Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

ANF aracılığıyla yalanlanan iddialar

Burada Ergenekon Tertibinde tutuklanan Ahmet Sık'ın "İmamın Ordusu" adlı çalışmasının bütün konularını başlıklarıyla bulabilirsiniz.

ANF aracılığıyla yalanlanan iddialar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Nis 2011, 07:00

ANF aracılığıyla yalanlanan iddialar

PKK'ya yakınlığıyla bilinen ANF Haber Ajansı 24 Şubat 2010'da "DK yetkilisi" diye duyurduğu Emir Adnan Demirci'yle bir röportaj yapmıştı.133 Kendileri dışındaki Sosyalist Türkiye solunu liberal statükocu olmakla eleşkiren Ekinci, örgütlerinin PKK'yla olan ilişkisinin devlet nezdinde yarattığı korku nedeniyle bu kadar büyük hedef olduklarını söylüyordu. Örgütlerine karşı özel bir propaganda faaliyeti yürütüldüğünü ve kendilerine yönelik saldırının kapsamlı olduğunu belirten Emir Adnan Demirci haklarında ortaya atılan iddialarla ilgili de, "Önce uyuşturucu mafyasıyla finanse edildiğimizi, ardından Desa işçisini provoke ettiğimizi söylediler. Ergenekon torbasının içine tıkıp, işini bitirmek istediler. Bir taraftan da JİTEM'le bağlantımız olduğunu söylüyorlar, diğer taraftan PKK'den beslendiğimizi. Nükleer ve biyolojik saldırı hazırlıkları yaptığımızı söylediler. Bu yetmedi KDP tarafından kurulduğumuz bu kez iddia edildi. İşçi Partisi'ne ait 'Karargâh Evleri' ile bizim adımız, çağrışımlardan yararlanarak binlerce kez tekrar edilerek DK, Ergenekon dosyalarına sokulmak istendi. Fethullahçı medya tümüyle yalana dayalı propaganda yürüttü" diye yanıtlıyordu. T

ürkiye solunun Kürt meselesi ve PKK hakkındaki tutumunu da, "Kürtlere, tamam sizinle kardeş olarak yaşarız ama siz de ayrılmak istemeyin diye propaganda yapan Türk solcusu Türk sömürgeciliğinin sözcüsüdür" diye eleştiren Demirci örgütünün PKK'yla olan ilişkisini de şöyle anlatıyordu:

"Ezen ulus devrimciliği, bu hakkını kullanıp kullanmama isteğinden bağımsız olarak, ezilen ulusun ayrılma hakkının sınırsız propagandası ve örgütlenmesi temelinde soruna yaklaşır. DK, devrimci sosyalizmin bu ilkesini, benzer başkalarıyla yüksek sesle ifade eden bir yapı olarak var oldu... Bu yüzden, Türkiye devrimci hareketinin uzun bir süredir Kürt özgürlük hareketine arkasını dönmesinden sonra, DK'nin Kürt özgürlük hareketiyle yoldaşlaşma çabaları, sömürgeci ve sömürücü Türkiye oligarşisine karşı halklarımızın özgürlüğü ve kardeşliği adına, pratik değeri küçük de olsa siyasal değeri oldukça büyük bir mana ifade etmektedir. Kendi statüko örgütlenmesindeki liberal ve yasalcı Türk solcusunun Kürt'e yakınlaşıp TC'yle başını derde sokması beklenemez... Türk solu,

özellikle pratik gücünden düştükten sonra iyice doktriner oldu ve her şeyi sadece yazılan çizilen üzerinden değerlendirme kolaycılığını seçti. Devrimci hareketimiz, ne yazık ki, tarihsel süreçleri, zorunlulukları okuma yönteminden ve onu devinimi içinde izleme yeteneğinden yoksundur. Bu nedenle özellikle post modern kavramlarla desteklenen paradigmal değişiklikler üzerinden Kürt hareketine sırtını dönmek, hem de bunu Marksizm adına yapmak onlar için kolay oldu. Biz ise, bölgede tarihin nasıl akabileceğine dair kestirimlerde bulunarak, bir devrimci iradenin bu tarihsel akışta nasıl tavır takınabileceğine dair zorunlulukları keşfetmeye çalıştık. Ve bu değerlendirmelerimiz üzerinden Kürt özgürlük hareketinin, gel-gitlere bir an olsun takılmadan, devrimci tutumu konusunda bilincimizi son derece açık tuttuk. Elbette önce şunları belirlemekte yarar vardır. Kürt özgürlük hareketi ve DK iki ayrı zeminin, birisi Kürdistan'ın diğeri Türkiye devriminin örgütlenmeleridir. Dolayısıyla bir ve ortak düşmana karşı devrimci bir dayanışma içinde olmaları ne kadar doğal ve istenir bir durumsa, aynı düşmanla farklı düzeylerde ilişkilenmenin bir gereği olarak farklı hatta ters taktiksel süreçler içinde bulunmaları da mümkündür. Keşke Türkiye devrimci hareketi de Kürt özgürlük hareketi gibi güçlü bir siyasal nüfuza ve manevra etkinliğine sahip olsaydı da siyasal mücadelenin bu zenginliklerini tartışabilseydik. Ancak gerçeklik böyle değildi."

DK ile Ergenekon arasında bağ kurulmasıyla ilgili soruları da yanıtlayan Demirci, Doğu Perinçek'e yönelik ağır eleştirilerde de bulunuyor, örgütün yöneticisi olarak tutuklanan ve adeta "itirafçılık" benzeri ifadeler veren Ulaş Erdoğan'ı da "düşmüş unsur" olarak niteleyip şöyle konuşuyordu:

"Orhan yoldaşımızın Ergenekoncularla telefon konuşması yaptığı üzerinden bizi Ergenekon davasına katacaklarını söylüyorlardı, ardından tutuklu kimi teğmenlerin bilgisayarında yoldaşımızın resimleri çıktığı için bizi yeni Ergenekon davasına katacaklarını yazdılar. Hatta Doğu Perinçek'e ait olduğu iddia edilen kimi bildirileri bizim adımızla deşifre etmeye kalktılar, onların İşçi Partisi'ne ait olduğu iddia edilen Karargâh Evleri ile bizim adımız, çağrışımlardan yararlanarak ve bilerek, inatla bu yanlışlık binlerce kez tekrar edilerek DK Ergenekon dosyalarına sokulmak istendi... Oysa DK'nin Doğu Perinçek'e ve çizgisine bakışı bellidir, onları sol içinde bile görmez, burjuvazinin devrimcilere karşı bir örgütlenmesi olarak görür. Bizim PKK'ye karşı KDP tarafından kurulduğumuza dair itirafçı ifadeleri, olmadı düşürülmüş kimi unsurların 'duydukları' üzerinden Ergenekon'la bağlantılanmamıza çalışıldı. Ama artık uzun zamandır bu yalanların sadece Fethullahçı medyanın kendisinin söyleyip kendisinin dinlediği bir değersizlik içine düşmekte olduğunu görmekteyiz. Çünkü Fethullahçı medya tümüyle yalana dayalı propagandasını sadece bize karşı değil, devlet içindeki muhalifleri de dâhil, kendine karşıt kimi görüyorsa, o kadar yaygın kullandı ki artık yalancı çoban durumuna düşmüş durumdadır."

Kaynakça
Kitap: İmamın Ordusu, “Dokunan Yanar”, Cemaat emniyette nasıl örgütlendi?
Yazar: Ahmet Şık
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön İmamın Ordusu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir