Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Nurettin Veren ve Fettullah Gülen Ayrılığı

Burada Nurettin Veren'in Onurlu ve Şerefli Çalışmaları hakkında bütün konuları başlıklar halinde bulabilirsiniz. Yıllardır Fethullah Gülen'le beraber çalışmış olan Nurettin Veren Fethullah Gülen Terör Örgütü hakkında bütün gerçekleri açıklıyor.

Nurettin Veren ve Fettullah Gülen Ayrılığı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Kas 2010, 19:12

FETHULLAHÇI ÖRGÜTLENME NASIL KURULDU VE YAYILDI?

Merdan YANARDAĞ: Biliyorsunuz, "Yolsuzluk ve Yoksulluk" programında bugüne kadar genellikle devlet ve hükümetle ilişkili, ihale ya da özelleştirme uygulamalarından kaynaklanan yolsuzluk olaylarını gündeme getirdik. Ancak, Türkiye'deki yolsuzluklar sadece bunlarla sınırlı değil. Türkiye'de özellikle Siyasal İslama dayalı örgütlenmelerin ve cemaatlerin de karıştığı büyük yolsuzluklarla karşı karşıyayız. Milyonlarca insan bugün cihad adına harekete geçiriliyor, inançları sömürülüyor ve ülke bunun üzerinden gerçekleştirilen bir siyasal örgütlenmenin kuşatması altında tutuluyor. Yeşil sermaye diye nitelendirilen, kamuoyunda daha çok "İslami holdingler" diye tanınan bazı şirketler, yurt dışında cami avlularında topladıkları paralarla yüzbinlerce insanı dolandırdı. İnanç, "helal kazanç" palavrasına kurban edildi. Bugün Fethullah Gülen örgütlenmesini masaya yatıracağız.

Halen Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) yaşayan, bu ülkeden özel bir himaye gören, istihbarat örgütü CIA tarafından korunan Fethullah Gülen, İslam coğrafyasına yönelik yeni emperyalist planlamanın önemli bir unsuru ve taşıyıcısı olarak öne çıkıyor. Büyük ya da Genişletilmiş Ortadoğu Projesi'nin (GOP) ideolojik ve/veya dinsel arka planının kurulmasında stratejik bir rol oynayan, sinsi bir örgütlenme politikası izleyen bu gerici hareket, doğrudan ve dolaylı olarak yüz milyar dolara yakın bir parasal gücü kontrol ediyor.

Sevgili seyirciler, Türkiye'yi Amerika Birleşik Devletleri'yle işbirliği içinde kuşatan, devlette (bürokrasi içinde) örgütlenen, ordudan polise kadar geniş bir ağa sahip olan, iş dünyasında masonik bir yapılanma gerçekleştiren, çok sayıda şirkete, finans kurumuna ve fabrikaya sahip olan, eğitimden sağlığa kadar geniş bir alanda, deyim uygunsa bir imparatorluk kuran Fethullah Gülen ve örgütünü bugün masaya yatıracağız. Basından söz ettiğimiz zaman karşımıza F. Gülen'in televizyonları, radyoları ve gazeteleri çıkıyor. İş dünyasından söz ettiğimiz zaman, banka ve sigorta şirketleri çıkıyor. Sağlıktan söz ettiğimiz zaman hastaneleriyle karşılaşıyoruz. Polisten söz ettiğimiz zaman neredeyse Emniyet'e egemen olmuş bir örgütlenmeyle karşılaşıyoruz.

Dolayısıyla, Amerika Birleşik Devletlerinde on yıldır yaşayan bir insan, bu ülkenin gücünü de arkasına alarak, Türkiye'yi adeta kuşatma altında tutuyor. Fethullah Gülen, hakkında açılan davalardan beraat ediyor, verilen istihbarat raporlarında böyle bir örgütün bulunmadığı ifade ediliyor. Ama savcılık bu kararın bozulması için üst mahkemeye itiraz ediyor. Ve kısır döngü yıllardır sürüyor. Yani Türkiye son yirmi yıldır garip bir örgütlenmeyi tartışıyor, onunla uğraşıyor; Fethullah Gülen hareketi... Bugün stüdyomuzda önemli bir konuğumuz var.

Sayın Nurettin Veren... Hoş geldiniz... Ben sizlere Sayın Veren hakkında kısa bir biyografi vermek istiyorum. Nurettin Veren 1948 İzmir doğumlu.

Makine mühendisi. Gazeteci ve Yazarlar Vakfı kurucusu, Samanyolu Televizyonu ve Zaman Gazetesi kurucu yönetim kurulu üyesi, genel müdürü ve ortağı. Asya Finans'ın (Bank Asya) kurucusu. Orta Asya'da Fethullah Gülen cemaatinin açtığı üniversitelerin ve okulların kurucusu ve genel koordinatörü. Fethullah Gülen'in 35 senelik baş yardımcısı ve siyasi danışmanı. Çeşitli kitapları ve makaleleri bulunan bir yazar. Örgütün Fethullah Gülen'le birlikte üç tepe kurucusundan biri ve yola çıkan 14 kişilik ilk ekipten önemli bir isim.

Evet Sayın Veren, siz 2001 yılında bu cemaatten uzaklaştınız, kopuş 2004 yılında tam olarak kesinleşti ve çeşitli gazetelere/dergilere bazı açıklamalar yaptınız. Cumhuriyet gazetesine yaptığınız açıklamalar bir yazı dizisi halinde yayımlanmak istendi. Ancak bu dizi, bir mahkemeden alman kararla, "Fethullah Gülen'in kişilik haklarının ihlal edildiği" gibi garip bir gerekçeyle durduruldu. Okurlar ne anlatacağınızı tam anlamıyla öğrenemedi. Daha sonra çeşitli girişimlerde bulundunuz, programlar yaptınız ama, bu örgütlenmenin derinliğini, yaygınlığını ve tehdit kapasitesini toplumun geniş kesimleri öğrenemedi. İnsanlar, F. Gülen örgütlenmesini geniş bir açıdan değerlendirme olanağı bulamadı.

Özetle Türkiye, bu örgütlenmenin halk için yarattığı tehlikenin boyutlarını tam anlamıyla kavrayamadı. Verdiğiniz bilgiler, yayınlanan birkaç kitabın tirajıyla sınırlı kaldı. Sevgili seyirciler, bildiğiniz gibi programımız interaktif, yani sizin katılımınıza, etkilemenize açık. Sizler sorularınızı, eleştirilerinizi ve önerilerinizi cep telefonlarından 36 36 numaralı hatta kısa mesaj olarak gönderebilirsiniz. Ayrıca, her programda olduğu gibi, bugün de bir anket düzenliyoruz. Anket sorumuzu; "Fethullah Gülen örgütlenmesini Türkiye için bir tehlike olarak görüyor musunuz?" diye hazırladık. Bu sorumuza "evet" ya da "hayır" diye yanıt vererek yine 36 36 numaralı hatta gönderebilirsiniz. Ben de programın akışı içinde oylama sonuçlarını size duyuracağım. Sayın Veren, şuradan başlayalım isterseniz; siz 35 sene Fethullah Gülen ile birlikteydiniz. Gülen, büyük bir cemaatin lideri, nurculuğun en önemli kolunu yönetiyor.,

Neden ayrıldınız Fethullah Gülen örgütünden? Çünkü az önce biyografinizi değerlendirdiğimizde çok açık bir şekilde görüldüğü gibi önemli bir gücü elinizde tutuyordunuz. Neden ayrıldınız?

'Bu Davanın Hem Tanığı Hem de Sanığıyım'

Nurettin VEREN: Teşekkür ederim efendim. Şimdi anlatacağımız konular ı çok önceleri, defalarca kez açıklamak için çabalamış olmamıza rağmen; geniş kitlelere ulaşamamış, meramımızı anlatamamıştık. Buradan ben sizin sorularınıza cevap vermeden önce, Türkiye Cumhuriyeti'ni koruma ve kollamakla görevli sayın Cumhuriyet savcılarımızı da, özellikle içinde bulunduğumuz ilçe olan Şişli'nin Cumhuriyet Savcısını programımızın içeriğini bir ihbar olarak ve ülkemizin en mühim örgütsel meselesinin açıklanması olarak kabul edip, bu programı takip etmelerini ve gerekirse benden bilgi belge ve isimleri almalarını istiyorum. Çünkü, daha önce de biz ülkemizin büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu beyan etmiştik. Ancak sanki Fethullah Gülen'i koruma ve kollamakla görevlendirilmiş gibi davranan medya, özellikle bizim sesimizi kıstı ve bu örgüt hakkında halkı bilgilendirme imkanımız kalmadı. Bu ne-denle bu ihbar kabilindeki programın özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin saygıdeğer cumhuriyet savcıları tarafından dikkatle takip edilmesini talep ediyorum ve her koşulda kendilerine bilgi vermeye hazırım. Ben böyle bir davanın hem tanığı hem de sanığı olmaya hazırım.

Merdan YANARDAĞ: Elimizde sizin örgüt içerisindeki konumunuza dair bilgi ve belgeler var. Onları ekrana getirelim. Daha sonra o soruya dönelim istiyorum. Bu kadar önemli bir örgütlenmeyse ki siz Türkiye'yi tehdit eden bir Frankenstein'ın yaratıldığını söylüyorsunuz bu örgütün kuruculuğunda ve yönetiminde önemli bir paya sahip olmanıza rağmen neden ayrıldığınızı soracağım. Çünkü siz, gösterdiğimiz bu fotoğraflarda' neredeyse bir dönem Türkiye'yi yöneten herkesle; bakanlar, başbakanlar ve cumhurbaşkanlarıyla yan yanaşınız. Dahası bütün Orta Asya ülkelerinin, Türki Cumhuriyetlerin devlet başkanlarıyla birliktesiniz. Bu fotoğraflara daha sonra yeniden geleceğim. Çünkü bu fotoğraflardaki bazı isimler bugün önemli görevlerde. Örneğin şu nikâh fotoğrafımdaki emniyet müdürü bugün Polis Akademilerinin başında. Çok üst düzey ilişkileriniz var. Sürekli Fethullah Gülen'in yanındasınız. Peki bu konumdan neden ayrıldınız? Ne oldu?

Nurettin Veren: İlk fikir ayrılıkları aslında 1995 yıllarında başladı ama henüz tam olarak kesinleşmemişti. Fethullah Gülen, bana kendi el yazısıyla gönderdiği mektup ile -zannediyorum 96 başındadüşüncelerimin ve tenkitlerimin tahammül edilemez boyutlara ulaştığını ve artık yollarımızın ayılması gerektiği bildirdi. Benim tenkitlerimi de kapris olarak niteledi. Seyircilerimiz bu konuda http://www.nurettinveren.net internet sitesinde daha detaylı bilgi bulabilirler ve orada bu mektubun orijinali var. Sayın Gülen'e de belki cevap hakkı doğar beni cemaatten, kendi tabiriyle, nasıl aforoz ettiği konusunda. Yayma katılıp konuşabilir zannediyorum.

Merdan Yanardağ: Ayrılığınız 2001 yılında ama...

Nurettin Veren: 1995'den sonra barışma ve tekrar birlikte hareket etme fikri, arkadaşların ısrarı ile gerçekleşti ama kalben ve fikren kopmuştuk. Yine böyle bir nedenle Amerika'ya 2001 yılında gidişimde, daha önce kitaplarımda ve Aydınlık Kürsü programında açıkladığım gibi, beni öldürmeye varacak şekilde üzerime hücum etti. Bu noktadan sonra artık görüşmek mümkün olmadı ve 2001 yılında Amerika'da Gülen'le beraber 30 gün kaldıktan sonra bu hücum ve cinnet karşısında canımı zor kurtardım. İşte bu tarih kesin ayrılığın da tarihidir.

Kaynakça
Kitap: Türkiye Nasıl Kuşatıldı? Fethullah Gülen Hareketinin Perde Arkası
Yazar: Merdan Yanardağ, Nurettin Veren, Adil Serdar Saçan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Nurettin Veren ve Fettullah Gülen Ayrılığı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Kas 2010, 20:31

Veren'in Güçlenmesi Gülen'i Rahatsız Ediyor!

Merdan YANARDAĞ: Yani sizin pozisyonunuzun yükselmesi, gelişmesi onu rahatsız etti. Böyle değerlendirebilir miyiz?

Nurettin VEREN: Fethullah Gülen çevresinde her türlü kabiliyetten rahatsız olan bir insan. Yanındakilerin kedisi, köpeği gibi olmasını ister. Bu tabir Barbaros Kocakurt'a ait. Fethullah Gülen'in yanında kalmak istiyorsan; onun arkadaşı dostu gibi değil, köpeği gibi olman gerekir. Yani istediği zaman sevmesine, istediği zaman hoşt deyip kovalamasına razı olursan kalabilirsin.

M.Y: Sizin yollarınızın ayrılmasının nedeni bu olabilir mi?

N.V: Tabii... Benim cemaatin bu bağımlı ve boyun eğen tavrından farklı bir yapım vardı. Çünkü ben Gülen'in müridi ve onun maaşlı memuru hiç olmadım. Bilakis ona yardım eden ve en sıkıntılı zamanlarında onu sırtında taşıyan, minnettar olduğu bir insan konumunda oldum. Onun için sürekli benden hoşnutsuz ve rahatsızdı. Yani itiraz edebilen, bir şey söyleyebilen, önünde çökmeyen -çünkü herkes karşısında diz üstünde oturur bir kişiydim. Toplantılarda o koltukta oturur insanlar 6 saat 7 saat diz üstünde oturur, camide olduğu gibi. Beni kabullenmekte zorlanıyordu. Benim, yine de hürmette kusur etmememe rağmen, bazı rahat hareketlerim ona batıyordu.

Bu okullar kurulduktan sonra ben birine dahi gidip oturmayı, ismimi yazdırmayı düşünmedim. Hatta Gürcistan'dan fahri doktora, fahri profesörlük, Azerbaycan'dan kırmızı pasaport önerildi. Ben bunları o günkü mütevazılık anlayışıma göre kabul etmedim. Gereksiz gördüm çünkü, niyetimize göre bunlar hedef değildi. Biz işimizi yapıyorduk. İşte, bu anlayışdaki, bu samimiyetteki okullara, daha sonra ABD elamanlarının İngilizce öğretmeni adı altında yeşil ve kırmızı pasaportlu olarak alınmasıyla durum değişti.

Türk dünyasındaki kurulmuş bu dostluk ve güveni Washington kendisine tabakta sunulmuş bir pasta olarak gördü. İngiltere ve Amerika'dan bu şahısların gelmesiyle, bu iş Fethullah Gülen'in de ifadesiyle kendi kontrolünden çıktı. Şimdi bunu ister bilerek ister bilmeyerek yapsın, bunlar milletin hazinesidir, beynidir ve bunların ABD yandaşı haline getirilmeleri, hiçbir şekilde affedilecek bir davranış değildir. Masum gibi görülse bile...

Oysa, cemaatı ikna ederken kullandığı sloganlardan birisi de şuydu:

"ABD olmasın da Çin veya Rusya mı olsun dünyanın tek hakimi! Onlar daha acımasız, Avrasya coğrafyasına, Türklere ve İslamiyet'e karşı." Bunu, ölümü göstererek sıtmaya razı etme şeklinde hâlâ cemaate karşı kullanıyorlar. Yani, dünyanın mutlaka söz geçiren bir jandarmaya ihtiyacı var Fethullah Gülen'e göre.

M.Y: Irak'a saldıran, Müslüman bir ülkeyi işgal eden ve parçalayan bir ülkeden söz ediyoruz. Üstelik bölgede bir başka ülkeye (Iran) saldırmaya hazırlanan, 400 bin kişiyi öldüren Amerika böyle aklanıyor cemaat içerisinde, öyle mi?

N.V: Evet, ehveni şer olarak niteleniyor. Buradaki şer, "ulusalcılık, laikçilik," yani biz oluyoruz. Ehveni şer ise Vatikan ve ABD. Biz, Mustafa Kemal Atatürk'ün, büyük önderimizin de her zaman izinde olacağız.

Bana gelen maillerden birinde şöyle yazıyor:

"Ne olur bizi öldürün. Bu Amerikan piçlerini karnımızda taşımayalım." Bunları duyan insanların nasıl ABD'yi desteklediğini ben insafınıza bırakıyorum. Oy verenlere de soruyorum. Dört yüz küsur bin insanı öldüren bir devletin adaleti ne olabilir. Bunların medeniyeti, merhameti ne olabilir? (Nurettin Veren burada ağlıyor.)

Kaynakça
Kitap: Türkiye Nasıl Kuşatıldı? Fethullah Gülen Hareketinin Perde Arkası
Yazar: Merdan Yanardağ, Nurettin Veren, Adil Serdar Saçan
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Nurettin Veren Bütün Gerçekleri Açıkladı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir