Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Fethullah Gülen Terör Örgütü'nün Ekonomik Güç Kaynakları

Paralar Nasıl Toplandı? Gülen'in Mali Gücü

Burada Nurettin Veren'in Onurlu ve Şerefli Çalışmaları hakkında bütün konuları başlıklar halinde bulabilirsiniz. Yıllardır Fethullah Gülen'le beraber çalışmış olan Nurettin Veren Fethullah Gülen Terör Örgütü hakkında bütün gerçekleri açıklıyor.

Fethullah Gülen Terör Örgütü'nün Ekonomik Güç Kaynakları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Kas 2010, 19:26

Ekonomik Gücün Kaynakları: Paralar Nasıl Toplandı?

Merdan YANARDAĞ: 94 ülkede örgütlenen bir güçten söz ediyoruz demek ki biz. Bu çok büyük bir mali kaynak demektir. Bu örgütün mali kaynakları nedir? Yani nasıl oluşmaktadır bu? Kim denetlemektedir? Hedefleri ne? Siz bunları gördünüz.. . Buyurun.. .

Nurettin VEREN: Şimdi ilk etapta küçük yardımlar, küçük himmetler, samimi duygularla eğitim için verilen katkılar vardı. Daha sonra kurban derisi ve canlı kurban toplama gibi işler başladı. Bunlar büyük finansman sağladı. Belki insanlar tahmin edemiyor. Küçük bir yardımdan bir şey olmaz diyorlar ama kayıt dışı olan her türlü yardımın bir olumsuz etkisi mutlaka karşımıza çıkacak. Çünkü eğer bu bir hayır ise, bunun da mutlaka korunup kollanması lazım. Yani milletin iyi niyetle verdiği en küçük bir şeyin bile değişik amaçlara kullanılmaması lazım.

Öncelikle bunlarla başlanıldı. Daha sonra Ramazan ayında talebeye gizli burs toplantıları yapıldı. Şimdi bizim insanımızın en zayıf noktası, Allah rızası için Şefaat ya Resulallah düşüncesi ile, gözyaşıyla suistimal edilmeye açık bir yapıda olması. Yani verdiği iyiliğin Allah'a ulaşacağını ve karşılığında Allah'tan hoşnutluk alacağı düşüncesi her zaman halkımızın en açık kapısıdır, işte vurulduğumuz ve takipçisi olmadığımız bu iyilikler, bu gizli ve kayıtsız kampanyalar ile büyük finanslar elde edildi. Ön plana ise hep fakir çocuklara yardım edileceği düşüncesi kondu. Tabii ki herkes bu niyetle verdi. Milletimiz her zaman bu tip hamiyetli davranışlarda bulunmuştur. Ama bu işin suistimaline de çok açıktır.

Çünkü; yaptığı işin kayıt içi veya başka maksatlı olup olmadığını takip etmez. "Ben Allah rızası için verdim. Ötesi beni ilgilendirmez" der. Ve farkında olmadan kontrol dışında büyük finanslar yaratıp, büyük gizli gayelere alet olabilirler. İşte bizde de öyle oldu. Biz de samimiyetle bu işin takipçisi olamadık. Milletimizin bize verdiği bu vekâletle, bu itibar ve kredi ile ortaya çıkan bu müesseselerin ülkemize faydalı olduğunu düşünerekten, köy köy, kasaba kasaba toplanan, gizli himmetler, açık himmetler, elden verilen ve hiçbir kaydı makbuzu olmayan yardımlar, toplantılarda doğrudan Fethullah Gülen'in eline teslim edildi. Yani şöyle düşünün ki; bir anda 10 tane okulu yaptıracak yardımı bir kişi veriyor ve bunun da hiçbir kaydı yok.

Küçük yardımlarda zaten hiçbir belge yok. İleride ödenmeye yönelik senetler, çekler verildi. Belki buradan bana ilgili savcılar müracaat ederse; toplanan bu çeklerin, senetlerin, yardımların, paraya tahvil edilen şeylerin nasıl kullanıldığını söyleyebilirim? Belli para kasaları var. Bunları aklayanlar var. Bunları örgütleyenler, organize edenler var. Doğrudan bu işin içindeydik, bütün ayrıntıları biliyorum.

Kaynakça
Kitap: Türkiye Nasıl Kuşatıldı? Fethullah Gülen Hareketinin Perde Arkası
Yazar: Merdan Yanardağ, Nurettin Veren, Adil Serdar Saçan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Fethullah Gülen Terör Örgütü'nün Ekonomik Güç Kaynakları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Kas 2010, 20:09

Gülen'in Mali Gücü

Merdan YANARDAĞ:
Peki yeniden şu soruya gelelim: Fehullah Gülen nasıl ve hangi ölçekte bir mali gücü kontrol ediyor? Yaklaşık bir rakam verebilir misiniz?

Nurettin VEREN: Şimdi birisi hesap makinesini eline alsın; 1,5 milyon öğrenci her sene artarak devam eden bir potansiyelle dershanelerine, okullarına kayıt oluyor. Veliler ise çetelerin, uyuşturucunun ve çeşitli saldırgan oluşumların okul yönetimlerini dahi tehdit edebildiği bir ortamda bu dershaneleri sakin bir liman olarak görüyor ve diyor ki; "bari bu örgütün okuluna, dershanesine gitsin de hiç olmazsa tehlikeden kurtulsun, mahsuru yok, nasıl olsa benim çocuğum onların elinde kalmaz, terbiyesi ile ben ilgilenirim." Fakat kendisi çocuklarına yarım saat dahi zaman ayıramayan velilere sesleniyorum.

On saat, on iki saat yatılı kalan çocukların, örgüt tarafından görevlendirilen ağabeylerin, ablaların etkisiyle, bedenen aynı kalsa bile ruhen ne derece değişebileceğini bir düşünsünler. Belki beş-altı ay sonra, belki bir kaç sene sonra annesinin-babasının Müslümanlığını beğenmeyen, Fethullah Gülen'e mürit olması gerektiğini, mutlak kurtuluşun onda olduğunu söyleyerek onları bu yola davet eden bireyler oluşacaktır. O zaman iş işten çoktan geçmiş olacaktır.

Çünkü Allah'ın kelamından daha çok Fethullah Gülen'in ütopyası nesillere zerk ediliyor. Biz bunu yaptık. Tabii, şimdi Fethullah Gülen öyle bir sistem kurmuş ki, artık gelip çocuklarla ilgilenmesi gerekmiyor. Sistem meyvesini üretiyor ve Fethullah Gülen'e de sadece yemesi kalıyor. Kurulan sistemin kendisi tek tip insan yetiştiriyor. Yani tıpkı beynine bir çip takılmış hale getiriliyor ve "Fethullah Gülen söylemişse mutlaka bir hikmet vardır" şeklinde bir yaklaşım yerleşiyor. Yani Fethullah Gülen dese; "Anneni babanı kes", sevap olduğuna inanarak kesecek insanlar yetişiyor.

M.Y: Böyle çocuklar mı yetiştirdiniz siz?

N.V: Bakın onlar çocuk değil artık. Örneğin 1995 yılında ordudan atılanlar, kurmay binbaşılar, başka rütbeli subaylar bile böyle ve bu itaate alışmış durumdalar . Başka görevlerde olanları artık siz düşünün.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Fethullah Gülen Terör Örgütü'nün Ekonomik Güç Kaynakları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Kas 2010, 20:40

Merdan YANARDAĞ: Biliyorsunuz geçen hafta Fethullah Gülen'in örgütünü deşifre eden bir program yaptık. Fethullah Gülen'in başyardımcısı olan Nurettin Veren buradan bir çağrı yapmıştı; "Ben bu davanın hem tanığı, hem sanığıyım ve herkesi göreve davet ediyorum. Ben bu hususta yargılanmaya hazırım" diye... Sevgili izleyiciler, sizlerden çok yoğun ilgi geldi. Benim ve Kanaltürk'ün mail adresine on binlerce övgü, destek ve teşekkür mesajlarının yanı sıra, çok sayıda küfür ve tehdit içeren mesajlar da geldi. Kuşkusuz küfür ve tehdit mesajları gönderenler Fethullah Gülen taraftarlarıydı ve bunu da açıkça yazıyorlardı. Söz konusu küfürleri burada açıklamak mümkün değil. Çünkü bu küfürlerden örnek vermek için, gönderenlerin ahlakına ve terbiyesine sahip olmak gerekir. * II. Program, (03 Temmuz 2006) , Kanaltürk. Tehditlere gelince... Yollan açık olsun. Sevgili izleyiciler, bu programı, devam ettireceğimizi geçen hafta söylemiştik. Yani bugün Fethullah Gülen'in gizli örgütünü deşifre etmeyi sürdüreceğiz. Sayın Nurettin Veren bugün yine bizim konuğumuz. Aynca bugün başka bir konuğumuz daha var;

Dr. Adil Serdar Saçan. Kendisi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Bölümü Eski Müdürü. Polis Akademisi ve Hukuk Fakültesi mezunu, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünde doktora yapmış. Yaklaşık 20 yıl emniyet örgütüne hizmet eden eski bir polis. Adil Serdar Saçan, AKP hükümeti kurulduktan sonra görevden alınan ilk polis şeflerinden biri. Emniyetteki Fethullahçı örgütlenme hakkında hazırladığı raporlar, yürüttüğü soruşturmalar, mafyaya karşı verdiği mücadele ve AKP'ye yakın bazı şirket ve kişilerin karıştığı yolsuzluk suçlarına yönelik gerçekleştirdiği operasyonlar nedeniyle dikkati çeken bir emniyet müdürü. Başarılı bir sicile sahip olduğu halde meslekten çıkarılan bir uzman. Şu anda İçişleri Bakanlığıyla karşılıklı açtıkları davalar devam ediyor. Sayın Saçan hoş geldiniz. Biz geçen hafta kaldığımız yerden devam edelim...

Fethullah Gülen örgütünün para kaynaklarını, finans yönetimini, mülkiye, silahlı kuvvetler ve emniyet örgütü içindeki yapılanmasını, valilikler ve kaymakamlıklar düzeyinde-ki örgütlenmelerini değerlendireceğiz bu akşam. Fethullah Gülen'in İslamcı dünya içindeki yerini, taraftarlarının kendisine bakışını inceleyeceğiz. Seyircilerimizden geçen hafta gelen bazı sorularda; "Yolsuzluk ve Yoksulluk programını, bir ekonomi-politika programı olarak ilan ediyorsunuz. Peki Fethullah Gülen'in yolsuzlukla ne alakası var?" deniyor. Bunu iyi niyetli bir soru olarak alıyorum. Zannediyorum finans kaynaklarına dair açıklamaları burada değerlendirdiğimizde, herkes gerekli sonuçları çıkaracak, cevaplarını alacaktır. Çünkü, çok büyük ve kayıtsız bir mali gücün kontrol edildiği, harcamaların denetlenmediği bir sistemden de söz ediyoruz. İnsanların inançlarının kötüye kullanıldığı, aldatıldığı, dolandırıldığı bir örgütlenmeden söz ediyoruz.
O bakımdan bizim programın hem lafzına hem ruhuna uygun bir konu olduğunu düşünüyorum.

Bunu belirtmekte yarar var. Bu hafta da bir anket sorumuz olacak sevgili izleyicilerimiz:

"Nurettin Veren'in Fethullah Gülen örgütü hakkındaki açıklamalarına inanıyor musunuz?" Sorumuz böyle. Bu soruya "evet" ya da "hayır" diye cevap verip, cep telefonlarınızdan 36 36'ya kısa mesaj olarak gönderebilirsiniz. Bu arada açıklayalım; geçen hafta program bittikten sonra da anket cevapları gelmeye devam etti. Sanırım, hatlardaki aşırı yüklenme nedeniyle zamanında düşmeyen kısa mesajlardı bunlar. Hatırlayacaksınız sorumuz, "Fethullah Gülen örgütlenmesini Türkiye için bir tehlike olarak görüyor musunuz?" şeklindeydi.

Biz programı kapattığımız zaman yaklaşık 86 bin kişi ankete katılmıştı, oyların dağılımı ise % 50 % 50 şeklindeydi. Sayısal olarak "hayır" diyenlerin sayısı biraz fazlaydı. Ancak, program bittikten sonra gelen oylarla katılım sayısı yaklaşık 100 bine ulaştı ve oranlar değişti; "hayır" diyenlerin oranı % 54'e ulaştı, "evet" diyenlerin oranı ise % 46 oldu. Sanırım sonucun belirlenmesinde Nurettin Veren'in söylediği-şey gerçekleşmiş oldu. Örgütlü bir katılımın sağlandığı anlaşılıyor. Sayın Veren, şöyle başlayalım isterseniz; bize Fethullah Gülen örgütlenmesinin sistematiğini anlatabilir misiniz? Nedir bu örgütlenme, nasıl yönetiliyor ve nasıl yayılıyor? Buyurun.

Nurettin VEREN: İyi akşamlar diliyorum herkese.

Öncellikle, dün yıldönümünü andığımız, bütün medyamızın da gündeme getirdiği, 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamını kınıyorum. Milletimizin cehalet ve meczupluğun ne noktaya geldiğinin açık bir göstergesi bu katliam. Bugün de yıldönümü olması vesilesi ile ölenlere yüce Rabbimizden rahmet diliyorum. Aynı katliamın bir benzerini de sınırımızın hemen yakınındaki Filistin milleti yaşıyor. Yüce Rabbimizden merhamet ve bu katliamı durdurması için insaf dileyerek; insanlık adına yapılan bu katliamların hiçbir şekilde izahı olamayacağını düşünüyorum. Aynca Sivas Katliamının on üç yıldır faillerinin bulunmamasını ve cezalandırılmamalarını da esefle karşılıyorum. Aynı zamanda şu anda ABD'nin yandaşı olarak ABD'de ve AB'de hak arayan insanlarımıza şunu söylemeleri için, başta Fethullah Gülen yandaşlarını insafa davet ederek diyorum ki; Usame Bin Ladini terörist olarak ilan eden Fethullah Gülen'in, devlet terörü karşısında da aynı şekilde bu Filistin'de ve Irak'ta yapılan katliamları niçin kınamadığını ve sessiz kaldığını sormalarını istiyorum. Yani bir tarafta daha önceki kitaplarında yazdığı gibi; Saddam'ın attığı füzeler sonucu ölen birkaç İsrailli çocuk için çok üzüldüğünü, uykularının kaçtığını ve bayıldığını söyleyen Fethullah Gülen'in bugün bir buçuk milyon Filistinli'nin karadan ve denizden bir tek onbaşı karşılığında, gerek siyasi liderlerinin, başbakanlarının ve bütün Filistin halkının denizden ve karadan bombalanarak sivil insanlara yapılan bu katliama niçin tepki göstermediğini merak ediyorum.

Ermeni soykırımını gündeme getirenleri de insafına havale ediyorum. Doksan yıl önce olan bir tehcir olayını, bize katliam diye dayatmak isteyen medeni dünyanın da gözüne sokulması için; Fethullah Gülen'den de, dünya milletlerinden de bir özür dilemelerini ve bu olaya müdahale etmelerini istiyorum. Bunun için taziyelerini yayınlamalarını bekliyorum.

F. Gülen'in Temsilcileri Programa Gelmedi

Merdan YANARDAĞ: Peki çok teşekkür ediyorum. Ben hemen bir hatırlatma yapmak istiyorum, geçen hafta seyircilerimizden birinden şöyle bir soru gelmişti: "Neden Sayın Veren' in karşısına cemaatten biri çıkmadı?" Sevgili seyirciler! Şu önemli; biz Fethullah Gülen cemaatine yakın olduğunu düşündüğümüz bazı isimleri davet ettik, faks çektik, defalarca telefon açtık ve kendileriyle görüştük.

Ben davet ettiğimiz kişileri açıklamak istiyorum. Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sayın Ekrem Dumanlı. Kendisini programımıza ısrarlı şekilde davet etmemize rağmen katılmayacağını bildirdi. Diğeri, Yazarlar ve Gazeteciler Vakfı Başkanı Sayın Harun Tokak. Kendisi de hem faksımıza hem telefonlarımıza, ısrarlı şekilde not bırakmamıza rağmen yanıt vermedi. Kendisi adına sekreteri katılmayacağını bildirdi. Diğer davet ettiğimiz kişi ise, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Suat Yıldırım. Kendisi hiçbir biçimde böyle bir programa katılmayacağını, aracı kullanmadan doğrudan belirtti. Prof. Yıldırım'ı biliyorsunuz, Fethullah Gülenin isteği üzerine yeni Kur'an-ı Kerim mealim yazan ve kitabı "Kur'an-ı Kerim'in İncilleştirilmesi" diye eleştirilerek yeni bir tartışma yaratan öğretim üyesi. Kendilerini defalarca ve ısrarla davet etmemize karşın bu programa katılmadılar. Davetimiz hâlâ açıktır kendilerine.

Sayın Veren'in ve Sayın Saçan'ın az sonra yapacakları açıklamalara itiraz eden, buna karşı sözü olan herkese programımız açıktır. Kendileri gelmediler, eğer gelselerdi onlara da birer koltuk verip burada tartışacaktık... Sayın Veren neden gelmediler bu kadar ısrarla davet etmemize rağmen? Bu isimleri siz de önermiştiniz?

Nurettin VEREN: Evet bu isimleri ben de önermiştim. Şu anda önde görünen ve Fethullah Gülen'in kuryeliğini yapan herkesi davet ettim ben. Hatta Fethullah Gülen'i de. Eğer kutsiyetinden, azizliğinden ödün verme fedakarlığını gösterebilseydi veya bizim burada yapacağımız açıklamalara yürekliliği olup yanıt verebilseydi milletimizin olayları görmesi ve karar vermesi daha net bir hale gelebilirdi. Geçen hafta cuma günü Antalya'da davet edildiğimiz bir konferans esnasında ısrarla Fethullah Gülen ile olan daha önceki tartışmalarımız soruldu ve "Neden bu kopma meydana geldi ve niye bunun otuz beş sene farkına varamadınız?" gibi sorulara cevap verdim.

Ben tabii, özellikle bu kısımları biraz hızlı geçerek, duygusal yanını kısa tutarak milletimizin bu örgütün niyet ve hedeflerini öğrendikten sonra neler yapması gerektiği hususunda birlik çağrısı yaptım. Ve bütün üniteler için şunu söyledim; bize verilen bu vekâletle, milletimizin bize kazandırdığı bu itibarla, Türkiye'nin içerisinde binlerce hazırlık kursu, üniversite talebelerinin yurtları, ilkokul eğitim seviyesinde kurslar (Anafen), üniversiteler ve hastaneler açtık. Milletimizin öz kaynakları ile imece usulü ile yapılan eserlere sahip çıkması ve bunları kaptırmaması için takipçi olmalarını öğütledim.

Çünkü aldığım telefonlar, fakslar ve ısrarlı sorularda hep, "Niçin Fethullah Gülen Amerika'da" deniyor. Tarlalarını veren, kamyonunu veren, kurban bağışında bulunan insanların paralarıyla fakir talebelerin eğitimi için yapılan bu okullarda niçin paralı eğitim verildiğini, yıllık on beş yirmi milyara ulaşan paralarla, fakirin cebinden çıkan paralarla yapılan bu okulların zenginlere hizmet eden, paralı bir ticarethane haline dönüştüğünü soruyorlar. Biz bu okulların kuruluşunda köy köy, mahalle mahalle, Ramazan Ramazan, hatta Ramazan ayı içerisindeki ve kurban döneminde toplanan kuruş kuruş, himmet ve yardımlarla fakir çocuk okutmak üzere bir vekâlet aldık milletimizden. Bu insanlar, tarlalarını, çiftlerini, hayvanlarını satıp bizlere veren insanlar.

Eğitim için bize yardım eden insanlar şimdi soruyor, niçin?... Ben de dedim ki; "Biz sizden bunları şu niyetle aldık. Ve fakir Anadolu insanının eğitimi için bu kurumlar meydana geldi. O zaman siz bu yaptığınız işe sahip çıkın; paralı kolejler haline dönmüş, beş yıldızlı oteller haline gelmiş, beş yıldızlı hastanelere dönüşmüş yerlerin önüne gidin, yetkililerine sorun. Bunlar niçin fakir insanlara hizmete değil de para kazanmaya yöneldi, deyin. Demek iken, vakıf iken bunlar nasıl tek kişinin mal varlığı haline geldi ve para basan ticarethanelere dönüştürüldü. Ben sadece bir kıvılcımla insanımıza yapılan bu haksızlığı açıklamaya çalışıyorum. Emniyet teşkilatının kendi içerisindeki çürük elmaları ayıklaması lazım. Mülkiyedeki insanlar biz bu görüşte değiliz veya biz bu örgüte üye değiliz diyorlarsa; bu örgüt içerisinde çalışan çürük elmaları ayıklaması lazım.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Fethullah Gülen Terör Örgütü'nün Ekonomik Güç Kaynakları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Kas 2010, 21:18

Paranın Yönetimi Doğrudan Gülen'de

Merdan YANARDAĞ:
Peki paranın yönetimi sizin de içinde bulunduğunuz üst düzey yöneticiler tarafından mı yapılır?

Nurettin VEREN: Hayır. Tamamı Fethullah Gülen'in eline teslim edilir. Yani başka hiç kimsenin elinde durmaz. O size bu toplama görevini verir. Dağıtma görevini de başka birine verir. Mustafa Özcan yapar onu. Bu Mustafa Özcan da Kartal merkez vaizidir. Toplama bir görevdir. Dağıtma bir görevdir. O parayı birine verme bir görevdir. Onu yurt dışına transfer etmek o şirket sahibinin görevidir. Yani herkes işin bir kısmını yapar.

Adil Serdar SAÇAN: Bu esnada hayali ihracat olur mu?

N.V: Şimdi bu esnada kullanılan kuruluşlar, remi ve temiz kuruluşlar, masum okullardır. Okulların içerisinde iş adamları bu paraları aklar. Para transferi yapılır. Yani okullar vakıf iken, bu yurt dışındaki okullar daha sonra şirket haline gelmişlerdir. Okul şirketleri şöyle: Bir holdingin yirmi tane okulu var. Bu okulların beşi yurtiçinde ise on beşi yurtdışındadır. Dolayısıyla bir şirketin kendi bünyesi içerisinde öğretim üyelerine götüreceği para var, oradan gelecek para var.

Bu, Türkiye ile irtibat halindeki güvenilir kuryeler vasıtasıyla, bu paralar kayıt dışı yani banka transferlerinin dışında çantalarla gidip gelir. Çünkü iş adamları var, o ülkedeki gümrükteki yabancı insanlar var örgüte kazandırılmış. Güvenilirlik kazanıldıktan sonra da gümrükten de, havaalanından da çanta ile para geçirilmesi hususunda hiç problem olmaz. Hatta bu ilişkilerin iyi kurulmadığı yerlerde ellerinde bir iki trilyonla sınırda yakalananlar oldu. Paralar Geri Verilmez, Kayıt Tutulmaz

Merdan YANARDAĞ: Bu organizasyonun bir yanıyla İslami şirketler denen yapılanmayla benzer bir işleyişe sahip olduğu anlaşılıyor. Genelde merkezi Konya'da olan Kombasan vs. gibi holdingler...

Çoğu zaten şu anda batmış durumda ve sahipleri, yöneticileri kaçak. Seyircilerin bu konuda da çok sayıda soru geliyor. İhlaszedeler var içlerinde, diğer İslami holdingler tarafından dolandırılanlar var. Bu holdinglerle Fethullah Gülen örgütlenmesi arasında bir ilişki var mıydı?

Nurettin VEREN: Hayır. Şimdi onlar bir holding bünyesinde para topluyorlar. Fethullah Gülen öyle yapmıyor. Zekât, burs ve kurban parası topluyor. Çünkü holdinglerde insanlar verdikleri paralar karşılığında bir zaman sonra kâr alacaklarını düşünüyor. Ama burada verip de almak değil, her sene vermek var. Burada bir biat, bir bağlılık vesilesi olarak, fakire fukaraya verilmek üzere toplanan para-lar var. Dolayısıyla kimse bir hak iddia edemez. Yani burada geriye almak için vermiyor, zekât olarak veriyor ve ertesi sene verdiğini bir kat artırmak zorunda. Tabii bu sene verdiğinin yarısı düşerse itibar kaybına uğrar. Ticari itibar kaybına uğrar. Yani elli milyar sermayesi olan bir adam, iki yüz elli milyar zekât vereceği taahhüdünde bulunuyor, cemaatin güvenini kazanmak ve yıl içerisindeki kredibilitelerini artırmak için.

Yani bir nevi takiye burada, kendi içlerinde de başlıyor. Bir anekdot aktarayım: Cemaatin içinden bir arkadaş, ismini vermeyeyim çünkü bu onu çok yaralar. Onun hakkında, Fethullah Gülen bana dedi ki, "Bu adamın ismini gazeteden sil!" Gazetede üst düzey bir yetkili olduğu için üst sütunda adı yazıyor. Ben de "Şimdi öyle birdenbire böyle bir şey yapılmaz, nezaketen de olsa önce kendisine bir danışılması gerekir" dedim. Israr etti ve "Sil. Onun cemaate faydası yoktur. Çünkü kendisi bu cemaate bir şey sattı. Herkes verirken; o para ile bize gazetesini sattı" dedi. Ben buna rağmen böyle bir davranışın nezakete uygun olmadığını söyledim. Aradan bir müddet sonra Ankara'daki zekât ünitesinden bir arkadaş topladığı paraları getirdi.

Fethullah Gülen de hemen mevzu bahis şahsı kastederek, "O ne kadar verdi" diye sordu. Cevap 4.5 milyar. Tabii bu on beş-yirmi sene önce verilen bir para. Hemen bana dönüp o istediği şeyi yapıp mevzu bahis şahsı görevden atıp m atmadığımı sordu. Ben de yapmadım deyince "İyi, o şimdilik dursun" dedi. Yani buradan şu anlaşılıyor, eğer para veriyorsa onu başımızın üstünde tutalım, eğer para vermez ise dışlayalım, aforoz edelim. Yani insanlar Allah için vermiyor. Fethullah Gülen'e yaranmak için veriyor. İnsanlar İslam'a hizmet etmek için çalışırken Fethullah Gülen'i koruyup kolluyor ve onu yüceltiyorlar.

M.Y: Yaklaşık ne kadar para kontrol ediliyor?

N.V: Şimdi biz size bir üniteyi söyledik. Sanırım Emin Çölasan bir tahmin yürütmüş ve 10 milyar dolarlık bir para hesaplamış. Halbuki biz bu paranın sadece bir ünitenin % 23'üne denk olduğunu söylemiştik. Bütün sektörlerde, ithalat-ihracattan, çatal kaşığa kadar şirketleri var. Ayrıca yurt dışındaki şirketlerden, yapılan ihale başına pay alıyorlar. Şimdi niçin tüccarlar bu okulun devamından yana ve destekliyorlar? Çünkü, tüccarlar bu okulları gittikleri ülkelerde bir zıplama tahtası olarak kullanıyorlar. Gülen isterse bazı kişileri o müesseselerin başına getirerek mükafatlandırıyor. Kendisine itaat etmeyen bir insanın da ekmeğini hemen kesip o mevkiden uzaklaştırıyor. Elime bir kağıt geçti ve ben bunu dün internet sayfama koydum. 1998 yılında Avukat Orhan Erdemli yoluyla Coşkun Kolejindeki ben kurucusuyum Ali Coşkun'un verdiği bir arsaya yapılan bu okulda, çocuklarımı para vererek okuttum. 2 kız çocuğumu. Diğerleri hep devlet okulunda okudular. 1998'de % 85 temerrüt faizi uygulayarak iki taksit üst üste ödenmediği için evime icra kağıdı geldi. Tartışmalarım ve kopukluklarım olduğu için Fethullah Gülen'in beni kapısında diz çöktürmek için bizzat uyguladığı bir plan. Benim açtığım okulda okuyan kızlarımın iki aylık okul taksitini ödeyememişim ki o sırada işim vesilesiyle Tunus'ta bulunuyordum, bu nedenle icra geliyor. Yani benim zaman zaman başkaldırıp diklenmem üzerine, dizginlenmem gerektiği düşünülmüş. Şimdi bu icra kağıdını yayınladım ben, % 85 temerrüt faizini özellikle söylüyorum. Tabii ben bunu alıp ilk önce okul müdürüne götürdüm. Bu nedir şeklinde. Dedi ki: "Ağabey bu yukarıdan, yoksa benim böyle bir şey yapamayacağımı bilirsin." Ben gidip bu kağıtları Fethullah Gülen'in önüne attığımda ve "Nedir bu" dediğimde, "Allah şahit benim bundan haberim yok" diyerek çevresindekilere dönüp bağırmaya, kim yaptı bunu şeklinde tepkiler vermeye başladı ve "Ben bunları öderim, onlar benim çocuklarım" gibi bir yaklaşım gösterdi. Bana, "Senin güvende olduğun yer benim dizimin dibidir" şeklinde bir izlenim uyandırmak için böyle bir tiyatro oynadı. Yani icrayı yaptıran da senetleri ödeyen de o. Ve daha sonra aynı avukat yoluyla bana 2005 yılında, 98 yılından yine icralar gönderildi.

M.Y: Bu avukat, son dönemde El Kaideye yardım ettiği 163 gerekçesiyle Birleşmiş Milletler'in "Uluslararası teröre yardım edenler" listesine aldığı Yasin El Kadının avukatı mı? İsim aynı çünkü.

N.V: Şimdi o konuya bu hafta girmeyeceğiz. Çünkü bazı pürüzler var. Ama sahte bir dosya düzenlendiğine dair bende mahkeme kararı var.

Kaynakça
Kitap: Türkiye Nasıl Kuşatıldı? Fethullah Gülen Hareketinin Perde Arkası
Yazar: Merdan Yanardağ, Nurettin Veren, Adil Serdar Saçan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Nurettin Veren Bütün Gerçekleri Açıkladı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir