Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Sabri Uzun'dan mektup

Burada Ergenekon Tertibinde tutuklanan Ahmet Sık'ın "İmamın Ordusu" adlı çalışmasının bütün konularını başlıklarıyla bulabilirsiniz.

Sabri Uzun'dan mektup

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Nis 2011, 05:47

Sabri Uzun'dan mektup

Habertürk gazetesinin aynı zamanda genel yayın yönetmeni olan Fatih Altaylı'nın Teketek isimli köşesinde 2009 sonunda önemli bir yazı çıktı.90 "İşte şimdi dananın kuyruğu kopacak" dedirten yazı bir dönem EGM İstihbarnat Daire Başkanlığı görevinde bulunan Sabri Uzun'dan gönderilen bir mektuptu.

Anımsamayanlar için sözkonusu yazının girişinden Sabri Uzun'un kim olduğuna bakalım:

"Şemdinli iddianamesinin gündeme bomba gibi düştüğü günlerde, ilginç bir bilgi gelmişti. O zaman Sabah Gazetesi'nde bunu manşet yapmıştık. Bilgiye göre dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, üst makamlara bir bilgi notu vermişti. Bu bilgi notunda yer alan iddialar üzerine kıyamet kopmuş, Sabri Uzun görevden alınmıştı. Aradan 3 yılı aşkın zaman geçti. Sabri Uzun, uzun sessizliğini bozdu ve dün bana bir mektup gönderdi."
Peki Uzun, mektubunda ne anlatıyordu?

Onu da yine Altaylı'nın köşesinden aktaralım:

Ergenekon'la ilk tanışma 2001'de

"Sayın Altaylı, Önce kendimi tanıtayım: Sabri Uzun, EGM Merkez Emniyet Müdürü'yüm. 22 ve 23Mart 2006 tarihli 'İlk kelle verildi' başlıklı yazınıza konu olan 'kelle' benim. Sayın Altaylı, 17 ve 18 Kasım 2009 tarihli yazılarınızda,91 'Bence bu çalışmalar 1 kişinin ürünü falan değil', 'Bütün bunları toplayan ve yazan geniş bir ekip var', 'Bence ihbarcı subay falan yok' cümlelerini içeren yazılarınızdaki anafikirlere katılıyorum.
Bir oluşum var(!), bu oluşum, son günlerde 'subay' kimliğine bürünerek, Ergenekon Soruşturması'yla ilgili habire mektuplar yazıyor... Her nedense kendisi ortaya çıkmıyor... Çok da vatanperver görünüyor... Tüm Türkiye 'yi peşinden koşturuyor!...
Sayın Altaylı, Türkiye'nin 'Ergenekon' adını taktığı şeyle (asla terör örgütü demedim, demiyorum, diyemeyeceğim), 14 Haziran 2001 günü tanıştım. 2006 yılı Ocak veya Şubat ayında tekrar karşıma çıktı. Evet, o tarihlerde, 'Bütün bunları toplayan, yazan geniş bir ekip var' diye düşündüm, inceledim, gördüm... Bu kişiler kim biliyor musunuz? Hani, 23Mart 2006 tarihinde, sizin yönetiminizdeki Sabah Gazetesi'nde 'Uzun'u yakan bilgi notu' başlıklı haberde konu edilen, Sabri Uzun tarafından hazırlandığı, hükümet makamlarına verildiği öne sürülen bilgi notu vardı ya, işte o notu hazırlayanlar, şimdi (subay kimliğine bürünerek) Genelkurmay Başkanlığı hakkında bilgiler veriyor.

İşte, bu yazı yayınlandığında, benim ciğerim yandı. Tüm ülkeye, Sabri Uzun kurumlar aleyhine düzmece raporlar hazırlayan, üstelik Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 'na değil de bir cemaate bağlı insan olarak tanıtıldı. O bilgi notunu hazırlayan, size ulaştıran, yanıltan, kendi amaçları doğrultusunda kullanan kişiler, sonra başka bir ihbar mektubuyla (Trabzon'a gönderilen) Ergenekon (!) başlattılar...
Ben, 23 Mart 2006 günü, Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Sayın Aslı Aydıntaşbaş'a gittim.
Bu Bilgi Notu denilen belgeyi, İstanbul'dan, Gazete'nin merkezinden temin etmesini istedim; kendisinde bir kopyasının bulunduğunu söyledi; verdi.
İşte o gün, benim hazırladığım öne sürülen belgeye ulaşmış oldum.
O Bilgi Notu, Sabri Uzun'un görevden alınması için (birileri tarafından) hazırlanmıştı. Aynı kişiler, o günlerde 'Bir subayın dedesinin Yahudi olduğunu, mezarının İsrail'de bulunduğunu' bir internet sitesinde yayınlamışlardı.
Sabah Gazetesi'nin haberi üzerine hiçbir makam sahibinin ortaya çıkıp, 'Sabri Uzun böyle bir Bilgi Notu hazırlayıp bize vermedi' diye açıklama yapmadığı gibi, Sabri Uzun hakkında idari soruşturma da yapmadılar...
Allah Allah!..
Fatih Bey, siz, 20 sene içinde Türkiye bölünür diyorsunuz ya, o bölünmenin başlangıç tarihi, 'Uzun 'u yakan Bilgi Notu' yazısının yayınlandığı gündür..."

Gürültü koparamayan mektup

İlginç değil mi? Özetlemek ve tekrar vurgulamak gerekirse Uzun, dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın "AKP hükümetinden ricasıyla" görevden alınmasına da neden olan Şemdinli olaylarına ilişkin meşhur bilgi notunu kendisinin hazırlamadığını söylüyordu. 23 Mart 2006'da Özay Şendir imzasıyla ilk kez Sabah Gazetesinde yayımlanan, "Sabri Uzun'un başını yakan bilgi notu" başlıklı haberde konu edilen bilgi notunu kendisinin hazırlamadığını belirten Uzun, gazetenin Ankara Temsilcisi Aslı Aydıntaşbaş'tan, habere konu bilgi notunun kopyasını aldığında, düzmece bilgi notundan o zaman haberdar olduğunu anlatıyordu. Olaylarla ilgili kurulan TBMM Araştırma Komisyonu'na 2 Şubat 2006'da verdiği ifadede "Hırsız evin içindeyse, kapı kilit tutmaz" diyen Uzun, daha da önemlisi şimdilerde tüm Türkiye'yi kuşatan bir soruşturma ve yargı sürecinin adı olan ve derin devlet yargılaması olduğuna inanmamız istenen Ergenekon'la 2001'de tanışıp, 5 yıl sonra 2006'da yeniden karşısına çıktığını iddia ediyordu. Ne zaman başlamıştı Ergenekon soruşturması? 2007 Temmuz ayında ihbar üzerine Ümraniye'de bir gecekonduya yapılan baskında 27 el bombası bulanmasından sonra. Peki, Uzun ne demişti: "Türkiye'nin 'Ergenekon' adını taktığı şeyle (asla terör örgütü demedim, demiyorum, diyemeyeceğim), 14 Haziran 2001 günü tanıştım. 2006 yılı Ocak veya Şubat ayında tekrar karşıma çıktı." Gürültü koparacağı düşünülse de ne ertesi gün ne de sonrasında kimse bu "Sabri Uzun'dan mektup" başlıklı bu yazı ve içeriğinde anlatılanlar üzerine kalem oynatmadı. Haber yapmadı. Hükümete ve tüm hukuk ihlallerine ve yürütülüşündeki aksaklıklara rağmen Ergenekon soruşturmasına yandaş olanı ve olmayanıyla tüm medya sus pus olmuştu. Ya bu konuda konuşup yazmak istememişlerdi ya da mektupta anlatılanların önemini kavrayamamışlardı. Uzun'a mektup yazdırtan yazısında, "Size söyleyeyim, ortada 'ihbarcı bir subay' falan yok... Sadece savcılarda değil, devletin en üst kademelerinde de bu belgeler uzun zamandır var. Ama birileri toplum mühendisliği yapıyor ve bunları bize yavaş yavaş sızdırıyor, gündemde diri tutuyor. Ve bence bu çalışmalar 1 kişinin ürünü falan da değil. Bütün bunları toplayan, hazırlayan ve yazan geniş bir ekip var..." diye yazan Altaylı bile basit bir gazetecilik refleksi göstererek, "Mektupta anlatılan iddiaları araştırın" diyememişti muhabirlerine.

Islak İmza duruşmalarında dile getirildi

Peki, Uzun'un Ergenekon'la, Türkiye'nin daha adını bile duymadığı bir dönemde, soruşturmadan 6 yıl önce tanışma hikâyesi nasıldı? Bu konu aslında Ergenekon ya da ilgili davaların yargılamaları sırasındaki duruşma tutanaklarına bile girdi. Ergenekon soruşturmasının kayıtsız şartsız doğru yürütüldüğüne inanan ve aksaklıkları sorgulamaktan kaçınan medya için bunların dile getirilmemesi normal. Peki, hükümete ya da Ergenekon soruşturmasına muhalif olanlar? Onun yanıtını da kendileri verecek elbet. Neyse konumuza dönelim.
6 Temmuz 2010'da Islak İmza Davası olarak bilinen, Kurmay Albay Dursun Çiçek'in yazdığı öne sürülen İrticayla Mücadale Eylem Planı isimli belge ile ilgili yargılandığı davada söz alan sanıklardan Serdar Öztürk; Ergenekon soruşturmalarını yürüten ve sıklıkla cemaatçi olduğu öne sürülen Savcı Zekeriya Öz'ün CIA ile düzenli görüştüğü şeklinde bir iddia ortaya attı. Kanıtlanması ve ciddiye alınması güç bu iddiasının yanı sıra Öztürk, başka bir takım savlarda da bulundu ki bunların kanıtlanması ise hiç de güç değildi. "Dayı kod adlı bir kişiyle görüştüğü iddiasını açıklayan Serdar Öztürk, iddianamede 'dayı' olarak belirtilen kişinin Emniyet İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Sabri Uzun olduğunu söyledi.

Serdar Öztürk yıllar önce Sabri Uzun ile yardımcısı R.G. arasında geçen bir konuşmayı aktardı:

'Sabri Uzun, R.G. 'nin kendisine yıllar önce Ergenekon belgelerini gösterdiğini söyledi. Sabri Uzun bu belgelerin saçma sapan şeyler olduğunu söylemiş. R.G. ısrar edince 'Tamam getir.

Ben bizzat Genelkurmay'a kendim götüreceğim' diyor. R.G. 'TSK kendi içini temizlemez' diye yanıtlayınca küfür edip kovuyor.'"

25 kişilik zanlı general listesi

Evet. Uzun'un Ergenekon'la 14 Haziran 2001'de tanışması neredeyse böyle olmuştu. İDB'ye bağlı bir şubenin müdürü olan R.G. elinde 25 kişinin adı olan bir şemayla Daire Başkanı Uzun'un yanına gelir. Uzun'a verdiği şemanın baş sırasında şimdi Balyoz davasının sanığı olan dönemin Ege Ordu Komutanı Çetin Doğan'ın adı vardır. Diğer isimlerin tamamı general ve üst rütbelilerden oluşmaktadır. R.G., "İstanbul İstihbarat Şube Ergenekon adını verdiği bir soruşturma yürütüyormuş bu paşalar da zanlılarmış" der. Şemaya bir göz atan Uzun, "Buradakilerin hepsi rütbeli asker. Bu kişileri suçlayacak bir delil ya da ifade var mı?" diye sorar R.G.'ye. Yanıt, "İstanbul'un elinde bir ifade varmış" olur ve kısa süre sonra 50-55 sayfalık bir ifade ile çıkagelir. Uzun, Ergenekon soruşturmasının işaret fişeği olduğu yıllar sonra anlaşılan Tuncay Güney'in, kendisi de sonradan Ergenekon sanığı olarak tutuklanan Adil Serdar Saçan'ın müdürlüğünü yaptığı KOM Şube Müdürlüğü'nde verdiği ifadeleri titizlikle okur. Ancak çarpıcı iddialarda bulunulan ifadelerde elindeki şemada yer alan isimlerin hiç biri geçmemektedir. R.G.'ye, "Bu ifadelerde bu isimlerin hiç biri yok. Afakî bir şema bu. Bana şemanın ifadeye göre hazırlandığını söylüyorsunuz ama ifadelerde bunu doğrulayan tek bir emare yok. Yani bu şemanın hukuki bir geçerliliği yok. TSK'nin generallerini suçlayacağız ama elimizde hukuki gerekçe olmayacak" der. R.G. de, "İstanbul'a bir sorayım ben" diyerek gider ama bir daha da konuyu açmaz.

5 yıl sonra yine karşısına çıktı

Peki, Uzun'un bu olaydan 5 yıl sonra, yine Ergenekon soruşturması adıyla aynı zanlı listesi dolayısıyla Ergenekon'la karşılaşması nasıldır? 9 Kasım 2005'te, Ş emdinli'de yaşanan olayların ardından Sabri Uzun yazdığı öne sürülen bir bilgi notu ve TBMM Araştırma Komisyonu'na verdiği ifadeler nedeniyle askerlerin hedefindedir. Hem Genelkurmay'dan hem de hükümetten sert eleştiriler almıştır. O günlerde, 2006 Şubat ayında yine aynı müdür, R.G., aynı zanlı listesini içeren şemayla ve İstanbul İstihbarat Şubesi'nin aynı talebiyle gelir Uzun'un yanına. "Bunlar o Tuncay Güney denen adamın ifadeleri üzerine hazırlandığı söylenen şema mı yine?" diye sorar. "Evet, İstanbul İstihbarat Ergenekon soruşturmasını başlatmak istiyormuş" yanıtı alır R.G.'den. Bunun üzerine Uzun, "Bu ifadelere bakarak bu kişileri suçlamamız mümkün değil. Ama İstanbul İstihbarat kararlıysa ve eminse o zaman ilgililere bilgi vererek gerekli izinleri alıp Kurmay Başkanlığı'na Başbakan Erdoğan imzalı bir mektup gönderelim. 'Bu listedeki generaller, Tuncay Güney isimli bir zanlıdan elde edilen bilgilerle Ergenekon isimli bir soruşturma kapsamında zanlılardır. Hem bilgi vermek hem de gerekli soruşturmayı birlikte yürütmek istiyoruz' denilsin. İstanbul İstihbarat kabul ederse izleyeceğimiz yöntem sadece bu olabilir" der. Konu İstanbul İstihbarat Şubesi'ne sorulur. Tabi ki gelen yanıt olumsuzdur. Soruşturma yine açılamaz.

Yüce Divan'a giden ihbar mektubu

Sabri Uzun, Ergenekon isimli soruşturmanın 5 yıl arayla ısrarlı biçimde karşısına çıkmasından sonra yaşadığı kimi olaylarla ilgili kafasında bir şimşek çakar. Birileri bir takım planları devreye sokmak için kendisine yönelik komplo mu kuruyordur? 2004 yılında hakkında bir ihbar mektubuna dayanılarak açılan idari soruşturmanın bu olayla ilgili olup olamayacağını düşünür? Üstelik Uzun'la birlikte dönemin Güvenlik Daire Başkanı İsmail Çalışkan da suçlanmaktadır. Suçlanan diğer kişi ise 2009 yılında kendi iddiasına göre bir komplo ile tutuklanarak görevinden alınan bir dönem KOM Daire Başkanlığı da yapan dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcısı olan Emin Arslan'dır.
O dönem EGM'nin kilit noktalarda görev yapan bazı tepe yöneticileri hakkında devletin zirvesine sürekli ihbar mektupları gönderilmektedir. Uzun ve iki arkadaşı hakkında dönemin İç İşleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun soruşturma açmasına yol açan da böyle bir ihbar mektubudur. 2004 Mart ayında gönderilen mektup 1998'de patlak veren ve o dönemde Mesut Yılmaz hükümetinin düşmesine yol açan Türkbank skandalı ile ilgilidir.

Kaynakça
Kitap: İmamın Ordusu, “Dokunan Yanar”, Cemaat emniyette nasıl örgütlendi?
Yazar: Ahmet Şık
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Sabri Uzun'dan mektup

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Nis 2011, 05:56

Büyükanıt'ın TV'de söyledikleri

Mehmet Ali Birand ve Rıdvan Akar'ın sunduğu 32. Gün programının95 konuğu emekli Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'tı. Görev yaptığı dönemde kendisinin de telefonları dinlenen bir Ergenekon mağduru olduğunu savunan Büyükanıt, "Şemdinli olayları sırasında Emniyet İstihbarat Daire Başkanı, benim hakkımda uydurma beyanatlar veriyordu. Ben bunu ilgili makamlara ilettim ve hemen görevden alındı" diyecekti. Emekli paşanın "görevden aldırdığını" söylediği kişi Sabri Uzun'dan başkası değildi. Kendisinin de Ergenekon'un hedefinde olduğunu iddia eden Büyükanıt hemen ardından Sabri Uzun'u da görevinden aldırttığını söyleyince doğal olarak, "Sabri Uzun'da mı Ergenekoncuydu?" diye bir soru geliyor akıllara. Ama bu sorunun yanıtı da yine Ergenekon soruşturmalarıyla ortaya çıkan belgelerde bulundu. Uzun Ergenekoncu olmak bir yana tam aksine kafası koparılana kadar darbecilerin hedefinde bir kişiydi.

Askerin "sakıncalı" listesindeydi

AKP hükümeti döneminde atandığı İstihbarat Dairesi Başkanlığı görevinde, yaklaşık 6 yıl görev yaparak en uzun süre kalan kişi olan Sabri Uzun'un askerlerin "sakıncalı" listesine girmesi de bu dönemde oldu aslında. Uzun'un İstihbarat Dairesi Başkanı olduğu dönemde de tıpkı geçmişte olduğu gibi Jandarma istihbarat birimleriyle ilişkiler bir türlü geliştirilememişti. Emniyet yetkilileri, her fırsatta jandarmanın kaldırılmasını istemesi, Uzun'un da bunun öncülüğünü yapması rahatsızlık yaratıyor hatta Jandarma ile Emniyet arasında tam anlamıyla bir soğuk savaş yaşanıyordu. Suyu zaten ısınmış olan Uzun, Şemdinli'yle birlikte ortaya çıkan ve hala kimin yazdığı bilinmese de kendisinin kaleme aldığı öne sürülen düzmece bir bilgi notuyla görevinden alınmış oldu.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön İmamın Ordusu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir