Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Sabri Uzun Fethullahçı mı?

Burada Ergenekon Tertibinde tutuklanan Ahmet Sık'ın "İmamın Ordusu" adlı çalışmasının bütün konularını başlıklarıyla bulabilirsiniz.

Sabri Uzun Fethullahçı mı?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Nis 2011, 06:07

Sabri Uzun Fethullahçı mı?

Sabri Uzun'la ilgili faslı kapatmadan önce merak edilen bir sorunun yanıtını da burada verelim. Uzun, 28 Şubat sürecinin karanlık günlerinde cemaat ya da tarikat bağlantılı olanlardan ziyade sadece dini inançları gereği namaz kıldığı için baskıya maruz kalan bazı personelini korumuştu. Her tarikatçılık soruşturmasında bu yüzden adı geçiyordu. Bu yanıtı merak edilen soruyu, "Sabri Uzun tarikatçı, cemaatçi ya da Fethullahçı mıdır?" diye Uzun'u yakından tanıyan İstanbul'da görevli Emniyet Müdürlerine sorduk.

İşte yanıtı:

"Sabri Uzun'a göre cemaatçi olan devlet memuru şerefsizdir. Bir insan hem devlette memur, hem cemaatteyse o kişi fahişedir. Devletle nikahı olan bir kişi, eğer cemaatle yatağa giriyorsa o kişi fahişedir. Cumhuriyet rejiminde bireyin özgürlüğü esastır. Bireysel özgürlüğünü cemaatlere teslim etmiş olan ve biat kültürünü benimsemiş insan bir bağ ot için yük taşıyan eşeğe benzer. Özgür olmayan insan, devletin memuru da olamaz. Devlet memuru 657 sayılı yasaya tabidir, ama cemaatin memurunun kanunu, kitabı ve kuralı yoktur. Allah'ın kitabı Kur'an üstüne cemaatin kitabını oturtmuş insanlara, cemaat memuru denir. Bir çok cemaat mensubu cemaatin emriyle birbirlerin kızkardeşiyle evlenmiştir. Ortaçağ Avrupası'ndaki kilise papazlarının yönetimi bile, Türkiye'deki cemaat yönetiminden daha namusludur. İslamiyetteki ilk terör faaliyeti kabul edilen Hasan Sabbah modeli terörizm bir merkezden yönetiliyordu. Bugün Türkiye'deki cemaat yönetim modelini kıyaslarsak Hasan Sabbah'ın ki daha namuslu olduğu anlaşılır.

Devrimci Sol bu ülkede bilinen en kanlı olayları gerçekleştirmiştir. Hatta bir başbakanı bile öldürmüştür. Ancak bu örgüt bile karışmadığı hiç bir olayı üstlenmediği gibi, yaptığı eylemler bunca kanlı olmasına karşın hepsini sahiplenmiş, üstlenmiştir. Üstlendikleri olaylarla ilgili açıkladıkları bildirilerin hepsi yüzde 100 doğrudur.
Türkiye'deki ilk terör eylemleri 2002 'de Nuh Mete Yüksel'in ortaya çıkan gizli çekilmiş seks kasetleri olan cemaat örgütlenmesi, kişiler hakkında düzmece elektronik postalar, asılsız ihbar mektupları, DVD çekimleri, sahte raporlar ya da Hanefi Avcı'nın bürosunda bulunduğunu söyledikleri telefon dinleme kayıtları gibi entrikalarla yargıyı kirletmiştir. Dürüstlük bağlamında bakarsak, terör örgütü dediğimiz Devrimci Sol, cemaatten daha namusludur, dürüsttür."

Hedefteki müdürlerin tasfiyesi

Sabri Uzun'un İDB'den başka bir göreve çekilmesinden sonra öncelikli hedef olan bir kaç emniyet müdürünün daha tasfiye edilmesi gerekiyordu. Çok sürmeden de bu gerçekleşti. Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Emin Arslan, Mustafa Gülcü ve Celal Uzunkaya, Sakarya Emniyet Müdürü Faruk Ünsal ile Ankara Emniyet müdürü Orhan Özdemir garip olaylar zinciriyle ardarda hem görevlerinden oldu, hem de bir süre tutuklu kaldılar. Hepsi de benzer suçlamalarla cezaevine girmişti. Emin Arslan bir uyuşturucu çetesine ilişkin yürütülen soruşturmada, Mustafa Gülcü ve Celal Uzunkaya karanlık geçmişi olan bir muhbirin iddialarıyla, Faruk Ünsal da bir çeteye yardımcı olmakla suçlandı. Bu listenin sonuna ekleyeceğimiz son isim elbette Hanefi Avcı. Cemaatin örgütlenmesine ve tehlikesine ilişkin yazdığı ve çok gürültü koparan kitabından sonra Stalinist bir örgüte yardım yataklık ettiği iddiasıyla kendini cezaevinde buldu. İddialara göre hepsi de farklı nedenlerden dolayı cemaatin hedefindeydi. Emin Arslan, Hanefi Avcı ve henüz kendisine bir komplo kurulmamış olan Sabri Uzun emniyet camiasında dürüstlüğüyle bilinen ve aralarında bir kaç yıl kıdem farkı olmakla birlikte aynı ekole mensup polislerdi. Fethullahçı örgütlenmenin önünde duracak en büyük engellerdi, ki sırayla ya kızak görevlerle ya da tasfiyelerle saf dışı edildiler. Gülcü ve Uzunkaya ile Faruk Ünsal da tarikatçı olarak bilinen Erbakan geleneğinden gelen emniyetçcilerdi. Tarikatları ve cemaatleri en iyi bilen emniyetçilerin arasındalardı.

Cemaattendi ama tasfiye edildi

Ş imdi bu emniyetçilerin nasıl ve ne yöntemlerle tasfiye edildiklerine bakmadan önce İstanbul Emniyetinde yaşanan bir başka tasfiye operasyonuna; Fethullahçı olduğu da iddia edilen İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler'in görevden alınmasına gözatmamız gerekiyor. Bu olayı Sabri Uzun'un, hemen yukarıda anlattığımız Ergenekon soruşturmalarına ilişkin tanıklıkları ve ifadeleri ile Hanefi Avcı'nın kitabında yapılan konuyla ilgili değerlendirmelerle birlikte değerlendirdiğimizde karşımıza çıkan tablo ise ürkütücü soruları akla düşürüyor. Suikastta, en hafifinden "görevi ihmal" bağlamında rolleri müfettiş raporlarıyla ortaya çıkan ve hepsinin de Fethullahçı olduğu öne sürülen bu emniyetçilerin suçların örtbas etme gayreti Hrant Dink'in öldürüleceğinin emniyetçiler tarafından biliniyor olduğu kuşkusunu da beraberinde getiriyor. Azmettiricisi, tetikçisi, muhbirleri ve yardım edenleriyle adeta davul çalarak duyurulan Hrant Dink suikastında belirlenen ihmal nedeniyle fatura çıkarılan tek isim, Fethullahçı olduğu da bilenen İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler olmuştu. Dink suikastının "büyük ağabeylerinden" Erhan Tuncel'in dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek üzerinden emniyetin muhbiri olduğu ve cinayeti önceden haber verdiği ortaya çıkmasına karşın Akyürek ise bir idari ceza almamıştı.

Hayli karışık olan bu konu, ilkin gazeteci Nedim Şener'in, "Hrant Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları" isimli kitabında ve Şener'in çalıştığı Milliyet gazetesinde kaleme aldığı bir haberle dile getirilmişti. O zaman pek gürültü koparmayan bu bilgiler, Hanefi Avcı'nın yazdığı kitapla yeniden ve hak ettiği ilgili görerek gündeme gelmişti.

Önce Nedim Şener'in Milliyet gazetesinde "Akyürek Yanılttı" başlığıyla çıkan habere gözatalım:

"Hrant Dink olayında İstanbul polisini 'geçmiş tarihli rapor hazırlamakla suçlayan Mülkiye Başmüfettişi Yıldız'ın İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek tarafından 'yanıltıldığı' öne sürüldü. İstanbul polisi 'Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink öldürüldükten sonra geçmiş tarihli rapor hazırlamakla suçlayan Mülkiye Başmüfettişi Şükrü Yıldız'ın, cinayetin azmettiricilerinden Erhan Tuncel'i Trabzon Emniyet Müdürü iken Yardımcı İstihbarat Elemanı (YİE) yapan İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek tarafından 'yanıltıldığı' öne sürüldü. Bu tespit, İstanbul polisinin Dink cinayeti konusundaki ihmal iddialarını araştıran Mülkiye Başmüfettişi Akif İkbal tarafından hazırlanan 19 Mayıs 2008 tarihli son raporda dile getirildi. İkbal, kamu görevlilerinin Dink cinayetindeki ihmalini araştıran Yıldız'ın yanıltılmasında, İstihbarat Dairesi Başkanlığı 'nın kendisine gönderdiği 6 Mart 2008 tarihli yazının rolü olduğu belirtildi.

Kaynakça
Kitap: İmamın Ordusu, “Dokunan Yanar”, Cemaat emniyette nasıl örgütlendi?
Yazar: Ahmet Şık
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Sabri Uzun Fethullahçı mı?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Nis 2011, 06:09

Akyürek'in yanıtı

Yıldız, 3 Mart 2008'de İstihbarat Dairesi Başkanlığı 'na bir yazı göndererek, Trabzon Emniyet Müdürlüğü 'nden 17 Şubat 2006'da İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü'ne gönderilen yazı hakkında ne gibi teknik incelemelerin yapıldığına ilişkin LOG kayıtlarının kendisine bildirilmesini istedi.

Akyürek, 6 Mart 2008 tarihli yazısında şu bilgiyi verdi:

'Osman Hayal'in kullandığı 0 538 719 31 81 nolu telefon hakkında 17 Şubat 2006 ile cinayetin işlendiği 19 Ocak 2007 tarihleri arasında, İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından herhangi teknik bir çalışmanın yapılmadığı, ekteki LOG kayıtlarından anlaşılmaktadır.' Yazıda, İstihbarat Değerlendirme Projesi kapsamında, evrak ve Osman Hayal ile ilgili olarak İstanbul İstihbarat Şube görevlilerince herhangi bir çalışma yapılmadığı da vurgulandı.

Yazı üzerine rapor

Bu yazı üzerine 11 Mart 2008'de bir rapor hazırlayan Yıldız, Trabzon'dan gelen 17 Şubat 2006 tarihli yazı üzerineYasin Hayal'in ağabeyi hakkındaki ilk bilgisayar sorgulamasının Dink öldürüldükten üç gün sonra, yani 22 Ocak 2007'de yapıldığını, Yasin ve Osman Hayal'in kullandığı cep telefonuyla ilgili olarak cinayet tarihine kadar herhangi bir sorgulama veya teknik çalışmanın yapılmadığını yazdı.
Yıldız, raporunda, İstanbul istihbarat Şubesi memurlarının Osman Hayal'in adres çalışması ile ilgili olarak verdikleri 24 Şubat 2006 tarihli personel raporunun, aslında cinayetten sonra hazırlandığını ve bu nedenle bilgisayar kayıtlarına (LOG) geçirilemediğini belirtti. Yıldız, Akyürek'in bu yazısına dayanarak hazırladığı raporda, İstanbul İstihbarat Şubesi Müdürü Ahmet İlhan Güler ile beş görevli hakkında 'görevi ihmalden' soruşturma istedi.

Çöp sepetinde

Görevi ihmalle suçlanan polislerin Bölge İdare Mahkemesi nezdinde yaptıkları itiraz üzerine görevlendirilen Mülkiye Başmüfettişi İkbal, 19 Mayıs 2008'de yeni bir rapor hazırladı. İkbal'in raporunda, İstihbarat Dairesi Başkanlığı'nı yalanlayan yeni belge ve bilgiler yer aldı. Aralarında İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın da bulunduğu ve haklarında görevi ihmalden soruşturma açılması istenen sekiz polisi yargılamaktan kurtaran belgeler, İstihbarat Şubesi'ndeki Dell marka bir bilgisayardaki 'silinmiş dosyalar' bölümünden çıktı. İstihbarat Dairesi Başkanlığı 'nın 'hiç bir teknik inceleme yapılmamıştır' iddiasına karşı, çalışmaları zamanında yaptığını belirten polis memurları, Şube'deki bilgisayarın incelenmesini istedi.

Bunun için, İÜ Bilgisayar Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Nizamettin Erduran bilirkişi olarak atandı. Erduran, bilgisayarda 'telefon sorguları' isimli dizinin altında bulunan 'Yasin Hayal enson xls.' isimli dosyanın 20 Şubat 2006 günü saat 17.18'de yaratıldığını ve bu dosyanın 8 dakika açık kaldığını, değişikliklerin saat 17.26'da kaydedildiğini tespit etti. Başmüfettiş İkbal, raporunun sonuç bölümünde, İstihbarat Dairesi Başkanlığı 'nın Trabzon Emniyet Müdürlüğü'den gönderilen 17 Şubat 2006 tarihli yazısıyla ilgili olarak, 'Dink cinayetine kadar bir çalışma yapıldığına ilişkin LOG kayıtlarına rastlanmadığı yönündeki' 6 Mart 2008 tarihli cevabın soruşturma yapan müfettişi yanılttığı ifade edildi. Raporda, Yıldız'ın bu yazı üzerine, 'İstanbul İstihbarat Şubesi'nin geçmiş tarihli rapor hazırladığı' sonucuna vararak görevliler hakkında soruşturma açılmasını istediği belirtildi."
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön İmamın Ordusu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir