Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Yine elektronik posta ihbarı

Burada Ergenekon Tertibinde tutuklanan Ahmet Sık'ın "İmamın Ordusu" adlı çalışmasının bütün konularını başlıklarıyla bulabilirsiniz.

Yine elektronik posta ihbarı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Nis 2011, 06:58

Yine elektronik posta ihbarı

Ulaş Erdoğan'ın gözaltına alınıp tutuklandığı operasyon 29 Eylül 2009'da yapılmıştı. İstanbul, Ankara, Denizli, Aydın ve Diyarbakır'da 18 ayrı eve yapılan operasyonların gerekçesi ise, "devlet büyüklerine suikast hazırlığı yapıldığı" şeklindeki ihbar ve tespitler olarak açıklanmıştı. Her ne kadar Erdoğan kabul etmese de polis fezlekesinde örgütün Türkiye sorumlusu olduğu ve kendisine bağlı milis grubunun çökertildiği ifade ediliyordu. Erdoğan'ın yukarıda belirtilen sorgusunda anlattığı eylemlerin yanı sıra uçak kaçırılacağı da belirtiliyordu. Suikast düzenlenecek devlet büyükleri de Mehmet Ağar ve eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah olarak yer almıştı. Basına "11 Eylül benzeri saldırı yapacaklardı" ya da "Mehmet Ağar'a suikast planlamışlar" diye yer alan haberlere konu olsa da ilginçtir sanıkların hiç birine polis sorgusunda bu konuda tek bir soru yöneltilmemişti.

Polisin, suikast hazırlığında olduğuna yönelik tespitinin kaynağı ise Ergenekon soruşturmalarında sıklıkla karşımıza çıktığı şekilde, operasyondan 1 ay önce 30 Ağustos 2009'da polise yine bir elektronik postayla yapılan ihbardı. Bu tür illegal yapılarda yer alanların bilgisi sorumluluk alanıyla sınırlı iken ihbarı yapan kişi ilginçtir neredeyse örgüte ilişkin tüm ayrıntıları biliyordu. Aynı zamanda ihbarında isim ve eşkâl vermeden Kocaeli'nde askerlerden yardım aldıklarını da öne süren meçhul ihbarcının iddiaları ile bazı "muteber itirafçıların" DK'nin Ergenekon denetiminde olduğuna ilişin ifadelerinin medyayla servis edilmesiyle birlikte Ergenekon soruşturmasında tutuklanan denizci subaylarla DK arasında kurulan bağ kamuoyu nezdinde de doğrulanarak "meşru" hale gelmiş oluyordu. DK örgütü içindeyken 27 Nisan 2009 operasyonu sonrası bazı asker şahıslar tarafından yurtdışına çıkarıldığını belirten ihbarcı Türkiye'den çıkışı ve Avrupa'da yaşadıklarıyla örgütün derin yapılarca kullanıldığını anladığını söylüyordu. Orhan Yılmazkaya'nın öldürüldüğü Bostancı operasyonu sırasında Emniyet, MİT ya da askeriye içinden bir yetkilinin, "bulunduğunuz yeri terkedin" uyarısıyla kaçtıklarını belirten ihbarcı bu konuyu örgütün Avrupa'daki yöneticisine sorduğunda da Emniyet ve MİT'i ima eden doğrular nitelikte cevap aldığını söylüyordu. Örgütün elinde bulunan silah, patlayıcı ve mühimmatın Ergenekon yapılanması tarafından verildiğini öne süren ihbarcı, "Bize PKK tarafından İstanbul 'da birçok silah patlayıcı verildi. Ama en son bir askeri yetkili tarafından çok miktarda askeriyeye ait silah, patlayıcı ve teçhizat verildi. Biz üslerimize neden bunlardan silah alıyoruz dediğimizde, 'Askeriye içinde solcu subaylar var onlar bize destek sunuyorlar' denildi. Ama görüyorum ki bizi yurtdışına çıkartanlar da bize silah mühimmat verenler de Ergenekon'un ta kendisi ve bu örgüt Ergenekon ve PKK kontrolünde ve denetiminde bir yapı" diyordu. Kürt sorununa ilişkin demokratik açılımın konuşulduğu süreçte yeni eylemliliklere girileceği anlatılan ihbarda, PKK'nın batıda yaptığı eylemlerin DK tarafından üstlenileceği de belirtiliyordu. İlk önce Mehmet Ağar'ın hedef olduğunu ancak Bostancı operasyonundan sonra bundan vazgeçilerek Celalettin Cerrah'ın öncelikli hedef haline geldiğine de yer verilen ihbarda bu konu, "Eğer Orhan Yılmazkaya öldürülmesiydi kendi timiyle birlikte Mehmet Ağar'a suikast planlıyorlardı. Ama bu Orhan Yılmazkaya'dan sonra değişti. Önceliği Celalettin Cerrah aldı. Bu eylemi Orhan Yılmazkaya Müfrezesi adı altında İstanbul'da konuşlandırılan çok iyi eğitim almış DK savaşçıları tarafından gerçekleştirilecek. Bu yüzden son bir ay içerisinde İstanbul'a A4 patlayıcı gönderildi. Celalettin Cerrah'la ilgili tüm istihbarat çalışmaları MİT'ten ve askeriyenin bir kesiminden geliyor" diye anlatılıyordu. Örgütün Merter ve Bahçelievler'de bulunan hücreev ve silahların konulduğu depolarından da bahsedilen ihbarda DK'yi Ergenekon'un yönettiği, emirlerin bazı asker şahıslar üzerinden yurtdışına ve oradaki aktif kadrolar vasıtasıyla da kuryelerle militanlara ulaştırıldığı da anlatılıyordu. Bir Avrupa ülkesinde sığınmacı statüsünde olduğunu belirten ihbarcı elektronik postasında Türkiye'deki militanlara para aktarımının da Western Union aracılığıyla yapıldığını anlatıyordu. Bu ihbardan sonra polis DK'ye yönelik ikinci en büyük operasyonunu gerçekleştirmişti. Gözaltına alınan Erdoğan da tesadüf bu ya ihbarda yer alan konulara benzer ifadeler vermişti. Mehmet Ağar'a yönelik suikast yapmak istediğinden bahseden Erdoğan, Ergenekon'un denetiminde olduğundan kuşkulandığı örgüt adına kendisine yurtdışından Western Union aracılığıyla bir kaç kez para gönderildiğini de anlatmıştı.

Kaynakça
Kitap: İmamın Ordusu, “Dokunan Yanar”, Cemaat emniyette nasıl örgütlendi?
Yazar: Ahmet Şık
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön İmamın Ordusu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 6 misafir