapılması gereken şey, aynen Rusya ile Amerika'nın şu sırada yaptığı gibi, o bölgedeki uçuşların koordinasyonudur. Yani, kim nerde uçuyor, bunu bileceksiniz ve ona göre tedbir alacaksınız. Bir yanlışlık ise, bu zaten koordinasyon çalışmaları sırasında ortaya çıkar, herkez bu yanlışını düzeltir. Yani bu koordinasyonu Amerikayla Rusya yapıyor da, Türkiye ile Rusya yapmıyor mu acaba şimdiye kadar? Yapmıyorsa bir eksiklik, yapıyorsa ozaman bu durum nasıl ortaya çıktı? Yani niçin yapmıyoruz, kimsenin aklına gelmedi mi? O kadar hassas bir bölge, demeç üzerine demeç veriyoruz, angajman kuralları diyoruz, işte geçeni vururuz diyoruz filan. Peki, orda Rus uçakları uçuş yapıyor, koalisyon uçaklarıyla, Amerikan uçaklarıyla bir koordinasyon yaptığımızı tahmin ederiz ama Rus uçaklarıyla yapmıyorsak, Amerika yapıyorsa, ozaman ciddi bir sorun vardır, bir kere bunun üzerinde durmak gerekir.

İki, iki taraf bu konunun daha da vahim bir siyasi mesele haline dönüşmesinden kaçınmalıdır diye düşünüyorum. Hem Türkiye, hem Rusya dikkatli olmalıdır, nitekim öğrendiğime göre Rus makamları bir açıklama yapmışlar, biraz daha zamana ihtiyaç var tam durumun ne olduğunu tespit edebilmek için. .... Esneklik göstermeye çalışıyorlar.

Bu çalışmanın sonucunda ne çıkar ortaya? İki ihtimal var:

1. Bir, Rus uçağı hakikaten Türk Sınırını ihlal etmiştir. Ozaman diplomatik açıdan burda yapılacak iş bunu protesto etmektir! Yani tabi uçağı hemen düşürmek ilk akla gelecek yöntem değildir. Eğer öyle olsa Türkiye'nin hergün bir Yunan uçağını düşürmesi lazım. (yorum: "Yunanistan bölgesi Suriye bölgesi gibi bir savaş bölgesi değildir ve ihlal bir-iki ay önce birdaha yapılmıştı, Suriye politikası başından itibaren yanlış olsa bile şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri Atatürkçü Çizgi'ye geldi ve son bir iki yıldır AKP ABD'nin köleliliğinden hayati sebeplerden dolayı TSK'nın kuklası gibi, yani ABD karşıtı eylemlerle hareket etmekte Feto ve PKK konularında") Bunlar nerdeyse hergün bizim sınırlarımızı ihlal ederler, Datça üzerinde uçarlar, uyarırız protesto ederiz, Büyükelçilerini çağırırız bunun yöntemleri bunlar. Ama tabi Suriye bir Savaş Alanı, o bölgeden topraklarımıza füzeler düşüyor, atışlar oluyor, güvenliğimizi birebir ilgilendiren bir alan, orda Türkiye'nin daha hassas olduğunu da görmek lazım. Bu it dalaşı dedikleri çatışmalar, uçakların birbirlerini takip etmeleri filan, bir süre önce hatırladığım kadarıyla bir Türk Uçağı Yunan jetleri tarafından düşürülmüştü Ege'de. Çok hassas konular, bir Türk Uçağı Suriye'de, hava sahasına iki defa girdikten sonra dediler, şeydeyken, Suriye hava sahasının dışındayken, Akdeniz'de düşürüldü, İki Pilotumuz Şehit oldu.

Yani, bütün bunları birlikte gördüğümüz zaman mutlaka tedbir alınması lazım. Yani birdaha şu anda Rusyayla çatışmanın vereceği ilk ders bir daha böyle bir olayın olmaması için ne yapmamız lazım? Bizim ne yapmamız lazım, Rusya'nın ne yapması lazım? Geçen defa, 5 Ekim'de Rus uçağı sınırlarımızı geçtiği zaman Amerikan dışişleri bakanı Kerry ve İngiltere dışişleri bakanı açıklama yaptılar, Türkiye'nin yanında yer aldıklarından NATO dayanışmasından bahsettiler. İşte Rusya tehlikeli bir iş yapmaktadır filan dediler. Birde işin NATO boyutu var, çünkü şöyle, bu gibi durumlar bir merdivenleşmeye yol açarsa, bir tırlanmaya yol açarsa, bunun karşılığında onlarda bizim uçağımızı düşürür. Bizde onların uçağını düşürürüz, ve orda bir çatışma çıkarsa bu doğrudan doğruya NATO'yu ilgilendirir, çünkü Türkiye'ye yapılan bir saldırı aynı zamanda NATO'ya yapılmış sayılır, NATO anlaşmasının 5inci maddesine göre. Şimdi bu boyutlara işi vardırmamak lazım. Birdaha da böyle bir olayın yaşanmaması lazım, umarım ki iki Rus pilot ta sağlıklı olarak kurtulmuşlardır, birtanesinin Türkmenlerin elinde olduğu söyleniyor, eğer öyleyse mesela bu pilotun sağlıklı bir şekilde iade edilmesi bir jest olabilir, Türkiye buna aracılık yapabilir, yani böyle yumuşatıcı birtakım tedbirler düşünülebilir.

Şimdi birde bu işin siyasi boyutu var, bütün bunlar niçin oluyor? Ordaki çatışmaların bütününü görmek lazım, yani nerde bu uçak düşürülüyor, Türkmenlerin orda Esad ordusuyla çarpıştıkları bir bölgede, Türkmendağında, hatta bazı bilgilere göre, Rus uçağı orada güç duruma düşen Suriye birliklerine, Türkmenlere karşı güç duruma düşen Suriye birliklerini korumak için operasyon yapmakla görevlendirilmiş diyorlar. Şimdi o zaman yapılacak iş, bu meseleye bir an önce çare bulmaktır. Yani bir ateşkes sağlamaktır, Viyana'da mütabakata varıldığı gibi bir geçiş süreci seçimler yoluyla Suriye'nin istikrare kavuşmasıdır, ve bütün ülkelerin Suriye'deki ve Irak'taki bütün ve dünyanın başka yerlerindeki bütün terör örgütlerine karşı işbirliği yapmalarıdır.

Yani şu bence yanlış politikadır, esas yanlışlık orda yapılıyor: "Birtek IŞİD hedef alınıyor, ve geri kalan terör örgütleri yok farzediliyor. Hatta bazıları, mesela PKK gibi PYD gibi IŞİD'le mücadele ettiği için bak bu bizden yana bu bizim dostumuz terör örgütü gibi Batı ülkeleri tarafından değerlendiriliyor, ama aynı örgütler özellikle PKK aynı zamanda gidiyor Türkiye'de İnsanlarımızı öldürüyor, Askerlerimizi Şehit ediyor, bunu görmezlikten geliyorlar.". Mademki IŞİD'le mücadeledesin, bize yardımcı oluyorlar, Kobani'de yardımcı oluyor, bunlar bizim dostumuzdur, Türkiye bunlara bulaşmasın diye makaleler yazıyorlar. Eski Ankara Büyükelçisi Edelman gibileri. Yani diyeceğim işin siyasi boyutunu da düşünmemiz lazım, ve siyasi boyutu çözülürse bu gibi sorunlar ilerde yaşanmıyacaktır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Onur Öymen'in Rus Jetinin Düşürülmesiyle İlgili Tespiti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Kas 2015, 15:24

Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Onur Öymen'in Rus Jetinin Düşürülmesiyle İlgili Tespiti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 10 Ara 2015, 15:11

Onur Öymen'in Rus Jetinin Düşürülmesiyle İlgili Tespitleri, Bölüm 2,

Ulusal Kanal, 8 Aralık 2015, Gün Ortası Programı


RUS UÇAĞININ DÜŞÜRÜLMESİ

Onur Öymen:

Ruslar için çok şey söylenebilir ama, Rus ordusunun disiplinsiz olduğu söylenemez. O bakımdan ben böyle üst makamlardan talimat almadan bir askerin kendi keyfiyle selfie çektirmek filan böyle birşeyi yapmış olacağını tahmin etmiyorum. Eskaza öyle birşey olsa hemen bu askerle ilgili gerekli soruşturmanın yapıldığını, disiplin cezasının verildiğini filan söylerlerdi. Olmadığına göre böyle birşey, Rusya'dan böyle bir açıklama gelmediği sürece, bunun Rus makamlarının bilinçli bir tavrı olduğunu görmek lazım. Yani şunu göreceğiz, bu uçak meselesinden sonra, Rusya bir anlamda Türkiye'ye gözdağı vermek istiyor. Türkiye'yi boy hedefi haline getirmiştir, Türkiye'ye zarar verici eylemlerde bulunuyor filan.

Şimdi esas sorulması gereken soru bu: "Hakikaten uçak meselesine gösterilen bir tepkinin mi sonucudur, yoksa uçak meselesi bahane yapılarak başka amaçlı girişimlerin bir vesilesi olarak mı bu düşünülüyor bu eylemlere giriyor Rusya?"

Şimdi Rusya'nın çok uzun zamandan beri amaçlarından biri Sıcak Denizlere, Orta Doğu'ya yerleşmektir, orda üsler kurmaktır, orda askeri varlığını göstermektir, güçlendirmektir. Şimdiye kadar sadece küçük bir üsleri vardı Tartus-Suriye'de, onun dışında yerleri yoktu. Şimdi ilk defa orda gerçekten güçlü bir askeri varlık bulundurmaya başlıyor Rusya. Lazkiye'de, Lazkiye civarında ikinci büyük bir üs kuruyorlar. En önemlisi bu S300-S400 füzelerini getiriyorlar. Yani şimdi Rusya niçin oraya gitti? Terörle mücadele etmek için değil mi? Terörle mücadele S400 füzeleriyle mi yapılır? O bakımdan bu "kılıçla soğan doğramaya" benzer. Şimdi siz orda terörle mücadele edeceksiniz, bunun yöntemleri bellidir. Silahları belli, işte havadan bombardıman edeceksiniz diğer ülklelerin yaptığı gibi filan. İsterseniz küçük bir kara operasyon, bir kara birliği filanda düşünülebilir, ama S400 füzeleri doğrudan doğruya Türkiye'ye yöneliktir, Türkiye'yi hedef alan bir varlıktır, bir konuçlandırmadır. Ve daha da önemlisi, bölgede Rusya'nın oyuncu olmak istediğini gösteriyor, şimdiye kadar daha çok Amerika, İngiltere, Batı ülkeleri Orta Doğu'da söz sahibi idi, yaklaşık 100 yıldan beri Orta Doğu'ya yön veren ülkeler bunlardı. Şimdi Rusya kendisinin orda bir oyuncu olduğunu kanıtlamak istiyor bence. Ve bu uçak meselesini de bir bahane olarak kullanıyor! Yoksa, uçak meselesi tek başına bu kadar şey izah etmez.

Bakın bunun örneği var.

1.

Rusya 1960 yılında bir Amerikan U2 uçağını düşürdü. İncirlik'ten kalkan bir uçak Kafkasya'da bir istihbarat uçuşu yaparken bu uçağı düşürdüler. Peki bunu uyardınız mı? Uyarı ateşi açtınız mı? Uyararak indirmeye zorladınız mı? Bunların hiçbirini yapmadınız! Peki bu olaydan sonra özür dilediniz mi? Dilemediniz! Bu olayın sonuçları ne oldu? Soğuk Savaş zamanında bile bu olayın hatırlanan tek sonucu Khrushchev'le Eisenhower'ın Paris'te yapılan bir konferansın sabote edilmesi, sona erdirilmesi, sonuçsuz kalması filan oldu. Ama onun dışında o koşullarda bile Rusya'yla ilişkileri tahrip edici bir boyutu olmadı.

2.
İkinci örnek 1 Eylül 1983'te. Rusya bir Güney Kore yolcu uçağını düşürdü biliyormusunuz? Yolcu uçağı! İçinde 269 yolcusuyla birlikte! Niye? Çünkü bu uçak Sibirya üzerinden uçuyormuş, rotasından sapmış biraz, Rusya için tehlikeli bir askeri bölgenin üzerinden uçuyormuş, bir Rus jeti kalktı bu uçağı düşürdü! Niye? Efendim bunların amacı istihbarat dediler! Bu kadar! Yani Rusya Güney-Kore ilişkilerinde Türkiye'de bugün yaşadığımız benzer olaylar hiç olmadı.

3.
Amerika bir İran uçağını düşürdü, sivil yolcu uçağını düşürdü, 1988'de, Basra Körfezi üzerinde.

Yani bu olaydan çok vahim olaylar oldu. Bu olay kendi başına çok konuşulabilir, olmaması daha iyi olmazmıydı? Kuşkusuz daha iyi olurdu! Ama bu olayın olmasını gerektiren bir geçmiş var bir anlamda!!! Daha doğrusu gerekçe teşkil eden. O bölgede Suriye'liler bir Türk Uçağını düşürdüler!!! İkincisi, gelen uçağın bir Suriye uçağı olması ihtimali vardı, çünkü bu Sukhoi-24 uçakları Rusya'da olduğu gibi Suriye'de de var, aynısı Rus malı. Yani, bizim pilotlar acaba bir Rus uçağı olduğunu bile bile mi düşürdüler? Cumhurbaşkanı diyor ki, bilselerdi başka türlü hareket ederdik, zaman verirdik falan filan. Demekki bilmiyordu, yani Suriye Ordusu uçağı zannetik! Peki biz daha önce bir Suriye uçağı düşürdük aynı yerde, bir Suriye helikopterini de düşürdük! Hiç dünyada da kıyamet kopmadı! Çünkü angajman kurallarımız var, bu kuralları defalarce ihlal ettiler, bizde bu uçakları düşürdük. Yani, bu uçak düşürmek normal değil, doğal değil her sınır ihlalinde uçak düşürlmez, ama o sınırda yaşanan bu acı olaylar sonrasında İKİ PİLOTUMUZU ŞEHİT VERDİK, bu olaylar dolayısıyla da Türkiye'de angajman kurallarını güçlendirdi. Olmasa daha iyi olmazmıydı? Kuşkusuz bu sıkıntıları çekmezdik, belki başka bir yöntem uygulanabilirdi.

Ama dikkat çekici nokta şu, Rusya'nın bu konudaki tezlerinin zayıf olduğu çıktı ortaya.

1.
Mesela diyor ki Ruslar, bu uçak hiçbir zaman Türk Hava Sahasını ihlal etmedi. Yani, kendi Hava Sahanızı ihlal etmeyen bir uçağı düşürdünüz. Ama yabancı kaynakların tespitleri, Amerika'nın, NATO'nun filan, bu uçağın Türk Hava Sahasını ihlal ettiği doğrultusunda!

2.
Diyor ki bizimkiler, 10 kere uyardık, uçak bu uyarılara cevap vermedi! Bu olaydan sağ olarak kurtulan Rus pilot diyor ki "Hayır, hiç uyarmadılar". Ama başka savaş uçakları var bölgede uçan, onlar diyorlar ki biz duyduk bu uyarıyı. O bakımdan uyarıda bulunmuş Türkiye, ama güya bulunmadı diyorsunuz.

3.
Ruslar diyor ki, biz uçuş bilgilerini Amerikalılara vermiştik, Amerikalıların da Türkiye'ye vermesi gerekiyordu. Yani, Türkiye bu bilgileri bile bile, yani bunun bir Rus uçağı olduğunu bile bile mahsus düşürdü, kasıtlı olarak, provokasyon yapmak için filan düşürdü. Amerikalılar diyor ki, Ruslar bize böyle bir bilgi vermedi bu uçak hakkında.

Yani tezleri zayıfladı! Yani dış politikada zayıf tezler üzerinde kuvvetli politika yapamazsınız! Rusya burda zayıf tezler üzerinde kuvvetli politika yapıyor, ve bunun da amacı belli ki, uçak düşürmenin sınırını boyutunu aşan bir iştir bu!!! Yani, belli ki yanlız Türkiye değil hedef, Ukrayna'da, Kırım'da, Batı dünyasında Amerikalıların yaptığı büyük baskılara karşı dengeleme mi diyeceksiniz buna? Efendim bölgede askeri varlığını güçlendirerek söz sahibi olmak mı diyeceksiniz? Suriye'yi bazı silahlı grupların saldırısına karşı koruyup Suriye'yi daha güçlü hale getirmekmi Esad'ı diyeceksiniz? Bölgede yeni bir oyuncu olma iddiası mı diyeceksiniz?

Türkiye ve Yunanistan'ın arasını açarak, NATO'da bir rahla açmak mı diyeceksiniz, ki buda oldu! Yani NATO Türkiye'ye dayanışma bildirisinde bulunurken Yunanlar kalkıyor "Hayır Ruslar haklıydı, Türkiye Sahasında uçmayan bir uçağı düşürdüler, nerden biliyorsunuz" dediler.

Yani bu amaçların hepsi olabilir, Rusya açısından, şimdi bizim serin kanlı hareket etmemiz lazım! Provokasyonlara kapılmıyacaksınız, bu olayın ne olduğunu dünyaya izah edeceksiniz. İmkan olursa Rus teknisyenlerle askeri uzmanlarla, Türk Askeri Uzmanları oturacak masanın etrafında, bu olayın oluş tarzını tespit edecekler. Türkiye bunu önerecek resmen, yani bölye adımlar atmamız lazım.

Bazı eksikliklerimiz oldu bizim. Eksiklikler şunlar:

1.
Şimdi Rusya askeri açıdan müdahale etmeye başlayınca, ordaki terörle mücadeleye, Amerikayla Rusya arasında bir protokol yapıldı. Yani, böyle kazalar olmasın, yanlışlıkla birbirini vurmasınlar filan diye birbirlerine uçuş bilgilerini vermek üzere bir protokol yapıldı! PEKİ AYNI PROTOKOLÜ, HATTA AYNI TARİHTE, BİZ NİYE YAPMADIK RUSYAYLA? Yapsak bu olay olmuyacaktı! Çünkü Ruslar bize uçuş bilgilerini vermiş olacaklardı, bizde gelen uçağın Suriye uçağı değilde Rus uçağı olduğunu bilecektik, ve böyle hareket etmeyecektik, cumhurbaşkanın söylediklerine bakacak olursak. Demekki burada bir eksiklik oldu.

2.
İkinci eksiklik şu: Bu uçaktan iki pilot sağ kurtulabilirdi, ikisi de paraşütle atlamış, bunlardan birtanesi yerdeki çarpışan kimse onların açtığı ateşle öldürülmüş, bunu da video'ya çekmişler! Şimdi bunun savunulacak tarafı yok! İlk günden itibaren Türkiye bunu şiddetle kınıyacak! Silahsız bir pilot uçağından atlamış, bir tehdit unsuru olması söz konusu değil, bunu yakalayabilirsiniz, savaş hukukunun kuralları var, insani hukukun kuralları var, ona göre hareket edebilirsiniz. Bunu öldürdüler! Pilotları aramaya gelen arama helikopterine ateş açıp içindeki bir Rus havacıyı da öldürdüler! Şimdi bunları savunmak kabil değil! İlk günden diyecektik ki biz bu gayri insani davranışlar bunu kınıyoruz, yapanların yakalanmasını ve cezalandırılmasını istiyoruz. Ozaman Rusya'ya bunun etkisi başka olacaktı, bunu yapmadık, yapa yapa işte öldürülen pilotun cenazesini Türkiye üzerinden onlara verdik, filan. Yani bu boyutlarıyla bu işi görmek lazım.

Ama benim esas görüşüm şu, Rusya bu olayı kendi boyutunun dışına taşıyarak daha ciddi bir sorun yaratma eğiliminde, bu tabi prestiji sarsıldı Putin'in, bu olay dolayısıyla, olabilir, NATO tarihinde ilk defa bir NATO ülkesinin uçağı bir Rus uçağını düşürüyor, bu olabilir, kendi iç kamuoyundan doğan tepkileri yatıştırma ihtiyacı olabilir. Bütün bunlar olabilir, Rusya'da çok militan radikal insanlar var, Rus televizyonlarında Türkiye'nin neresini bombalasak gibi tartışmalar oluyor, yani ciddiyetin boyutunu aşan tepkiler var, biraz onları da yatıştırmak istiyor olabilir Putin. ama sebebi ne olursa olsun bize düşen bu aşamada olayi daha da fazla gerginleştirmemek ve tezimizin hakli olduğunu anlatmak.

...

Hükümet etmek ileriyi görmek demektir derler. Yani bir işi yaptığınızda sonucunu da göreceksiniz. Ben böyle yaparsam ne sonuç verebilir, bu satranç oyunu gibidir, ben böyle bir hamle yaparsam karşı taraf nasıl bir hamle yapar, ben ondan kazançlı mı çıkarım zarara mı uğrarım, zarara uğrayacaksam o hamleyi yapmam, başka bir hamle yaparım, satranç böyle birşey. Şimdi dış politika da biraz satrança benzer, Ruslarda iyi satranç oyuncusudur, yani bunu unutmamak lazım, şimdi burda yangına körükle gitmenin faydası ne olabilir? İç politika da belki puan kazandırır. Bazı kamuoyu yoklamaları bu gelişmelerden sonra cumhurbaşkanının prestijinin arttığını, halkın desteğinin arttığını filan gösteriyor, doğruysa eğer bu kamuoyu yoklamalarına güvenmiyoruz artık bu seçimlerden sonra. Ama bunun için Türkiye'nin bu kadar menfaati feda edilebilir mi? Kaç milyar dolara değer iç politikada puan kazanmak? İkincisi de daha da vahimi şu, ilk defa cumhurbaşkan bunu açıkladığı zaman öğretmenlerle konuşuyordu, bugün bir Rus uçağını düşürdük, birde alkış kopuyor, yani öğretmen bunu yapan.

...

MONTRÖ ANLAŞMASI

Montrö anlaşmasında, sözleşmesinde sivil gemiler, ticaret gemileriyle savaş gemiler ayrılmış. Bunlar için farklı kurallar var. Kara Deniz'in sahillerinde olan ülkelerin gemileriyle sahillerinde olmayan ülkelerin gemileriyle ilgili kurallar var. Tonaj'la ilgili kurallar var, filan. Şimdi bu konuyla bağlantılı olabilecek maddeler, 20 ve 21. maddeler. Normal olarak savaş halini ve barış halini düzenliyor, bu maddelerde, ve savaş halinde de Türkiye savaşa tarafmı değilmi bunlara bakıyorsunuz, bunları düzenliyor. Ve Türkiye'nin kendisi savaş halindeyse bu geçişlerde Türkiye istediği kararı alabiliyor. Yani 21. maddenin şeyi bu. 21. madde, Lozan Boğazlar Sözleşmesinde olmayan ama Montrö'de olan bir madde. 21. Madde de yakın savaş tehlikesi diyor, yakın savaş tehlikesi olursa Türkiye kendisi gerekli gördüğü tedbirleri alabilir Montrö'ye göre. Ama burda yakın savaş tehditinin olduğunu söylemesi lazım benimsemesi lazım. Yani bir asker elinde bir bazukaynan herneyse bir füzeynen güverteye çıktı, o yüzden Türkiye Rusyaynan yakın savaş tehlikesine girdi demek çok inandırıcı değil. Kaldı ki, savaş tehlikesi olsa, ve Türkiye gerekli gördüğü tedbirleri alsa Montrö sözleşmesine göre bu kararın Milletler Cemiyetine götürecek, ve Milletler Cemiyeti 3'te 2 çoğunlukla eğer bunu reddetmezse, bu yürürlülükte kalacak, aksi takdirde Türkiye bu tedbirini geri alacak. Artı, bu da yetmiyor, Montrö sözleşmesinde imza veren ülkelerin çoğunluğu da Türkiye'nin haksız olduğuna karar verecek, ve ozaman Türkiye bu tedbirini geri alacak. Şimdi burda Milletler Cemiyeti yok, Milletler Cemiyetinden sonra Birleşmiş Milletler kuruldu ama, Montrö'nün bu hükümlerinin aynen Milletler Cemiyetinde de olduğu gibi Birleşmiş Milletlerde de uygulanacağına dair bir hüküm de yok! Doktrinde de bu konu çok tartışmalı bir konu. Ama şu var, Montrö'yü imzalayan ülkeler belli, yani eskaza yakın savaş tehlikesi olsa ve Türkiye'de herhangi bir karar alsa, bu kararın o sözleşmeyi imzalayan ülkelerin 3'te 2 tarafından reddedilmesi takdirde bu karar geçerli olmuyor. Fakat bu noktaya varmamak lazım, çünkü bu noktaya varmak için bir yakın savaş tehlikesinden bahsetmek lazım, bu da çok ileri bir aşama, şu anda bu durumda değiliz, böyle bir duruma geleceğimize de ben ihtimal vermek istemiyorum, ama eskaza olursa Montrö'de böyle bir hüküm var, 21. madde.

Demin anlattığım gibi, Rusya biraz bu krizi gerginleştirmek, derinleştirmek ve uzatmak istiyor. Bunun bir amacı da Ukrayna'da Kırım'da kendi üzerine yapılan baskıları dengelemek olabilir. Sen bana orda Rusya'yı destekleyen grupların eylemleri dolayısıyla, Ukrayna'nın doğusunda 8 milyon Rus yaşıyor, o eylemler dolayısıyla siz bana yaptırım uyguluyorsunuz, benim gelirlerimi çıkarlarımı zedeliyorsunuz, baskı yapıyorsunuz bana karşı, bende işte sizin bir müttefikinizin yaptığı bir işi bahane yaparak bu baskıyı dengelerim, bende size baskı yaparım demeye getiriyor. Yani büyük devlet oyunu oynuyor Rusya!

Tespit: "Bu, Rus jeti düşürüleceğini bile bile sınırı ihlal mı etti acaba diye bir soruyu akla getiriyor, aynen ABD'nin kendi ikiz kulelerini vurup Irak'a saldırdığı taktiğin aynısı mı uygulanıyor acaba? Tabiki, Türkiye en az 2000 yıllık Mete Han Atamıza kadar dayanan bir geçmişi olan bir Asil Türk Silahlı Kuvvetlerine sahip bir ülke, olası bir saldırıda kendilerinin büyük ihtimalle ve kesinlikle mağlup olacağı bir savaşın çıkabileceğini hem ABD hemde Rusya bilmektedir"!

Büyük devletlerin baskısı altında, ambargosu altında küçük zavallı bir ülke görünümü sergilemek istemiyor, bunu yapıyor, ayrıca burda Ukrayna'dan bağımsız olarak, veya kısmen bağlantılı olarakta Rusya'nın askeri varlığını güçlendirme politikası var. Yani yakın zamanlarda mesela Abhazya'da Rusya Gürcistan toprağı olan Abhazya Gürcistan'dan bağımsızlığını ilan etti, Rusya hemen tanıdı, ve o topraklarda deniz ve hava üssü sahibi oldu. Kırım Ukrayna'ya bağlıydı, oranın Sivastopol üssü var, Rusya kiralamıştı bunu Ukrayna'dan. Şimdi Kırım'ı ele geçirerek bu üssü Rus üssü haline getirdi. Yani Rusya Kırım'ı ele geçirmekle, bir üsse sahip oldu Kara Deniz'de. Şimdi buna benzer Kuril Adalarında da böyle üsler yaptığına dair bilgiler var. Yani dünya çapında bir askeri üstünlük politikası izliyor ve gerginlik politikası izliyor. Burda tek hedef, muhatap, Türkiye gibi görülmemeli, bu NATO'ya karşı Amerika'ya karşı bir denge.

BÜTÜN MESELE ŞU, AMERİKA VE RUSYA ARASINDAKİ BU ÇEKIŞMENİN BEDELİNİ TÜRKİYE ÖDEMEMELİ!

Ve Rusya ve Amerika'nın arasındaki çatışmanın satranç tahtası olmamalı Türkiye! Mesela Küba krizi esnasında Amerikayla Rusya savaşın eşiğine geldi, işte anlaşma için karşılıklı adımlar attı, bunun bedelini Türkiye ödedi! Nasıl ödedi? Efendim Rusya füze göndermemeyi kabul etti Küba'ya. Buna karşılık Amerika Türkiye'ye göderip yerleştirdiği İzmir civarında Jüpiter Füzelerini geri çekti, bize haber bile vermeden! Yani Rusya ve Amerika'nın çatışması çekişmesi pazarlığının bedelini biz ödedik ozaman. Şimdi, ona dikkat etmek lazım, Türkiye, Rusyayla Amerikanın Batının çatışmasının bedelini ödeyen bir ülke haline gelmemeli.

...

MUSUL

Şimdi burda şuna bakmak lazım. Musul'da Türk Askeri'nin bulunması demek, Türkiye'yle Irak arasında bir anlaşmanın yapılmış olması demektir. Yani, siz bir ülkenin topraklarına dilediğiniz gibi asker gönderemezsiniz. Onun için bir şeyi olacak bunun, Irak davet etmişti bizi filan diyorlar, bunun bir anlaşması olacak, ya bir notayla davet eder, veya bir protokol imzalanır, birşey yapılır, bir siyasi metin olur, böyle bir metin var denemedi şu ana kadar, bizi davet etmişler dediler kim davet etti, efendim Musul valisi davet etmiştir filan. Yani Diyarbakır valisi davet etse Irak'tan asker getirilebilirmi Türkiye'ye? Bunlar inandırıcı değil, burda bir eksiklik eğer aksi yönde bir bilgi açıklanmazsa yarın kamuoyuna, bir uluslararası mütabakat olmadan sizin asker gönderdiğiniz çıkıyor oraya. Efendim Amerikan askerleri de var orda, Irak ordusunu eğitiyor, ama Irak devletiyle belli ki onlar bir anlaşma yapmışlar, şimdi sizin bir anlaşmanız varmı, ordaki askerlerin statüsü nedir? Kuvvetler statüsü diye bir anlaşma yapılır, yani ordaki asker mesela bir trafik kazası işlese ne olacak? Hangi kanunlara göre yargılanacak? Hapse mi girecek, girmeyecekmi? Görev suçumu sayılacak? İşlem yapılmıyacakmı? Bütün bunlar ayrıntı olarak tespit edilir. Mesela 1 Mart Tezkeresinden önce biz aylarca Amerikanlarla müzakere ettik, bereket biz Meclis'te reddettik bu Tezkereyi sonucu iyi oldu ama eğer kabul etseydik hangi kurallara göre kaç asker gelecek ne amaçla gelecek kaç silah gelecek kaç uçak kaç tank, hepsi belirlenir, belirlenmiştir. Efendim biz oraya eğitmek için asker gönderdik, fakat bu defada tank gönderiyoruz, neye göre gönderiyorsunuz?

Tespit: "MUSUL, KRİTİK BİR SINIRIMIZ, DÜŞMAN ABD VE DÜŞMAN RUSYA'NIN ARKASINDA OLDUĞU PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜN KUZEY IRAK'TAN YOKEDİLMESİ İÇİN MUTLAKA MUSUL VE KERKÜK GİBİ KUZEY IRAK ŞEHİRLERİ TAM BAĞIMSIZ BİR ŞEKİLDE ELE GEÇİRİLİP TAMPON BÖLGE HALİNE GETİRİLMELİDİR YADA ORAYA SURİYE SINIRLARIMIZDAKİ BÖLGELERİ DE İŞİN İÇİNE ATARAK KKTC ÖRNEĞİNDE OLDUĞU GİBİ BİR TÜRK CUMHURİYETİ'NİN KURULMASI LAZIM!"

Hangi anlaşmaya göre? Yani bunları yazılı olarak görmek lazım, yazmak lazım anlaşmaya, ozaman Irak'ın söyleyecek lafı kalmaz. Siz, 48 saat içinde çekeceksiniz, 24 saatiniz kaldı...

...

Böyle İçişleri Bakanı'nın talebiyle asker gönderilmez, yani Türkiye'den birisi asker göndermek istese bizden Meclis kararı lazım. Bir hükümet kararı bile yetmiyor, bizim mevzuatımıza göre bir hükümet kararı bile yetmiyor. Ama diyelim ki en azından Irak hükümetinin resmi bir bildirimi olacak size, bu bildirinin de İçişleri Bakanı vasıtasıyla olmaz, Dışişleri Bakanı vasıtasıyla olur. Irak hükümetini uluslararsı ilişkilerde dışişleri bakanlığı temsil eder, size bir nota yazarlar, derler ki hükümetiniz sizin şu amaçla şu ölçekte şu bölgeye şu kadar asker göndermenize rica etmektedir, kabul ederseniz bildirin filan, bizde o notaya bir cevap veririz. Aynen onların notasını koyarsınız, aynı metni koyarsınız, altına da dersiniz ki Türk Hükümeti bu noktadaki hususları kabul etmekte şeref duyar. Eski tabiriyle kesbi şeref eyler derlerdi. Bu da olacak bir anlaşma! Şimdi böyle bir anlaşma varmı?

...

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ

Türkiye dış politikada biraz güç duruma düştüğü zaman daima Kıbrıs konusu ön plana çıkarılır ve Kıbrıs'ta Türkiye'den taviz istenir. Yani Türkiye o tavizlere direnecek durumda değilse, ozaman tek taraflı olarak bizden avantaj elde etmiş olurlar. Nüfus oranları bire dört olacak filan, bu Londra ve Zürih Anlaşmalarına aykırı. Londra ve Zürih Anlaşmalarında Türk'lerin orada hükümette, devlette, mecliste vs. filan 3'te bir oranındadır. Yani esas ölçü 3'te bir. Siz Londra ve Zürih Anlaşmasını değiştiriyorsunuz, hangi yetkiyle? Londra ve Zürih Anlaşmalasını Türkiye onayladı, Türkiye Büyük Millet Meclisi onayladı. Şimdi tüm Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin haberi bile yok. Orda sizin verdiğiniz tavizden Türk Hükümeti onayladı mı onaylamadı mı belli değil!!!!!! Kamuoyunda tartışılmıyor, siyasi partilerin haberi yok! Meclis'te hiç görüşülmemiş, ve siz tek taraflı taviz vermeye devam ediyorsunuz orda. Efendim işte kayıp Rumlar konusunda bir süre önce bir taviz verilmiş, işte arama yapılacakmış filan, peki Magosa'da Atlılar, Murat Hasanlı(?) köylerinin bütün halkını katletmişti Rumlar!!! Bunu yapanlar hakkında bir soruşturma açıldı mı??? Bunu istediniz mi?

YANİ TÜRKİYE HEP VERİCİ TARAF OLMASI İSTENİYOR!!! TESPİT: AYNEN ERMENİ YALANINDA OLDUĞU GİBİ!!!

Şimdi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türk toprağı değil tabiki, Bağımsız bir Devlet, biz bu Bağımsız Devlet'i tanıyoruz. Ama bizim orda Garantörlük haklarımız var! Ve her hükümet şimdiye kadar bu Garantörlük haklarımızdan taviz vermeyiz dedi! Garantörlük hakkı demek söz sahibi olmak demek! Orda Bağımsız bir Devlet'tir, bizde Bağımsız bir Devlet olması için Rumlar'la bu kadar uğraştık, Fedakarlık yaptık, Şehit verdik! AMA BU DEMEK DEĞİLDİR Kİ, madem ki biz Bağımsız bir Devlet'iz, sizin Garantörlük Hakları'nızı da filan hesaba katmayız, biz istediğimiz gibi hareket ederiz, biz istediğimizi yaparız!!! İşte buda fazla!!! Bunu vaktiyle Rumlar yaptılar, Yunanistan'da cunta varken biz kendi başımıza hareket ederiz filan diye bir şeye girdiler, başlarına neler geldi, o bakımdan şimdi Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'yle daima sıkı bir koordinasyon içerisinde olması lazım, hükümet yetmez, Meclisin'de olacak!!! Yani Türkiye Büyük Millet Meclis'i Kıbrıs konusunda daima devrede olacak!!! Bakın biz DENKTAŞ'I çağırdık, Meclis'te konuşma yaptırdık, sonra Türkiye Büyük Millet Meclis'i olarak oy birliğiyle karar aldık, DESTEK KARARI ALDIK!!! Daha önce de, 2 veya 3 defa Meclis gene böyle Kıbrıs'la ilgili kararlar almıştır, destek kararları almıştır!!! Şimdi Meclis Devre Dışı!!! Eğer şu sırada bütün bunlar olup biterken Kıbrıs'ta neler olup bittiğinden Türkiye Büyük Millet Meclis'inde kimsenin benim bildiğim haberi bile yok!!! Biraz muhalefete de görev düşüyor!!! Yani muhalefet te çıkacak bu konularda ses çıkaracak, ne yapıyorsunuz siz orda, bizim haberimiz yok diyecek, bize bilgi verin diyecek, gerekirse bir arkadaşını gönderecek Kıbrıs'a!!! Orda konuşacaklar, bir rapor hazırlıyacaklar!!! Bunla ilgili size sunuş yapacaklar!! Yani olmadık yerde(CHP'nin ABD ve Avrupa ziyaretlerinden bahsediyor bence) gönderiyoruz insanları da Kıbrıs'a niye göndermiyelim? Yani bu işler böyle oluyor!!! Yani muhalefetin de biraz bu ve benzeri konularda, yanlız CHP'nin değil tabi MHP'nin de daha fazla ses çıkartması lazım biraz sahip çıkması lazım. Yani orda şimdiye kadar Türkiye'nin sağladığı kazanımları muhalefetinde sahip çıkması lazım!!!

VİDEO:

Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Ergenekon Davası, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Asil Türk Milleti

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir