Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Polis İçindeki Fethullahçı Örgütlenme

Burada Nurettin Veren'in Onurlu ve Şerefli Çalışmaları hakkında bütün konuları başlıklar halinde bulabilirsiniz. Yıllardır Fethullah Gülen'le beraber çalışmış olan Nurettin Veren Fethullah Gülen Terör Örgütü hakkında bütün gerçekleri açıklıyor.

Polis İçindeki Fethullahçı Örgütlenme

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Kas 2010, 20:55

Polis İçindeki Fethullahçı Örgütlenme

Merdan YANARDAĞ: Sayın Saçan size gelelim. Siz Emniyetteki Fethullahçı örgütlenme hakkında engin bir deneyime sahipsiniz ve bu işin mağdurusunuz. Çeşitli yerlerde yaptığınız açıklamalarda, ilginç iddialarda bulundunuz. Örneğin; "F tipi" bir örgütlenmenin Emniyete egemen olduğunu söylüyorsunuz. Sayın Veren'de bu konuda bir açılımlar sundu. Emniyetin yüzde seksenini gerçekten ele geçirdiler mi? Diğer bir sorum da şu, eğer örgütlülerse ne şekilde örgütlüler? Nasıl bir faaliyet içindeler? Siz bu örgütlenmeyi Danıştay saldırısı ile de ilişkilendiriyorsunuz. Bu saldırı üzerine savcıların, İstanbul Emniyeti hakkında soruşturma başlatması gerektiğini söylüyorsunuz.

Neden?

Adil Serdar SAÇAN: Benim öncelikle Nurettin Bey'in açıklamaları ile ilgili anlamadığım bazı yerler var ve sormak istediğim bir soru var. Bildiğim bu banka meselesi katılım bankacılığı şeklinde gidiyor. Bunu bir araştırmak gerekir. Ben faizsiz finans kurumlarının da özünde faiz işi yaptığına inanıyorum. Ama bu Bank Asya bildiğim kadarıyla, reklamlarından takip ettiğim kadarı ile katılım bankacılığı şeklinde gidiyor. Bence burada önemli olan konu şu; Sayın Veren de o işin içerisinde bulunmuş ; "çocuklarımızı kim okutacak" bunu tartışıyoruz. Şimdi Tevhid-i Tedrisat Kanunu var Türkiye'de, Devrim Kanunlarından birisi.

Anayasa ile garanti altına alınmış ve Türkiye Cumhuriyeti'nin karakterini vurgulayan bir kanun. Temel kanunlardan birisi.Yani bu kanun ortada dururken bizim çocuklarımızı bu imam mı yetiştirecek, şu cemaat mi yetiştirecek ben buna da karşıyım. Türkiye Cumhuriyeti devletinin size bu fakir öğrencileri okutma misyonunu ve sorumluluğunu vermemesi lazım. Çünkü, eğitim devletin yapması gereken bir iştir. Şimdi buradan başlayan bir sıkıntı var Türkiye açısından. Biliyorsunuz; demokratik toplumlarda üç tane milletin topluca gittiği kurum var; okullar, camiler ve kışlalar. Şimdi karşı devrim gruplarının Türkiye'de iki tane açık hedefleri var. Bunlardan bir tanesi camilerdi. Ele geçirdiler. İkincisi okullar, eğitimin özelleştirilmesiyle birlikte ne yapıldı, okullar ele geçirildi.

Sayın Yanardağ, burada bir şey atlanıyor. Konuşmalarımızda devletin içinde her kademede örgütlenme var diyoruz ama, en ciddi örgütlenme Milli Eğitim'de. Yani özel okul kurmaları sanki olayı perdeliyor gibi, ama benim tanıdığım bazı öğretmenler var, onlar diyorlar ki: "Bu örgüte ait okullar bizden talebe tavsiye etmemizi istiyorlar. Talebe tavsiye etmediğimiz durumlarda bizlere bir takım idari yaptırımlar uygulanıyor." Yani sadece kendi kurdukları özel okullarda değil kadrolaşma, Milli Eğitim Bakanlığı ve bu bakanlığın alt düzeydeki öğretmenleri arasında da çok geniş bir kadrolaşmaya sahipler. Hatta sendikalaşmayla birlikte bir kadrolaşma var. Sonra üçüncü yer neresi, kışla.

Ben bilemiyorum burası benim konum değil ama, Sayın Veren'in söylediği kadarıyla burada da kadrolaşma had safhada. Buradaki temel problem Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu laik devrim konusu. Bunun temel enstrümanlarından bir tanesi din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması. O zaman, yani biz vali imamlardan bahsettiğimize göre, bu ilkenin önüne geçilmiş durumda. İkinci enstrüman da eğitimin milli olması meselesi. Şimdi siz kalkıp da eğitimi bir gruba verirseniz veya bir grup "ben fakir çocukları yetiştireceğim" diye ortaya çıkarsa bunun kötüye kullanılmaması zaten hayal olur.

Mutlaka birileri bunu kötüye kullanacaktır. Düşünsenize yüz bin tane öğrenci yetiştirdiyseniz, yüz bin tane askeriniz vardır demektir ve sonuçta ne oluyor? Demokrasi kaybediyor, Cumhuriyet kaybediyor. Şimdi emniyet ile ilgili soruyorum; ben bunu daha önce söylemiştim. Özal döneminde çıkarılan Polis Akademisi Yasası ile özel sınıflar 1986'da ilk mezunlarını verdi. O zaman normal olarak dışarıdan üniversiteyi bitirenler polis akademisi imtihanına girdiler ve 9 ay okuduktan sonra Atatürk'ün kurmuş olduğu polis akademisini bitirmiş gibi, yani sekiz senelik eğitimi birden atlayarak, dokuz aylık eğitimle polis yapıldılar ve bunların çoğu şu anda müdür yardımcısı, il 129 müdürü yapılacaklar önümüzdeki dönemde.

O, Özal döneminde çıkarılan bir yasa ile sağlandı ve oraya alınanların yüzde doksanı bu örgütün (Fethullahçılar) mensubudur . Emniyet'teki Örgütlenme 70'li Yıllarda Başladı Adil Serdar SAÇAN: Emniyet içindeki örgütlenme aslında yetmişli yıllarda başladı. Ben 78'de Polis Koleji'ne girdiğim zaman orada okuyan öğrencileri "ışık evlerine" götürüyorlardı. Yani sınıf komiserleri götürüyordu. O sınıf komiserlerinin bir tanesi şu anda Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı. Birkaç tane de il müdürü var. İsimlerini şu anda söylemek istemiyorum. Merak eden savcı varsa onlara söylerim.

Bu dediğim olaylara'da 1978 yılında polis kolejine girmiş olan ve şu anda il emniyet müdür yardımcısı durumunda olan, yüz seksen tane devre arkadaşımın hepsi tanıktır. Tabii bunlardan bu örgüt içerisinde olanlar tanık olmaz. Bu örgütle bağlantısı olmayanlar bizim devremizde emekliye ayrıldı. Bir kısmı atıldı. Özellikle son dönemde 2002 senesinden sonra, AKP hükümetiyle beraber tasfiye edildiler. Ama bu 180 kişi içerisindeki biz CHP hükümetteyken girmiştik koleje. %70'e varan bir oranda örgüte katılım söz konusu. Yani ben kendi dönemim için konuşuyorum.

Bunlar ikiye ayrılıyor; aktif olarak bu örgüt içerisinde yer alanlar bir de onlarla iş birliği yapanlar var. Zaten onlar daha tehlikeli. Ötekinin ne olduğunu biliyorsunuz ama bunları kestirmek güç. Şimdi size somut örneğini vereceğim, ben 1978 yılında koleje girdim, 1985'de Akademiyi biricilikle bitirdikten sonra 2002 yılma AKP iktidara gelene kadar Emniyet teşkilatında birinci, birinci, birinci gittim ve hiçbir adli ve idari ceza almadım. Sicil notum hiç yüz puandan aşağı düşmedi. Binin üzerinde maaş ödülü ve bir sürü takdirname aldım. Güneydoğu Anadolu bölgesinde yedi sene fiili olarak görev yaptım. Fakat döndük 2002'ye geldik, 24 aylık uzun süreli durdurma, altı tane ihraç, 12 ay uzun süreli kıdem durdurma ve kınama cezası verdiler bana. Yani 24 sene teşkilatın en iyi mensuplarından birisiyim. Ama 2002 de AKP iktidara geldikten sonra teşkilatın en kötü müdürü haline geldim. Bu arada ben 2003 senesinde Türkiye genelinde müdür yardımcılığı sınavına girdim. O sınavda Türkiye birincisi oldum. Kurs düzenlendi o kursta da birinci oldum. Beni terfi ettirmediler.

Kaynakça
Kitap: Türkiye Nasıl Kuşatıldı? Fethullah Gülen Hareketinin Perde Arkası
Yazar: Merdan Yanardağ, Nurettin Veren, Adil Serdar Saçan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Nurettin Veren Bütün Gerçekleri Açıkladı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir