Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

CIA İstasyonları

ABD, Fethullah Gülen ve AKP, Rahman ve Rahim ABD mi?

Burada Nurettin Veren'in Onurlu ve Şerefli Çalışmaları hakkında bütün konuları başlıklar halinde bulabilirsiniz. Yıllardır Fethullah Gülen'le beraber çalışmış olan Nurettin Veren Fethullah Gülen Terör Örgütü hakkında bütün gerçekleri açıklıyor.

CIA İstasyonları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Kas 2010, 21:46

A) RAHMAN VE RAHİM ABD Mİ?

"Türkiye Nasıl kuşatıldı?" isimli kitabım yayımlandıktan sonra, çeşitli gazete, dergi ve internet sitelerinde çok sayıda tanıtım, eleştiri yazıları ve söyleşiler yayımlandı. Kitabı tamamlayıcı nitelikte olduğunu düşündüğüm bu söyleşilerden ikisine çalışmada yer vermenin iyi olacağını düşündüm, ilki RED dergisinden.. RED dergisinin ikinci sayısı (Kasım 2006) için yapılan söyleşide, Canan Özcan sordu, ben de yanıtladım.

KAYITDIŞI BİR İMPARATORLUK

Fethullah Gülen ABD'de, 100 kişilik çabası ve hizmetlileriyle birlikte, 37 küsur dönümlük bir arazi üzerinde, sekiz villadan oluşan 'yerleşkesi'nde yaşıyor. Korumasını CIA ve FBI sağlıyor. Gülen cemaatinin 94 ülkeye yayılmış, CIA istasyonu gibi çalışan okullarındaki Amerikalı öğretmenler, CIA adına istihbarat vazifesi yapıyor... Gülen cemaatinin önde gelen yöneticilerinden Nurettin Veren ve Organize Şuçlar Şubesi eski Müdürü Dr. Adil Serdar Saçan'la söyleşilerini kitap yapan Merdan Yanardağ 'ağır' anlatıyor...

Fethullah Gülen cemaatinin genel bir tablosunu çıkarsak önce...

Mali kaynaklarıyla, kurduğu uluslararası ilişkileriyle, kurumlarıyla, şirketleriyle, bankalarıyla büyük bir ağ oluşturan kocaman bir imparatorlukla yüz yüzeyiz. Gülen'in doğrudan ya da dolaylı olarak milyarlarca doları kontrol ettiği söyleniyor. Bu para neredeyse Türkiye'nin dış borçlarının yarısı, bütçenin de aşağı yukarı üçte birine yakındır. Örneğin Asya Finans, Bank Asya oldu ve hisselerinin yüzde 23'ü, yani yaklaşık dörtte biri 7,5 milyar dolara halka arz edildi; kaba bir hesapla toplam 30-3 5 milyar dolar değere sahip. Türkiye'de hiçbir bankanın değeri bu kadar değildir; bu tabii ki gerçek değeri ifade etmiyor. Bu tablo gerek yurt dışından gerekse yurt içinden kayıt dışı bir paranın Gülen havuzuna aktığını gösteriyor.

Ayrıca, 11 Eylül'den sonra Batı pazarlarında, sermaye piyasalarında kendisine alan bulamayan uluslararası İslami sermayenin, Türkiye üzerinden yeniden hukuki hüviyet kazandığını ve 'aklandığını' söylemek de mümkün. Tabii bir de şu meşhur okullar var... Evet, başta eski Sovyet Cumhuriyetleri olmak üzere, Afrika'dan, Latin Amerika'ya kadar 94 ülkede okulları var. Nijerya gibi, Sudan gibi şeriatçı diktatörlüklerle yönetilen ülkelerde mesela...

Kaynakça
Kitap: Türkiye Nasıl Kuşatıldı? Fethullah Gülen Hareketinin Perde Arkası
Yazar: Merdan Yanardağ, Nurettin Veren, Adil Serdar Saçan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Abd, Fethullah Gülen ve Akp

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Kas 2010, 21:48

CIA İSTASYONLARI

Diktatörlerle gayet iyi ilişkileri var diyebiliriz o zaman. Niye bu tür ülkelerde okullar açıyorlar? Bir ülkenin diktatörlükle yönetilip yönetilmediğiyle ilgili değiller. İlişkilere son derece faydacı bir anlayışla yaklaşıyorlar. Örneğin Türk! Cumhuriyetlerin yanı sıra Gürcistan gibi Hıristiyan ülkelere de yöneliyorlar.

Özellikle Türki cumhuriyetlere ve eski Sovyet ülkelerine yönelmelerinin gayet açık bir sebebi var:

Buralar bakir alanlardı. Fırsatları iyi değerlendiren bir strateji izlediler. Bu okullar bir tür misyoner kurumları olarak değerlendirilebilir. Ancak daha da önemlisi bu okulların, İngilizce öğretmenleri ve danışmanları üzerinden birer CIA istasyonu gibi çalışmalarıdır.

Okulların çoğunda, söylendiği gibi Türkçe eğitim yapılmıyor, Türkçe seçmeli ders, İngilizce eğitim var ve İngilizce öğretmenleri de genellikle Amerikalılar. Nurettin Veren, Orta Asya cumhuriyetlerindeki üniversiteler başta olmak üzere, bu okulların önemli bir kısmını kuran adamdır. Buraların birer CIA istasyonu haline geldiğini bizzat kendisi söylüyor. Sizce bunun nedeni ne? Elbette Fethullah Gülen belli bir güç kazandıktan sonra ABD'nin dikkatini çekiyor ve kendi girişimleriyle Amerika'yla ilişki kuruyor. Gülen hareketini, Büyük ya da Genişletilmiş Ortadoğu Projesi bağlamında ele almak gerekiyor. Bu yapıldığı taktirde Gülen Cemaatinin niteliği tam olarak kavranabilir.

Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) şöyle tanımlanabileceğini düşünüyorum:

Esas olarak dünyada hiçbir yönetim salt zorla ve baskıyla ayakta kalamaz. İşgal ettiğiniz ya da sömürgeleştirdiğiniz ülkelerde de statükonun sürdürülebilmesi için asgari bir toplumsal destek sağlamak, işbirlikçi bir sınıf yaratmak, yerel halk içinden rıza üretmek durumundasınız. Bunları yapmazsanız, sadece silahların gücüne dayanarak ülkeleri ve toplumları yönetemezsiniz.

Dolayısıyla BOP'u tanımlarken, bu siyaseti kabaca, Batı kültürüyle uyumlu bir yerel kültürel-politik iklim yaratma girişimi diye özetleyebiliriz. Geniş İslam coğrafyasında rejimleri değiştirmek ve kendi deyimleriyle bölge ülkelerini 'demokratikleştirmek', radikal İslamı geriye çekip bunun yerine Hıristiyan dünyasıyla uyumlu, ılımlı İslami rejimler ve buna uygun parlamenter bir düzen oluşturmak istiyorlar. İşte Fethullah Gülen'in tam da bu işe aday olduğunu, diğer bir anlatımla bölgede BOP'un teolojik arka planını hazırlamaya soyunduğunu söyleyebiliriz. Gülen'in, bölgeye yönelik Amerikan siyasetinin içindeki anlamı budur.

BÜYÜK HESAP, BÜYÜK CÜRET!

Türkiye'de bölgeye Amerikan siyasetlerinin iki tane taşıyıcısı var. Biri AKP'dir. Türkiye'deki ılımlı İslam modelini egemen kılmak için geliştirilmiş bir projedir AKP. Diğeri ise Fethullah Gülen hareketidir.
Gülen, AKP'nin siyasal olarak yapmaya çalıştığı işin teolojik arka planını hazırlamaya çalışıyor. Bir ara çok tartışılan yeni Kuran mealini hatırlayacaksınız. Tevrat'tan ve İncil'den yapılan alıntılarla oluşturulan/desteklenen bir Kur'an mealiydi bu. Fethullahçı bir ilahiyat profesörüne hazırlatılmıştı. Kamuoyunda "Kur'an'ın lncilleştirilmesi" diye tartışıldı ve eleştirildi. Yine Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden bir profesörün hazırladığı ve Zaman gazetesi tarafından ücretsiz dağıtılan "Fethullah Gülen'in Fıkıhı" adlı bir başka kitap daha var. Bu kitapta ise Fethullah Gülen müçtehit (İslam adına kural koyan, içtihat yapan, kural değiştiren kişi) ilan edildi.

Nitekim Gülen'in ilk yaptığı işlerden biri de İslam'ın ilk şartını değiştirmek oldu. Gülen, 'La ilahe illallah Muhammedin resululallah demeye gerek yok, la ilahe illallah demek yeter' diyor. Bu büyük bir cürettir. İbrahim! dinleri birleştirme projesi, Yahudilik ve Hıristiyanlıkla uyumlu bir İslam anlayışı geliştirme siyasetidir. Bu girişimi tercüme edersek şunları söyleyebiliriz; söz konusu çalışmalar, uluslararası Yahudi sermayesi ve emperyalizmle uyumlu bir İslam coğrafyası yaratma projesidir ve esas sorun da buradadır. En doğru kontrol ve dönüştürme projesi, ancak iç dinamikle, içeriden yapılacak müdahaleyle gerçekleştirilebilir. Bir yanda bir 'medeniyetler çatışması' lafzı, diğer tarafta da ehlileştirilmiş bir İslam istiyor ABD o halde... Elbette.

Bu iki durum arasında bir çelişki yok. Belirttiğim gibi bu siyasetin Türkiye ve bölgedeki önemli siyasal taşıyıcı gücü AKP'dir. Graham Fullerin 2000'in başında yazdığı bir rapor, AKP'nin ortaya çıkışını aşağı yukarı özetlemektedir. Bir siyasal analistin öngörüsünü çok aşan, falcılık diye değerlendirilebilecek öngörülere sahip bir rapordur bu.

Rapor kabaca şunu söylüyor:

İslami parti parçalanacak (Refah ve Fazilet Partisi kastediliyor) ve buradaki ılımlı İslamcılar merkez sağın şöhretli politikacılarıyla birleşerek ortak bir siyasi hareket oluşturacaklar. Yeni parti büyük çoğunlukla tek başına iktidara gelecek ve iki partili bir parlamenter düzen oluşacak... Rapor yeni partinin ABD tarafından desteklenmesinin de stratejik önemine işaret ediyor.

Bu, o zaman Fazilet Partisi içindeki ayrılıkların bile netleşmediği dönemde yapılan bir analiz ve öyle anlaşılıyor ki, daha Recep Tayyip Erdoğan'ın belediye başkanlığı sırasında kurulan ve geliştirilen bir dizi ilişki var. Daha sonra AKP'nin kuruluş döneminde Amerika'da Wolfowitz ve Richard Perle'nin villalarında yapılan kapalı görüşmelere kadar uzayan bir süreç işliyor. Wolfowitz ve Perle'nin AKP'nin kuruluşunda çok önemli bir rol oynadıkları ve Tayyip Erdoğan'ın Cüneyd Zapsu üzerinden bu çevreyle ilişki kurduğu ortaya çıktı.

Burada 'takiyye' denen kavramı atlamamak lazım. Çünkü bunun günlük anlamının ötesinde bir derinliği var. Türkiye 'dar-ül harp', yani İslam için savaşılan bir ülke olarak görülmektedir ve 'dar-ül harp'te her türlü hile mubahtır, yani günah değildir, serbesttir. Böyle bir anlayışla kurulan siyasal, ekonomik ve diğer ilişkiler son derece sinsi ve faydacı bir biçimde geliştirilmektedir. Diğer taraftan Fethullah Gülen açık bir Amerikan propagandası yapıyor; Zaman gazetesinden Nuriye Akman'ın kendisiyle yaptığı bir söyleşide, ABD'nin dünya denen geminin kaptanı' olduğunu, Amerika'yla çatışarak değil Amerika'yla uzlaşarak ve birleşerek ilerlenebileceğini vaaz ediyor. Bu nedenle Gülen, Irak işgaline itiraz etmemiştir, İsrail'in Lübnan'a ve Filistin'e saldırısına açıkça karşı çıkmamıştır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Nurettin Veren Bütün Gerçekleri Açıkladı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir