Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Uzun'u haklı çıkaran öngörüsü

Burada Ergenekon Tertibinde tutuklanan Ahmet Sık'ın "İmamın Ordusu" adlı çalışmasının bütün konularını başlıklarıyla bulabilirsiniz.

Uzun'u haklı çıkaran öngörüsü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Nis 2011, 06:06

Uzun'u haklı çıkaran öngörüsü

Türkbank soruşturmasıyla ilgili asılsız bir suçlama nedeniyle hakkında yürütülen soruşturmada aklanmasından sonra Uzun, birilerinin kendisine yönelik bir komplo hazırlamaya çalıştığından kuşkuya düşer. Uzun, benzer komplo ve suçlamaların devam edeceği öngörüsüyle Emniyet Personel Daire Başkanlığı'na bir dilekçe yazar. Uzun, Türbank'la ilgili olayı da belirterek hakkında aslısız ihbarları içeren mektuplar gönderilerek kendisi hakkında komplo düzenlenmeye çalışıldığından şüphelendiğini anlattığı dilekçesine daha önce verdiği mal beyanını yenileyerek gönderir. Bundan böyle her ay mal beyanını yenileyerek vereceğini de belirtmeyi ihmal etmez. Oynanan oyunu fark eden Uzun kendisiyle birlikte daha önce suçlanan arkadaşları İsmail Çalışkan ve Emin Arslan'ı uyarmayı da ihmal etmez. Ancak Arslan'ın verdiği yanıt kendisinin çok fazla komplocu düşündüğü ve teşkilat içinden kimsenin böyle kötülükler yapmayacağı olur. Arslan'ın bu iyi niyetli yaklaşımı ise ileriki bölümlerde anlatacağımız gibi kendisini cezaevine kadar götürecektir. Uzun'un haklı çıktığı öngörüsü ise haberi dahi olmadan yürütülen bir soruşturma sonunda hakkında dava açılmasından da kendisini kurtaracaktır.

Başbakan Erdoğan: "Biz getirdik biz aldık"

O zamanlar bu tezgâhların arkasında, kuvvetli bir cemaat örgütlenmesinin olacağına ihtimal vermeyen Uzun, Şemdinli olaylarından bir süre sonra 22 Mart 2006'da görevinden alınır. Gazeteci Nazlı Ilıcak, o günlerde Kanal 7 televizyonunda yaptığı Sözün Özü programına konuk aldığı Başbakan Erdoğan'a medya ve kamuoyunda çok tepki çeken bu görevden alınmanın nedenini sorar. Erdoğan, "Bu siyasi bir karardır. Biz göreve getirdik biz aldık" demekle yetinir. Erdoğan "Biz getirdik, biz aldık" dese de Şemdinli olaylarıyla ilgili bilgi notunun kopardığı fırtına sonrasında Uzun'un, bizzat dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Büyükanıt tarafından görevden aldırıldığı kesindi. Zaten kendisi de bunu bir televizyon programında anlatınca Uzun, sözkonusu bilgi notuyla ilgisi olmadığının anlaşılması için Büyükanıt hakkında 7 Ağustos 2010'da manevi tazminat davası açtı. Büyükanıt'ın "uydurma beyanatlar veriyor" ifadesiyle Uzun'un kastedildiği ifade edilen dava dilekçesinde, bu yolla Uzun'un manevi kişiliğine yönelik saldırıda bulunulduğu, bu beyanla Uzun'un uydurma beyanatlar verebilecek bir kişilikte olduğunun iddia edildiğinin anlaşıldığı ifade edildi. Kadıköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülen dava kitap yazıldığı sırada halen bitmemişti.

İfade alınmadan yürütülen soruşturma

Uzun, görevden alındıktan yaklaşık 2 ay sonra 6 Haziran 2006'da Ankara Cumhuriyet Başsavcı Yardımcısı Abdullah Ayhan Şen tarafından hakkında yürütülen bir tahkikat nedeniyle adliyeye çağrılır. Başsavcı yardımcısı Uzun'a hakkında bir tevdi evrakı (suç duyurusu) olduğunu söyler. Uzun ne ile ilgili olduğunu sorduğunda mal varlığında aşırı ve usulsüz artış tespit edildiği ve bunları haksız biçimde elde ettiğiyle suçlandığını öğrenir. İçişleri Bakanlığı müfettişlerince bir ihbar mektubuna dayanılarak yürütülen soruşturmanın ardından kaynağı belirsiz mal edindiği gerekçesiyle Uzun hakkında cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştu. Suç duyurusuna kaynaklık eden ihbar mektubu ise Uzun görevden alınmadan kısa bir süre önce 17 Şubat 2006'da gönderilmişti. Yani Uzun, 5 yıl aradan sonra yeniden karşısına getirilerek Ergenekon'la ilgili oldukları öne sürülen 25 generalin adının bulunduğu şemayla ilgili yürütülmek istenen soruşturmaya istenen ikinci kez olumsuz yanıt verdiğinin hemen ertesinde. İhbar mektubu hemen işleme konulmuş ve konuyu soruşturmak üzere, Hrant Dink suikastı sonrasında İstanbul Emniyetiyle ilgili yürütülen soruşturmada da karşımıza çıkacak olan Mülkiye Müfettişi Mehmet Ali Özkılıç görevlendirilmiştir. Mal varlığı, banka hesapları hakkında geniş ve detaylı bilgiler bulunan suçlamayı içeren bir ihbar mektubu gönderilmesi üzerine mülkiye müfettişi Özkılıç tek sözcük ifadesini bile almadığı Uzun hakkında idari soruşturma yürütüp suçlu bulmuştur. Ancak tüm bu süreçten Uzun'un haberi dahi yoktur. Müfettiş Özkılıç, suç duyurusunda bulunduğu Uzun'un zamanında mal bildiriminde bulunmadığını ve bazı mallarının gelirleriyle orantılı olmadığını iddia ediyordu.

30 bin lira nasıl 90 bin oldu?

Uzun'la ilgili ihbar mektubunda ve düzenlenen soruşturma evrakında birkaç bankayı ve tapu kayıtlarını içeren bilgiler, Uzun'un banka hesap numaralarını, çeşitli bankalarda kendi ve eşi adına açılmış hesaplarda büyük meblağlardaki paraların olduğuna ilişkin sıradan birinin bilemeyeceği zenginlikte detaylar içeriyordu. Hatta kapanmış bankalardaki hesap numaraları ve bu hesaplardaki para miktarları hakkında abartılı bilgiler vardı. Müfettiş Özkılılıç'ın raporunda da yer verilen kayıtlarda tahrifat yapılarak banka hesapları, hesaplardaki paraların miktarları birkaç defa yazılarak sanki çok fazla para varmış havası yaratılmıştı. Yazılanları kontrol eden Uzun, bilgilerin doğru olmadığını bir raporla sunacağını beyan eder. Hemen ardından da Personel Daire Başkanlığı'na düzenli olarak verdiği mal beyanlarının dökümü ile hesaplarının bulunduğu banka kayıtlarını savcılığa teslim eder. Uzun, savcılığa sunduğu rapor ile Müfettiş Özkılıç'ın suç duyurusunda yer alanların karşılaştırılması sonunda 30 bin TL'yi 90 bin, 32 bin 800 TL'yi 98 bin 400 ve 8 bin 922 TL'yi de 88 bin TL, 13 bin dolar olan banka hesabının da 18 bin dolar olarak gösterildiği belirlenir. Bu belgeli savunma üzerine müfettişlerin "yanlış" rapor düzenlediği ortaya çıkınca Ankara Cumhuriyet Savcılığı Sabri Uzun'un geliri ile orantısız bir mal varlığı olmadığı gerekçesiyle soruşturma hakkında kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verecekti.

Hanefi Avcı'nın kitabında anlatılan bu olayın da kaynağının İstihbarat Dairesindeki Fethullahçı polisler olduğunu iddia ediyordu. Uzun'un mal varlığıyla ilgili ihbar mektubunun İstihbarat Dairesindeki amirler ve/veya onlarla sıkı irtibatlı birileri tarafından yazıldığından şüphesi olmadığını belirten Avcı, "Çünkü içeriği ancak Sabri ağabeye en yakın kişilerin, İstihbarat Dairesi müdür ve amirlerinin bileceği cinsten şeylerdi. Bugün o ihbar mektuplarının İstihbarat Dairesindeki cemaat yapısının hep birlikte yazdığından şüphe yoktur" diye yazmıştı.

Kaynakça
Kitap: İmamın Ordusu, “Dokunan Yanar”, Cemaat emniyette nasıl örgütlendi?
Yazar: Ahmet Şık
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön İmamın Ordusu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir