1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Fethullahçı oldukları öne sürülen üst düzey polisler

MesajGönderilme zamanı: 02 Nis 2011, 05:38
gönderen TurkmenCopur
Fethullahçı oldukları öne sürülen üst düzey polisler

Ancak haberin yayımlanmasından sonra karışık bir hukuki süreç ortaya çıktı. Konuyla ilgili haberi yazan Saygı Öztürk ile, haberde anlatıldığı gibi listeyi hazırladıkları öne sürülen Emniyet müdürleri hakkında soruşturma ve davalar açıldı. Hem listeyi hazırladığı öne sürülenler hem de listelerde adı bulunanlar açmıştı davaları. Bir de İşçe Partililerin suç duyurusu vardı. Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusuna dayanak olarak gösterilen belgenin genel ve soyut iddialar içerdiği, somut bir suç isnadına yönelik olmadığı gerekçesiyle takipsizlik verdi.

Saygı Öztürk'ün "Okyanus Ötesindeki Vaiz" isimli kitabına göre:

"Başsavcılık 31 Ocak 2008'de Emniyet Genel Müdürlüğü'ne gönderdiği bir yazıyla hem takipsizlik kararını bildirdi hem de idari yönden gereğinin yapılabilmesi için dilekçe ve eklerini ulaştırdı. Emniyet Genel Müdür Yardımcısı N.A. yaş haddinden emekliye ayrıldıktan sonra adının liste hazırlayan gibi duyurulmasından rahatsız olmuştu."

Hazırlandıktan ve hatta dava konusu bile olduktan 2 yıl sonra duyulan bu liste Ergenekon'un ilk iddianamesinin delil klasörleri arasında yine Ergun Poyraz'da ele geçirilenler arasında yerini aldı, iddianamede bahsedildi. Hatta bu liste hakkında Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunan ve sonra Ergenekon sanığı da olan İşçi Partili avukat Nusret Senem'e gözaltına alındığında konuyla ilgili sorular da yöneltildi. İddianameye göre Senem, "29 Ocak 2008 tarihinde Ankara C. Başsavcılığına Emniyetteki F Tipi Örgütlenmeyi anlatan 4 sayfalık 57 kişilik bir listeyle şikâyetçi oldum. Bu belge gazeteci bir arkadaşım tarafından verildi. Ben de savcılığa verdim ve 2008/16541 sayılı soruşturma numarasına kaydedildi. Ancak husumet olmasın diye dilekçeme isimleri yazmadım ama ekli belgeyi sundum. Bu belge, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı N.A. tarafından hazırlandı. Saygı Öztürk de bunu bizzat Tempo dergisinde yazdı" diye soruları yanıtladı.
Gazeteci Nedim Şener'in "Ergenekon Belgelerinde Fethulah Gülen ve Cemaat" isimli kitabına göre, "Listede adı geçen Ö.Z.'nin avukatının suç duyurusu üzerine, Ankara Cumhuriyet Savcılığı listeyi hazırladığı iddia edilenler hakkında ön inceleme yapılmasını istedi. Dilekçede listede yer alan el yazılarına ilişkin bilirkişi raporuna da yer verildi. Rapora göre, listede yer alan el yazıları M.D. tarafından kaleme alınmıştı. Bilirkişi, listeye el yazısı ile eklenen 'Bozkurt ve Karagöz' yazılarının ise Personel Daire Başkanı İ. S. tarafından kaleme alındığını rapor etti.

Savcı kanalı ile Emniyet Genel Müdürlüğü'ne gönderilen yazıda, Emniyette 57 personel hakkında liste hazırladığı öne sürülen polis müdürleri hakkında ciddi ithamlarda bulunuldu. Yazıda, polis müdürlerinin sahte belge düzenleyip iftira attıkları, hakarette bulundukları iddiaları sıralandı. Bu başvuru üzerine Savcı Mehmet Cihan Kısa, adı geçen dört polis müdürünü yargılamak için İçişleri Bakanlığı'ndan izin istedi. Bakanlık da, eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı N.A., Personel Daire Başkanı İ.S., Emniyet müdürleri M.D. ile M.A. hakkındaki iddiaların soruşturulması için müfettiş görevlendirdi. Listede parafı olduğu iddia edilen M.A., konunun basına yansıması üzerine avukatı aracığıyla yaptığı yazılı açıklamada, İşçi Partisi'nin yaptığı başvuru üzerine Ankara Cumhuriyet Savcılığının 31 Ocak 2008 tarih ve 2008/10913 sayılı kararı ile iddiaların asılsız olduğu gerekçesiyle işleme konulmamasına karar verildiğine dikkat çekti. Akdeniz, "Olmayan bir işlemin bir belgesi de olmaz" diyerek listenin yok sayılması gerektiğini belirtmesine rağmen, Ergenekon savcıları listeyi Ergenekon davasının ekleri arasına koymayı tercih etti.

Karışık bir dava sürecinin başlamasına neden olan sözkonusu listenin, "Mutlaka imha ediniz" uyarısıyla Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na gönderilen bilgi notunun altında Emniyet Genel Müdür Yardımcısı N.A.'nın imzası vardı. Eğer iddia doğru ve listenin hazırlanmasında emeği geçenlerden birisi N.A. ise, Emniyet'in tepesindeki birkaç yöneticiden birisinin bilgi notunda yazılanlara yansıyan duyduğu kaygı durumun vahametini de özetliyor. Ancak, üst düzey emniyetçilerle ilgili yer verilen bilgilerin doğru olduğu listenin bahsi geçen isimlerden birisi tarafından bizzat hazırlandığı da iddialar arasında.

Tarih bulunmayan bilgi notunda şunlar yazılıydı:

"Sayın Savcım,
Geçen hafta yetkili arkadaşlarla bir araya gelerek değerlendirdiğimiz Emniyet'teki F Tipi yapılanmanın etkin isimlerini gönderiyorum. Malumunuz İstihbarat tamamen Fethullahçıların kontrolünde olduğundan sizden ricam listeyi ilgili kurumlara gizli olarak iletmeniz. Bu bilgi notunu ise okunduktan sonra imha etmenizi istirham ediyorum. Saygılarımla."
Bilgi notuna ek olarak gönderilen ve daktilo ile yazılı 4 sayfa olduğu belirtilen "EGM'deki F Tipi örgütlenmenin etkin elemanları" başlığını taşıyan listede ise şu isimler ve değerlendirmeler vardı: (Ahmet Şık'ın notu: liste ve değerlendirmeleri ise daha önce açılmış davalarda verilen kararlar nedeniyle yayınlamıyoruz.) (Ahmet Şık'ın eklenmesini istediği bölüm eklendi, eski taslaktaki 173-178 arası -listelerin olduğu bölüm- çıkarıldı)

İstihbarat Daire Başkanlığı'ndan aralarında eski daire başkan yardımcısı ve müdürlerinin yeraldığı 16 kişinin adı verilecek:

"Teşkilatın ve Ulusal İstihbarat'ın en etkin elemanları ve cemaatin göz bebeği konumundadırlar. İDB'nin yaklaşık yüzde 90'ı bu grubun kontrolündedir" deniliyordu. Kom Daire Bşk'dan daire bşk ve bşk yardımcısı ile çeşitli birimlerin müdürlerinin de olduğu 10 polisin cemaatçi olmakla suçlandığı dokümanlarda terör dairesinden 3; güvenlik dairesinden de 4 üst düzey polisin adlarına ve yorumlarına yer verilmişti. Güvenlik dairesinden bazı yetkililer için, "Cemaatin tüm işleri ile aktif sorumlusu, baş koordinatör durumundadır... Danıştay saldırısı sonrası dezenformasyon faaliyetlerinde Atabeylerde, zarf verme işlerinde, oradaki gizli yazışmaların takibinde aktif olarak organizatörlük görevini cemaat adına yürütmüştür" gibi değerlendirmeler yapılıyordu.
Dış ilişkiler dairesinden 4 ismin yer verildiği belgede üst düzey bir yetkili için "Cemaatin en yetkili üyelerindendir. ABD'ye gönderilerek master ve doktora öğrencilerini bizzat cemaat üyelerinden seçmektedir" yorumu yapılmıştı. Polis akademisinden 7 kişinin adı yer verilen belgede, personel dairesinden de 3; kriminal dairesinden 2; Asayiş dairesinden 4; Eğitim dairesinden 3 ve Bilgi İşlem dairesinden 4 kişinin adlarına yer verilip çeşitli yorumlar yapıldı.

Kaynakça
Kitap: İmamın Ordusu, “Dokunan Yanar”, Cemaat emniyette nasıl örgütlendi?
Yazar: Ahmet Şık

Re: Fethullahçı oldukları öne sürülen üst düzey polisler

MesajGönderilme zamanı: 02 Nis 2011, 05:44
gönderen TurkmenCopur
Elazığ'da bir garip olay

Şimdi biraz geriye 2002'ye gidelim. Fethullah Gülen'in Ankara 2 Nolu DGM'de yargılamasının sürdüğü günlerde, 4 Ağustos 2002'de Elazığ'da Sivrice Merkez Camisi'nin avulusunda unutulan bir çantayla ilgili, vatandaşların "şüpheli paket" diye polise ihbar edilmesiyle başlayan süreç kitabımızda buraya kadar anlatılanları ve Emniyet içinde yıllar yılı sabırla ve ilmek ilmek örülen Fethullahçı örgütlenmenin günümüzdeki boyutlarını anlamak açısından çok önemli. Detaylarına Hanefi Avcı'nın "Haliç'te Yaşayan Simonlar. Dün Devlet, Bugün Cemaat" isimli kitabında da yer verilen bu olay o dönem gazetelerinde Elazığ Emniyet Müdürlüğü'nün, Emniyet içindeki Fethullahçı yapılanmaya ilişkin yaptığı bir operasyon olarak yansımıştı. Hâlbuki başta da dediğimiz gibi tamamen bir unutkanlık eseri başlayan süreç, Fethullah Gülen cemaatinin emniyetteki yapılanmasıyla ilgili çok önemli bilgi ve dokümanların ele geçmesini sağlamıştı. Olay gerçekleşmesinin üzerinden 1 ay geçtikten sonra basına yansımıştı.

İhlas Haber Ajansı'nın 8 Eylül 2002'de, "Emniyette 'Fethullahçı yapılanma' iddiası" başlığıyla abonelerine duyurduğu bu olayla ilgili haber şöyleydi:

İsim isim şifreli polis listeleri

"Elazığ Emniyet Müdürlüğü'nün gerçekleştirdiği bir operasyonda, Fethullah Gülen cemaatinin emniyet teşkilatındaki yapılanmasıyla ilgili bilgi ve dokümanlara ulaşıldı. Sivrice İlçesi'nde bir camide bulunan bir çanta emniyet teşkilatı içinde büyük yankı uyandırdı. Çantadan, emniyet teşkilatındaki Fethullahçı yapılanma ile ilgili önemli belge ve dokümanlar çıktı. Ele geçirilen belgelerde, 4 ilde görev yapan rütbeli emniyet mensupları isim isim sıralanarak cemaat içindeki rollerine göre şifreli kodlara yer veriliyor. Fethullahçı yapılanma ile ilgili operasyon, Elazığ Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerinin, Sivrice Merkez Cami avlusunda şüpheli bir çanta bulmaları ile başladı. Çantayı inceleyen terör uzmanları, polis mensuplarının yer aldığı bir liste ile bazı notlar ele geçirdi. Çantanın sahibi olan ve Malatya 'da öğretmenlik yapan Ahmet Şahinalp, yapılan soruşturma üzerine gözaltına alındı. Elazığ'da sorgulanan Şahinalp, dokümanın çantasına başkaları tarafından yerleştirildiğini iddia etti. Sorgulamasının ardından mahkemeye çıkarılan Şahinalp, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. İstihbarat ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü uzmanları, çıkan notları ve emniyet personeli listesinin yer aldığı bilgisayar dökümünü inceleyerek, bunun emniyet içerisinde 'Fethullahçı' olarak adlandırılan grubun yapılanmasıyla ilgili olduğunu belirledi.

4 ilden 144 üst rütbeli emniyet mensubu

Ele geçirilen doküman ve notlar, incelenmek üzere Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat ve Terörle Mücadele Daire Başkanlığı 'na gönderildi. Çantadan çıkan el yazması notlar, Kriminal Polis Laboratuarı 'nda incelemeye alındı. Çantada çıkan dokümanlar arasında Elazığ, Tunceli, Bingöl ve Malatya 'da görev yapan 144 rütbeli emniyet görevlisinin isimleri bulunuyor. Devresi, sicili, adı, soyadı, görev yeri tek tek sıralanan 144 kişinin isimlerinin bulunduğu listenin sonunda 'BL' ve 'Açıklama' şeklinde iki hane daha bulunuyor. Şifrelenmiş bölümlerde isim hanelerinin karşısına 1 'den 5'e kadar rakam konulurken 'BL' hanesinde ise 'HL, KM, SLÇ, SLM, TR, AH, AKF, FT, CN, SD' şeklinde kodlar bulunuyor. Listede bazı isimlerin karşısında ise 'Ehli dünya, fırsat bulursa zarar verir', 'Bizi biliyor', 'Zararsız', 'Müntesip', 'Aleyhte çalışır', 'Süryani olabilir', 'Bizden diye istenildi' şeklinde notlar yer alıyor.

Yapılanma ile ilgili ajanda bulundu

Fethullah Gülen cemaatinin emniyetteki ilişkilerini ortaya koyan 11 sayfalık ajanda notunda ise isimler, telefon numaraları, talimatlar, para miktarları, aile içi ilişkiler, gizlilik prensibi, bilgi toplama teknikleri gibi el yazması notlar bulunuyor. Terfi ettirilmeyen emniyetçi cemaat mensuplarının durumunun sorgulandığı notlarda, cemaat hizmetlerinin her ilde olduğu gibi büyük ilçelerde de devreye girmesi gerektiği belirtiliyor. Cemaatin emniyetteki sorumlusunun kaleminden çıktığı anlaşılan notlarda, Elazığ kadrosundaki Ş.I. 'dan, 'Hanımı ile problemli. Hanımı ile görüşmek lazım. Rıza ile kılınmış ise tekrar eda etmeye gerek yok', çocuklarla ilgili, 'Saflandırılmalı' deniliyor. Çocukların 6 yaşından itibaren, 'Bizler ve onlar' şeklinde eğitilerek cemaate kazandırılmasının istenildiği talimatlar bölümünde, bazı kişilerin cep telefonları yer alıyor.

Cemaat tanıdık nüfus müdürü arıyor

Çıkan notlar arasında 'Tanıdık bir nüfus müdürü bulunabilir mi?' şeklinde bir soru sorulduğu bildirilirken, resmi evraklarda başörtüsü bulunanların değiştirilmesi isteniyor. 'Arkadaşlar renk belli etmesin' talimatının bulunduğu bölümde ise bazı kurallar konuluyor. Belirtilen kurallar ise, 'Başkalarının renkleriyle boyansınlar. Alternatif açılımlar eşlerle yapılsın. Aile içinde İslam'ı yaşasınlar. Yurtdışına çıksınlar. Buralarda uzun süreli dostluklar kursunlar. Gidilen evlerde bayanlarla ilgili bilgiler alınabilir' şeklinde sıralanıyor. Ajanda notlarında yeni gelen personelle ilgilenme, basında çıkan haberlerin takibi, çevrenin takibi, bilgi toplama usul ve teknikleri gibi konularla ilgili talimatlarda bulunurken, cemaat mensuplarının yurtdışına çıkmaları konusunda teşvik edilmeleri gerektiği bildiriliyor.

Polis istihbaratındaki cemaat mensupları

Uzmanlar tarafından en tehlikeli olarak görülen istihbarat kadrosundaki Fethullahçı polislerle ilgilide ajanda notları da bulundu. Notlarda istihbarat kadrosunda görev yapan personel kastedilerek, iki defa misyon görevine gidenlerin birim olarak adlandırılan istihbarattan çıkarıldığı hatırlatılıyor. İkinci misyon görev yapacak personel hakkında heyetin karar vereceği vurgulanarak, '77. madde olabilir, 94. madde istemiyoruz' deniliyor. Yurtdışına görevli gidenlerin, gittikleri ülkelerin emniyet teşkilatı ile kardeş teşkilat ilişkisi kurulması istenirken, Kosova'ya gönderilen polisler için 'Gardiyan olarak gidilmemeli' talimatı veriliyor.
Notlar arasında askere gidenlere bundan böyle 100 dolar para verilmeyeceği belirtilirken, ajandada, açılan bazı soruşturmalara yer veriliyor. El notlarında ise emniyetteki bazı personel hakkında özel bilgiler bulunuyor. H.Ö. kodlu emniyet müdürü ile ilgili olarak 'Sıkıntı oluşturabilir. Palu İlçesi'ne verilsin' talimatı bulunurken, M.S. isimli müdürün B. 'nin merkezde kalması için ön ayak olunması isteniyor.

Atatürk'e hakaret

Doküman arasında ele el yazısında ise, Atatürk için Sebatayist yakıştırması yapılıyor. Atatürk'ün mason localarının yapacağı fonksiyonu CHP ile yapacağından dolayı locaları kapattırdığı belirtiliyor. Fethullah Gülen hakkında, Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'in 'Laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini esaslara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyette bulunduğu iddiasıyla' 10 yıl hapis cezası istenirken, Elazığ'da ele geçirilen belgelerin de bu dosyaya gönderileceği öğrenildi. Emniyet teşkilatında büyük yankı uyandıran 144 kişilik isim listesi ile ilgili soruşturma devam ediyor. Ele geçirilen belgelerdeki raporların Hizbullah terör tarzında yazıldığı da dikkat çekti. Üst düzey istihbarat yetkilileri, geçen günlerde bir şube müdürünün çantasında Fethullahçı yapılanma ile ilgili bulunan bilgisayar CD'lerinden sonra 144 kişilik isim listesinin ortaya çıkmasının, polis içinde geniş bir operasyonun habercisi olduğunu belirtti."

Avcı'nın kitabında da anlatıldı

Hanefi Avcı kitabında da, "Nasıl yönetiyor, kimler yönetiyor?" başlığı altında yer verdiği bu olayla ilgili, "Emniyet teşkilatındaki örgütlenme nasıldı? Yani cemaat Emniyeti nasıl yönetiyor, görevleri nasıl etkiliyordu? Emniyet hiyerarşik bir teşkilattı, teşkilat içinde ikinci bir cemaat teşkilatı nasıl yapılanıyordu? Yıllarca amir ve müdürlük görevlerinde bulunan kişiler kendilerinin dışında birinden nasıl emir alıyor? İddialar doğru ise onlardan fırça bile yiyor, bir şey diyemiyorlardı? Cemaatin geçmiş yıllardan başlayarak teşkilatta nasıl elaman temin ettiği, nasıl yapılandığı belki uzun araştırma ve incelemelerin konusu olsa da ben şu andaki örgütün nasıl yapılandığını, idare edildiğini bir nebze olsun göstermek istiyorum" diyordu. Avcı, çantasındaki belgelerin içeriğine bakarak Ahmet Şahinalp'in Elazığ, Bingöl, Tunceli ve Malatya'daki emniyet birimlerinden sorumlu cemaatin imamı olduğunu söylüyordu. Esas mesleği maden mühendisi olan Şahinalp'in bir eğitim kurumunda çalışıyor göründüğünü belirten Avcı, dokümanlarda isimleri yer alan emniyet personelinin 2002'de bölgeye tayini çıkanlarla, oradan batıya gödenler olduğunu söylüyordu. Haberde "şifrelenmiş" diye verilen kodların da emniyetin kendi personelini tasnif ederken kullandığı harf kodları olduğun belirten Avcı, listenin emniyet bilgisayarından çıktığını söylüyordu. Haberde yer almayan, Emniyet İmamı Şahinalp'in dokümaları arasında bulunanlar Avcı'nın kitabında şöyle anlatıldı: "1 Ağustos 2002 ile 1 Kasım 2002 tarihleri arasında hedef şahısların tespiti ve listelerin çıkarılması, çalışma gruplarının oluşturulması ve işbölümü aşamasının gerçekleştirilmesi şeklindeki notlar; kurumsal açılım başlığı altında adliye, idari personel, avukatlar, hastaneler, bankalar ve diğer kurum isimleri ile yeni tanışılacak işadamları, toplum önderleri ve etkili nüfuz sahiplerine nasıl davranılacağıyla ilgili notlar. Yapılacak işler, personelin sorunları gibi konularda 4 sayfalık not. Elle yazılmış notlarda bazı polis amiri ve müdürlerinin tayin yerleri ve özel durumları hakkında notlar. En önemlisi İl Emniyet Müdürünün makam harcamaları ile yemek yediği yerler, makam araçlarının kullanımı hakkında notlar."

Aslında bu olayla ilgili kitapta yer verilen uzun giriş ve soru cümleleri, Elazığ olayından çok Avcı'nın kitabında yer verdiği, resmi olmayan ve şu aşamada doğru olup olmadığını da bilmediğimiz bir başka dokümana atıf yapıyordu. "Aşağıda yer verdiğim ikinci belge ise çok yeni ve günceldir. Bana yeni ulaşan bu belgeye göre Emniyet teşkilatı içerisinde cemaate bağlı polisler, yöneticileri olan kişiden işlerini iyi yapmadığı için şikâyetçi olmuş, yanlışlarını madde madde bir rapora dönüştürerek muhtemelen Fethullah Hocaya göndermek istemişlerdi.

Buradaki şikâyetlere bakıldığında örgütlenme hakkında ciddi bilgiler verilmektedir" diyen Avcı'nın kitabına dönelim:

"A. ÖMER BEY TARAFINDAN GÖREVLENDİRİLEN ŞAHISLARIN HEM KENDİLERİNİ HEM DE SORUMLULUKLARINI ÜSTLENDİKLERİ ARKADAŞLARI VE BİRİMLERİ DEŞİFRE ETMELERİ

1- MİT Müsteşarlığı ve askeri istihbarat birimleri Ömer Beyi gerçek adı (Osman Hilmi Özdil) ile bilmekte ve takip etmektedir. Emniyet Teşkilatında görev yapan üst düzey yetkililerden olan Emin Aslan, Sabri Uzun, Hanefi Avcı, Hüseyin Özalp gibi devletin önemli merkezleriyle irtibatlı kişiler de Ömer Beyin teşkilatın sorumlusu olduğunu bilmektedirler. Yine adı geçen yetkililer Ömer Beyin hangi mekânlarda ve kimlerle görüştüğünü tespit ettiklerini ifade etmektedirler.

2- Başbakanın çok yakınında bulunan M.A. tarafından da Ömer Bey Teşkilatın imamı olarak bilinmekte ve adı geçen şahıs tarafından çeşitli mahfillerde bu durum ifade edilmektedir.

3- 2007 yılında Ömer Bey ve Yenimahalle ile ilgilenen Sinan Beyin (Murat Bey) ABD'ye giriş ve çıkışlarında FBI tarafından önce sorgulanmaları, sorgulanma sırasında üst ve bagaj aramaları yapılmış/ bu şüpheli duruma rağmen Ömer Beyin seyahat programını değiştirmeyerek ABD'de bulunan emniyetçi arkadaşlar tarafından havaalanında karşılanmış ve onlarla görüşmüş daha sonra yine emniyetçi arkadaşların kullandığı araç ile HE'nin bulunduğu kamp yerine götürülmüş ve fiziki ve teknik takip ile bu süreç bütün teferruatıyla FBI tarafından kayıt altına alınmıştır. ABD'den çıkış esnasında da tekrar sorgulanmış, bilgisayarı dâhil üzerinde ve bagajında bulunan bütün bilgi ve belge niteliğindeki eşyanın kopyası alınmış, FBI sorgusunda ABD'de daha önceden defalarca ziyaret ettiği Emniyet Müdürü S.T. isimli kişiyi ziyaret maksadıyla bulunduğunu ifade etmiş, ifadelerinin birer sureti ile kendisinden alınan bilgi ve belgelerin birer kopyası Emniyet Genel Müdürlüğüne intikal ettirilmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğüne intikal ettirilen bilgi ve belgeler arasında bazı üst düzey emniyet yetkililerinin ve eşlerinin bilgileri de tespit edilmiştir. Örnek, Emniyet Müdürü M.Y.T. Ankara istihbarat Şube Müdür Yardımcısı Z.G. 'nin eşinin isim ve telefon bilgileri, Emniyet teşkilatı mensuplarının da bulunduğu USAK isimli araştırma merkezinin danışmanı olduğuna ilişkin Ömer Beyin kendi adına düzenlenmiş kartvizit vb.) Yukarıda özetlenen olayın akabinde Emniyet Müdürü S. T. 'nin ABD vizesi iptal edilmiştir. Yine bu olayın akabinde iki FBI ajanı New Jersey'de ikamet eden ve New York Bölgesindeki emniyetçilerin manevi sorumlusu olan Emniyet Müdürü A. Ç. 'nin evinde ziyaret ederek Ömer Beyi kampa götüren araç hakkında bilgi istemişler, aracın başkası adına kayıtlı olmasının gerekçesini soruşturmuşlardır. Yapılan tüm çalışmalara rağmen FBI tarafından kopyalanan Ömer Beyin bilgisayarında bulunan bilgilerin içeriği hakkında ne FBI yetkililerinden ne de Ömer Beyden tatminkâr bir cevap alınamamıştır. Konu olağanüstü hassasiyeti nedeniyle Büyüğümüze genel hatlarıyla arz edilmiştir. Büyüğümüz, Ömer Beyle görüşülerek bilgisayarında bulunan bilgilerin muhtevasının ne olduğunun sorulması talimatını vermiş ve olaydan büyük üzüntü duyduğunu ifade etmişlerdir. Büyüğümüzün talimatı üzerine ilgili Daire Başkanı R.G. Ömer Beyle görüşmüş ve kendisinden ABD de yaşanan olayla ilgili bilgi talep etmiştir. Ancak Ömer Bey böyle bir olayın vuku bulmadığını, kendisinin sadece pasaportuna bakılarak uçağa bindiğini ifade ederek, hilaf-ı vaki beyanda bulunmuştur. Bilahare önüne bilgi ve belgeler konulduğunda kabullenmek zorunda kalmıştır. Ancak bu esnada bile bilgisayarında bulunan bilgilerle ilgili malumat vermek istememiştir. Bu süreçte Ömer Beyin ABD vizesi ABD hükümeti tarafından iptal edilmiştir. Benzer bir sıkıntının Yenimahalle ile ilgilenen arkadaş (Sınan Bey) için de söz konusu olabileceği değerlendirilmektedir, Ömer Bey ABD vizesini geri alabilmek için istihbarat Dairesi Başkanlığındaki arkadaşları riske atarak kendisinin Polis Sandığının sahibi olduğu Ankara Sigortanın temsilcisi olduğunu, Emniyet Genel Müdürlüğünün araçlarının kendisi tarafından sigortalandığını ifade ettirmiş, ancak bu durum FBI yetkilisinde daha büyük bir şüphe uyandırmış ve Ömer Beye vize verilmesi talebi reddedilmiştir.

Daire Başkanı R.G. ve emsali teşkilat büyüklerinin katılımıyla oluşturulan istişare heyetlerinde Ömer Beyin müteaddit defalar verdiği sözleri tutmaması, hilafı vaki beyanları ve heyetlerin sembolik misyonu nedeniyle bu teşkilat büyüklerimiz nezdinde Ömer Beye karşı büyük bir güven kaybı söz konusu olmuştur. Yıllarca hizmetimizin yükünü çekmiş ve teşkilatın önemli mevkilerinde görev yapan bu büyüklerimizde fikir ve önerilerine kıymet verilmediği teşkilatın Önemli hiçbir meselesinin görüşülmediği bu heyetlerde büyüklerimizde idare edildikleri kanaati oluşturulmuştur. Netice olarak Ömer Beyle görüşmekte bir maslahat olmadığı düşüncesi hâkim olmuştur.

4- Görevlendirilen şahıslar izah edilemeyecek müesseselerde görev yapmaktadır. Örneğin bütün masrafları Başbakanlık Örtülü Ödeneğinden karşılanan ve İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığının kontrolünde kurdurulan Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşlarını Destekleme Derneğinin il temsilcileri ve merkez koordinatörleri Ömer Beyin emniyet teşkilatına bakan ekibi tarafından oluşmaktadır. Teşkilat mensuplarıyla yapılan ikili görüşmeler ve istişareler zaman, zaman bu demek merkezi ve temsilciliklerinde yapılmaktadır. Yine teşkilatla ilgilenen sivillerin bir kısmı ve eşleri Samanyolu Koleji, Turgut Özal Derneği, Maltepe Dershaneleri veya illerdeki özel okullarımızda görev yapmaktadır. Ayrıca, arkadaşlardan sorumlu siviller bürokraside ve değişik birimlerde istihdam edilmektedir.

5- Müstakil olarak hizmet müesseseleri ve görevli sivil şahıslar adına tutulan evleri farklı devrelerin bazen aynı anda kullanmaları neticesinde tedbire muhalif durumlar yaşanmaktadır. Düzenli bir aile ve yaşantı görüntüsü olmayan bu evler apartman sakinleri tarafından dikkatle izlenmekte ve şüpheyle bakılmasına neden olmaktadır.

6- İlgili sivil şahısların eşleri, beylerine paralel olarak resmi arkadaşların eşlerinden sorumlu olarak vazife yapmaktalar. Bunun neticesinde bir sivil bayan bir ildeki veya yapıdaki arkadaşların her türlü bilgisine vakıf olmaktadır. Ayrıca görevlendirilen sivil şahıslar sık sık değişime tabi tutulmaktadır. 20 yıldır birbirini tanıyan, dostluğu olan insanlara birbirinizle görüşmeyin, gidip-gelmeyin denilmekte, fakat 15 ay içerisinde bir arkadaş ailesiyle birlikte 3 farklı sivil aile ile muhatap edilmektedir.

7- Görevli sivil şahısların bütün resmi arkadaşları tanımaları, lojmanlara ve işyerlerine giderek görüşme yapmaları, cenaze merasimlerine katılmaları, toplu yerlerde özel teveccühe mazhar olmaları neticesinde yapılan fiziki veya teknik takip ile kendileri deşifre olmuşlardır. (Van ve Diyarbakır'da görevlendirilen şahısların özel arabaları ile Emn. Müd. Lojmanlarına sık sık gelip gitmesi İl Emniyet Müdürünün dikkatini çekmiş ve şahıslarla ilgili ciddi bir araştırma yapılmıştır.) Ayrıca, görevlendirilen şahısların kendi evleri baylar ve bayanlar tarafından sık sık kullanılıyor. Yıllarca aynı yatakhaneyi, yemekhaneyi ve sıraları paylaşmış ve birbirini tanıyan arkadaşların bir araya gelmelerinin dışarıdaki insanlara izah edilemeyecek hiçbir tarafı yokken mevcut yerleşik sistemler değiştirilmiş, sivil hayatta tanınan ve hizmet müesseslerinde görev yapan sivil insanlar lojmanlara, işyerlerine ve bir takım hususi ortamlara rahatlıkla girip çıkmakta hiçbir sakınca görmemektedir. Bir taraftan,' aman evinizde bir kitap, bir CD, bir Kuran ve bir cevşen olsun, dersleriniz 4 kişiyi geçmesin, hiçbir büyüğünüzle-küçüğünüzle görüşmeyin, irtibatınız olmasın' diye tahşidat yapılırken diğer yanda ağabeylerin tedbire aykırı her türlü davranışları, akıllarda soru işareti oluşturmakta ve vicdanlarda kabul görmemektedir.

8- Çok mahrem olan operasyon ve telefon detay bilgileri İlgisiz kişilerle paylaşılmakta ve bu husus uluorta konuşulmaktadır. Resmi arkadaşlardan alınan operasyon bilgileri doğrudan 'bilgi notu' formatında kaynak gösterilmeksizin hizmetle irtibatı olduğu bilinen yerlerde yayınlatılmaktadır. Daha İl Emniyet Müdürünün bile bilgisi olmadan aktif haber isimli internet haber sitesinde gizli konuların yayınlanması ve yine çok önemli stratejik/mahrem konuların savcılığa intikal ettirilmeden bize ait internet sitelerinde veya gazetelerde yayınlatılması nedeniyle arkadaşlarımız ve hizmet hedef haline getirilmiştir.

9- Ömer Bey ve görevlendirdiği sivil arkadaşların konumlan dolayısıyla sahip oldukları bilgileri eskiden irtibatlı oldukları şahıslara aktarmaları nedeniyle teşkilat kemmiyet ve keyfiyet bakımından deşifre edilmektedir. Örneğin Nuh Mete
Yüksel ve ÇEV vb. olaylar resmi arkadaşlarla ilişkilendirilerek anlatılmaktadır.
(Savcı Yükselin kasetini kendilerinin yaptığını övünerek çevresinde anlattığını duymuştum. Demek ki Nuh Mete Yüksel 'in kaset olayı tereddütsüz cemaat tarafında yapılmıştır.)

10- Çok mahrem mevzular her ortamda neye hizmet edeceği bilinmeksizin konuşulmakta, reklam konusu haline getirilmektedir. (YAŞ, MGK, Ergenekon, parti kapatılması, L. E., N. V., vb.) H.E. 'nin davası için rüşvet verildiği, telefonların dinlenildiği, bir Yargıtay üyesinin evinin tefrişatının yapıldığı gibi konular Ömer Bey ve ekibi tarafından herkesle rahatlıkla paylaşılmaktadır. Planlama aşamasında olan operasyonlar önceden duyulmakta,
Ergenekon dalgaları olmadan haber verilmektedir. Atabeyler ve Danıştay operasyonlarında, Y. Büyükanıt, İ. Başbuğ hadisesinde yaşanan sıkıntılar.

11- Teşkilat mensupları ile alakalı listelerin ve bilgilerin flash belleklere ve disklere kaydedilmesi ve bunların taşınması ile ilgili sıkıntılar büyüğümüzün defaatle yaptığı ikazlara rağmen aşılamamıştır. Ömer Bey ve ekibi rahatlıkla bu tür resmi arkadaşların bilgilerinin bulunduğu flash disk ve laptoplarla yurt içinde ve yurtdışında seyahat etmektedirler. Elazığ ve Burdur'da yaşanan üzücü hadiselerden ders alınamamıştır.

B- REHBERLİK HİZMETLERİNDE VE HİZMET ETME ADABINDA YAŞANAN SIKINTILAR

1- Ömer Bey ve ekibinin büyük çoğunluğunda Kur'an-ı Kerim, Sünnet ve eserlere ilişkin müktesebat resmi arkadaşlarımızı tatmin etmekten uzaktır. Ekibin zaman zaman ABD'ye Büyüğümüzü ziyaret dışında herhangi bir beslenme mekanizması bulunmamaktadır. Kendilerini kabul ettirme büyük ölçüde çok mahrem bilgilerin uluorta arkadaşlarla paylaşılması ile sağlanmaya çalışılmaktadır. Hatta bazı arkadaşlarımız manevi boşluklarını telafi etme adına çeşitli dini gruplar ile Emniyet Hizmeti dışındaki birimler ile irtibata geçmiştir.

2- ...
3- ...

4- Tayin, terfi ve atamalarda hizmetin rolü arkadaşlar üzerinde bir baskı ve korku aracı olarak kullanılmaktadır. Arkadaşlara adil davranılmamak-ta ve teşkilat teamüllerine aykırı tayinler yapılmaktadır.
5- Resmi arkadaşların maaşlarından toplanan himmetlerin kullanımında gerekli özen gösterilmemektedir, örneğin Ömer Bey ve ekibinin Makedonya ve Almanya programlarında yapılan harcamalar, kullanılan lüks telefon ve laptoplar.
6- Büyüğümüzün büyük ağabeylerle ilgili tasarruflarının '... ilgili operasyon tamamlandı, işleri bitirildi gibi.' ifadeler ile anlatılması ve bu durumun arkadaşlar nezdinde ağabeylerle ilgili su-i zanna sebebiyet vermesi (H. T, M. Ö. , A. K. gibi)
7- Çeşitli dönemlerde teşkilatta vazife yapmış ve önemli hizmetleri olmuş kişilerle düşmanca uğraşılmakta ve haklarında iftiralar atılarak sürekli yıpratılmakta ve bu hususlar en alt seviyedeki gruplara kadar konuşulmaktadır.

8-
9-
10-

11- Ömer Bey ve üst ekibi kendilerini Büyüğümüzün vekili olarak görmekte ancak
Büyüğümüzün üslubunu, mülâyemetini, hadise ve meseleleri değerlendirmesi
hususunda aynı hassasiyeti göstermemektedirler. Arkadaşlarımız kaba davranışları
kabullenmeme istikametinde bir tavır sergilediklerinde pervasızca; 'Biz sizin Daire
Başkanlarınızı bile fırçalıyoruz, niye almıyorsunuz.' demektedirler. Ömer Bey bir
olaya kızıp kontrolden çıktığında; 'İmam benim, her türlü tasarrufta bulunurum,
Hoca Efendiye sormak zorunda da değilim.' Deme cüretkârlığında
bulunabilmektedir. Yukarıda kısaca arz edilen üslup ve uygulamalardaki yakışıksız
davranışlar sebebiyle bazı arkadaşlarımız meslekten istifa ederek başka kurumlara
geçmiş ve emekliliklerim istemişlerdir. Arkadaşlarımız bu haliyle teşkilatta görev
yapmanın hizmet olmadığı ve nifak/fitne uygulamaları sebebiyle geri durma noktasına gelmişlerdir.

12-
13-

14- Beklenen metafizik yenilenmenin yerine, meseleler idari, mülk cihetiyle ele alındı. Hizmetin Türkiye ve dünyada denge unsuru olduğu, ülkeyi yönetecek insanların / dünyayı yönetenlerin bunu göz önünde bulundurmaları gerektiği vb. hususlar sık sık dile getirildi. Yapılan operasyonlar, atamalar vb. işlerde yoğun bir değerlendirme yapılıp, sürekli bir güç, çakma vb. bir literatür kullanılması içerde ve dışarıda idareye talip olma gibi algılanıyor. Yine bu cümleden hareketle bize yakın olan ılımlı insanlar hizmete düşman oldular. Bu yöndeki içe yönelik muhasebe / murakabe talepleri 'bir kara propaganda' olarak değerlendirilmektedir. Şu an bizim dışımızdaki her kesim hizmete düşman konumuna gelmiştir. Ömer Bey ve ekibi de bu durumu olması gereken bir durum olarak görmektedir.

15- Arkadaşların / ağabeylerin meselelerini, sıkıntılarını arz edecekleri güvenecekleri istişare heyetleri ve şahıslar yok. Gelen konulardaki tenakuzlar nedeniyle, İnsanların istişareye ve istişare heyetlerine güvenleri gün geçtikçe azalıyor.
16- Ömer Bey arkadaşlarımızın bir kısmına kin beslediğini, beddua ettiğini hatta aynı arkadaşlarımız için yerin altının üstünden daha hayırlı olacağını ifade ederek onları uluorta konuşarak hedef haline getirmekte ve hizmet dışına çıkmaları için özel çaba sarf etmektedir. Bu arkadaşların açıklarını bulup sıkıntıya düşürebilmek için her türlü teknik imkânları seferber etmekte ve iftira atmakta beis görmemektedir.
17- Hizmetteki büyük ağabeylerimiz ile çeşitli kurumlardaki arkadaşlarımızın telefonları Ömer Beyin talimatı ile dinlenmiştir, irtibat bilgilerine bakılmıştır, (hedef kişilerin değil, cemaatin elemanlarının bile belli açılardan denetlemek için dinlenmiş olduğu anlaşılmaktadır cemaatin Emniyet içerisindeki gücü ve eylemlerinin durumunu göstermesi açısında enteresan)
18- Astlar amirlerinin değil. Ömer Bey tarafından görevlendirilen sivil şahısların inisiyatifi ile devlet işlerini idare etmeye, ast üstü yönetmeye çalışmaktadır.

19- Görevlendirilen şahısların tenakuzları ve çelişkili tavırları sebebiyle Büyüğümüzden geldiği söylenen hususlara karşı tereddüt hâsıl olması; özellikle bir mesele üzerinde uzlaşma sağlanamadığında ya da farklı bir görüş ortaya çıktığında otoritenin sağlanması için ' HE böyle istiyor, bu HE'nın emri' şeklinde beyanda bulunulmaktadır. Bu belgeler ve dışarıdan aldığım bilgilere göre her birimdeki temsilciler kanalı ile herkes Ömer kod adlı kişinin denetiminde çalışmaktadır. Amirler mezuniyet dönemlerine göre dönem dönem örgütlendirilmiştir. Herkes gördüğü, bildiği her konuyu temsilcilere aktarmakta, onlar da silsile ile Ömer'e ulaştırmaktadır. Aynı şekilde istenen her hususta Ömer'den talimat olarak teşkilatın en alt birimlerine kadar ulaştırılmaktadır. Her kritik birimde cemaatin irtibatı ve sorumlusu yer almış, özellikle İstihbarat. KOM ve diğer birimlerin bilgi işlem birimleri büyük oranda cemaat taraftarlarından oluşmuştur. Bu birimlerde başlangıçta farklı kişiler var ise de onlar da çeşitli yöntemlerle buralardan uzaklaştırılmıştır. Emniyete ait tüm arşiv ve bilgiler cemaatin arşivine taşınmış, mevcutlar da istendiği an cemaatin isteklerine uygun olarak kullanılmaktadır. Emniyetin İstihbarat ve KOM birimlerinde teknik ve amir kadrosu büyük oranda cemaatin elamanı konumunda veya bilerek cemaatten gelen talimatlara uymaktadır. Aslında bu örgütlülük yalnızca Emniyet içinde mevcut değildir, cemaat hemen hemen tüm kurumlarda az veya çok örgütlü haldedir. Öğrendiğim kadarıyla MİT, ordu, yargı ve milletvekilleri içinde imam konumunda kişiler bulunmaktadır. Cemaat hakkında herhangi bir ihbar geldiğinde, daha araştırmaya başlanmadan o birimdeki cemaat mensuplarınca haber verilip tedbir alınmaktadır. Yakın zamanda birkaç defa MİT ve Emniyete cemaatin faaliyetleri, hatta en üstteki imam Ömer kod adlı kişi hakkında bilgi gitmiş, MİT araştırmaya başladığı an haberdar olunmuş ve gerekli tedbirler alınmıştır.
Genelde her kurumun imamı işleri yönetmektedir. Emniyet, ordu, MİT, basın ve medya, yargı, maliye gibi tüm büyük kurumlardan sorumlu olan bir imam vardır. Her imamın altında o kurumun her biriminde sorumlular mevuttur, bu en yukarıdan başlayıp alta kadar yoğun örgütlü olarak devam eder. Ağırlıklı olarak merkez ve büyük illerde olmak üzere tüm illerde örgütlülük söz konusudur. Her hafta toplanılarak o kurum/birimdeki genel durumlar değerlendirilir ve yukarıya arz edilecek konular çıkarılır. Alt birim imamları kendi aralarında toplanırlar. En yukarıda o kurum için istişare heyeti denebilecek üst sorumlulardan oluşan komitevari bir birim olup, onun üstünde o kurumun imamı bulunur. Daha üstte kurum imamları bir araya gelip ülke genelindeki işleri ve kurumlar arası çalışmaları değerlendirirler. Bir kurumun yapacağı işlere diğerlerinin desteği, oralardaki bilgiler istenir. Bununla birlikte her kurum imamı ayrıca doğrudan yurtdışında bulunan Fethullah Hoca 'ya bilgi verip ondan talimat alır, yani olup biten her şey hocanın bilgi ve kontrolünde gerçekleşir, dolayısıyla meydana gelen olaylar asla sıradan bir cemaat mensubunun kendi kafasına göre yaptığı şeyler değildir. Eğer bu insanlar sadece yardımlaşma, dayanışma, birbirleriyle aile ve arkadaşlık ilişkisi kurma gibi faaliyetler içinde olsalardı elbette buna itiraz edilmezdi ama şimdi görüldüğü kadarı ile devleti idare eden Bakanlık ve Genel Müdürlüklere, hatta hükümete alternatif bir yapı kurularak tüm kurumlar yönetilmektedir. Her şey olmasa da hayati konular, önemli tayin ve atamalar, önemli operasyonlar bu yapı tarafından planlanıp uygulanmaktadır. Operasyonlara bu yapı karar verip devletin sistemlerini kendi amaçlan doğrultusunda çalıştırmakta, aynı anda kendi taraftarları ve kendilerinin denetiminde olan basın yayın organları ve internet siteleri vasıtasıyla linç kampanyaları yapılmakta, doğru yanlış her türlü bilgi çarpıtılarak servis edilmekte, kamuoyu yanlı ve yanlış bilgilerle yanlış kanaat sahibi olmaktadır. Hukuka uygun veya farklı yöntemle elde edilen bilgiler ve her türlü yöntem kullanılarak hedef seçilen kişiler linç edilmek istenmektedir. Zaman zaman bu bilgiler tahrif edilerek, ekleme ve çıkarmalar yapılarak kullanıldığı gibi çoğunlukla da her yerde bulunan gizli elemanları özellikle ordu içerisindeki faaliyet ve çalışmaları rapor etmektedir. Daha sonra bu haberleri belgelemek için delil bulmaya çalışılmakta, bulunan veya yaratılan belge, evrak veya materyaller aranan mahallere konarak, aramada ele geçti işlemi yapılmaktadır. Failleri bulunmuş birçok olay, başlatılan ve yeterli delil bulunamayan başta Ergenekon olmak üzere pek çok başka davalarla irtibatlandırılmaya çalışılmakta, hukuk ve mantık zorlanmaktadır."