Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kahraman Başsavcı İlhan Cihaner'e soruşturma ve dava

Burada Ergenekon Tertibinde tutuklanan Ahmet Sık'ın "İmamın Ordusu" adlı çalışmasının bütün konularını başlıklarıyla bulabilirsiniz.

Kahraman Başsavcı İlhan Cihaner'e soruşturma ve dava

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Nis 2011, 05:32

Başsavcıya soruşturma

Bu arada Savcı Cihaner, cemaat lideri Mahmut Ustaosmanoğlu ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın da aralarında bulunduğu 235 kişiyi kapsayan bir "şüpheliler" listesi hazırladı. Şüpheliler arasında eski Orman Bakanı Osman Pepe, eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Yeni Ş afak gazetesi sahibi Ahmet Albayrak, Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü de vardı. AKP'ye yakın cemaatler ve bu kadar çok ismin bir arada geçtiği bir soruşturma yürütülünce Adalet Bakanlığı da devreye girmekte gecikmedi ve Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner hakkında idari soruşturma başlattı. Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın yürüttüğü soruşturmanın gerekçesi; basında çıkan ve ihbar kabul edilen haberlerdi. Müfettişlerin talebiyle telefonları dinlemeye alınan Cihaner'in diğer savcılarla yaptığı özel nitelikli telefon görüşmelerinin bile soruşturma konusu yapıldığı da ortaya çıktı. Hatta Cihaner'in imza attığı cemaat soruşturması da soruşturma konusu yapılmıştı. Konuyla ilgili basında haberler çıkması üzerine Adalet Bakanlığı da bir açıklama yaparak soruşturmayı doğruladı. "Bakanlığın bağımsız yargı tarafından yürütülen yargılama faaliyetine hiçbir şekilde müdahalede bulunması söz konusu olmadığı" vurgulanan açıklamada, "Erzincan Adliyesi'nde görev yapan hâkim ve cumhuriyet savcılarıyla ilgili olarak Bakanlığımıza intikal eden ihbar ve şikâyet dilekçeleri, olağan denetim sebebiyle Erzincan'da bulunan Adalet müfettişlerine gönderilmiştir. Adalet müfettişlerince yapılan olağan incelemeler sırasında Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner hakkında başlatılan soruşturma devam etmektedir" denildi. Açıklamada, başlatılan inceleme ve soruşturmaların Cihaner'in yürüttüğü İsmailağa Cemaati hakkındaki soruşturmayla ilgisi bulunmadığı, yetkili mahkemeler ve hâkimler tarafından verilmiş yasal kararlar gereğince de telefonlarının dinlemeye alındığı öne sürülüyordu.

Dosya elinden alındı

Bu arada Fethullah Gülen cemaatine yönelik bir soruşturma daha başlatan Cihaner'in İsmailağa soruşturmasında zanlı listesinde yer alan ve 16 ile yayılacak operasyonlara başlanacağı aşamada, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı devreye girerek, soruşturmanın kendi yetki alanında olduğunu belirtip dosyayı Erzincan'dan almak istedi. İki zanlının dinlenen telefon görüşmesinde dosyanın Erzurum'a gideceğine yönelik konuşmalar yapıldığı da çok önceden tespit edilmişti. Savcı Cihaner bu girişime karşı çıktı. Birdenbire iki savcının karşı karşıya kaldığı bir durum ortaya çıkmıştı. Özel Yetkili Erzurum Başsavcısı Osman Şanal'ın dosyayı istemesine neden olan "şey" ise İsmailağa cemaatinin "silahlı bir örgüt" olduğunu öne süren imzasız bir ihbar mektubuydu. Osman Şanal, bu imzasız mektuptan yola çıkarak soruşturmanın kendi yetkisi alanına girdiği iddiasıyla, dosyayı istiyordu. Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner ise grubun silahlı olmadığını savunarak soruşturmayı kendisinin yürüteceğini belirtiyordu.

İhbar mektuplarını zanlılar mı gönderdi?

Cihaner'in dosyayı vermek istememesinin nedeni, "ihbar mektubunun, dosyanın Erzurum'a gönderilmesini isteyen şüphelilerce gönderildiği" iddiasıydı. Çünkü İsmailağa cemaati soruşturmasının zanlılarından Mehmet Turan, daha dosya Erzurum Özel Yetkili Savcılığı'nca istenmemişken, 10 Mart 2009'da yaptığı görüşmede "Dosya Erzurum'a gidiyor" demişti. Ancak Cihaner, soruşturduğu dosyanın Erzurum'a gitmesini engelleyemedi. Erzurum Savcılığı 235 sanık hakkında soruşturma yürütülmesine rağmen sadece 13 kişi hakkında dava açmakla yetindi. Üstelik işin daha da ilginci, cemaatin "silahlı örgüt" olduğunu ihbar eden bir imzasız mektuba dayanarak dosyayı isteyen Erzurum Özel Yetkili Ağır Ceza Savcısı Osman Şanal'ın açtığı davada silahlı örgüt iddiası yer almadı. Tesadüf bu ya; Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner'in 2009 yılı başında açtığı Fethulah Gülen cemaatiyle ilgili soruşturmada da yine aynı gelişme yaşandı. Gülen cemaatiyle ilgili soruşturma sürerken yine bir ihbar mektubu gönderildi ve bu grubun da "silahlı faaliyet yürüttüğü" öne sürüldü. Bunun üzerine Erzurum Savcılığı bu kez de Gülen dosyasını istedi. Erzincan Başsavcısı Cihaner, Erzurum'un ısrarına rağmen dosyayı göndermeyerek ordu içinde ve yurt çapında Gülen grubunu soruşturmaya devam etti. Cihaner, yürüttüğü Fethullah Gülen cemaati soruşturması kapsamında MİT'e, Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile İstanbul ve Ankara savcılıklarına yazı yazarak bilgi de istedi.

Başsavcıya dava

Bu gelişmelerden sonra devreye yine ihbar mektupları girdi... "Sağduyulu Bir Grup Erzincanlı, Duyarlı ve Mağdur Bir Vatandaş, İkram Çamur ve Hakan Vural" imzalarıyla gönderilen ihbar mektuplarına dayanılarak başlatılan soruşturma sonunda İlhan Cihaner hakkında dava açıldı. Yürüttüğü Fethulah Gülen soruşturmasını gizlemek, kullandığı 2 günlük iznini kullanmamış gibi göstermek ve adliye lojmanlarının bahçesinde imara aykırı kameriye yaptırmak gibi suçlamalarla Cihaner'e, "görevi kötüye kullanmak, imar kirliliğine neden olmak, resmi belgede sahtecilik" yapmak iddialarıyla 26 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmış oldu. Anımsatmakta fayda var: Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in adı HSYK ile hükümetin karşı karşıya geldiği, 2009 Temmuz ayındaki kararname krizinde de gündeme gelmişti. Adalet Bakanlığı'nın Başsavcı Cihaner'in görev yerinin değiştirilmesi istemi kurul tarafından yerinde görülmemiş ve Cihaner Erzincan Başsavcılığı'nda kalmıştı. Ve elbette Ergenekon soruşturmalarını yürüten hâkim ve savcılar üzerinden kıyamet koparan hükümet yanlısı medya organlarında Cihaner'le ilgili herhangi bir bilgi kırıntısı bile yer almamıştı.

Silahın yanına sim kart da atılmış!!!

Bu gelişmeler olurken 27 Ekim 2009 günü Erzincan Emniyeti'ne Çatalarmut köyü mevkiindeki Göyne Baraj Gölünde silah ve mühimat olduğuna dair ihbar yapıldı. İddiaya göre ihbarı yapan kişi, İsmailağa cemaati soruşturmasının zanlılarından biriydi. Ve ilginç bir şekilde ihbarı alan kişi de, adı emniyet içinde Fetulahçı cemaatle birlikte anılan polislerden biriydi. Barajın bulunduğu yer, askerin yetki alanında olmasına karşın, Erzincan Emniyet Amirliği'ne mensup polisler, bizzat Erzurum Özel Yetkili Başsavcısı Osman Şanal'ın nezaretinde aramalara başlamıştı. Aramalarda gerçekten de silah ve mühimmat bulundu. 10 el bombası, 1 adet kimyasal el bombası, 3 adet el bombası fünyesi, 2 adet 40 milimetrelik bombaatar mühimmatı, 310 adet 5 milimetre uzunluğunda uzun namlulu silah fişeği, 5 adet Bixi silahına ait çelik çekirdekli yangın fişeği, 1 adet uçaksavar fişeği, 6 adet Commet aydınlatma fişeği, 1 adet renkli küçük sis kutusunun yanı sıra bir cep telefonu ile telefondan ayrı vaziyette bir de sim kartı ve hafıza kartı da bulunmuştu. Göl sularının çekilmesiyle bulunduğu öne sürülen silah ve mühimmatı atanlar, her nedense kendilerine ulaşılacak bilgiyi barındıran "cep telefonu ve sim kartı da olay yerine atınca", yapılan teknik inceleme sonucu zanlılara ulaşılmıştı.

Kaynakça
Kitap: İmamın Ordusu, “Dokunan Yanar”, Cemaat emniyette nasıl örgütlendi?
Yazar: Ahmet Şık
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön İmamın Ordusu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir