Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Atatürk ve İttihatçı Yeraltı Örgütleri

Burada Birinci Dünya Savaşı, Büyük Atamız Atatürk ve Kurtuluş Savaşımızın Başlangıcı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Atatürk ve İttihatçı Yeraltı Örgütleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Oca 2013, 00:42

Atatürk ve İttihatçı Yeraltı Örgütleri

Bilindiği gibi Atatürk de eski bir İttihatçıdır. 1905 yılında Suriye’de kurduğu Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kapatarak Selanik’te İttihat Terakki’ye katılmıştır.

Atatürk, 1909 yılındaki İttihat Terakki Kongresi’nde orduyla siyasetin birbirinden ayrılmasını savunmuş ve İttihatçılarla yollarını ayırmıştır.

Atatürk, İttihatçıların “yeraltı örgütlenmelerini” de çok iyi bilmektedir. Bu örgütlerin “gerilla” savaşından da haberdardır. Özellikle Trablusgarp’ta İtalyanlara karşı 1909’da ve 1911’de gerilla metotlarıyla mücadele etmiştir. Trablusgarp Savaşı başladığında İttihatçı usullerle “Şerif” takma adını kullanarak, gazeteci kılığında İngilizleri atlatarak Mısır üzerinden Trablusgarp’a geçen Mustafa Kemal Atatürk, Arap aşiretlerini örgütleyerek İtalyanlara karşı Derne ve Tobruk cephelerinde “gerilla savaşı” yapmıştır.

Evet, Atatürk İttihat ve Terakki’den ayrıldıktan sonra özellikle Enver Paşa’yla olan sürtüşmeleri sonrasında zaman içinde İttihatçılardan iyice uzaklaşmıştır. Ancak, I. Dünya Savaşı sonrasında Enver, Talat ve Cemal üçlüsünün ülkeden ayrılmaları üzerine Atatürk, İsmail Canbulat ve Fethi Okyar gibi bazı arkadaşlarıyla birlikte, geride kalan İttihatçılarla temas kurmuştur.

Örneğin, Fethi (Okyar) Bey’in anılarına göre Atatürk, 1918 Aralık ayında, eski İttihatçıların İsmail (Canbulat) Bey’in evinde üç gece üst üste yaptığı gizli toplantıya katılmıştır.

Bu gizli toplantılarda, hükümet değişikliği yaparak Ahmet İzzet Paşa’yı yeniden sadrazamlığa getirmek, padişaha durumu anlatarak onu yönlendirmek ve gerekirse ihtilalci yöntemlerle başvurmak, biçiminde kararlar alınmıştır. Hatta bir gece Atatürk’ün liderliğinde Ay Yıldız Cemiyeti adlı gizli bir örgüt kurulmuştur. Örgütün amacı bir ihtilalle, Tevfik Paşa Hükümeti’nin düşürüp yeniden Ahmet İzzet Paşa Hükümeti’ni kurmaktır.

Atatürk’ün, İstanbul’da Şişli’deki evinde yapılan gizli toplantılara katılan önemli eski İttihatçılar da vardır. Karakol Cemiyeti liderlerinden Kara Kemal bu İttihatçılardan biridir.

Atatürk, ışıkları sabaha kadar hiç sönmeyen Şişli’deki evinde Anadolu direnişine katkı sağlayabileceğini düşündüğü herkesle görüş alışverişinde bulunmuştur. Örneğin, arkadaşları Ali Fuat Paşa, Rauf Bey, İsmet Paşa, Fethi Okyar, Kâzım Karabekir Paşa... Hükümetten Mehmet Ali Bey, Genelkurmaydan Avni Paşa...

Atatürk, özellikle Enver, Cemal ve Talat üçlüsünün olmadığı bir ortamda bilhassa “vatansever” ve “örgütçü” İttihatçıları kontrol altına alabileceğini düşünmüştür. Anadolu’da başlayacak bir “direniş hareketinin” bir şekilde İstanbul’dan desteklenmesi gerektiğini düşünen Atatürk, bu işi en iyi eski İttihatçıların yapacağını bildiğinden Kara Kemal ve Kara Vasıf’la görüşmüş ve İstanbul’daki İttihatçı gizli örgütlerden Kurtuluş Savaşı’na destek olma sözü almıştır.

Ancak Atatürk’ün işgal İstanbul’unda eski İttihatçılarla kurduğu ilişkiden yola çıkan bazı tarihçiler, Atatürk’ün bu eski İttihatçılar tarafından mücadeleye sokulduğunu iddia etmişlerdir. Örneğin, Eric Jan Zürcher, Şeref Çavuşoğlu’na dayanarak, Kurtuluş Savaşı’nı Karakol Cemiyeti’nin örgütlediğini ve Mustafa Kemal’i de hareketin liderliğine getirdiğini ileri sürmüştür. Bu tezi ileri sürenlerin amacı, Kurtuluş Savaşı’nı İttihatçıların başlattığını ve Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’na sonradan İttihatçılarca “itildiğini” ifade etmektir.

Yobazların ve İkinci cumhuriyetçilerin sıkıca sarıldıkları bu tezin içinin ne kadar boş olduğunu anlamak için kısa bir bilgilendirme yapalım:

1. Atatürk, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sadece iki gün sonra 1 Kasım 1918’de Adana’dan Ahmet izzet Paşa’ya gönderdiği raporda “İngilizlere ateşle karşılık vermekten”, dolayısıyla silahlı direnişten söz etmiştir. Atatürk’ten önce başka birinin “silahlı direnişten” söz ettiğine ilişkin elimizde hiçbir belge yoktur.

2. Atatürk, Adana’da 4 Kasım 1918’de görüştüğü silah arkadaşı Ali Fuat Paşa’ya iç ve güney bölgelerinde ilk direniş yuvalarını kurmasını söylemiştir. Ali Fuat Paşa, bu doğrultuda çalışarak Klikya bölgesinde “ilk direniş yuvalarını” kurmuştur.

3. 1918’de Katma İstasyonu’nda Ali Cenani Bey’e ve İzmit’te Süreyya Yiğit’e Anadolu direnişinden söz etmiştir.

4. Atatürk, 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Komutanı olduktan sonra ordunun elindeki silahlan halka dağıtmış ve güvenli yerlere saklatmıştır.

5. 13 Kasım 1918’de İstanbul’a gelir gelmez Karakol Cemiyeti’nin Menzil Teşkilatı Komutam Yenibahçeli Şükrü Bey’le iki kez görüşerek ondan Gebze-Kocaeli yolunu kontrol etmesini istemiştir.

6. Atatürk, yine İstanbul’da bulunduğu sırada Yaveri Cevat Ababas Bey aracılığıyla Yahya Kaptan’la temas kurarak bir müfreze oluşturup Gebze-Kocaeli yoluna göz kulak olmasını istemiştir. Atatürk Nutuk’ta bu konuya şöyle değinmiştir: “Bizim bilhassa İstanbul’a yakın olan İzmit mıntıkasında uygulanmasını düşündüğümüz tedbir, orada silahlı milli müfrezeler oluşturmak ve o bölgede güvenilir kumandan ve zabitlerimizin bu milli müfrezelere yardım ve desteği ile hain çeteleri takip ederek zararlarını ve varlıklarını ortadan kaldırmaktı. İşte bu amaçla kurduğumuz milli müfrezelerin en önemlisi ve en kuvvetlisi bu Yahya Kaptan adıyla tanınan bir fedakâr vatanseverin müfrezesi idi. ”

7. Atatürk’ün gizlice görüşüp anlaştığı bir diğer gizli örgütçü de Mim Mim Grubu lideri, Topkapılı Cambaz Mehmet’tir. Atatürk, işgal İstanbul’unda Topkapılı Cambaz Mehmet’le iki kez gizlice görüşmüş ve ona çok önemli bazı görevler vermiştir. Topkapılı Cambaz Mehmet’in kontrolündeki Mim Mim Grubu da Kurtuluş Savaşı sırasında çok önemli hizmetlerde bulunmuştur: İstanbul’da kaldığı altı ay boyunca Atatürk’ü korumuş, İngiliz yanlısı Sadrazam Damat Ferit’i gizlice izleyerek faaliyetlerini Atatürk’e rapor etmiş, İstanbul’daki zararlı cemiyetlerin ve İngiliz istihbaratının içine sızarak ele geçirdiği belge ve bilgileri Atatürk’e ulaştırmış, İstanbul’da düşman kontrolü altındaki cephaneliklere yaptığı baskınlarda ele geçirdiği silah ve cephaneyi gizli yollarla Anadolu’ya Atatürk’e göndermiştir.

Görüldüğü gibi Atatürk, herkesten önce, daha Adana’dayken direniş planları yapmış ve Samsun’a çıkmadan çok önce İstanbul’da bulunduğu sürede (6 ay) bütün önemli İttihatçı yeraltı örgütleriyle ve liderleriyle temas kurmuş ve özellikle İstanbul’dan Anadolu’ya haber, silah, cephane ve adam kaçırılması işinde Karakol Cemiyeti ve Mim Mim Grubu gibi gizli örgütlerden yararlanmanın yollarını aramıştır. Atatürk, Karakol Cemiyeti’nden Yenibahçeli Şükrü Bey’e ve Yahya Kaptan’a ve Mim Mim Grubu’ndan Topkapılı Cambaz Mehmet’e Kurtuluş Savaşı öncesinde “gizli görevler” vermiştir. Bu vatanseverler de Atatürk’ten aldıkları emirler doğrultusunda hemen çalışmaya başlayarak Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması için ellerinden gelen her şeyi yapmışlardır.

Durum bu kadar açıkken kalkıp da “Atatürk’ü Kurutuluş Savaşı’na İttihatçıların soktuğunu” iddia etmek kara cahilliktir.

Kurtuluş Savaşı’nın başlarında İttihatçılar ve Atatürk, “gizli anlaşmaları” çerçevesinde birlikte hareket etmişlerdir. Ancak zaman içinde Atatürk’le, özellikle Karakol Cemiyeti’nin arası açılmıştır.

Karakol Cemiyeti, Milli Hareketi İttihatçı bir hareket görünümüne sokup kontrol altına almak istemiştir. Ahmet Hamdi Başar, bu gerçeği şöyle ifade etmiştir: “Kara Kemal’in amacı Anadolu’da Mustafa Kemal’in önderliğindeki Milli Mücadele Hareketi’ni bir İttihatçı hareket haline sokarak etkisi altına almaktı. Bu hedefte, başta eski Maliye Nazın Cavit Bey olmak üzere birçok İttihatçı kodamanlar birleşmişlerdi. ” Karakol Cemiyeti’nin Milli Hareketi kontrol etmeye yönelik çalışmalarını fark eden Atatürk, 9 Ağustos 1919’da bütün kuruluşlara gönderdiği bir genelgeyle “cemiyetle bir ilişkisinin olmadığını” belirtmiştir. Atatürk, ayrıca Sivas Kongresi sonrasında Karakol Cemiyeti liderleriyle görüşerek Milli Hareketi İttihatçı bir hareket gibi göstermenin yanlışlığına işaret etmiş ve cemiyetin bu tür çalışmalarına son vermesini istemiştir.

Bütün bu anlaşmazlıklara ve çekişmelere rağmen Atatürk, belli bir döneme kadar Karakol Cemiyeti’nin geniş istihbarat ağından ve İstanbul’daki etkinliğinden yararlanmıştır.

Karakol Cemiyeti’yle yollar ayrılınca Atatürk, Mim Mim Grubu’na önem vermiştir. Mim Mim Grubu da Atatürk’ü mahcup etmemiş, Kurtuluş Savaşı’nın başından sonuna kadar fedakârca Kurtuluş Savaşı’na destek olmuştur.

Atatürk’ün, İttihatçılarla ve Karakol Cemiyeti’yle yollarının ayrılmasının nedeni, Kara Vasıf ve Kara Kemal gibi İttihatçıların ısrarla “fırkacılık” yapmalarıdır. Atatürk ise toplumsal birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyulan o günlerde ısrarla, Milli Hareketin bütün fırkaların üstünde bir halk hareketi olduğunu belirtmeye özen göstermiştir.

1919’un başlarında hem Türk halkında hem de işgalcilerde büyük bir İttihatçı düşmanlığı vardır. İttihatçıların büyük bir bölümü 1918-19 yıllarında İngilizlerin isteğiyle tutuklanarak Malta’ya sürgün edilmiştir. Halkın nefret ettiği İttihatçıların halka birebir temas kurup direniş için halkı örgütlemeleri imkânsızdır. 1919 koşullarında Anadolu bozkırında İttihatçıların peşinden gidecek tek bir kişi bile bulmak çok zordur. Bu nedenle Atatürk düşmanları ve Kurtuluş Savaşı karşıtları “Milli Hareketin İttihatçı bir hareket olduğu” propagandasını yaymışlardır. Atatürk de bu tür propagandaları etkisizleştirmek için Sivas Kongresi sırasında, bu kongrenin ve katılımcılarının İttihatçılıkla herhangi bir ilgisinin olmadığını belirtmiştir. Kurtuluş Savaşı’nın geleceği açısından bu durum çok önemlidir.

Özetle, Milli Hareketin sonuna kadar Atatürk’ün İttihatçılarla birlikte yola devam etmesi iki nedenle imkânsızdır. 1. Kara Kemal ve Kara Vasıf gibi “ihtiraslı” İttihatçıların Milli Hareketin önderliğini ele geçirmeye çalışmaları...2. Milli Hareketin “İttihatçı” bir görünüm kazanmasının bu harekete büyük zarar verecek olması...

Karakol Cemiyeti, Mim Mim Grubu gibi gizli İttihatçı örgütlerin Kurtuluş Savaşı’nın başlamasında ve yürütülmesinde önemli katkılarının olduğu doğrudur, ancak “Kurtuluş Savaşı’nı İttihatçı Enver Paşa’nın başlattığı” kocaman bir “Cumhuriyet tarihi yalanı”dır.

Kaynakça
Kitap: CUMHURİYET TARİHİ YALANLARI, Yoksa siz de mi kandırıldınız?...
Yazar: SİNAN MEYDAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Birinci Dünya Savaşı, Büyük Atamız Atatürk ve Kurtuluş Savaşımızın Başlangıcı Hakkında Gerçekler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir