Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Sarılar Türkmenleri

Burada Türkmen Aşiretleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Sarılar Türkmenleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 18:57

Sarılar Türkmenleri

Sarı Türkmenleri, bizim tasnifimize nazaran, Kaçar Türkmenlerinin garbındaki havalide bulunan aşiretlerden ibarettir. Bu aşiretlerin unvanları hakkında da bir çok ihtilaflar vardır. Kitabın sonundaki listede zikredilen mahdut aşiret isimlerinden anlaşılacağı üzere, bu ihtilafların heyet-i umumiyyesini bir isimde cem etmek mümkün değildir.

Ancak, bu havalideki ahalinin bu Türklere izafe ettikleri isim, gerek Kaçar ve gerek Farsak aşiretlerinin bu aşiretlere verdikleri isim ile müttehit bulunuyor. Bu isim, (Sarılar) ismidir. Sonra, bu ciheti takviye eden diğer bir delil daha vardır. Bu, bu havalide hakim olacak derecede kuvvetli olan bir büyük aşiretin Sanlar ismiyle yad olunmasıdır. Diğer aşiretler, büyük aşirete mensup olduklarım iddia ediyorlar. Bu malumat, bu havalideki aşiretlerin de (Sanlar) ismi tahtında birleştirilmesini icap ettirir.

Filhakika, bu kadar malumatın kat'i bir tasnife esas olamayacağı tabiidir. Lakin, bu aşiretlerin gerek komşuları olan Farsak, Avşar ve Kaçarlardan ayn olmaları ve gerek ekseriyetinin de Sarılar ismi tahtında meşhur bulunmaları gibi tasnif-i itibari için kafi esasların elde edilmiş olduğunu gösterir.

Bu aşiretlerin muayyen mevki-i coğrafileri hakkında da, atideki hudut-ı coğrafiyyeyi zikredebiliriz:

Bu saha, Diyarbekir'in garbından Halep Vilayeti dahiline doğru uzanan bir hatt-ı münheni ile İskenderun Körfezi'ne kadar temdit edilen Badehu, Halep'in deniz kısmı, Musul'un garbını da ihata eden bir hatla hasıl olan şekil zü-i erbati'l-ad-ladan ibarettir.

Bu aşiretler, şimdiye kadar zikredilen aşiretlerin sonuncusuna müşabih bir hayat geçirmektedirler. Zira, bu mıntıkada da hal-i tabii asayiş değil, muharebedir. Bilhassa, buralarda Kürt ve Arap aşiretleri de oldukça fazladır. Bu vaziyet, bu aşiretlerin de ayn ayn birer reise tabi olmalarını intaç eylemiştir.
Bazı vekayi-i tarihiyye dolayısıyla bu aşiretin tabii teşkilatı hususi bir şekil arz eyler. Faraza, bunların Halep Vilayeti dahilinde olanları, yekdiğerinden ayrı yaşadıkları halde, hepsi de merkezi bir aşirete merbuttur. Bu merkezi aşiret, diğer aşiretler üzerinde bir kuvve-i icraiyyeyi değil ise de, bir kuvve-i muhafazayı haizdir. Hatta, ekseriya bu aşiretlerin kuvve-i teşriiyyesi makamını da işgal eylemektedir. Türkiye hükümeti, memleketin teşkilat-ı mülkiyesinden müteessir olmayan bu aşiretlerle münasebatta bulunmak için, büyük San aşiretine müracaat etmek mecburiyetindedir. Buna aynı zamanda (Türkmen aşireti) namı da verilmektedir. Lakin, bu isim, bu ha valideki Arap, Kürt aşiretlerinden Türkmenleri tefrik için serdediliyor. Bu kısma, bunların bir ism-i mahsusu değildir.

Türkmen aşireti, doğrudan doğruya diğer aşiretlerin ah-val-i dahiliyelerine müdahale hakkı haiz değildir. Ancak, diğer aşiretlerde menafilerine muvafık düştüğü taktirde, bu aşiret reisinin mutalebatım isaf ederler. Aksi halde hiçbir suretle mümaşat göstermezler. Lakin meselelerin şekl-i zahirisi, bu suretle cereyan etmemektedir. Aşiret reisi, daima bütün aşiretlerin salahiyetini haiz bir reis sıfatıyla meydana çıkmaktadır. Bunun esbabı, pek sarihtir. Çünkü, bu aşiret reisinin diğer aşiretlerle doğrudan doğruya bir münasebeti vardır ve bu münasebeti, bir aşiret sıfatıyla icra etmektedir. Halbuki hükümet, böyle bir sıfatla münasebette bulunamaz. Buna binaen aşiret ruhu hükümet ruhuna takaddüm eyler. Sonra hükümet ile bu aşiret arasındaki bir rekabet mücadelesinde de hükümetin mağlub olacağı pek tabii addolunmalıdır.

Ancak, buralarda müsellah mukavemetlerin modası geçmiştir:

Zikrettiğimiz rekabet, silahlı kavgalara mübteni olmayacak hadisata ait olabilir. Diğer ahvalde, Türkmen aşiret beyinin nüfusu varit olamaz. Zaten kendisi de böyle bir mukavemete başlamak taraftarı değildir. Zira halihazırdaki aşiretler, harbculuk seciyesinin mevcudiyetine rağmen, askerlikçe sukut etmişlerdir. Zira bulundukları mevkilerde tasallut suretiyle harekat-ı serkeşaneye cüret edemezler. İster istemez Türkiye'nin hükumet-i hukukunu tanımışlardır. Sonra bunlara karşı kat'i bir tecavüz hareketi de vaki değildir. Buralarda hal-i tabii addedilen harb, herhalde kurun-ı vustadaki mücadelat-ı serbestane şeklindedir. Binaenaleyh ancak, eşkıyalık suretiyle yekdiğerinin aleyhine tecavüzlerde bulunabilmektedirler. Bunun ise, eski cengaverlik ruhuyla bir alakası yoktur. Buna binaen hükümete karşı müsellahan mukavemet mevzuubahis değildir.

Türkiye hükümeti, diğer küçük aşiretlerin de bazılarıyla münasebatta bulunmak ihtiyacını hissetmiştir. Lakin bu aşiretler, bu münasebata o kadar taraftar değillerdir. Ancak, vergi mesailinde hükümet ile münasebette bulunmaktadırlar. Bu da onların arzuları dahilinde değil, belki hükümetin tazyiki neticesidir.
Bu malumat, bu Türkmen aşiretlerinin hayat-ı hususiyelerinde iki mühim şeklin mevcudiyetini gösteriyor.

Bunların birincisi:

Türkmen aşireti heyetidir. Bu heyet, aşiret ruhunun kısmen zihayat bir şeklini iare eder. Buna binaen, burada aşiretin eski hayatı hal-i tabiisindedir ve muhitine nazaran bir temessüle tabi değildir.

İkincisi:

Müteferrik aşiretlerin hususi hayatlarındaki muhafazakarlıktır. Bu aşiretler, devlet ile münasebata ehemmiyet vermezler. Hatta, bunu hakir bile görürler. Buna binaen, bunlarda eski aşiret ruhunu tamamıyla muhafaza ediyorlar, demektir. O halde bu kısım Türkmen aşiretlerinin de diğer dört şube ile aynı ruhiyeti haiz oldukları ve heyet-i umumiyesinin içtimai hayatı aynı bahislerde tetkik olunabileceği tahakkuk ediyor demektir.

Yalnız, bunların da kesafet-i nüfus meselesini diğer usule nazaran tasrih etmek icap etmektedir. Bunun hakkında yapılan hesabatın netayici de daha doğru ve daha muhtasardır.

Zira, bu havalideki aşiretler, ancak iki mühim şubeye taksim olunabilirler:

1- Halep Türkmen aşiretleri
2- Musul vilayetinin garbındaki Türkmen aşiretleri

Bu havalideki Türkmen aşiretlerinin nüfusu, diğerlerinden daha az değildir. Burada, diğer milletlere mensup aşiretler de mevcut olduğu halde, 250.000 kadar Türkmen aşireti vardır.

Bu yekun, iki şubeye nazaran ber-veçh-i ati taksim olunur:

1- 70/100X250,000 Halep Türkmen aşiretleri
2- 30/100X250,000 Musul Vilayetinin garbındaki aşiretler
Sonra, aşiret obalarının taksimatına nazaran, mühim bir mevki-i tehalüfü mevcut değildir. Bu havalide, bu kısım da ikiye tefrik edilir.

1- 70/100X250,000 nispetinde her aşiretin
Nüfus-ı azamisi:10 çocuk
Nüflıs-ı vasatisi: 6 çocuk
Nüfus-ı asgarisi:2 çocuk


2- 30/100X250,000 nispetinde her aşiretin
Nüfus-ı azamisi150 hane halkından mürekkep
Nüflıs-ı vasatisi:100 hane halkından mürekkep
Nüflıs-ı asgarisi:60 hane halkından mürekkep


Sarılar Türkmenlerinin Heyet-i umumiyyesi:

Nüflıs-ı azamisi: 220 hane halkından mürekkep
Nüflıs-ı vasatisi: 150 hane halkından mürekkep
Nüfus-ı asgarisi: 60 hane halkından mürekkep

Aşiret kesafeti, hane kesafeti nispetiyle mütenasip değildir. Bunların hane nüfusları, Kaçarlar kadar kesif değildir. Buralarda nüfusu daha azdır. Ancak diğer aşiretlerden mühim bir noktada ayrılırlar. O da, bu aşiretlerde erkek nüfusun fazla olmasıdır. Hatta erkekler o kadar fazladır ki, ekseriya bir çok erkeklere Türkmen zevce bulmak müşkil oluyor ve bunlar, diğer hem-civar aşiretlerden kız kaçırıyorlar. Fakat, burada da bazı kayıda ihtiyaç vardır. Erkek fazlalığı, yalnız birinci nispette vakidir. İkinci nispette vaki değildir. Buna binaen, burada da aile kesafetini iki şube üzerine taksim etmek icap eyler.

Her ailenin:

1 Nüfus-ı azamisi: 14 nüfustan mürekkep
Nüfus-ı vasatisi: 9 nüfustan mürekkep
Nüfus-ı asgarisi: 5 nüfustan mürekkep
Bu nüfus, nokta-i nazarından iki şubeye taksim edilir ki, balada zikr ettiğimiz iki şube de bundan ibarettir.

1-70/100X250,000 nispetinde her ailenin
Nüflıs-ı azamisi: 10 erkek, 2 kadın
Nüfiıs-ı vasatisi: 5 erkek, 1 kadın
Nüfiıs-ı asgarisi: 4 erkek, 1 kadın

30/100X250,000 nispetinde her ailenin

Nüfus-ı azamisi: 8 erkek, 6 kadın
Nüfus-ı vasatisi: 5 erkek, dört kadın
Nüfus-ı asgarisi: ' 3 erkek, 2 kadın

Çocuk nispeti:
Nüfus-ı azamisi: Dokuz çocuktan ibaret
Nüfiıs-ı vasatisi: Dört çocuktan ibaret
Nüfus-ı asgarisi: Üç çocuktan ibaret

Bu nispetin cinsiyet ciheti, tekrar iki şubeye nazaran, tetcik edilir:

1- 70/100X250,000 nispetinde her ailenin çocukları
Nüfus-ı azamisi: 7 erkek, 2 kız
Nüflıs-ı vasatisi: 4 erkek, 1 kız
Nüflıs-ı asgarisi:

58/100 nispetinde Yalnız 3 erkek
30/100 nispetinde 2 kız, 1 erkek
12/100 nispetinde 1 kız, 2 erkek

2- 30/100X250,000 nispetinde her ailenin çocukları
Nüfiıs-ı azamisi: 5 erkek, 4 dişi
Nüfus-ı vasatisi: 3 erkek, 2 dişi
Nüfus-ı asgarisi: 2 erkek, 1 kız

Bu malumat, Sarı Türkmenleri hakkındaki bilcümle hususi kuyudatı ikmal ediyor. Bunların diğer ahval-i içtimaiyyele-ri, heyet-i umumiyye dahilinde zikredilecektir.
Türk aşiretlerinin heyet-i umumiyyesi hakkında zikredilen bu malumat, bu aşiretlerin sırf umumi bir krokisi mahiyetindedir. Bunların ahval-i içtimaiyyeleri hakkında sarih muhakemat için bu mücmel esasların bilinmesi icap eylerdi. Zira, ahval-i içtimaiyyenin izahı, bu esaslara istinat edilmesini icap etmektedir. Sonra, bunların nüfusları meselesi de ehemmiyete şayandır. Zira, bizim burada zikrettiğimiz nüfus, bu aşiretler hakkında mevcut diğer eserlerdeki nüfus ile hiç de mütenasip değildir. Halbuki, bizim hesabatımız daha ziyade sıhhate kariptir. Çünkü, Biz itibari rakamlara ehemmiyet vermiyoruz. Belki, aşiretler içindeki hakiki nüfuslara ehemmiyet veriyoruz. Aşiretler dahilinde vuku bulan seyahatimizde gerek çadırlarının gerek hayvanlarıyla hükümete karşı olan vergilerinin nispetlerini de nazar-ı dikkate aldık ve sonra, ayrı ayn bunların mevkilerini tetkik eyledik. Hesabatın bir çoğu, bunların kışladıkları mahallerin kabiliyet-i iskaniyyesine istinat eylemektedir. Zira, Bağdat ana-hattının her iki tarafındaki havalinin ne gibi noktalarına şebekeler çıkarılacağını tayin edebilmek için, bütün arazinin topografyasına vukuf peyda etmek lazım idi. İşte, bu vukuf sayesindedir ki, aşiretlerin nüfusları hakkında da gayet esaslı nispetlere müstenit rakamlar elde edilmiştir.

Halbuki, diğer seyyahlann zikrettikleri nüfusların iki menbaı vardır:

1- Ahali-i mahalliyye arasında zebanzed olan ve hiç şüphesiz gayet yalnız ve bir takım hurafata müstenit mübalağalı rakamlar
2- Seyyahların itibari ve yalnız tercümanın kestirebildiği hesapları bittabi her ikisinin de hiçbir ehemmiyeti yoktur. Sonra, Türkiye hükümetinin de aşiretler hakkında hiçbir malumatı yoktur. Hükümet, bunların bir çoklarını bilmiyor bile.

Ancak, mahalli hükümetler bunları biliyor. Mahalli idareler ise, Türkiye devair-i resmiyyesine ita-yı malumat etmek ihtiyacını hissetmezler. Buna binaen, Türkiye'nin resmi malumatına da bir ehemmiyet atfeylemek doğru olamaz.

Kaynakça
Kitap: TÜRKMEN AŞİRETLERİ
Yazar: FRAYLİÇ, RAVLİG
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Sarılar Türkmenleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 19:04

Sarıların Daire-i Cevelanları

Sarıların mıntıkaları, heyet-i umumiyesiyle gösterilmiş idi. Bu mıntıka, diğer grup mıntıkalarından ayrılmaz. Hatta bu mıntıkanın heyet-i umumiyesi arasında da daha fazla bir nispet vardır.

Bu mıntıkanın tabi olduğu arz ve tul kısmen bürudete ve kısmen de hararete mail olduğunu göstermektedir. Buna binaen, bu mıntıkayı ikiye ayıranlar vardır:

1- Mıntıka-i mutedile-i müncemide
2- Mıntıka-i mutedile-i harre

Bittabi, bu ikinci derecedeki vasıflar, ancak mevsimlerin soğuk ve sıcağı arasındaki fazla nispetin vücuduna göredir. Lakin böyle bir taksim de fazla görünüyor. Çünkü, İskenderun'a doğru temadi eden mıntıka, cenup silsilesinde aynı bürudetin bir iki derece noksanına tesadüf edecektir. Buna binaen, böyle bir taksim neden icap etsin? Zaten bütün seyyahların bu gibi bir takım hataları vardır. Bunlar, sırf seyahatleri zamanındaki derecelere ehemmiyet verirler. Mıntıkanın vasatileri arasındaki kıymetleri hesap etmezler. İşte bunun içindir ki, müteaddit eserlerde bu gibi iki şubeye ayrılan ve bilhassa İngiliz müdekkiklerinden her biri için bir esas olan bu taksimin kıymetsizliği meydanda bir keyfiyettir.
Sonra, mıntıkanın her birinde de aynı bürudet ve aynı hararet derecelerine tesadüf olunmaz. Bu dereceler, karma karışık ve Varsak grubu ahval-i iklimiyyesi gibidir. Şimalin kayalıkları arasındaki müthiş hararete mukabil, İskenderun yaylalarında daha hafif bir hararet bulunmaktadır. Fakat umumiyet itibarıyla, cenub-ı garbiye müteveccih olan yazlık cevelanlar, bu havalinin bütün ahval-i iklimiyyesini ihmal etmiş ve hare-ket-i umumiye cereyanına tabi kalmayı tercih eylemiştir.

Buna binaen doğrudan doğruya iki cevelanı tetkik edebiliriz:

1- Yazlık daire-i cevelan
2- Kışlık iskan mahalleri

Aşiretler, yazın Halep Ovasına inmektedirler. Buradan, şimal-i garbi istikametini takiben Bağdat'a ve hatta daha aşağılara kadar iniyorlar. Bunların takip ettikleri yol, Halep'in şi-mal-i şarkisinden Harput, Diyarbekir'e doğru giden iki uzun yayla silsilesidir ki, bunlar Bahr-i Siyah sahiline muvazi bir şekil aldıktan sonra da, İran'a dahil olurlar ve oradan da dört kola ayrılarak yekdiğerine muvazi istikametlerle Asya-yı vustaya giderler.
Bu aşiretlerin yazlık cevelanları, bu iki yol üzerindedir. Bu iki yol, aşiret için azami yirmi aylık bir seyahattir. Bu aşiretlerin hepsi de Halep Ovasına kadar inerler. Sonra bunların bizzat Halep'tekileri ise, bazen Bağdat-ı şimaliye ve bazen de Musul'un cenub-ı garbisinden Irak-ı Acemi'ye dahil olmaktadırlar ki, bu suretle tarik-i mer'iyi ihlal etmektedirler. Lakin bunu müstesna vukuattan farz etmek icap eder. Fakat bu istisnanın her sene vuku bulduğunu da kaydetmelidir.
Filhakika, bazı seneler Halep Ovasından birçok aşiretler geçerler. Bu cihetle buralarda yerlilerin kalmalarına imkan yoktur. Çünkü mahsulat-ı tabiiyye de tamamıyla heba edilmiş olur. Buna binaen, yerli aşiretlerin daha uzaklara gitmeleri de pek tabii bir haldir.
Avdet zamanı, her sene aynı değildir. Ancak bu ovalarda her iki sene kışladıktan sonra avdet edenler vardır. Bir kısmı da, her sene avdet ederler. Herhalde Halep Ovasına inenler için her sene avdet etmek o kadar mer'i bir usul değildir.

Burada yalnız gruba dahil olan aşiretlerle alakadar olmak doğrudur. Bu aşiretler de her sene avdet etmezler. Ve avdet zamanında erken hareket ederler. Sonra buraların Kürt eşkıyaları tarafından taht-ı tehditte bulunması, birkaç aşiretin müştereken hareketlerini icap ettirmektedir ve aynı zamanda salifüllarz iki tarikten başka bir yol da yoktur. Burada kaide-i umumiyeye muhalif olarak azimet yolundan hareket ediliyor.

Bu havalinin kışlak meselesi, iki esasa istinat ediyor:

1- Şehirler, sancaklar, kazalar ve nahiyelerden uzaklaşmak esası
2- Şehirler ve sancaklara takarrüp edip tecemmu etmek esası

Birinci esas, şimal kısmında, ikinci esas ise, cenup kısmında mevcuttur. Bunların bu suretle ayrı ayn olmaları, bu havalideki Türkiye teşkilat-ı mülkiyesinin mütehalif irade-i idariyye sahibi olmasından neşet ediyor. Aynı zamanda buralarda ahval-i coğrafıyyeye de istinat etmektedir.
Şimal kısmı, doğrudan doğruya Kaçar grubu mıntıkasına müşabihtir. Buna binaen buradaki grup mıntıkasının harekatı bulunmak iktiza eder. Cenup, Afşar, Farsak teşkilat-ı coğrafıyyesi gibidir. Bu kısımda ise, bittabi diğer usulün meriyyeti lazımdır. O halde, şimaldeki aşiretleri, aşiretlerin ahval-i umumiyesi bahisinde zikri geçen mıntıkalardaki şehirlerle sancaklar dahilinde tecemmu etmiş addedebiliriz. Yalnız şurada kaydedilecek bir nokta vardır. Bu nokta bu grup mıntıkasının şimal kısmındaki tecemmu meselesi, henüz o kadar inkişaf bulmamıştır. Bu, henüz pek iptidai addedilebilecek bir tarzdadır. Hatta henüz iki aşiretin tecemmu ettiği mahallerde o kadar zikredilemez. Bunlar, bir iki vilayet merkezinden ibarettir. Yalnız bu tecemmua doğru bir hareketin başladığı ise, inkar göstermez bir hakikattir.

Rus seyyahlarından Lepinski diyorki:

"Ne gibi bir teşkilat yapılırsa yapılsın, Türkmen aşiretlerini kendi arzuları dahilinde iskan etmek mümkün olamayacaktır. Lakin bunun için kestirme bir tarik vardır. Kendilerine iskan edilecekleri söylenilmesin ve serbest bırakılsınlar. Ancak bulundukları sahalarda idari teşkilat yapılsın ve bunlar ne kadar gerilerlerse o kadar derin bir surette de idari teşkilatı tatbik etmelidir. En nihayet, iskanın lüzumunu anlayacaklardır ".

Filhakika, Rusya Türkmenleri hakkında zikredilen bu mütalaadaki isabet sarihtir. Buna binaen, bu grup mıntıkası dahilindeki kısmın da böyle bir neticeye müncer olması muhakkak olacağından yavaş yavaş aşiretler adedinin ziyadeleşeceğini de mümkün addetmek tabii olur.
Cenuptaki aşiretler ise, şehirlerden uzaklaşıyorlar. Buna binaen, bunların hali yerlerde kışladıkları tabii bir haldir. Yerli aşiretlerin hepsi için de böyle keyfi bir kışlamak usulü takip edilemez. Burada yazla kışı aynı sahalarda geçiren aşiretler de vardır. Bunlar, ancak nim göçebedirler ve göçebelikleri de muayyen bir hudut dahilinde cereyan eder. Bu aşiretler, Halep dahilinde o kadar az değildir. Aynı zamanda bunların İskenderun sancağı dahilinde de mevcut oldukları görülmüştür.

Diğer Türkmen aşiretleri, grup mıntıkası cenubunun atideki mahallerine yakın kışlarlar:

1- Halep-İskenderun'a müteveccih iki hatt-ı müstakim üzerindeki köylerde.
2- Halep-Cebel-i Bereket sancağına doğru giden köylerde.
3- Halep-Şam yolunda ve bu sancağın civarındaki köylerde.
4- Halep'ten Urfa'ya ve şimali Bağdat'a doğru giden yol.

HULASA:

Burada, aşiretlerin cevelanları bahisi nihayet buluyor. Buna binaen heyet-i umumiyesini de bir iki kelime ile telhis etmek istiyoruz. Lakin teferruata ait telhisten içtinap edeceğiz. Ancak demek istiyoruz ki, Aşiretlerin cevelan daireleri, aşiretlerin istihlak, istihsal kıymetlerini izah edebilirdi. Türkiye'de teşkilatın fıkdanı buna mani oldu. Buna binaen bu meseleden ancak iskan faslı istifade edecektir. Çünkü bunların bugünkü hareketleri, tarihlerindeki hareketlerinden fazla kıymeti haiz bulunuyor. Zaten, tarihin kıymeti yalnız bugünkü hareketlerde anlaşılmayacak olan mahallerin izahı içindir. Yoksa tarihten iktibasatta bulunmak veya ona istinat eden indi bir mahkeme ile bir usul ittihaz eylemek değildir.

Şüphesiz, aynı zamanda da Anadolu insanlarının ticari hareketlerini görmüş oluyoruz. Zira faslın iptidasında izah etmiştik: Türkmenlerin dahili harekatı, Türkiye iktisadiyatının harekatıyla tev'emittir. Şüphesiz bunların yolları Türkiye iktisadiyatının yollarını teşkil edecek olan şimendifer güzergahlarını irae etmektedirler.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Türkmen Aşiretleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir