Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Atatürk’ün Adana’daki Direniş Toplantıları

Burada Birinci Dünya Savaşı, Büyük Atamız Atatürk ve Kurtuluş Savaşımızın Başlangıcı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Atatürk’ün Adana’daki Direniş Toplantıları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Oca 2013, 00:32

Atatürk’ün Adana’daki Direniş Toplantıları

Atatürk, 1918 Kasımının başlarında sadece askerlere değil sivillere de direniş düşüncesini aşılamaya çalışmıştır. Atatürk, Adana’ya geldiği günden beri halkla çok yakın ilişkide bulunmuş ve ufuktaki tehlike konusunda halkı uyarmaya ve uyandırmaya çalışmıştır. Bu çerçevede Adanalı aydınlarla ve Adana çevresinden, Adana sancaklarından gelen temsilcilerle görüş alışverişinde bulunmuştur. Atatürk’ün Adana’da “Anadolu direnişi” konusunda görüş alışverişinde bulunduğu bazı aydınlar-ileri gelenler şunlardır: Ramazanoğlu Suphi Paşa, Ramazanoğlu Kadri, Nalbantzade Ahmet Efendi, İbrahim Rasıh, Ramazanoğlu Hoca Mücteba, Bağdadizade Kadri Efendi, Gergerli Ali Efendi, Mısırlızade Avukat Ahmet Efendi, Dıblanzade Fuat.

Bu görüşmelerde, doğrudan düşman tarafından yapılacak saldırılara karşı şehrin nasıl savunulacağı konuşulmuştur. Görüşmeler sonrasında Atatürk’ün isteği doğrultusunda Torosların Gülek Boğazı bölümüne ve Misis’e istihkâmlar yaptırılmıştır.

Atatürk Adana’da kaldığı on gün içinde akıl almaz bir tempoda hareket ederek gizli-açık çok sayıda toplantı yapmıştır. Adanalı aydınlarla ve ileri gelenlerle yaptığı toplantılar dışında, bir kısım halkla “Tırpanilerin Evi” olarak bilinen Kırmızı Konak’ta görüşmeler yapmıştır.

Atatürk, burada bir hafta boyunca yaptığı görüşmeler sonrasında “direniş” düşüncesini benimseyen kişileri 8 Kasım 1918’de Şakir Paşa’daki Aliye Hanım’ın (Yerdelen) evinde toplantıya çağırmıştır. Atatürk’ün yöre eşrafıyla yaptığı bu toplantı Kurtuluş Savaşı’nın ilk somut adımlarından biridir. Süleyman Hatipoğlu’nun dediği gibi “Mustafa Kemal Milli Mücadele’yi fikren bu binada kararlaştırmıştır. ”

Aliye Hanım’ın evinde yapılan bu toplantıya katılanlar şunlardır: Fırka Komutanı Nihat (Anılmış) Paşa (Daha sonra 2. Ordu Komutanı), Ceyhan Askeri Fırka Komutanı Remzi Bey, Levazım Fırka Reisi Avni (Doğan), Askeri İmalathaneler Müdürü Ahmet Remzi, Nalbantzade Ahmet, Ramazanoğlu Kadri, İsmail Safa (Özler), Mücavirzade Mustafa Efendi, Merkez Komutanı Hulusi (Akdağ) ve diğer bazı kişiler...

Atatürk, bu kişilerle Adana’nın ve ülkenin içinde bulunduğu son durumu görüşmüş ve 10 Kasım’da Adana’dan ayrılacağını belirterek, düşman gelince ne yapacaklarını sormuştur.

Atatürk, ülkenin durumunu iyi görmediğini, İtilaf Devletleri’yle yapılan mütareke hükümlerine bu devletlerin uymayacaklarını, daha ağır şartlar altında ülkeyi ezeceklerini, bu nedenle büyük felakete maruz kalan yerlerden birisinin de Adana olacağını ve Adana’nın büyük zayiata uğrayacağını söylemiştir.

Olacakları olanca açıklığıyla Adanalılara önceden söyleyen Atatürk, bu felaketten kurtulmak için yapılması gerenleri de şöyle sıralamıştır:

“Şimdiden işgal kuvvetlerine karşı koymak ve hazırlıkta bulunmak için bir teşkilat kurun, uygun yerlere siperler kazın, gereken silah ve malzemeyi ben temin edeceğim... ”
Görüldüğü gibi Atatürk Samsun’a çıkmadan çok önce, 8 Kasım 1918’de Anadolu direnişini Adana’da örgütlemeye başlamıştır. “Bu toplantı esnasında Mustafa Kemal’in kafasında vatanın nasıl kurtarılacağına dair bir strateji oluşmuş ve bu stratejiyi halkla konuşarak daha da geliştirmiştir:”

Bu toplantıda Ahmet Remzi Bey, “Paşa! Biz bu topraklarda doğduk. Bu topraklarda ölmesini de biliriz. Nihat Paşa’ya emir ver, bize silah bıraksın” demiş, Mücavirzade Mustafa Efendi ise, “Paşam, öldürmeden ölmeyeceğiz” demiştir.

Atatürk’ün Anadolu direnişinin gerekliliğinden söz ettiği, düşman işgaline karşı yapılacakları sıraladığı o toplantıya katılan varlıklı kişiler de bütün maddi ve manevi güçlerini fedaya hazır olduklarını belirterek sonuna kadar direneceklerini söylemişlerdir. Bunun üzerine elinde gümüş kırbacı ve ayağında portakal rengi çizmeleriyle Atatürk, salonda iki sıra halinde dizilmiş oturan grubun arasında, düşünceli, ama kararlı bir yüz ifadesiyle gidip gelirken şunları söylemiştir:

“Evet, evet... Bu topraklarda düşman çizmesi gezemeyecek ve bu millet esir olmayacak'.”

Toplantıya katılanların umutsuz olmamaları ve düşmanla mücadele etmeye kararlı görünmeleri Atatürk’ü çok sevindirmiştir. Ancak, o gün o toplantıdaki kararlılık ve cesaret sonraki günlerde pek fazla etkisini göstermemiştir. Bu durumu Abdülgani Girici şöyle açıklamaktadır:

“Ne var ki, o zamanki zihniyeti ve harbin meydana getirdiği dört yıllık ıstırap memleketi bitkin bir hale getirdiğinden kimsede bu sözü dinleyecek hal kalmamıştı. Canından bezmiş bu topluluğu harekete geçirmek kolay olmayacaktı. Mustafa Kemal’in tavsiyesine rağmen pek hareket gözükmedi...”

Resim
Adana Kırmızı Konak: Tırpanilerin Evi olarak da bilinen bu konakta Atatürk yöre eşrafıyla bir toplantı yapmıştır.

Resim
Adana Şakirpaşa’da Aliye Hanım’ın Evi: Atatürk bu evde 8 Kasım 1918’de yöre eşrafıyla bir toplantı yaparak Milli Mücadele’yi fikren bu binada kararlaştırmıştır.

Ancak, yokluk, yoksulluk ve psikolojik nedenlerden dolayı ilk zamanlarda sessiz kalan bölge halkı, özellikle Fransız işgallerinden sonra, Atatürk’ün tavsiyeleri doğrultusunda, yine Atatürk’ün dağıttığı silahlarla direnişe geçerek düşmanı etkisiz hale getirmeyi başarmıştır.

Görüldüğü gibi Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nı İstanbul Şişli’ deki o meşhur evden önce, Adana’daki Kırmızı Konak’ta ve Aliye Hanım’ın Evi’nde planlamış ve örgütlemeye başlamıştır.

Atatürk, her fırsatta halka “direniş” düşüncesini aşılamaya çalışmış ve direniş için gerekecek silahları kendisinin ayarlayacağını belirtmiştir. Örneğin, 1918’in sonlarında İstanbul’dan Antep’e giden Ali Cenani Bey’e, “Siz direnişe geçin silahları ben ayarlayacağım!” demiştir.

Kaynakça
Kitap: CUMHURİYET TARİHİ YALANLARI, Yoksa siz de mi kandırıldınız?...
Yazar: SİNAN MEYDAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Atatürk’ün Adana’daki Direniş Toplantıları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Oca 2013, 00:34

Ali Cenani Bey’le Görüşme

Katma İstasyonu’nda Atatürk’le karşılaşan Ali Cenani Bey, Antep’in düşman tarafından yağma edildiğini, Türk ordusunun Adana’ya çekilmesiyle halkın büsbütün düşman elinde kalacağını, bu nedenle Antep’teki ailesini daha güvenli bir yere götürmeyi düşündüğünü söylemiştir. Bunun üzerine Atatürk, “Şehrinizde hiç mi adam kalmadı?” diye sormuş ve “Kendinizi savunmanın bir çaresine bakın!” diye de eklemiştir. Ali Cenani Bey hayretle, “İyi ama, nasıl neyle?” diye sorunca, Atatürk, Cenani Bey’in gözlerinin içine bakarak, ”Teşkilat yapın, kendinizi savunun, ben istediğiniz silahı veririm!” demiştir.

Atatürk’ün isteğiyle ve yönlendirmesiyle harekete geçen yurtseverler, özellikle Güney Anadolu’da çok önemli hazırlıklar yapmış ve Fransızlar bölgeyi işgal ettiklerinde hemen direnişe geçmişlerdir.

Süreyya Yiğit’e Söyledikleri

Yıldırım Orduları’nın kaldırılmasından sonra Adana’dan İstanbul’a dönen Atatürk, İzmit’ten geçerken, Mutasarrıf Süreyya İbrahim Yiğit’e rastlamıştır. Sohbet sırasında Atatürk, “İlk fırsatta Anadolu’da bir görev isteyeceğini” söyleyerek, Süreyya Yiğit’ten İzmit’te, “Anadolu’nun kapısı olacak biçimde bir örgüt kurmasını” istemiştir.

Prof. Şerafettin Turan, Atatürk’ün, Süreyya Yiğit’e söylediklerinin, “(Atatürk’ün) ilk fırsatta ulusal bir direnişi gerekli gördüğünü yansıtmaktadır” diye yorumlamıştır.

İşte bütün bu hazırlıklar nedeniyledir ki, Prof. Dr. Stanford Shaw, “Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye” adlı kitabında “İşgalin ilk günlerinde Mustafa Kemal Kilikya’dayken direniş başlatmıştı” diyerek Türk Kurtuluş Savaşı’nın Kasım 1918’de Adana’da Atatürk tarafından başlatıldığını ileri sürmüştür.

Ancak nedendir bilinmez, bir yabancı tarihçinin gördüğü bu gerçeği yerli tarihçilerin birçoğu görememiştir. Ne diyelim Allah gönül açıklığı versin!

Stanford Shaw’u, Atatürk’ün yaveri Cevat Abbas Gürer de doğrulamaktadır. Cevat Abbas, anılarında Atatürk’ün kafasında “Anadolu’da bir direniş başlatma düşüncesinin” Halep’te (1917) ortaya çıktığını, Adana’da ve İstanbul’da (1918) biçimlendiğini belirtmiştir:

“Atatürk’ün Türk milletinin istiklali için beslediği düşünceler çok eski idi. Hatta Harp Akademisi’nin sıralarında başlamıştır. Fakat onun Türkiye’yi yeni varlığı ile istiklaline kavuşturması için fiili mücadeleye girişmesi önce Halep’te başlamış, Adana’da İstanbul’da devam etmiş, Samsun’da, Amasya’da tatbikata başlamış, Lozan Konferansı’nda hakikat sahasına ulaşmıştır.”

“Kurtuluş Savaşı’nın başlamasında Atatürk’ün herhangi bir etkisi yoktur” diyerek nutuk atanların bu gerçeklerden habersiz olduklarını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz; çünkü onlar, bütün bunları bilerek yalan söylemektedirler.

Cumhuriyet tarihi yalancılarının sıkışınca sıkça başvurdukları yalanlardan biri de Kuvayı Milliye hareketiyle ilgilidir: “Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı’nın başlamasında herhangi bir katkısının olmadığını” kanıtlamak için, Atatürk’ün Samsun’a çıkmasından çok önce Kuvayı Milliye hareketinin başladığını belirtirler; ama ne hikmetse Atatürk’ün de yola bir Kuvayı Milliyeci olarak çıktığını unuturlar! Dahası, Atatürk’ün Kuvayı Milliye’nin kurulmasında ve korunmasında çok büyük bir rolünün olduğunu ya bilmezler ya da bilir de bilmemezlikten gelirler!

Gelin şimdi de Kuvayı Milliye ve Atatürk ilişkisini inceleyelim.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Birinci Dünya Savaşı, Büyük Atamız Atatürk ve Kurtuluş Savaşımızın Başlangıcı Hakkında Gerçekler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir