Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Referans Mektuplarıyla Misyoner Okulları

Burada Nurettin Veren'in Onurlu ve Şerefli Çalışmaları hakkında bütün konuları başlıklar halinde bulabilirsiniz. Yıllardır Fethullah Gülen'le beraber çalışmış olan Nurettin Veren Fethullah Gülen Terör Örgütü hakkında bütün gerçekleri açıklıyor.

Referans Mektuplarıyla Misyoner Okulları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Kas 2010, 20:29

Referans Mektuplarıyla Misyoner Okulları

Merdan YANARDAĞ:
Mektuplar sizin adınıza mıydı?

Nurettin VEREN: Evet. Hatta ben Sayın Demirel'e dedim ki; siz bu mektuplara benim ismimi koymasanız, çünkü cemaat bu durumdan rahatsız olur. Kendisi de isimsiz mektup olmaz diyerek bu talebimi reddetti ve benim ismimi ısrarla yazdırdı. Bir anekdot aktarayım. Ben Özal ile beş ülke dolaşıp onbir gün beraber bulundum ve bu ülke parlamentolarında bana konuşma fırsatı verdi. Özellikle kendilerinin ve o ülke cumhurbaşkanlarının da bulunduğu parlamentolarda. Burada fotoğrafları var 1992-93 yıllarında çekilmiş... Okulların, Türkiye ile o ülkeler arasında köprü olacağını anlattım. Fakat geldikten birkaç gün sonra Özal rahmetli oldu. Bu meselede iş kesintiye uğramasın diye ne yapacağımı düşünmeye başladım. Fethullah Gülen Çamlıca'da misafir olduğumuz bir evden çıkarken bana şöyle dedi: "Eee Nurettin Bey! Adamın öldü şimdi ne yapacaksın." Dedim ki; "O benim adamım değil". Yani Özal ile yakın olmamdan biraz rahatsız gibiydi. Çünkü, kendisi kabiliyet ve potansiyel sahibi en ufak bir insanı dahi tehlike olarak algılar.

Çünkü Fethullah Gülen'in halet-i ruhiyesi şu; herkesi Brütüs, kendisini de Sezar gibi görür ve halet-i ruhiyesi hiç kimseye güvenmez. Bunu psikologlar nasıl değerlendirir bilmem. Yani kendisi ile 30 sene kalan bir insana dahi güvenmeyen bir karaktere sahip. Bizim Özal ile yapmak istediğimiz, Orta Aya'daki okullarımızın ve talebelerimizin desteklenmesi idi. O ölünce tabii işin duraksayacağını düşünerek üzüldüm ve kendisine "Demirel'e gidelim sayın Cumhurbaşkanına bu meseleyi açalım. Bu okullar bizim için faydalı, bunlar vasıtasıyla biz batıdan çok Asya'daki kendi insanımızla bir pakt meydana getiririz, bir iletişim içine girer ve hasret gideririz" dedim. Fethullan Gülen bana; "Demirel, adama günahını bile vermez. Kardeşine dahi bir kart vermez. Boşuna öyle bir şeye ümitlenme" dedi. Ben de buna rağmen yaptığım işin samimiyetine güvenerekten Sayın Demirel'e gittim. Randevu aldım, rica ettim.

M.Y: Sanırım Demirel sizin konumunuzu biliyor zaten. Cemaat içinde ve yönetiminde olduğunuzu biliyor...

N.V: Biliyor. Çünkü Özal ile yaptığımız işler açık meydanda. Manşetlerden verildi. Bu olaydan sonra Sayın Cumhurbaşkanı (Demirel) aynen şöyle dedi: "Sen nasıl bir şeye destek istiyorsun?" Ben de; "Efendim, aslında ben de çok bilmiyorum. Ama bizim orada başlattığımız bu okullar belli bir aşamasında bizi refere edecek, tavsiye edecek kurumlar olabilir" dedim. O anda aklıma bu geldi. Yani ben böyle bir düşünce ile oraya gitmedim. Daha sonra kendisi bana; "Nasıl bir şey istiyorsan yaz, getir ben imzalayayım." dedi. Ben Demirel'in bu yaklaşımını çok fevkalade bir şey olarak gördüm ve sevindim. Daha sonra ben Fethullah Gülen'e gelerek sevinçle, Demirel'in bize bu konuda yardım edeceğini söyledim. Kendisi yine; "O, insana günahını dahi vermez.

Seni idare etmiştir" şeklinde cevap verdi. Ben bu işin arkasına takıldım, bu işin önder tabakasındaki arkadaşlardan benim çok sevdiğim Latif Erdoğan ile beraber Altunizade FEM Dershanesinde 33 numaralı odada, bir mektup örneği hazırladık. Yani o güne kadar böyle bir tecrübemiz de yok. Ve bu mektubu kendimize göre bir cumhurbaşkanına uygun olacağını düşündüğümüz bir üslupla hazırladık. Daha sonra Sayın Cumhurbaşkanına, Çankaya Köşkü'ne giderek; "böyle bir mektup olabilir mi" diye kendisine sundum.

O da yan odadaki Özel Kalem Müdürü Volkan Bozkır'a dedi ki; "Bu mektupta bir isim yok." Ben oraya kendime ait bir mektup istemeye gitmedim. "Bu işle ilgili eğitim kurumlarının ülkenize de faydalı olacağını düşünüyoruz. Gereken ilgiyi göstermenizi rica ediyoruz" şeklinde bir taslak mektup götürdüm kendilerine. Sayın Cumhurbaşkanı dedi ki; "Bunun diplomatik bir dille yazılması ve bir şahsa güven mektubu olarak verilmesi lazım. Sen kendi istediğin insanları yanında götürürsün ama mektup senin kendi şahsına verilir. Bunun bir sorumlusu olur." Daha sonra kendisi Volkan Bozkır'a verdi ve şu gördüğünüz kitapta olduğu gibi (Aytunç Erkin'in kitabında) o şekle getirdi ve hemen orada imzaladı. Bense teşekkür edip oradan ayrıldım. Ben mektubu alıp Altunizade FEM'e Fethullah Gülen'in yanına döndüm. Misafirhanede, oralarda yatıp kalkarız hepimiz.. .

Yamanlar Koleji ve Fatih'teki Yamanlar Okulu ve İstanbul'da da en son Çarşamba'daki (Altunizade FEM'e taşındı) okulda 1998'e kadar kalındı. Ben o mektubu getirdiğim zaman arkadaki camlı bahçede sohbet halinde idi. Ve ben sevinerek, Sayın Demirel'in böyle bir mektup verdiğini, kendisine getirip örneğini de göstererek bildirdim. Böyle bir mektuptan pek hoşnut olmadı Fethullah Gülen. Onun bana bu kadar kıymet vermesinden rahatsız oldu.

Kaynakça
Kitap: Türkiye Nasıl Kuşatıldı? Fethullah Gülen Hareketinin Perde Arkası
Yazar: Merdan Yanardağ, Nurettin Veren, Adil Serdar Saçan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Nurettin Veren Bütün Gerçekleri Açıkladı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir