Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Atılan Subaylar, Var Olanların Kırkta Biri

Burada Nurettin Veren'in Onurlu ve Şerefli Çalışmaları hakkında bütün konuları başlıklar halinde bulabilirsiniz. Yıllardır Fethullah Gülen'le beraber çalışmış olan Nurettin Veren Fethullah Gülen Terör Örgütü hakkında bütün gerçekleri açıklıyor.

Atılan Subaylar, Var Olanların Kırkta Biri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Kas 2010, 20:17

Atılan Subaylar, Var Olanların Kırkta Biri

Merdan YANARDAĞ:


Türk Silahlı Kuvvetlerinden irticai nedenlerle subayların atılması olayını nasıl değerlendirdi Fethullah Gülen?

Nurettin VEREN:

Fethullah Gülen gelişen her hadiseden kendisine malzeme çıkarmayı bildi. Yani Fethullah Gülen tanıştığı bir insanın neresinden nasıl faydalanacağını ilk tanıştığı anda düşünür . İnsana insan olarak değer vermez. Sevgi ve muhabbetinden değil, onun neresinden ne çıkaracağını düşünerek sever. Yani insan sevgisi olsa, çoluk çocuk sahibi olur, evlenir, normal hayata döner. O normal hayat standartlarının üzerinde olmak için hiç evlenmedi. Çünkü onun sıradan bir insan olması yanlış, inanışı ve planlaması bu. O hep kutsal. İnsanların arasında o hiç evlenmeyen, yarı Tanrı konumunda, ihtiyaçlarını ezmiş geçmiş, beşeri duygularını aşmış, paraya kıymet vermez, evlenmez, olağandışı bir insan. Profili bu.

Mesela çocuklara şu öğretilir:

"Eğer siz sabah namazlarınıza kalkmazsanız o ta Amerika'dan sizi görür." Bu Allah'a ait bir sıfattır.Yani her yerde hazır, mekandan münezzeh Allah'tır ve bu sıfat da Allah'a aittir.

Fethullah Gülen'in yanma giden talebelere tembih edilir:

"Kalbinizi düzgün tutun. O sizin kalbinizi okuyor. Geleceğinizi biliyor." Yine derler ki; "Fethullah Gülen 10 sene 20 sene sonrasını bilerek hareket eder." Halbuki gaybı görmek, peygamberlere dahi nasip olmayan bir durumdur . Şimdi bunu kendisi'sözde kabul etmese bile, o konuma gelmiştir. İnsanlar Fethullah Gülen'in üzerindeki bir ipliği, ağzından çıkardığı bir zeytin çekirdeğini, hurmayı alıp yemenin bile kendilerine şifa getireceğine inanıyorlar.

M.Y:

Sayın Veren nasıl bir hipnozdur bu! İnanılır gibi değil...

N.V:

Bakın anlatmak istediğim, masumiyet içerisinde korkunç bir ütopya bu. Siz Bilkent'i bitirmiş bir öğrenciyi 150-200 dolara Yakutistan'a, Tanzanya'ya, Vietnam'a öğretmen olarak, misyoner olarak gönderebilir misiniz? Ne işi var? Ama cennete gider gibi bu insanlar, hizmet diye koşarak gidip azad kabul etmez bir kölelik yapıyorlar. Maksat ülkeye fayda, Allaha iman, insanlara Müslümanlık değil; Fethullah Gülen'in ahir zamanda Müslümanlığı, Hıristiyanlığı ve Yahudiliği harmanlayıp ortaya bütün dünyanın kabul edeceği bir din çıkarmasına yardımcı olmak... Peygamberler üstü "Kutb-ul Aktab" makamında bir insan, yani yarı Tanrı bir insan. Peygamberler üstü, Allah'ın bir altı. Bu pozisyonu da bize kendisi yıllarca anlattı. Kutbul Aktab isminde bir yazısı da var Prizma kitabında. Hz. Muhammed'in Hz İsa'nın yapamadığı bu birleşmeyi temin edecek. Bakın şimdi Müslümanlar Mehdiyi bekler hale geldi. Halbuki Kur'an-ı Kerim'de anlatılan açık ve net ifadelerle, "Hz Muhammed'den sonra başka peygamber gelmeyecek. Kuran tamamlanmıştır. Başka bir din de yoktur" denir. Kur'an'dan önceki dinlerin hepsi de orijinini yitirdiği için batıl olmuştur ve tedavülden kalkmıştır.
Bu beklentinin bir kapısını açmak için "Mehdi gelecek" diyor. Peygamberden sonra eğer ihtiyaç olsaydı Allah çok peygamber gönderirdi. Kur'an-ı Kerim'de 26-27 peygamberin ismi zikrediliyor.

Fakat deniyor ki:

"Bunun gibi nice kavme peygamber göndermeden hesap sormadık." Kur'an-ı Kerim'de Hz. Muhammed'den sonra peygamber gelmeyeceği açık bir şekilde beyan ediliyor. Peki bu ihtiyaç neden? Peygamber işi tamamlayamadı da ondan mı? Bu beklenti niye? Aynı düşüncenin benzeri Hıristiyanlıkta var. Hz. Isa öldü ama ölmedi. Tekrar gelecek. Bu Allah'ın kapattığı peygamberlik penceresini, zor tevillerle (yorumlarla), yalan yanlış ifadelerle tekrar açmaya çalışmak ve o meçhul makamlara istenilen insanları monte etmek için uydurulmuş şeylerdir. Yani Hz. İsa'yı Allah öldürmüş, neden geri getirecek? Çünkü Hıristiyanlık dünyasında o beklentiyi meydana getiren, kutsal baronlar topluluğu var. İslam dünyasında da Hz. Muhammed yoksa hiçbir kutsal kalmaz. Şeyhler, aşiret liderleri bu makama kendilerini yakıştırmak için böyle bir şeye ihtiyaç duyarlar. Mehdi, Kırklar, Yediler, Dokuzlar gibi.

Allah'ın kapattığı bu makamı kendilerine yeni isimler yükleyerek kullanmak isterler. Bunlardan birisi de Kutb-ul Aktab'lık mertebesi.

İşte Fethullah Gülen bunların da daha üstünde. Şimdi Hıristiyanlıktaki Mesih inancı, Mehdi inanışı Kur'an'da yok, zayıf hadislerle işaret ediliyorki ilim insanlarının yaptıkları araştırmalara göre böyle bir işaret mevzu bahis değil-, amaç bu iki karakterin birleşip Fethullah Gülen'in bünyesinde vuku bulması, yeni bir dini lider ve yeni bir din anlayışı... Fethullah Gülen'in ütopyası böyledir. Yani, bu yaklaşıma gerek Hıristiyanlar gerek Yahudiler sıcak bakmaktadır deniyor. Bizim ülkemizdeki Müslümanlar ise böyle bir şahsın Türkiye'den çıkmış olması noktasında memnundurlar. Avrupa, ABD, herkes için her şey yolundadır. Yani bu "Kutb-ul Aktab" mevkiine onu ABD pohpohluyor, Müslümanlar ise bunu bir şeref olarak kabul ediyorlar. 94 ülkede, Amerika'nın nerede üssü varsa orada okul var. Türkiye'nin doğusunda Diyarbakır'da Mardin'de bitlenmiş çocuklar yüzünden Cizre'de on gün okula ara verildi. Ve ben diyorum ki; acaba kendi ülkesine gidip orada fakir insanlara bir okul açmayı düşünmedi mi? Şimdi buraya getirip büyük bir şov yapıp Türkçe'yi bahane ederek 150 kilo altını çocuklara (Türk Dili Kurultayında) dağıtmak nedir?

M.Y:

Türk Dili Kurultayı düzenlediler.

N.V:

Burada da bir takiye ve yalan var. Okullar Türk okulları ise eğitim dilinin Türkçe olması gerekir. Okullardaki dil İngilizcedir...

M.Y:

Fethullah Gülen örgütlenmesinin ekonomik gücünü konuşalım.

N.V:

Ben önce şu soruya yanıt vereyim dilerseniz daha sonra sizin sorunuza geçelim. Maillerden birinde, efendim iki milyon dolar almış, beklentilerini elde edememiş şeklinde benim hakkımda beyanlar vstr. Fethullah Gülen de itiraf eder, arkadaşlar da bilir ki bizim yaşantımız herkesin merceği altında. Otuz beş yıl hasırın üstünde oturmuşum ve altı tane çocukla 45 tane ev değiştirdim, hizmet vesilesiyle. Yani bunlar iftihar edilecek şeyler değil. Bu ütopyanın ilk mensuplarından olarak ben bir hatamı itiraf ediyorum.

Yani 45 tane ev değiştirmiş ve 35 sene tahta hasır üzerinde yaşamayı örnek davranış olarak kabul edecek derecede bağımlı bir insandım. Çocuklarımın altısının ismini de kendisi koymuştur. Ayrıca bu cemaatten olan insanların, yüz binlere ulaşan çocuklarının isimlerini de tek tek listeden kendi koymuştur. Yani insanların nasıl bu derece bağımlı hale geldiğini göstermek için bunlar birer misal. Bu arada iki milyon, üç milyon, beş milyon aldı diyen arkadaşların iddialarını ispat etmelerini istiyorum. Onlara ayrıca şunu göstermek istiyorum; burada bir vekalet var, elimde. Herşeyin benim malım olduğunu gösteriyor. Noterden alınmış geniş yetkili bir vekalet bu. Ben bu şirketlerde çalışırken emekli olmadım. Asgari ücretle çalıştım ve bana zorla bir basın kartı, o da mecburi olduğu için verildi.

M.Y:

O sıralar Zaman Gazetesinin genel müdürüydünüz.

N.V:

Evet. Genel müdürüyüm, yönetim kurulundayım. Aynı zamanda Samanyolu Televizyonunun da yönetim kurulundayım. O dönemde bana asgari ücret ve sarı basın kartı verilerek redaktör olarak gösterilmem sağlandı. Ancak elimdeki bu belge ile (genel vekaletname)" bütün şirketi almaya ve satmaya, yurtiçinde ve yurtdışında, bütün hesaplardan her türlü imkanı kullanmaya yetkili bir durumdayım. Bakırköy 6. Noteri'nden onaylı evrak.

Bu yetki şöyle; "Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunan bilumum bankalardan, gerek tasarruf hesapları, gerekse ticari kredi hesapları açtırmaya, bugüne kadar açılmış veya bundan sonra açılacak bilumum hesaplardan dilediği * Genel vekaletname; syf. 199. miktarda para çekmeye, dilediği miktarda borçlanmaya, borçlanacağı miktara mukabil çek senet imzasına, açılacak hesaplarım için bankalara her türlü bilgilerimi vermeye, bankaların hazırlayacağı bilumum taahhütname, sözleşme v.s başkalarını da tebdil, teşrik gibi her türlü yetkiye sınırsız haizlik" gibi bir yetki varken; "İşçi çalıştırmaya, iş anlaşmaları yapmaya, işçileri çıkarmaya, fesih ihbarları yapmaya, anlaşmaları fesh etmeye, ihtarname, ihbarname çekmeye, icabında başkalarını da tebdil, teşrik ve azle yetkili olmak..." gibi bir belge varken, bunu neden kullanmadığımı düşünsünler. İlgililere belgenin noterdeki aslını da verebilirim.

M.Y:

Siz bu vekaletnameye göre aslında Zaman Gazetesinin, Samanyolu Televizyonunun sahibi gibisiniz. Yetkileriniz bu genişlikte.

N.V:

Evet bu belge o zaman için hem gazete hem televizyon ve içlerinde barındırdıkları dergi v.s şeylerin sahibi olduğumu gösteriyor. Benden önce gelen ve benden sonra gelen arkadaşlarımız da benim yaptığım gibi davranmıştır.

M.Y:

Yani Zaman Gazetesinde asgari ücretle redaktör olarak çalışıyor gösterilmeniz bir takiye. Hem genel müdürlük ve yönetim kurulu üyeliği yapıyorsunuz hem de asgari ücret alıyor görünüyorsunuz.

N.V:

Evet. Hem devlete karşı hem de vatandaşa karşı bir takiye... Yani elinde böyle bir yetki varken buradan ceketini alıp çıkmış bir insan hakkında, "bugün bunları para almak için yapıyor" tarzında düşünen insanların vicdanına havale ediyorum.

M.Y:

Peki sizin Samanyolu Televizyonu hakkında açtığınız bir dava var. Bir suç duyurusu yaptınız Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığına. Şimdi arkadaşlarımız bu konuya ilişkin bantı ekrana getirsinler ondan sonra Zaman Gazetesi, Samanyolu Televizyonu ve diğer şirketler hakkında bir değerlendirme yapalım. Evet Nurettin Veren, Avukatı Hasan Gürbüz vasıtasıyla 20 Haziran 2006 tarihinde Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuş. Bakalım niçin başvurmuş...

Kaynakça
Kitap: Türkiye Nasıl Kuşatıldı? Fethullah Gülen Hareketinin Perde Arkası
Yazar: Merdan Yanardağ, Nurettin Veren, Adil Serdar Saçan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Nurettin Veren Bütün Gerçekleri Açıkladı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir