Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Gülen Aileleri Parçalıyor

Burada Nurettin Veren'in Onurlu ve Şerefli Çalışmaları hakkında bütün konuları başlıklar halinde bulabilirsiniz. Yıllardır Fethullah Gülen'le beraber çalışmış olan Nurettin Veren Fethullah Gülen Terör Örgütü hakkında bütün gerçekleri açıklıyor.

Gülen Aileleri Parçalıyor

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Kas 2010, 21:08

Gülen Aileleri Parçalıyor

Merdan YANARDAĞ: Seyircilerimizden gelen sorular var. Bu soruların önemli bir bölümü şöyle yoğunlaşıyor; deniyor ki, Nurettin Veren 35 yıl sonra ne oldu da bu örgütten yollarını ayırdı? Bazı seyirciler de eşinizin ve çocuklarınızın sizden neden ayrıldıklarını soruyorlar. Siz cemaatten koptuktan sonra onlar cemaatte kaldıkları için ayrıldınız anladığım kadarıyla.

Nurettin VEREN: Ben öncelikle buradan bir çağrı yapmak istiyorum. Bana gönderilen mail sayısı sekiz yüz bin, aynı şekilde günlük ziyaretçi sayım da yirmi binlere ulaşıyor. Ben bu Fethullah Gülen cemaatine katılarak ailelerinden kopan ve ailelerini parçalamak üzere olan çocukların ailelerine buradan bir çağrı yaparak halkın meclisi şeklinde bir program yapıp Fethullah Gülen'in yuvaları nasıl dağıttığını ortaya koymak istiyorum. Yani işin bizim ağzımızdan değil de işin birinci derece mağdurları tarafından anlatılmasını sağlayalım. Bu olayı misallendirelim.

Ben bu durumun mağdurlarından biri olarak anlatıyorum. 33 yıllık evliliği ve 3 erkek 3 kız olmak üzere 6 çocuk sahibi olan bir aile babasıyım. Fethullah Gülen'in bizatihi planladığı bir operasyon ile bu yuva tamamen imha edildi. Yani 33 yıl ahenkle devam eden bu aile hayatı, dindar ve eğitimli çocuklar barındıran bu aile ne oldu da dağıldı? Ne oldu da bu ailenin bireyleri dava açarak babalarını evden atacak raddeye geldiler? Bakın bu ailenin çocuklarının kulağına tek tek ezan okuyarak isimlerini Fethullah Gülen vermiştir. Yani kendisinin bu kadar yakından ilgilendiği, sahip çıktığı bir aile. Eğer gerçekten İslami bir terbiye ve ahlak almış olsalardı, ailenin tamamı bir araya toplanarak bana dava açıp bir duruşmada kapıya koymazdı. Bu işin eğer bir tehlikesi varsa; bu tip insanlar yetiştiği içindir. Yani şimdi insanlar bu derece keskin virajlar alınca daha iyi anlıyorsunuz.

Anlatayım; 17-18 yaşında evlendiğimiz bir insan peçe takarak tesettür içine sokuldu. Eldiven ve peçe ile tam otuz sene yaşadı benim hanımım. Birçok yasaklar var ve bu derece yasaklar içerisinde yaşayan aileme bir gün bir fetva geldi; "Başörtüsü teferruattır. Bu hizmete mani bir şeydir" şeklindeki fetva ile başörtüsü ile ilgili bir zikzak yaşandı. İki-üç yaşından beri, evin içinde dahi başını örten çocuklara, bir anda üniversitelere girip kendi ülkelerinin üniversitelerini ve hizmet birimlerini işgal etmeleri için başlarını açmaları söyleniyor. Bu kadar keskin zıtlıklar karşısında aile yapısı her şeyi ile çatırdıyor. Yani insanlar talimatlarla yaşamaktan bıkıyor. Bana aynen şöyle dediler: "Senin bu farklı, anlaşılmaz tutumun, bu tavırların...

Biz artık sade aile hayatı yaşamak istiyoruz. Bize müsaade et, üniversitenin son sınıfındayız. Biz oturup buna karar verdik, sizin bu çelişkili kararlarınızdan, cemaat içerisindeki bu anormal davranışlarınızdan uzak bir yaşam sürmek istiyoruz." Şimdi böyle bir teklif karşısında ben şok oldum. Bu çocuklar erişkin çocuklar. Bizim Fethullah Gülen ile kuyruklu yıldız gibi bir yan yana, bir fersahlarca uzakta olmamızdan yaka silktiler. Belki bu arada cemaat de onlara bir güvence verdi. Çünkü ben ne ile geçinirsiniz, size kim bakar, daha üniversite öğrencisisiniz dediğim de, "Cemaat bize her ay belli bir para verecek" dediler. Ve tespit ettim ki Pamukbank'ın Üsküdar şubesinde, çocukların adına her ay yatan 1500 dolarlık bir meblağ vardı. Yani okulları bitse de cemaatin onlara bakacağını, devamlı kollayacağını ve yüksek mevkilere getireceğini bir arkadaş bana söyledi ve ismini daha sonra söyleyeceğim bu arkadaş beni ölümle tehdit etti. Daha sonra aradan geçen bu dört yıllık zaman zarfında hiçbir iletişimimiz olmadı, olmasını da istemem.

Çünkü babalarını bu şekilde kapıya koyacak nitelikte olan insanların hiçbir şekilde bu topluma faydalarının dokunmayacağını düşünüyorum.

M.Y: Peki bu size ilk söylendiğinde nasıl tepki gösterdiniz?

N.V: Bunu benim bir cinayet işlemem, bir felç geçirmem ya da kendimi bir yerlerden atmam için hazırlanmış bir tuzak olarak düşündüm. Bana bunu bir komplo olarak hazırladıklarını düşündüm. Zaten bana beş yıldır uygulanan boykot devam ediyor. Ben isimlerini tek tek verdim. Başta Tahsin Tekoğlu, yani bugün Asya Finans'ın başında yönetim kurulu başkanı olan şahıs bana geldi dedi ki "Bana Kur'an'ın üzerine el bastırdılar," Abdullah Aymaz adlı 30-40 yıldır iletişim halinde ÜZ olduğum bir arkadaş, Ali Çelik denen birisi, Dr. Kudret denen birisi, Ahmet Kara denen birisi... Bunlar benim çömezlerim. Şunları söylediler: "Geldiler Kur'an'a el bastırdılar; Nurettin Veren ile bir daha görüşmeyeceksin.

Ben de Kur'an'a el basmama rağmen oruç tuttum. Bu yeminimi bozdum. Sana haber veriyorum. Bundan sonra sana bizden fayda yok. Senin hakkında Fethullah Gülen'in verdiği boykot uygulaması bu." Şimdi böyle hakperest ve sureti haktan görünen, şeytanca bir uygulamayı kendi arkadaşlarına uygulayan, işte böyle bir gönül insanı portresi var. Kendi arkadaşlarını kendi arkadaşlarına boğduran bir insan... Ben zaten bugün de şunu haykırmak için bir fırsat kolluyordum. Ülkemize şu anda bir papaz geldi Bartalomeos'un daveti üzerine ve Türkiye'ye bir ültimatom verdi. "Dünya milletleri Ermenilere yapılan soykırımı kabul ediyor. Sadece siz kabul etmiyorsunuz.

Bu tartışılacak bir konu değildir. Bunu kabul etmek mecburiyetindesiniz" dedi ve gitti. Şimdi Fethullah Gülen'in çok samimi dostu ve can ciğer arkadaşı olan Ortodoks kilisesinin başı olan Bartalomeos "Biz burada misafir değiliz diyor, buralar bizimdir. Ortodokslann şimdi Konstantinopolis'e her zamankinden daha çok ihtiyacı var." dedi. Gülen ona "Sen nasıl olur da bunu söylersin" demedi. Benim vatanımın tapusunu geriye isteyen ve 'Ermeni soykırımı yaptın' diyen bir insana Fethullah Gülen'in bir çağrıda, bir tepkide bulunması lazım. İşte şimdi bir tarafıyla arkadaşlarını bu şekilde boykota maruz bırakan, bir tarafta ülkesini parçalamak isteyenlerle birlik ve beraberlik içinde yaşamaya çalışan Fethullah Gülen'in bu iki farklı yüzünü göstermek için konuyu bu tarafa çektim. Şimdi ben 35 yıllık arkadaşı olarak; bir babanın oğluna yapabileceği hizmetin yüz katını yaptığımı Fethullah Gülen demese de herkes bilir. Böyle bir insanı dolandırıcı diye kendi internet sayfasında teşhir eden bir insan o.

M.Y: Sayın Veren sizin orada 35 sene hizmet etmeniz gerekmiyordu. Hiç hizmet etmeyenler, karşısında olanlar, mücadele edenler de kendi gazetelerinde nitelikli dolandırıcı olarak suçlanabiliyor. Gönderilen açıklamalara yanıt vermiyorlar. Yani böyle bir cesaretleri de yok. Kaynağı belirsiz paraların sahiplerinin yaptığı şaibeli işlerden dolayı ortaya çıkan bir sorunu kendi rakiplerini karalamak için çok rahat şekilde kullanabiliyorlar. O bakımdan uyguladıkları bu yöntem biliniyor. Zaman Gazetesine bakıldığı zaman bu görülebilir.

N.V: Şimdi dava kutsaldır derler. Dava dedikleri nedir? Dava eşittir Fethullah Gülen. İnsanlar neyin müdafaasını yapıyorlar? İslam'ın, vatanın, bayrağın, ordunun, devletin değil, ne yaparsa yapsın aklanması için Fethullah Gülen'in. Şimdi "Ilımlı İslam" meselesi var. "Ilımlı İslam" derken insanların dikkat etmesi lazım, yani İslam çok soğuktu ya da sıcaktı da, biraz ılıtmak mı lazım?

Benim aklıma şu geldi:

Haşlanmış, kaynamış bir su içerisine kurbağayı attıkları zaman bir anda ölür. Fakat başka bir yerde suyun altı yavaş yavaş ısınırken, sıcaklığın 80 derecelere ulaşmasına rağmen kurbağa hâlâ haşlanmıyor. Çünkü ısı yavaş yavaş veriliyor. Şimdi buradaki "Ilımlı İslam" düşüncesindeki kasıt; hissedilmeden ülkemizin ve devletimizin elimizden alınması ve tepkisiz bir şekilde bizim bunu kabul etmemizdir.Yani bu ılımlı bir işgal projesidir. Ve bu projede İslam da tepkisiz hale getirilecek.

Yani burada vatan olmasın, bayrak çok mühim değil, toprak öyle can verilecek kadar lüzumlu bir şey değil, kutsiyeti yok düşüncesi ile cihat ayetleri ehemmiyetsiz gibi gösterilip hareket ediliyor... Halbuki Fethullah Gülen, benim çocuklarımın hepsinin ismini Uhud şehitlerinin isimlerinden koymuştur. Şehitliğin çok kutsal bir durum olduğunu, peygamberliğe denk bir makam kazandırdığını bütün vaazlarında gözyaşlarıyla anlatmıştır. Şimdi ne oldu da 'ülkenin bayrağı, şehitlik, toprak, vatan mühim değildir' tarzı bir yaklaşım içerisine girdi? Şimdi insanların burada fark edemedikleri bu sulandırma aynı şekilde kademe kademe devam ediyor.

Kaynakça
Kitap: Türkiye Nasıl Kuşatıldı? Fethullah Gülen Hareketinin Perde Arkası
Yazar: Merdan Yanardağ, Nurettin Veren, Adil Serdar Saçan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Nurettin Veren Bütün Gerçekleri Açıkladı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir