Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Hanefi Avcı tutuklansın diye hapse atıldılar

Burada Ergenekon Tertibinde tutuklanan Ahmet Sık'ın "İmamın Ordusu" adlı çalışmasının bütün konularını başlıklarıyla bulabilirsiniz.

Hanefi Avcı tutuklansın diye hapse atıldılar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Nis 2011, 07:13

Avcı tutuklansın diye hapse atıldılar

Ergenekon soruşturmasına ilişkin kuşkuları, Ergenekon soruşturmasının yürütülüş biçimi ve içeriğinden zerre kuşku duymayan bir kör inanışa sahip olanlar ağırlıkta olmak üzere medyanın Avcı ve kitabına takındığı tutum ise ilginçti. Medya ilk birkaç günün aksine sonraki süreçte genel olarak kitaba ilgisiz kalırken, AKP ve cemaat bağlantılı olanlar da karşısında yer alarak saldırı amaçlı haberlere imza atıyordu. Hükümete ve Avcı'nın suçladığı Gülen cemaatine yakın yayın organlarını anlamak bir yere kadar mümkündü ama "merkez medya" diye adlandırılan gazete ve televizyon kanallarının takındığı tutum ise ise şaşırtıcıydı. Ergenekon'un iddiaları kanıtlanamayan "makbul itirafçı ve gizli tanıkları" kadar bile değer verilmiyordu bir polis müdürünün söylediklerine. Sisteme yönelik tam da kalbinden gelen eleştirilere kapalı gözler ve kulaklar bu eleştiriler, dile getirilen iddialar ve yok denilse de var olan belgeleri delilleri tartışmak yerine Avcı'nın kitabını neden yazdığını ve zamanlamasını diye getirdiler. Cemaate karşı çıkmanın çok kolay olmadığını, Fethullah Gülen'in insafına kalındığını vurgulayan ve "Cemaatin hayatımın bundan sonrasını zindan edeceğini biliyorum, geçmişte birçok örgütün hedefi oldum. Amu bu defakinin başka bir şey olduğunun da farkındayım" diyen Avcı'nın bu öngörüsünde ne kadar haklı olduğu da kısa süre sonra anlaşılacaktı. 21 Eylül 2010'da İstanbul başta Ankara ve Bursa'da DK'ye yönelik eş zamanlı yeni operasyonlar kapsamında Sosyalist Demokrasi Partisi ve bu partiye bağlı Toplumsal Özgürlük Platformu adlı legal kuruluşlar polis tarafından basılmıştı. SDP İstanbul İl ve Kadıköy ilçe binaları ile SDP ve TÖP yöneticilerinin evlerine düzenlenen baskınlarda Bursa ve Ankara'da bir, İstanbul'da 15 olmak üzere 17 kişi gözaltına alınmıştı. Bostancı'da DK üyesi Orhan Yılmazkaya'nın polisle girdiği çatışmada öldürüldüğü evden elde edilen parmak izleri üzerine başlatıldığı öne sürülen operasyonlarda gözaltına alınanlar arasında SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan başta olmak üzere aralarında yöneticilerin de olduğu birçok partili vardı. Polisten yapılan açıklamada şüphelilerle birlikte 5 tüfek, biri kurusıkı 7 tabanca, 166 adet çeşitli çap ve markalarda fişek, 8 tabanca şarjörü ile sahte kimlikler ve çok sayıda örgütsel doküman ele geçirildiği bildirilmişti. SDP olaydan sonra yaptığı açıklamada parti yöneticisi ve TÖP üyelerinin DK'yle ilgisi olmadıkların belirterek, "Arkadaşlarımızın siyasi köken, mücadele tarz ve anlayışı itibarı ile de DK'yle en ufak bir ilgileri bulunmamaktadır" deniliyordu. Emniyetteki sorgularının ardından 24 Eylül 2010'da adliyeye sevkedilen şüphelilerden 4'ü serbest bırakılırken 13'ü ise tutuklanmıştı.

Gözaltına alınıp tutuklananlar arasında bulunan en önemli isim kuşkusuz ki, 1980 öncesinde Hanefi Avcı'nın işkence tezgâhından geçen Necdet Kılıç'tı. Çünkü Avcı'nın nedamet getirip kendisini bularak özür dilemesinden sonra Kılıç'la aralarında arkadaşlık gelişmişti. Zaten Necdet Kılıç üzerinden tüm SDP'lilerin bir komployla dâhil edildikleri operasyonlar üzerinden hepsi DK'ye monte edilerek aslında esas hedef olan Avcı'nın tutuklanması da böylece sağlanacaktı. Öyle de oldu. Yazdığı kitabıyla emniyette varolan örgütlenme üzerinden Fethulah Gülen cemaatini hedef alan Avcı birkaç gün sonra, "örgüte yardım ve yataklık" ettiği iddiasıyla tutuklandı. Avcı zaten kitabında, Necdet Kılıç üzerine kayıtlı olan ancak kendisinin kullandığı ve kimsenin bilmediği telefonunun IMEI numarası üzerinden aylardır dinlediğini yazmıştı. Hanefi Avcı, kitabında kendisinin nasıl dinlendiğini, "Sadece 2 kişinin konuştuğu bir telefonun tespit edilmesiyle dinleme başlamış. IMEI numarası üzerinden mahkeme kararı alınarak dinleme yapılmış. Yasadışı terör örgüt elemanı gibi gösterilerek dinlendim" diye anlatmıştı. Ancak cemaat medyasında yer alan haberlerde Kılıç'ın, büyük sansasyon yaratan Avcı'nın kitabında adının geçmesi Devrimci Karargâh ile Hanefi Avcı bağlantısının kanıtı olarak sunuldu.

İddialara göre Orhan Yılmazkaya'nın evinde bulunan parmak izlerinden SDP'ye oradan da örgütle ilişkisi olduğu tespit edilen isim olan Necdet Kılıç'a ulaşılmıştı. 1980 darbesi öncesi THKP-C Kurtuluş örgütü içerisinde faaliyet yürüten ve cezaevinde yatan Necdet Kılıç'ın telefonları DK soruşturması kapsamında teknik takibe alınmıştı. Kılıç üzerinden Avcı'ya ulaşılması ise bir dizi "tesadüfle" gerçeklemişti.

Basına yansıyan ve emniyet kaynaklı olduğu belli iddialara göre DK soruşturmasını yürüten polis, Necdet Kılıç üzerinden Hanefi Avcı'ya ulaşmıştı. Avcı'yla konuşmaları belirlenen Kılıç'ın kullanıyor olabileceği ikinci bir telefon olabileceği ihtimali üzerinden yola çıkan polis "inanılmaz" bir yöntemle bu kuşkusunu haklı çıkaracak bir tespitte bulunmuştu. Kılıç'ın evinin bulunduğu Beyoğlu Galatasaray'da bölgesinde yapılan çalışmalarda Tuğrul Çakır adına kayıtlı "şüpheli" olduğu değerlendirilen bir telefon numarası tespit edilmişti. Şüphenin nedeni ise sadece Ceyhun Ünlü adına kayıtlı telefon numarasıyla görüşülüyor olmasıydı. Çakır ve Ünlü adına kayıtlı bu iki ardışık numaralı telefonların sadece birbiriyle görüşmek için kullanılmasından kuşkulanan polis bu telefonların aynı zamanda Necdet Kılıç'ın evinin bulunduğu bölgeden sinyal verdiğini de tespit etti. Bu telefonların evinin bulunduğu bölgeden sinyal vermesi üzerine Necdet Kılıç'ın DK örgütü adına faaliyet gösterdiğini öne süren polis hâkim kararıyla 7 Kasım 2009'da dinleme kararı almıştı. Yapılan teknik takip sırasında telefonların Nejdet Kılıç tarafından değil Hanefi Avcı ile öğretmen sevgilisi Kezban Küçük tarafından birbirleriyle konuşmak ve mesajlaşmak için kullanıldığı da belirlenecekti. Bunun üzerine Küçük'ün telefonları dinleme kapsamından çıkarılırken, Avcı izlenmeye devam edildi. İkilinin aynı zamanda Kılıç'ın evinde buluştukları da tespit edilmişti. Yazdığı kitapta Kılıç'ın dinlendiğini Avcı'nın açıkça yazması üzerine de polisin yürüttüğü bu "çok gizli" operasyon deşifre olmuştu. Takip altında olduklarını fark eden örgüte yönelik operasyon öne çekilmiş ve gözaltılar gerçekleşmişti. Zaten basına sızdırılan kaydedilmiş telefon görüşmelerinde Avcı'nın izleme ve takip altında bulundurulan Kılıç'a dinlendiğini ve dikkat etmesi gerektiğini söylemesi de soruşturmanın gizliliğinin ihlal edilmesi olarak yorumlanmıştı. Özellikle cemaat medyasında yer alan haberlere göre de zaten Avcı'nın verdiği bu bilgi üzerine de polis operasyonları yapmıştı.

Kaynakça
Kitap: İmamın Ordusu, “Dokunan Yanar”, Cemaat emniyette nasıl örgütlendi?
Yazar: Ahmet Şık
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön İmamın Ordusu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 6 misafir