Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Polis eliyle ÇEV'in başına örülen Ergenekon çorabı

Burada Ergenekon Tertibinde tutuklanan Ahmet Sık'ın "İmamın Ordusu" adlı çalışmasının bütün konularını başlıklarıyla bulabilirsiniz.

Polis eliyle ÇEV'in başına örülen Ergenekon çorabı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Nis 2011, 05:10

Polis eliyle ÇEV'in başına örülen Ergenekon çorabı

Buraya kadar anlattıklarımızdan sonra kitabın ve yukarıda anlatılan vahametle birebir ilgisi olduğunu düşündüğümüz 2 olayı anımsatmakta fayda var. Bilindiği gibi Fethullah cemaatinin geniş alana açılmasında ve daha önemlisi ülkenin günümüzdeki özellikle bürokraside yer alan yönetici kadrolarının devşirilmesindeki en büyük pay eğitim kurumları oldu. Işık Evleri, dershaneler, yurtlar derken dünyanın dört bir yanına dağılmış durumdaki ilköğretimden üniversiteye kadar uzanan irili ufaklı eğitim kurumlarından bahsediyoruz. Bunların bir parçası olarak da verilen eğitim bursları da bu zincirin önemli bir halkası. Burs alanında cemaatin hem ideolojik olarak karşısında duran hem de rakibi olan en büyük yapı da kuşkusuz ki Çağdaş Eğitim Vakfı ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğiydi. Bu vakıflar, askerler ve köktenlaik çevreleri de arkalarına alarak kısa sürede örgütlenip Gülenci ve diğer İslamcı cemaatlerin karşısına alarak burs dağıtıyorlar, kız çocuklarının okula gönderilmesine ilişkin kampanyalar düzenliyorlardı. Askerlerle ve bazı Ergenekon sanıklarıyla olan dirsek teması ve kimi zaman faşizmle özdeş tutulan ideolojik saplantıları ayrı bir değerlendirme konusu ama ilginç olan bu iki kurumun da bir kumpasla 2007'den itibaren adı sıkça anılan Ergenekon soruşturmalarına dâhil edilmesi oldu. Ergenekon soruşturması ve davalarının zanlı ya da sanıklarını gerçek suçlarından yargılamaktan çok tamamen bir karalama ve

itibarsızlaştırma, siyaset sahnesinde rakiplerini yok ederek tek büyük güç olma planını bir parçası gibi işlediği tespiti yapmak mümkün.83 Örneğin, yıllarca ÇYDD'nin başkanlığını yapmış ve ömrünü çağdaş bir Türkiye'nin önemine vurgu yaparak eğitime adamış olan Türkan Saylan'ın adının da Ergenekon kapsamında anılması ve hatta evinin basılarak aranması84 bizzat Ergenekon destekçisi çevrelerden de büyük eleştiri almıştı. ÇEV'in cemaate rakip olması bir yana hedef haline gelmesinde en büyük etken kuşkusuz ki Fethullah Gülen hakkında açılan davada müdâhil olarak yer alması ve Işık Evleri'nde yetiştikten sonra "itirafçı" olan kişileri bulup tanıklık yaptırtmasıydı. Bu nedenle üzerinde baskı kurulmaya çalışılan ÇEV ve ÇYDD, Saadettin Tantan'ın İçişleri Bakanı olduğu dönemde kapatılmak istendi. Bu amaçla vakıf ve dernek üzerinde yapılan araştırmalar incelemelerden bir sonuç çıkmadı. Derken İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü Değerlendirme Bölümü'nde görevli komiser B.Ö. polis kimliğini kullanarak vakfa ajan olarak sızdı. O süreçte evi de kurşunlanmış olan Yaşer'e hem kendisine hem de vakfa yönelik saldırılara ilişkin yardımcı olacağını söyleyerek sızan Komiser B.Ö., iddiaya göre önce Fethullah Gülen'le ilgili görülen davanın tanıkları arasında olan Işık Evleri'nde yetişen "itirafçı"ların kimliğini öğrenip tanıklıklarından vazgeçmesini da sağladı. Ardından da vakfın dağıttığı burslardan PKK'lıların da yararlandırıldığı iddiasını oluşturacak gizli kamera çekimleri gerçekleştirdi.
4 Mayıs 2002'de cemaat bağlantılı Işık TV isimli kanalda bir "özel haber" yayınlandı. Haber gerçekten özeldi. Çünkü bir polisin çektiği gizli kamera görüntüleri yayınlanıyordu. Özellikle cemaat medyası başta olmak üzere İslamcı basının hararetle yer verdiği, tartışıp gündemde tutmaya çalıştığı bu haberin görüntülerinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden nasıl çıktığı ise hiç sorgulanmadı. Daha sonra Ergenekon sanığı da85 olan ÇEV Başkanı Gülseven Yaşer görüntülerde

gizli kamera kaydını yapan ajan polis B.Ö.'yle, ÇEV'in dağıttığı burslardan PKK'lıların da yararlandırıldığı iddiasını oluşturacak şekilde konuşurken görülüyordu. Yaşer bu konuyla ilgili yaptığı açıklamalarda, B.Ö.'nün, ÇEV bursu alanlardan iki kişinin PKK ile temasta olabileceğini söylemesi üzerine konunun araştırıldığını, hem bu öğrencilerin okuduğu üniversitelerden hem de Cumhuriyet Savcılıklarından alınan adli sicil kayıtlarında böyle bir bilgiye rastlanılmadığını söylemişti. Yaşer'in daha sonra yaptığı açıklamalarda "montajlanmış" dediği çekimler Samanyolu TV ve Kanal 7'de de gösterilip başta Zaman gazetesi olmak üzere İslamcı cenahın gazetelerinde sıkça işlendi. Gülseven Yaşer'in bu görüntüleri, cemaat televizyonunda yayımlanmasından 2 gün sonra müdâhili olduğu Gülen'in yargılandığı davanın 6 Mayıs 2002'deki duruşmasında da Gülen'in avukatları tarafından bant çözümü sunularak mahkemeye verildi. Hemen ertesinde de 33 şehit ailesi adına Yaşer ve ÇEV hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Ankara DGM'ye yapılan bu suç duyurusu görevsizlik kararıyla İstanbul'a gönderildi. 28 Mayıs 2002'de Yaşer'in, İstanbul Emniyet Müdürlüğü polislerince sorgulanmasından sonra İstanbul 6 Nolu D.G.M. Başkanlığı'nın verdiği arama emri uyarınca ÇEV'e 3 Haziran 2002'de yaklaşık 20 kişilik polis grubuyla baskın düzenlendi. Kütüphanede yapılan aramanın ilk dakikasında ise PKK yanlısı el broşürleri ile 2 adet Abdullah Öcalan'ın kitabı bulundu. Kütüphanedeki tüm kitaplarda ÇEV mührü olmasına rağmen bu kitaplarda yoktu. Bulunanlar arasında vakıf çalışanlarının daha önce görmediklerini iddia ettikleri birkaç CD de vardı. İşte o CD'lerden birinin içinde de, ilginç bir tesadüf eseri ÇEV'in de müdahil olduğu Gülen davasının görüldüğü Ankara 2 No'lu DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'in bir kadınla sevişirken gizli kamerayla çekilmiş görüntüleri vardı.

Kaynakça
Kitap: İmamın Ordusu, “Dokunan Yanar”, Cemaat emniyette nasıl örgütlendi?
Yazar: Ahmet Şık
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön İmamın Ordusu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir