Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Fethullah Gülen hakkında 2000 yılındaki Emniyet raporu

Burada Ergenekon Tertibinde tutuklanan Ahmet Sık'ın "İmamın Ordusu" adlı çalışmasının bütün konularını başlıklarıyla bulabilirsiniz.

Fethullah Gülen hakkında 2000 yılındaki Emniyet raporu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Nis 2011, 04:58

2000 yılındaki Emniyet raporu

Gülen hakkındaki davanın açılmasının hemen ardından, Emniyet'in Gülen ve cemaatine bakış açısını yansıtan yeni bir raporu da savcılık dosyaları arasındaki yerini alacaktı. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı'nın, 31 Ağustos 2000 günü 2000/6609 sayılı yazısıyla "Fethullah Gülen grubu ve Nur Cemaatinin amaç ve stratejisinin nelerden ibaret olduğu ve niteliği" hakkında bilgi talep etmesi

üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü'nden 13 Ekim 2000 tarihinde yanıt verilmişti. Dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ramazan Er imzasıyla Ankara DGM Başsavcılığı'na B.05.1.EGM.0.14.05.03 sayı numarasıyla talep üzerine gönderildiği belirtilen yazıya eklenen, "Çok gizli" ibareli bilgi notunda silahlı eylemi bulunmadığı belirtilen cemaatin kuruluşu, örgütlenmesi, amacı, bu amaç için güttüğü strateji, iş yaşamındaki yeri ve sıklıkla karşımıza çıkan eğitim alanındaki faaliyetlerini anlatıyordu. 2000 yılında Emniyet'in Gülen ve cemaatine nasıl baktığını gösteren raporda şunlar yazmaktaydı:

"
Kuruluşu:

Erzurum ili Pasinler ilçesi Korucuk köyü nüfusuna kayıtlıdır. Ramiz-Rabia oğlu, 27.04.1941(tashihli aslı 1942) Erzurum Hasankale doğumlu Fethullah Gülen'in 1968 yılında İzmir ilinde Kestane Pazarı Kur'an Kursunda hoca olarak göreve başladığı, yoğunlukla Bornova ilçesi olmak üzere İzmir, Edirne, Kırklareli, Balıkesir, Manisa ve Çanakkale gibi illerimizde bulunan çeşitli camilerde imam ve vaiz olarak görev yaptığı, verdiği vaaz ve etkili konuşması ile kısa süre içerisinde çeşitli kesimlerden etrafında bir kitlenin oluştuğu,
Başlangıçta Nur Cemaati içerisindeki e n büyük yelpazede yer alan Yeni Asya Grubu içerisinde faaliyet gösteren Fethullah Gülen özellikle verdiği vaazlar ile tanındığı, gündelik politikalarla uğraşılmasının her şeyin önüne koyulmasının yanlış olduğu, bunun Kendilerini asıl amaçlarından gittikçe uzaklaştırdığı, amaçlarının topluma imanın hakikatlerini anlatmak fikrini savunduğu, bu yaklaşımının çevresindeki iş adamlarından destek bulması üzerine 1970 yılında Yeni Asya Grubu'ndan ayrılarak kendi adıyla anılan grubu oluşturduğu, Grubu'nu maddi olarak güçlendirmek ve geliştirmek için yakın çevresindeki iş adamlarına vakıf kurma ve sermayelerini birleştirerek genç kuşağa yatırım yapmaları şeklinde telkinlerde bulunduğu, 1978 yılında Türkiye Öğretmenler Vakfı (TÖV-İzmir) tarafından Sızıntı Dergisi'ni çıkararak dergide madde ile mana, ruh ile beden, iman ile hakikat konularını işlediği,
1980'li yılların gelmesiyle 'HURUÇ' harekâtı adı altında büyük bir atılımı yaptığı, yayınlanan kasetleri ve çeşitli illerimizdeki konuşmaları ile Said-i Nursi talebelerinin gönüllü reklamları sayesinde tanınmaya başladığı, Fethullah Gülen 'in Nurculuk kavramının oluşturmuş olduğu olumsuz imajdan dolayı Nurcu olduğunu hiçbir zaman söylemediği, Said-i Nursi'den aldığı alıntılarında da onun isminden hiç bahsetmediği, öğrenim çağındaki gençlere önem vermesi sebebiyle çevresindeki iş adamlarına kurdurduğu çok sayıdaki şirketler ve vakıflar vasıtasıyla yurt çapında okullar, yurtlar ve dershaneler açtırdığı grubun iş adamlarına yönelik bu örgütlenmesinin ardında, yoğun bir ticari faaliyetin bulunduğu gözlenmektedir.

Stratejisi:

F. Gülen grubunun gençlik kesimini hedef alan ağırlıklı kuruluşları, geniş kitlelere ulaşma hedefi doğrultusunda oluşturduğu medya yapılanması ve kamuoyunun dikkatini çeken propaganda amaçlı etkilerinin temelinde, grubun doğal lider olan Said-i Nursi tarafından belirlenip formüle edilen 'İman, Hayat ve İktidar' görüşü bulunmaktadır.

Grubun görüşlerine göre Said-i Nursi, fikirleri ve eserleri ile imani manada dirilmeyi sağlamıştır. Hali hazırdaki safha imanı hayata geçirme ve yaşama safhasıdır. Bu aşamada F. Gülen'in, 'İslam dini, hayata hayat olmalıdır' sözü esas alınarak 'Altın Nesil' yetiştirilecektir ve Altın Nesil ise iktidarı sağlayacaktır. Bu stratejinin uygulanmasında, lider F. Gülen'e rabıta (bağlılık) esastır. Cemaat İçerisinde ana liderin Hz. Muhammed, fikir liderinin Said-i NURSİ, görünürdeki liderin ise F. Gülen olduğu empoze edilmektedir. Cemaat bireylerinin büyük bölümünün gözünde F. Gülen, 'Mehdi' (son kurtarıcı) konumundadır. F. Gülen, cemaatin birliği ve devamı için çok önemli bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda anılan şahıs cemaatin birliğini sağlamada, cemaat dışı hayatın cehennem olduğu, cemaatten çıkanın bir daha iflah olmayarak cehenneme sürükleneceği temasını sık sık işlediği,
Ülke içerisinde ve dışında cemaat mensuplarının kamuoyunun dikkati çekmemek ve kamuoyunda 'Nurcu' kelimesinin bıraktığı olumsuz izlenimden dolayı aralarında 'Nurcu' kelimesinin yerine 'Işık' (Nur) kullandıkları, cemaate itaatin çok önemli olduğu, kurallara uymayanların cemaatin idari kadrosuna rapor edildiği anlaşılmıştır.
Grubun eğitimden medyaya, vakıf ve derneklerden ticari işletmelere kadar birçok alana yayılan kuruluşlarının ve tüm insanları kucaklayan, diyalog ve uzlaşma arayışı olarak kamuoyuna lanse edilme etkinliklerinin, gerçekte Said-i Nursi'nin belirlediği stratejinin peyderpey uygulamaya geçirilmesine yönelik alt yapı ve propaganda çalışmaları olduğu değerlendirilmektedir.

Amacı:

F.Gülen grubunun amacı, Türkiye'deki siyasal ve ekonomik güç dengesinde söz sahibi olmaktır. Ancak yeterince güçlü olunmadığına inandığı süre zarfında, ülkedeki güç dengesine direkt temas etmekten veya açıkça siyasi tavır almaktan kaçınan bir hareket tarzı izlenmektedir. Bunda Said-i Nursi'nin 'Türkiye'de İslamın hâkim olması için, ülke nüfusunun yüzde 50-60'ının dindar olması gerektiği' yönündeki tespiti esas alınmaktadır.
Cemaat tarafından amaç, büyümek olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda insan kaynağı olarak 'gençler', para ve lojistik kaynağı olarak 'esnaflar' hedef alınmıştır. Cemaatin hedef aldığı gençlik kitlesi, idealizmin en güçlü olduğu 13-18 yaş arasındaki kesimdir.

Bu amacın gerçekleştirilmesi için askeriye, mülkiye, hukuk ve eğitim branşları, cemaatin öncelikle kadrolaşmak istediği müesseseler olarak ortaya çıkmaktadır. F.Gülen grubu belli bir süre sonra Türk toplumunun tamamını ifade eden cemiyete dönüşmeyi gaye edinmektedir. Bunda Said-i Nursi'nin 'çekirdekten bir ağacın ortaya çıkabileceği' benzetmesiyle, cemiyet sözüne atfettiği önem etken olmaktadır.

Yapılanması:

Burada Said-i Nursi'nin Nur talebelerinin yaptığı 'Talebe-Arkadaş-Sempatizan' şeklindeki sıralama önemli bir husus olarak ortaya çıkmaktadır.

Talebe: Bizzat cemaatin içerisinde olan kişi,

Arkadaş: Cemaat çıkarları doğrultusunda irtibat kurulan kişiler

Sempatizan:
Cemaate müspet bakan kişileri tanımlamaktadır. Sempatizan kitle, stratejinin iktidar aşamasında ortaya çıkabilecek muhtemel halk reaksiyonuna sağlayacağı katkı itibariyle cemaat çalışmalarında önemli konumdadır.
Öğrencilerin halledemeyeceği sorunları 'semt imamları' olarak tabir edilen kişilere İlettiği, 'semt imamları 'nın halledemediği sorunları 'il imamı' olarak bilinen kişilere ilettiği, onların da halledemediği sorunları 'bölge imamları'na ileterek belli bir hiyerarşi içerisinde sorunları çözmeye çalıştıkları, cemaat içerisinde Altan yukarıya doğru yetki bakımından yükselen bir hiyerarşik bir yapı olduğu, Türkiye ve diğer ülkelerde; eğitim kurumlan başta olmak üzere açılan kurum ve Kuruluşların koordinesini sağlamak ve bütün faaliyetlerini sürdürmek amacıyla hiyerarşik olarak ülke, bölge, il semt, ev sorumlularının bulunduğu, bazı büyük şirket ve vakıflara bağlı bölge ve il başkanlarının da yapılanmada etkili oldukları anlaşılmaktadır.

Faaliyetleri:

-Faaliyetlerin ağırlıklı olarak legal kuruluş ve kurumlar vasıtasıyla yürütüldüğü, -Dershaneler, özel kolejler, yurt ve öğrenci evleri ile gençliğe yönelik eğitim faaliyetleri içerisinde bulundukları,
-Hem yurt içi hem de yurt dışında eğitim kurumları vasıtasıyla çeşitli dallarda (ulusal-uluslar arası) başarılar sağlamak suretiyle eğim alanlarında kendi propagandaların yaptıkları, bu şekilde eğitim kurumlarına halkın rağbet etmelerini sağladıkları,
-Ülke genelinde çeşitli vakıflar-dernekler kurmak suretiyle faaliyetlerin yasal zeminlerde ve kuruluşlarda toplamaya gayret ettikleri görülmektedir (Türkiye Öğretmenler Vakfı, Akyazılı Orta ve Yüksek Öğretim Vakfı, Büyük Koyuncu Hizmet Vakfı gibi),

-TV, radyo, dergi, gazete gibi iletişim alanındaki faaliyetlere ağırlık verildiği, uluslararası ve ulusal bazda bu alanda birçok yayının bulunduğu (Samanyolu TV, Zaman, Aksiyon, The Fountain, Burç-Dünya Radyo gibi),
-Finansal kaynakların ise gruba mensup şirketler ile basansı yayın alanında elde edilen gelirler, okul, yurt ve pansiyonlardan istifade eden öğrenciler alınan paralar, toplanan kurban derileri ve gruba ilgi duyan zengin iş adamlarının desteklerinden sağladıkları,
-Anılan gruba mensup öğrencilerin çoğunlukla yurtlarda, yurt bulunmayan veya yurt kapasitesi yeterli olmayan illerde ise öğrenci evi, dershane, ışık evi gibi isimlerle anılan evlerde kaldıkları, bu yerlerde Kur'an ve ilmihal kitaplarının yanında Said-i Nursi'nin ve Fethullah Gülen'in kitaplarını okudukları ve kasetlerini izleyerek grubun görüşleri doğrultusunda eğitim aldıkları, -Son yıllarda ise Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından organize edilen çeşitli platformlarda Din - Devlet İlişkileri, Demokratik Hukuk Devleti, Birlikte Yaşama Sanatı, Kültürlerarası Diyalog, İslam ve Laiklik gibi konuların işlendiği ve platform sonrası hazırlanan sonuç bilgilerinin kamuoyuna sunulduğu anlaşılmaktadır.
Cemaatin öğrenci faaliyetleri ve ticari faaliyetler olmak üzere iki tür faaliyeti bulunmaktadır.
Öğrenci faaliyetleri: Öğrencilerin yiyecek, giyecek ve barınma ihtiyacını karşılama şeklinde özetlenebilecek bu faaliyette cemaate mensup maddi durum zayıf ve uzak illerden gelen öğrencilerin, kamuoyunda 'Işık Evleri' diye nitelendirilen öğrenci evlerinde barındıkları, bu öğrencilerin ihtiyaçlarının maddi durumu iyi olan cemaat mensupları veya cemaate sıcak bakan kişilerce karşılandığı, Ticari faaliyetleri: Esnaf kesimi diye adlandırabileceğimiz ticari alandaki faaliyetlerinin vakıflar, şirketler, basın-yayın ve finans alanında ağırlık kazandığı, bu amaçla çeşitli meslek gruplarına hitap eden Hür, Aktif, Müteşebbis gibi isimlerle çeşitli illerimizde dernekler kurulduğu, iş adamlarına yönelik diğer yapılanmanın da merkezi İstanbul'da bulanan İş Hayatı Dayanışma Derneği (İŞHAD) olduğu, bu vakıf ve şirketlerin çoğunun orta öğrenim okulları, üniversite ve dershane açmak amacıyla kuruldukları tespit edilmiştir.

Işık Evleri:

Cemaate mensup ve maddi durumu zayıf, uzak illerden gelen öğrencilerin yiyecek, giyecek ve barıma ihtiyaçlarının karşılandığı evlerdir. Kamuoyunda 'lşık Evleri' diye nitelendirilen öğrenci evlerinde barınan öğrencilerin ihtiyaçları, maddi durumu iyi olan cemaat mensupları veya cemaate sıcak bakan kişilerce karşılanmaktadır. Bu evlerdeki çalışmalar bir disiplin içerisinde sürdürülmekte ve barınanlara gizliliğe azami derecede riayet etmeleri ve çevrelerini rahatsız edecek hareketlerden kaçınmaları öğütlenmektedir.

Şakird: Işık evlerinde kalan ve talebe-öğrenci manasına gelen erkek öğrenci, Şakirde: Işık evlerinde kalan ve talebe-öğrenci manasına gelen bayan öğrenci, Abi: Cemaate daha önceden katılan ve ışık evlerinde daha eski olan öğrenci, Öğrenci Evi Sorumlusu (imam): Öğrenci evinde 'abi' diye bilinen en eski yaşça en büyük olan ve bu evlerde kalan öğrencilerin tüm maddi ve manevi sorunları ile ilgilenen ve 'abi' diye adlandırılan kişilerdir.
Öğrenci evlerinde Kur'an-ı Kerim, Fethullah Gülen'e ait kitaplar ile Said-i Nursi'nin Nur Külliyatı olarak bilinen kitaplarının okunduğu yine Fethullah Gülen'e ait sesli ve görüntülü vaiz kasetlerinin dinlendiği,
Bu evlerde barınan öğrencilerin ihtiyaçlarının özelikle o bölgede bulunan cemaat Mensubu esnaf tarafından ( himmetli, bağışlayan, hayırsever kişi anlamına gelen) 'Himmet' adı altında ayni ve nakdi yardımlarla karşılandığı anlaşılmaktadır.

Dershaneler:

Her kesimden öğrenciye hizmet veren hazırlık dershanelerinde her sınıfın rehber öğretmeninin bulunduğu, rehber öğretmenin 'Ser Rehber' (Rehberlerin Başı, Baş Rehber) kişilere bağlı olarak faaliyet gösterdiği, rehber ve ser rehber öğretmenlerin diğer devlet okullarında olduğu gibi öğrencilerin dersleri ve üniversitede branş seçimi gibi sorunlarıyla ilgilendiği, ayrıca cemaatin görüşlerini benimseyen kişilerin kurduğu vakıflar ve şirketler vasıtasıyla dünyanın değişik ülkelerinde açılan okullarda 'imam' olarak adlandırılan kişilerin bulunduğu, bu kişilerin öğrencilerin barınmadan beslenmeye, İslam dininin, Türk örf, adet, gelenek ve göreneklerinin öğretilmesine kadar tüm sorunlarıyla ilgilendikleri, bu kişilerin Türkiye içinde olduğu gibi hiyerarşik bir sistem içerisinde ülke imamına bağlı oldukları anlaşılmıştır.

Grubun, tüm ülke çapında faaliyet gösterdiği gibi ülkemiz dışında da Orta Asya'daki Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere Kore'den ABD'ye kadar bir çok ülkeye eğitim temelindeki faaliyetlerini taşıdığı tespit edilmiştir. Diğer yandan anılan grubun,1990'lı yıllarda kendileri tarafından şeffaflaşma olarak nitelenen kamuoyuna açılma çabaları doğrultusunda, aynı döneme rastlayan siyasi radikal İslamcı unsurların söylemlerinin, laik-demokrat kitlede yarattığı olumsuz İslami imajı değiştirmeye yönelik olarak, uzlaşma ve diyalog motiflerini sıkça kullanarak, bu kesimlerden farklı, 'ılımlı bir İslami görüşü' temsil ettiği izlenimini vermeye çalıştığı gözlemlenmekte olup, söz konusu grubun günümüze kadar silahlı herhangi bir faaliyetine rastlanılmamıştır."

Kaynakça
Kitap: İmamın Ordusu, “Dokunan Yanar”, Cemaat emniyette nasıl örgütlendi?
Yazar: Ahmet Şık
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön İmamın Ordusu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir