Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

2004 yılında, Emin Arslan'a komplo iddiası

Burada Ergenekon Tertibinde tutuklanan Ahmet Sık'ın "İmamın Ordusu" adlı çalışmasının bütün konularını başlıklarıyla bulabilirsiniz.

2004 yılında, Emin Arslan'a komplo iddiası

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Nis 2011, 06:18

2004 yılında, Emin Arslan'a komplo iddiası

Bu kızak göreve atanmasından önce, Hürriyet Gazetesi yazarı Yalçın Bayer, Arslan'la ilgili bir başka komplonun da devreye gireceğini iddia eden bir yazı kaleme almıştı. Ancak bu konuya girmeden önce Arslan'a yönelik düzenleneceği iddia edilen komploda kimlerin görevlendirildiğini görebilmek için birkaç anımsatmaya ihtiyacımız var.

Avrupa'daki uyuşturucu pazarında hatırı sayılır bir yeri olan Türkiye mafyasında 1990'lardan itibaren bir tasfiye yaşanmıştı. Hem Türkiye içinde hem de uluslararası alanda da yürütülen önemli operasyonlara yeraltı dünyasının önemli isimleri birer birer cezavine girmişti. Bu dönemde operasyon düzenlenen isimlerden biri de Hüseyin Baybaşın'di. 1995 yılında Akdeniz"de Lucky S gemisinde yakalanan 14 ton uyuşturucunun sahibi olarak aranan Hüseyin Baybaşin, Türk ve Hollanda polisinin "Siyah Lale" adını verdiği ortak operasyonuyla Hollanda'da 27 Mart 1998'de yakalandı. Yargılama sonucunda 18 yıl hapis cezası alan Baybaşin ve ailesinin milyon dolarlarla ifade edilen Türkiye, Almanya ve İngiltere'deki tüm mal varlığına ve bankalardaki paralarına da el konuldu. Kararı temyiz eden Baybaşin hakkında Hollanda Yüksek Mahkemesi bu kez de 18 yıllık hapis cezasını müebbete çevirmişti. Aynı alieden Nizamettin Baybaşin 10 Mayıs 2002'de Almanya"da 15 yıl hapis cezasına çarptırılırken Mahmut Baybaşin ise İspanya"da yakalanarak tutuklandı. Yine 1998'in 14 Ağustos günü noktalanan Matador adı verilen operasyonla da, aynı zamanda Başbaşin'in en büyük rakibi olan Urfi Çetinkaya ve çetesine yönelik operasyonlar gerçekleştirilmişti. KOM Daire Başkanlığı'nın , İspanya ve Hollanda polisiyle 2 yıl birlikte çalışarak yürüttüğü Türkiye ile Batı Avrupa ülkeleri arasındaki uyuşturucu trafiğini önlemeye yönelik operasyonlarda, daha önce polis içindeki bağlantıları nedeniyle bir türlü ele geçirilemeyen uluslararası uyuşturucu kaçakçısı Urfi Çetinkaya ve ortağı Cemal Nayır ile adamları yakalanarak tutuklanmışlardı. Bu operasyon sırasında İspanya'dan bir avukat Emin Arslan ve ekibine rüşvet olarak dağıtılmak üzere 3 milyon dolar parayla Türkiye'ye gelmişti. İspanyol polisinin yaptığı telefon dinlemeleriyle de tespit edilen bu girişim, Emin Arslan'a rüşvet teklifinde bulunması halinde avukatın tutuklanacağından endişe ederek vazgeçmesi üzerine gerçekleşmemişti. Bu tutumları ve operasyondaki başarıları nedeniyle İspanya; Arslan, operasyon savcısı ve operasyonda görev yapan iki yöneticiyi "Polis Liyakat Nişanı" ile ödüllendirmişti. Arslan tutuklandıktan sonra, çetenin ikinci adamı olan Cemal Nayır tutuklu bulunduğu Edirne cezaevinden bir mektup yazarak 3 milyon dolarlık rüşvet olayını anımsatıp dalga bile geçmişti.

Bu operasyonlardan 6 yıl sonra Hürriyet Gazetesi yazarlarından Yalçın Bayer, iki gün üstüste Emin Arslan'ın adının geçtiği iki ayrı yazı kaleme aldı. "Çakıcı'yı yakalayan polislerin başına gelenler"104 başlıklı yazısında Bayer, Türkbank yolsuzluğuyla ilgili Mesut yılmaz'ın Yüce Divan'da yargılanmasına başlanacağını anımsatarak, "Bu konuda hazırlanan TBMM Türkbank Soruşturma Komisyonu raporu oldukça titiz hazırlanmış, ancak yargı karşısına çıkacak Mesut Yılmaz ve Güneş Taner'den önce bazı bürokratlar hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş gibi görünüyor" diyordu. Bayer, birçok başarılı operasyona imza atan Emin Arslan ve ekibinin haklarında gönderilen bir ihbar mektubuna dayanılarak, Türkbank ihalesi öncesi Korkmaz Yiğit-Alattin Çakıcı arasındaki ilişkileri bilmelerine rağmen uyarı görevlerini yerine getirmeyerek "görev kusuru" işlemekle suçlanmasını eleştiriyordu. Bayer ertesi gün de yine Arslan'la ilgili, "Baybaşin 'Arslan' avında"105 başlıklı bir yazıyla konuya devam etmişti.

Bayer ilginç iddialar ortaya attığı yazısında Arslan ve ekibi hakkında yıpratma kampanyasının çok önceden tezgâhlandığını gösteren önemli bir belgeye sahip olduğunu söylüyordu:

"2002 yılının İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen 'e ve Emniyet Genel Müdürü Kemal Ünal'a 3.4.2002 tarihinde resmi bir yazı gelir; konusu Hüseyin Baybaşin 'dir. 'Çok gizli 'damgalı B. 05.1EGM. 0.09.05.03/1944 numaralı yazıda uluslararası uyuşturucu kaçakçısı olan Baybaşin'in, Emin Arslan ve ekibine dönük 'yıpratma' kampanyası için hazırlık yaptıkları ihbar edilir. İhbarı yapan da, Baybaşin'i 'muhbir' olarak kullanan bir yabancı devletin üst düzey emniyet görevlisidir. Yazıda, ülkesinin muhbir kullanma prosedürü gereği bilgi veremediğini anlatan yetkili, Baybaşin'in avukatının (muhtemelen Berzan Ekinci) kendisine gelerek, Türkiye'nin yolsuzluklar içinde bulunan uyuşturucu trafiğini kontrol eden bir ülke olduğunu, bununla mücadele eden KOM ve başındaki Emin Arslan ile yardımcısı İsmail Çalışkan'ın da bu işlerden 'pay' aldığına dair bir plan yaptıklarını aktarır. Yabancı görevlinin verdiği bilgiye göre; Hüseyin Baybaşin, 1998'de Hollanda polisiyle işbirliği sonucu kendisini 105 kilo eroin ve 5 kilo esrar, ayrıca silahlarla yakalatan ve 18 yıl (sonradan müeebbete çevrildi) hapis cezası almasına neden olan Emin Arslan'dan intikam almak istemektedir. Bu oyun başarılı olursa Baybaşin hakkında mahkumiyet kararının düşeceği hesap edilmektedir!... Yabancı görevli ayrıca Baybaşin'in hedef aldığı kişilerle (Emin Arslan ve İsmail Çalışkan) ilgili olarak medya, siyaset ve bürokrasi içinde 'karalama' kampanyası düzenlenebileceğini de aktarır."
Emin Arslan, Yiğit Bulut'un hazırlayıp sunduğu Sansürsüz isimli proğrama telefonla bağlanarak bu iddialarla ilgili görüşlerini aktarmıştı. Hakkındaki komplonun çeteleşmiş cemaat mensupları tarafından yapıldığını belirten Arslan, "Bu cemaat mensupları ile uyuşturucu kaçakçılarının isteklerinin çakışmasını ve birlikte hareket etmelerini önce cemaat içindeki sağduyulu ve yanıltılmış kişilerin düşünmesi gerekir. Bir uyuşturucu kaçakçısının 8 yıl önce benimle ilgili planlarının neden bu zamanda gerçekleştiğini, bu planların gerçekleşmesi için emniyetin kilit üniteleri olan Kaçakçılık ve İstihbarat daireleri ile İstanbul ve Ankara'daki ilgili birimlere kimlerin hâkim olması sonucu Baybaşin 'in isteğine uygun operasyon yapılabildiğine dikkatinizi çekerim. Bana ve Hanefi Avcı 'ya yapılan operasyonlar, emniyet içinde dik duracak ilkeli polislere bir gözdağı verme amacı taşımaktadır. Çünkü bizim gibilerin, emniyet içindeki bir takım kadrolaşmalara engel olacakları bilinen bir husustur" dedi.

Ergenekon soruşturmasına adı karıştırıldı

2007 yılında başlayıp hız kesmeden süren Ergenekon soruşturmasının, ikinci iddianamesinde de Emin Arslan'ın adına yer verilmişti. İddianame açıklandıktan bir hafta sonra Yeni Şafak Gazetesinde Ali Oktay imzasıyla, "Tetikçinin silahlarını incelemeyin talimatı" balıklı bir haber108 yayımlanmıştı. Haberde, Ergenekon sanıklarından Osman Gürbüz'ün1994'te Gebze'de polisle çatıştıktan sonra bırakıp kaçtığı çantadan çıkan silahlar için dönemin Emniyet Özel Harekat Timleri'nin başında bulunan Korkut Eken'in Gebze Emniyeti'ni arayarak "silahları incelemeyin" talimatı verdiği ileri sürülüyordu. Bu iddiayı dile getiren ise ikinci iddianamenin gizli tanıklarından Yavuz isimli bir eski polisti.

Haberde Emin Arsan'la ilili iddiaların yer aldığı bölüm şöyleydi:

"Kendisinin olayın ardından ele geçirilen silahların kriminal raporlarını almak için görevlendirildiğini anlatan Yavuz, mühürlü bir poşet içersinde yazı ile birlikte silahları İstanbul'a götürmek üzere emniyetin merdivenlerinden inerken 'geri dön iş değişti' talimatı verildiğni belirtti. Amirlerinin elindeki poşet ve silahları geri aldıklarını söyleyen Yavuz, kendisine içinde ne olduğunu bilmediği mühürlü bir poşetin verildiğini ve bunları Ankara'ya Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Emin Aslan'a götürmesinin söylendiğini anlattı. Poşeti Ankara'da Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'nın girişindeki güvenlik görevlisine Emin Aslan'a verilmek üzere teslim ettiğini söyleyen gizli tanık Yavuz, o dönemde Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekât Timleri'nin başında bulunan emekli Albay Korkut Eken'in, Gebze Emniyeti'ni arayarak silahlarla ilgili inceleme yapılmamasını istediğini ileri sürdü."

Haberin yayımlanmasından 2 gün sonra yine aynı gazetenin iç sayfalarında gözden kaçırılan kısacık bir haber vardı:

"Emniyet Genel Müdürü Yardımcısı Emin Arslan, gönderdiği açıklamada, söz konusu olayın Ergenekon iddianamesinde yanlış yansıdığını belirtti. Arslan, Ergenekon tutuklusu Osman Gürbüz'ün polisle girdiği çatışmada arkasında bırakılan silah ve eşyaların incelenmesi için Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı'na gönderildiğini belirtti. Arslan, ilgili inceleme sonuçlarının da Gebze Adliyesi'ne teslim edildiğini kaydetti."

"Taraftar Hüseyin Baybaşin sahnede

Emin Arslan'ın bu açıklaması elbette gazetede, iddiaların yer aldığı gibi duyurulmamıştı. Medya üzerinden yürütülen bir operasyonla adı Ergenekon soruşturmasına da bulaştırılan Emin Arslan'ın adı, ayrıntılarını birazdan anlatacağımız uyuşturucu operasyonunda tutuklanmasından birkaç ay sonra Taraf Gazetesinin manşetindeydi. Habere konu olan iddialar ise, Yalçın Bayer'in 2004 yılında Arslan'la ilgili komplo içinde olmakla suçladığı Hüseyin Baybaşin tarafından dile getirilmişti.
Tarih 5 Ocak 2010. Emin Arslan adının karıştığı uyuşturucu operasyonu soruşturmasında, polis memurları Murat Nemutlu ve Mustafa Saral'la birlikte tutuklanarak cezaevine konulmuştur. Taraf Gazetesi'nin manşetinde, "Silah verir eroin alırdık" başlıklı Fırat Alkaç imzasıyla bir haber yayımlanır. Haberde, uyuşturucu soruşturmasını yürüten Savcı Mehmet Berk'e tutuklu bulunduğu Hollanda'daki cezaevinden 8 sayfalık bir mektup gönderen Hüseyin Baybaşin'in, Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün, polis müdürü Emin Arslan'la ortak iş yaptığını iddia ettiği anlatılmaktadır. Tutuklu bulunduğu Zootermeer Cezaevi'nden gazeteye önemli açıklamalar yaptığı belirtilen haberde Baybaşin'in, "Kısmetim-1 gemisi boş halde batırıldı. Şehmuz Daş konuşmasın diye öldürüldü. İki ton uyuşturucuyu devlet pazarladı" iddialarında bulunduğu da aktarılıyordu.

Ergenekon'un işaret fişeği sayılan Tuncay Güney'in 2001 yılında verdiği ifadeyle Baybaşin'in anlattıklarını örtüştüğü vurgulanan haberde iddialar şöyle sıralandı:

"Lucky-S gemisi uyuşturucu dolu halde yakalandı bunlar piyasaya satıldı. Böylece Türkiye ve dünya kamuoyuyla dalga geçildi. Gemideki uyuşturucunun her gramının nereye teslim edildiğini Mestan Şenel ve Emin Arslan bilir. Şeyhmuz Daş konuşmasın diye öldürüldü. Ben Necdet Menzir'i de olayın içinde biliyordum. Menzir yaptığı açıklamada 'Ben pay almadım' demiş. Ama olayı A 'dan Z'ye iyi biliyor. Basında Lucky-S gemisinin içindeki uyuşturucunun suçlusu olduğum yazıldığı için durum hakkında araştırma yaptım. O operasyona katılan görevlilerden ve o uyuşturucunun sonradan tekrar yakalanmasında adı geçen kişilerden öğrendim. Uyuşturucuyu yakalatan bir şahıs ile de görüştüm. Hiçbir şüpheye yer kalmayacak kadar doğruluğuna inandım ve kamuoyuna açıkladım. Bu bilgi Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Merkez Komutanlığı ve MİT'in arşivlerinde de vardır. Lucky-S gemisinde yakalanmış olan uyuşturucunun iki tonluk kısmı sonradan Türkiye'de yakalandı. Yakalanan madde gemideki uyuşturucuyla aynıydı. Kısmetim-1 ve Lucky-S gemileri şov için kullanıldı. Afganistan'a para değil silah gider uyuşturucu gelirdi. Bu pislikleri vatanı PKK'dan kurtarmak bahanesiyle yapıyorlardı."

Kaynakça
Kitap: İmamın Ordusu, “Dokunan Yanar”, Cemaat emniyette nasıl örgütlendi?
Yazar: Ahmet Şık
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön İmamın Ordusu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir