Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

MHP'nin Adana'daki Faaliyetleri

Burada Ali Yurtaslan'ın İtirafları hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

MHP'nin Adana'daki Faaliyetleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Nis 2011, 22:59

MHP'NİN ADANA'DAKİ FAALİYETLERİ

Adana'daki Cinayetlerin Ardındaki İsimler


Adana'daki cinayet ve kahve taraması olayları 1978 Haziranından sonra birden bire arttı. Bunun sebebi MHP'nin cinayetlerine muhalefet eden Adana sorumlularının değiştirilmesiydi. Bunların içinde Cevat Yurdakul cinayetinde ortaya sürülen Av. Adem Eroğlu da vardı.

Taramalardan önce Osman Balcı Adana'ya gönderilmişti. Ben kendisini 1978 Haziranında Ankara Cezaevinden çıktığı zaman tanımıştım. Osman Balcı Adana Ziraat Fakültesinde okuyordu ve halen o bölgede MHP'nin en kuvvetli adamı durumundadır. Balcı, önce MHP Gençlik Kollarında resmi yöneticiydi, daha sonra istifa etti, başkanlığı illegal olarak yürütüyor. Kendisinin Adana MHP Gençlik Kollarında odası vardı. Gençlik Kollarıyla ÜGD Yönetim Kurulu üyeleri için "Bunlar çocuktur. Bir şeyden anlamazlar. Burada oturup, particilik, dernekçilik oynarlar. İşleri de bizler idare ediyoruz" diyordu.
1978 Haziranında ÜGD Başkanlığına da Recai atandı. Çok sadist bir adamdır. Galip de Adana ÜGD İkinci Başkanı oldu. O da çok gaddardır. Aynı sırada Tarsus'a da MHP Gençlik Kolları Başkanı olarak Mahmut Tat getirildi. Bu kadronun işe başlamasıyla birlikte cinayetler hızla arttı. TİT adına cinayetler işlenmeye başlandı. Bu işleri Osman Balcı ve Recai yönetti. Cevat Yurdakul Adana'ya gelene kadar kimse olan bitene müdahale etmedi.

Adana Yöneticileri ve Kaçaklar

1978 Haziran ayında Adana'ya gittim. Orada beni Osman Balcı ve Recai karşıladı. Daha sonra ağustosta Adana'ya tekrar gittim. Orada onlarla samimiyeti ilerlettim. Başkanlık odasında oturuyordum. Benimle beraber gelen Yaşar Yaralı onlara Mikdat Şimşek geldi mi?" diye sordu. "Geldi" dediler. Mikdat Şimşek orada kahve taradı ve sonra yakalandı.

Polise kahve taramaya ÜGD Genel Merkezinden Mahir Damatlar tarafından gönderildiğini söylüyor.
Osman Balcı'yla kaçaklar üzerine konuşurken. Balcı kaçakları çiftliklerde sakladığını söyledi. Bunlar arasında Ferhat Tüysüz, Ali Bülent Orkan ve Erol Türkmen'in olduğunu söyledi. "Bunlar çok iş görüyorlar. Hem çiftlikte çalışıyorlar, hem de işimize yarıyorlar" dedi. "Epeyce işimizi hallettiler, Allah razı olsun" dedi.
Ferhat Tüysüz yakalanınca Balcı'nın adını veriyor." MHP Gençlik Kolları Başkanı" diyor, aynı şekilde ifadeyi başka yakalanan şahıslar da veriyor. Oysa Balcı daha önce bütün kanuni sorumluluklardan kurtulmak için istifa etmişti. Böylece durumu kurtarıyor. Ferhat Tüysüz' ün ifadesiyle ilgili polis Osman Balcı'yı arayıp sormadı bile. Sonra kendisi gidip teslim oldu ve serbest bıraktılar.

Cevat Yurdakul'un Öldürülmesi

Cevat Yurdakul ben hapisteyken öldürüldü. Yurdakul'u öldürmekten sanık olarak aranmakta olan şahısların hepsi de sıkıyönetim olduğu için illegal faaliyet gösteren ÜGD Yönetim Kurulu üyeleridir. Bu şahısların hiç biri yakalanmadı. Yakalansalar bu olayın arkasında Osman Balcı, Recai ve Galip olduğu ortaya çıkar.
Bu konuyla ilgili olarak Adana'da karşılaştığım Osman Balcı bana şunları söylemişti: "Cevat Yurdakul'u bizim arkadaşlar öldürdü. Bu şahıs MHP'ye çok zarar vermişti. Birçok arkadaşımızı cezaevine attı. Neredeyse Adana'da MHP'yi çökertecekti. Bu yüzden öldürüldü."

15 Cinayet Silahı

1980 yılının Mayıs ayı sonunda Adana'ya gittiğimde Osman Balcı ve oradaki ileri gelenlerden Veysel bana elden çıkarmak istedikleri kirlenmiş silahlardan söz ettiler. Osman'la Veysel "elimizdeki tüm silahlar kirlendi. Ufak tefek suçu olan silahları yine semtlere veriyoruz. Ama çinayet silahlarını mecburen çıkartamıyoruz. On beş civarında cinayet silahı var. Bu en azından 600 bin lira demektir. Senin eğer Niğde bölgesindeki köylere silah satan tanıdığın varsa, bunları onlara ucuz pahalı satalım. Köylerde bu işler piyasaya çıkmaz. Bunların yerine de hiç olmazsa 10-12 tane yeni silah alırız. Bu işi yapabilir misin?" diye teklifte bulundular. Ben de "Kusura bakmayın hiç tanıdığım yok, olsa yaparım" diye konuyu kapattım.

Adana Cezaevinden Adam Kaçırma

1980 yılı Mayıs sonunda Adana'ya gittiğimde Osman Balcı bana şu anda MHP'nin Adana'daki faaliyetini yürütenlerin 4 kişi olduğunu söyledi. Bunlar: Kendisi, Battal Aslan (MHP Adana Merkez İlçe Sekreteri), Veysel ve Yavuzlar Mahallesi eski Muhtarı Sezai'dir.
Bu gidişimde eski Adana MHP il binası olan ve şu anda gençlik kolları binası olarak kullanılan binada oturuyordum. Yanıma Yavuzlar Mahallesinin Başkanı olduğunu söyleyen Veysel buranın eski muhtarı Sezai ve Battal Aslan geldiler. Bu sırada yanımıza Yavuzlar Mahallesinde oturan Arzu isimli bir kadın geldi. Arzu Adana'da herkesin tanıdığı ve sevdiği bir kadındır. Yurttaş fabrikasında çalışır. Kocası da aynı fabrikada çalışmaktadır. Arzu, Yavuzlar Mahallesine devamlı silah ve mermi götüren kadınmış.

Bu kadın Partide bize cezaevinde Yunuslarla o gün bir görüşme yaptığını, cezaevinden kaçmaya hazırlandıklarını, fakat paraya ihtiyaçları olduğunu anlattı. Biz "ikisi, kaçacaklarını" sorduk. "Bilmiyorum, askerler kendilerine yardımcı olacaklarmış" dedi. Büyük çapta bir kaçış hazırlanmakta olduğunu söyledi. Her gece iki üç kişinin birden kaçacağını ifade etti. Cezaevinde sayım yapılmadığı için bu kaçışlardan kimsenin haberi olmayacağını da belirtti.

Daha sonra ben, Veysel ve Arzu cezaevine gittik. Arzu'ya "sen bekle biz görüşelim" dedik Veysel, Yunus'u çağırdı. Yunus "İbrahim Songür askerleri kafakola aldı. Ülkücü olmayan askerlere de para verecek" dedi. Ben İbrahim'i çağırdım. O benim çağırdığımı duyunca gelmedi. Benim için "o ise, bu iş yatar" demiş. Ben İbrahim Songür'ü eskiden beri tanırdım. Daha evvel partinin parasını yediği ve güvenilmez biri olduğu için ilişkiyi kesmiştik. Onun için ben Adana'dakilere "bu adamı araştıralım, parayı öyle verelim" dedim. Songür'ün Adana Cezaevinden daha evvel de adam kaçırdığını duymuştum. Bunu Adana MHP teşkilatında anlatmışlardı. Songür ülkücü askerleri para karşılığında satın alarak gece cezaevinin damından sarkıtılan bir iple tutukluların kaçmalarını sağlamış. Yine mahkemece verilmiş tahliye kararı gibi düzenlenmiş sahte evraklar hazırladığını ve bunları askerlere verdiğini, böylece ülkücülerin cezaevinden kaçmalarını sağladığını duydum.

Benim tanık olduğum son olayda da işleri İbrahim Songür ayarladığı için 50 bin lira Arzu tarafından bu şahsa götürüldü. Paranın içeri nasıl sokulduğunu bilmiyorum.

Cezaevinde konuştuğumuz Yunus'un Yunus İffian olup olmadığım bilmiyorum. Kendisi cinayetten yatıyormuş. Konuşmamız sırasında Yunus, kaçacakların genellikle cinayetten yargılananlar ve haklarında delil bulunanlar olduğunu söyledi. Biz bu görüşmeden sonra partiye gelerek Osman Balcı, Muhtar Sezai, Battal Aslan'la görüştük. Yunus'un söylediklerini bunlara aktardık. Bunlar "tamam, gereken parayı ayarlarız" dediler. "Bu bizim için sevindirici bir şeydir" dediler. Bu olayı tezgahlayanlar Osman Balcı, eski Muhtar Sezai, Veysel ve Battal Aslan'dır, içeri gönderilen 50 bin lira da kadına benim yanımda verilmiştir.

Kaynakça
Kitap: MHP Merkezindeki Adam: ALİ YURTASLAN'IN İTİRAFI
Yazar: Ali Yurtaslan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ali Yurtaslan'ın İtirafları

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir