Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Devrimci Karargâh kimin karargâhı?

Burada Ergenekon Tertibinde tutuklanan Ahmet Sık'ın "İmamın Ordusu" adlı çalışmasının bütün konularını başlıklarıyla bulabilirsiniz.

Devrimci Karargâh kimin karargâhı?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Nis 2011, 06:56

Devrimci Karargâh kimin karargâhı?

Teğmenlerin evinden video görüntüleri ve konuşma kayıtları çıktığı öne sürülen Yılmazkaya'nın ölümü üzerine örgütün Türkiye'deki sorumlusunun kim olduğuna dair tevatürler dışında bir bilgi olmasa da, gözaltına alınıp tutuklandıktan sonra medyada yer alan haberlere göre bu ismin Ulaş Erdoğan olduğu iddia edildi. Ulaş Erdoğan'ın polisteki kaydı hırsızlık ve resmi belgede sahteciliğin yanı sıra MLKP davasındandı. Bu örgütle ilintili olduğu gerekçesiyle 1995'te tutuklanıp yaklaşık 1,5 yıl cezaevinde kalmış ve beraat etmişti. MLKP'den de cezaevindeyken kopmuştu. Tahliye olduktan 2 ay sonra da ülkücü kimliğiyle bilinen Düzceli bir Çerkez tanıdığı aracılığıyla gittiği Çeçenistan'da, Vahabilik temelli bir bağımsızlık mücadelesi veren Çeçenlerin safında Ruslara karşı 14 ay boyunca savaşmıştı. 1998 sonunda da illegal şekilde karayoluyla Türkiye'ye dönüp hemen askere giden Erdoğan, teskeresinin ardından da ÖDP içinde faaliyet yürütmüş sonra da DK'li oluvermişti. Bu süreçte de kardeşinin kimliğiyle dolaşıp pasaport alan ve illegal yollardan Yunanistan, Azerbaycan ve Gürcistan'a gidip gelebilen ve hiç birinde yakalanmayan Ulaş Erdoğan, gelen bir ihbar maili üzerine başlatılan çalışmalar sonunda da polis tarafından gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Ulaş Erdoğan 2 Ekim 2009'daki polis ifadesinde, medyada yazıldığı gibi DK'nin Türkiye sorumlusu olmadığı belirterek ilginç şeyler anlattı. Daha önce MLKP davasından tutuklanıp beraat eden Erdoğan, Adapazarlı bir Çerkez tanıdığı aracılığıyla da Çeçenistan'a gidip savaşmıştı. İşçi olduğunu belirten Erdoğan, Çeçenistan dönüşü askere gidip gelmiş sonra da babasından ötürü tanıdığı Serdar Kaya ile bağlantı kurarak DK örgütü üyesi olmuştu. Basın-İş Sendikasının yöneticilerinden olan babası Rüştü Erdoğan, 1980 darbesi sonrasında 8 yıl cezaevinde kalan Ulaş Erdoğan, ortak bir tanıdıkları vasıtasıyla Serdar Kaya'nın elektronik posta adresini edindiğini ifadesinde anlattı. Bir süre yazışmalarının ardından Kaya'nın kendisine yeni bir oluşumdan bahsettiğini ve yüzyüze konuşmak için de 2009 Ağustos'unda, kardeşinin kimliğini kullanarak aldığı pasaportla gittiği Hırvatistan'da bir araya geldiklerini belirten Kaya, "Zagrep'te buluştuk. Yanında Rıza ve İlhan adında 2 kişi daha vardı. Bana adının DK olduğu yeni oluşumu ve ne yapmak istediklerini anlattılar. Eski solun pasifize olduğunu, ucuz Beyoğlu solculuğuna 1 bütün bunları da DK gibi savaşçı bir yapının gerçekleştirebileceğini söylediler. Ben de beraber hareket edebileceğimizi söyledim. Ertesi gün de Türkiye'ye döndüm" dedi. (Polise verdiği ifadesinde Hırvatistan'a gittiğini söylese de Erdoğan, ... İlk duruşmada Zagreb'e gittiğini, ancak pasaport kontrolünde kapıdan çevirildiğini saklamadı. Erdoğan'ın bu açıklaması, pasaportundaki girişine izin verilmediğine ilişkin ibareyle de kanıtlandı.)

Serdar Kaya tarafından İzmir, Denizli ve Aydın illerini kapsayan Ege bölgesi sorumlusu tayin edildiğini belirten Erdoğan bu amaçla sık sık söz konusu illere giderek liseli gençleri örgütlemeye çalıştığını söyledi. Zagreb dönüşünde elektronik posta yoluyla gelen bir talimat üzerine Kartal'da buluştuğu tanımadığı 70 yaşlarındaki bir adamın kendisine bir hafıza kartını verdiğin belirten Erdoğan, "Evde incelediğimde içinde DK konferans belgeleri; askeri milis ve legal alandaki yapılar ile çalışma şekillerinin yanında bir de şifreli yazışma ile ilgili bir anahtarın bulunduğunu gördüm. Ayrıca bomba yapımı ile ilgili bilgiler de mevcuttu. Ama ben Çeçenistan'da savaştığımdan askeri konularda kendimi yeterli görmekteydim" diye ifade verdi.
Hafıza kartının içinde yapılması gereken eylemlerden de bahsedildiğini anlatan Erdoğan kendisinden DK ve Ergenekon ilişkisi hakkındaki yayınlardan dolayı Zaman gazetesi, işçi ölümleri nedeniyle tersane sahiplerine, Kürt sorunuyla ilgili demokratik açılım konusunda da İstanbul ve Ege'deki limanlarda bulunan yatların kundaklanarak yakılması ve zengin semtlerde lüks araçların yakılması eylemlerinin yapmasının istendiğini söyledi. Ancak kaya ile yaptığı yazışmalarda bu eylemlerin yanlış olduğunu ve örgütlemeye çalıştığı gençleri bu saldırılarda kullanmayacağını söylediğini belirten Erdoğan, Mehmet Ağar'ı uzun namlulu silahla vurma teklifinde bulunduğunu anlattı. Kaya'nın bu teklife, "Asla olmaz" diyerek tepki gösterdiğini belirten Erdoğan, "Benden istenen eylemleri Serdar Kaya'yı oyalayarak yapmadım. Bu eylemlerin Kürt açılım sürecinde yapılmasının istenmesi, Mehmet Ağar'a yönelik eyleme karşı çıkılması ve DK örgütü ile Ergenekon arasında bağlantı olduğuna yönelik basında yer alan haberler ben de çeliş doğuruyordu. Zaten Serdar Kaya ile ilgili 1990'lı yıllardan beri derin ve karanlık bağlantıları olduğu yönünde kuşkularım vardı. Daha doğrusu net bilgilere dayanan kuşkulardı. Kaya 'nın JİTEM yetkilileriyle görüşürken görüldüğünü babamdan duymuştum. Ayrıca Sarp Kuray'ın Beşiktaş'ta MİT görevlileriyle birkaç kez görüşürken görülmesi ve bu görüşmelerden birinin video kaydının derin ilişkiler kanalıyla Serdar Kaya'ya ulaşması gibi konuları bildiğimden artık midem bulanıyordu" iddialarında bulundu. Serdar Kaya'nın verdiği eylem talimatları ve DK'nin yaptıklarının da Kaya'nın JİTEM bağlantısıyla ilgili şüpheleri net olarak doğruladığını vurgulayan Erdoğan, "Serdar Kaya'nın devrime ve devrimci mücadeleye hizmet etmeyecek ancak Ergenekon çetesinin istekleri ve beklentilerini karşılayacak eylemlere bizi yöneltmeye çalışması kabul edilir değildi. Serdar Kaya'nın talimatıyla buluştuğum bir kişinin belinde şarjörünün altında Türk bayrağı olan bir tabanca vardı. Bana , 'Türkiye kazanını karıştıracağız' diyen bu kişinin derin ve karanlık ilişkilerde olan birisidir diye düşünüyorum" diyordu. Ancak mahkeme aşamasında Ulaş Erdoğan, polis sorgusunda avukatı Rasim Öz'ün yönlendirmesiyle bu şekilde konuştuğunu belirterek verdiği ifadeyi tamamen reddetti. 3 Haziran 2010'daki bu ilk duruşmada poliste verdiği ifadelerin tümünü reddeden Erdoğan işkence gördüğünü öne sürüyordu. Kendisinden çıkmayan birçok belge ve bilgiye ilişkin ifadeler imzalatıldığını öne süren Erdoğan, "A4 kağıdına hazırladıkları evrakları gösterip ezberlememi istediler. Arkadaşlarımın iyi olup olmadığını bilmeden yapmayacağımı söyledim, kameralardan gösterdiler. 4 gün avukat görmedim. 3. Gün gözüm bağlıyken karşıma birini oturttular ve Ergenekon bağlantılarını anlattı. Serdar Kaya sadece baba dostumdur. Ne hukukumuz, ne de politik birlikteliğimiz vardır. İfadelerime Sarp Kuray'ı yerleştirmişler ama bu şekilde ifade vermedim. Sarıyer'de Ergenekoncu Ayhan diye biriyle buluşmadım. Bu operasyon fiyaskodur. Suç üretilmiştir. Semih Balaban'ın intikamını alacağız diye bağırdılar" diyecekti. Mahkeme dosyasına giren elektronik posta yazışmaları, kurduğu ilişkiler, paraya karşı zaafı ve yalanlarına bakılırsa Ulaş Erdoğan devrimci faaliyet yürüten bir örgüt üyesinden ziyade, yasadışı bir örgütü dolandırmaya çalışan bir profil çiziyordu. Bunu yaparken de çevresinde kendisine selam verenleri dahi haberleri olmadan yalanlarına ortak ederek, herkesin başını yakmıştı.

Kaynakça
Kitap: İmamın Ordusu, “Dokunan Yanar”, Cemaat emniyette nasıl örgütlendi?
Yazar: Ahmet Şık
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön İmamın Ordusu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir