Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Müfettişler hukuksuzluğu tespit etti

Burada Ergenekon Tertibinde tutuklanan Ahmet Sık'ın "İmamın Ordusu" adlı çalışmasının bütün konularını başlıklarıyla bulabilirsiniz.

Müfettişler hukuksuzluğu tespit etti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Nis 2011, 04:47

Müfettişler hukuksuzluğu tespit etti

1999 raporunda, polis müfettişlerinin 1992'deki fezlekelerinde adları geçen emniyet personeline yöneltilen Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 1. Maddesi uyarınca, "TC anayasasında belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzenini değiştirme Türkiye devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek" ve "Görevlerini yerine getirirken siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, emniyet mensupları arasında bu yola ayrım yapıcı tutum ve davranışlarda bulunmak" suçlamalarının tanık beyanları ile sabit olduğunun anlaşıldığı belirtilerek adli yönden Ankara DGM'ye suç duyurusunda bulunulduğu, idari yönden de Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/1. Maddesine göre soruşturma açılması gerektiğinin belirtildiği anlatıldı. Ancak fezlekelerle ilgili Ankara DGM'nin 14 Ekim 1992 tarih ve 92/10439 sayılı kararında 163. Maddenin kaldırılmasından yola çıkarak takipsizlik verdiği anımsatılarak, "...Müfettişin adli yönden işlem teklifinde 'Ankara Emniyet Müdürlüğünce yapılacak operasyonlar sonrasında fiil ve davranışlarına uyan TMK'ye göre suç duyurusunda bulunulması' talep edilmektedir... Yukarıda da belirtildiği gibi Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı konuyu dar kapsamlı olarak ve fezlekede talep eden hususa hiç değinmeden sadece 3713 sayılı kanunun 23. maddesi ile TCK'nin 163. Maddesinin yürürlükten kaldırıldığı ve bu nedenle ortada suç olmadığından bahisle takipsizlik kararı tesis etmiştir. Kanaatimizce DGM Cumhuriyet Başsavcılığı kendisine intikal eden fezlekede talep edildiği üzere konuyu 3713 sayılı TMK çerçevesinde ele alıp soruşturmasını bu çerçevede tamamladıktan sonra yapılacak işlem konusundaki kararını 3713 sayılı kanunun 1. maddesi hükmünü esas alarak tesis etmesi gerekirdi. Şayet bu düşünce ile hareket edilmiş olsa idi belki de yapılacak operasyonlar sonucu hem adı geçen şahıslar, hem de mensup oldukları iddia edilen örgütsel faaliyetin amaç ve stratejisi hakkında bilgi toplamak mümkün olur ve bugün dahi devam eden iddia ve soruşturmalar ortadan kaldırılmış olurdu. Bu açıdan bakıldığında yapılan işlemlerin eksik ve yetersiz olduğu kanaatine varılmıştır" denildi. Müfettişler raporlarında Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığının aynı konuyla ilgili yapılan ikinci suç duyurusuyla ilgili de14 Ekim 1992 tarihli bir önceki kararı anımsatarak 20 Mart 1998'de yeniden takipsizlik kararı verdiğini belirtti. Müfettişler, verilen her iki takipsizlik kararının da öne sürülen suç bağlamında bir illegal faaliyetin olup olmadığının araştırılması ve onun sonucuna göre karar verilme niteliğini taşımadığını vurguladıkları raporlarında idari yönden yapılan işlemleri de değerlendirme konusu yaptı. 7 Eylül 1992'de Personel Daire Başkanlığının fezlekeli tahkikat evrakının disiplin yönünden gereği yapılmak üzere Hukuk Müşavirliğine gönderildiği ve EGM Yüksek Disiplin Kurulunun da 7 Ocak 1993 tarihinde karar verdiği belirtildi.

Raporda Yüksek Disiplin Kurulu'nun, "Sanık Emniyet mensupları hakkındaki suçlamalar 18 Haziran 1992 tarihinde kabul edilip 7 Temmuz 1992 tarihinde yürürlüğe giren 3817 sayılı Disiplin Cezalarının Affına İlişkin Kanunun 1. maddesiyle af edildiğinden dosyanın işlemden kaldırılmasına oy birliğiyle karar verilmiştir" denildiği belirtilerek yanlış yapıldığı şöyle anlatıldı:

"Karara mesnet teşkil eden 3817 sayıl kanunun 1. maddesinde, 'Bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenmiş devletin şahsiyetine karşı... suçlar hariç olmak üzere kanun, tüzük ve yönetmelikler gereğince memurlar ve diğer kamu görevlileriyle, bu görevlerde bulunmuş olanlar hakkında verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile af edilmiştir. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen ve af kapsamına giren disiplin cezalarının verilmesini gerektiren fiillerden dolayı ilgililer hakkında disiplin soruşturma ve kovuşturması yapılmaz, devam etmekte olan disiplin soruşturma ve kovuşturmaları işlemden kaldırılır, kesinleşmiş olan disiplin cezaları infaz edilmez' hükmünün getirildiği görülmektedir. Buradan da anlaşılacağı üzere Disiplin Cezalarının Affına İlişkin Kanun, devletin şahsiyetine karşı işlenmiş suçları af kanunu kapsamı dışında bırakmıştır. Polis başmüfettişinin düzenlediği fezlekenin tarihi 28 Ağustos 1992 'dir. Hem 3713 sayılı TMK'nin hem de 3817 sayılı Disiplin Cezalarının Affına İlişkin Kanunun tarihi bu rapor tarihinden öncedir. Buna karşın polis başmüfettişi hem TCK 163. Maddesinin yürürlükten kaldırılmış olduğunu hem de Disiplin Cezalarının Affına İlişkin Kanunun yürürlüğe girdiğini bilerek fezlekesinin sonuç bölümünü düzenlediği, getirdiği tekliften anlaşılmaktadır.

Gerçekten de fezlekenin netice ve kanaat bölümünün (a) fıkrasında ilgililer hakkında TMK'nin 1. maddesinde tanımlanan suçu işlediklerinin sabit olduğundan bahisle bu çerçevede işlem yapılmasını teklif ederken diğer taraftan da (b) fıkrasında adları geçen görevlilerin görevlerini yerine getirirken, 'Siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, Emniyet mensupları arasında bu yolla ayrım yapıcı tutum ve davranışta bulunduklarının' sübuta erdiğini ifade etmek suretiyle oluşan disiplin suçunun devletin şahsiyetine karşı işlenen suç niteliği taşıdığını açık bir şekilde ortaya koymuştur. Yapılan incelemede disiplin cezasının zamanaşımı süresinin de dolmamış olduğu görülmektedir.
Bu nedenle EGM Yüksek Disiplin Kurulunun yapılan teklif çerçevesinde Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/1. maddesi hükmü gereğince ilgililerhakkında lehte veya aleyhte bir karar oluşturması gerekirdi. Yüksek Disiplin Kurulunun bu konuyu af kapsamı içinde değerlendirmek suretiyle hassas olan bu konuda bir karar oluşturmaktan kaçındığı kanaatine varılmıştır.

Diğer taraftan verilecek karar için ilgililerin idari yargı mercileri nezdinde haklarını arama imkânı bulunduğu değerlendirildiğinde ise Yüksek Disiplin Kurulunun müfettişin fezlekesinde ki teklifi tartışmaya açmak suretiyle ya suçlanan kişilerin suçlarının sabitliğine ya da iddiaların sübuta ermediğini tespit ve teyid etmesi gerekirdi. Yüksek Disiplin Kurulunun böyle bir karar alması aslında yasal görevi yerine getirmemiş olmasından dolayı soruşturmayı gerektirir nitelikte olmasına karşılık zamanaşımı süresi dolduğundan hali hazırda yapılacak işlem bulunmamaktadır."

Kaynakça
Kitap: İmamın Ordusu, “Dokunan Yanar”, Cemaat emniyette nasıl örgütlendi?
Yazar: Ahmet Şık
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Müfettişler hukuksuzluğu tespit etti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Nis 2011, 04:48

Polis Yüksek Öğretim Kanunu değişsin teklifi

Müfettişlerin DGM ve Emniyet Yüksek Disipin Kurulunun aldığı kararların, suçlananların cesaretlenmelerine ve soruşturmayı yürüten müfettişlerin haklarında suçlama getirmelerine yol açtığını belirttikleri raporda, "Hatta daha ileri giderek o tarihteki Polis Akademisi Başkanı ve Eğitim Dairesi Başkanı hakkında da polis başmüfettişlerince yapılan soruşturmada sanık konumunda olan Akademi öğretim görevlilerince çeşitli isnatlarda bulunulması imkânı tanınmıştır. Bu nedenle soruşturma açılmasını sağlayan ve soruşturmayı yapanlar hakkında EGM inceleme yapmak durumunda kalmış, kişilerin suçlamaların tahkik etmiştir. Bu bile yapılan tahkikatın yürütülmesine yönelik ilerideki aşamalar için bir engellemenin doğmasını sağlamış, konunun o gün bitirilememiş olmasından kaynaklanarak bu gün dahi itham ve spekülasyon konusu olmasına neden olmuştur. Yukarıda yapılan açıklamaların ışığı altında o tarihte haklarında soruşturma yapılan personelin tamamı hakkında müfettişliğimizin bu günkü görev onayları doğrultusunda bir araştırma ve değerlendirme yapma imkânı bulunmamaktadır. Ancak müfettişliğimizin denetim görevi ifa ettiği birimlerde hali hazırda Emniyet personeli olarak çalışan rütbeli personele isnat edilen suçun vahameti ve bunun soruşturma dosyasındaki tanık ve müracaatçı ifadelerine göre sübuta erdiğinde ilişkin polis başmüfettişinin tespit ettiği bu personelin mensup oldukları örgütlenme ile ilgili olarak son zamanlarda kamuoyunda ortaya atılan ve tartışılan iddialar dikkate alındığında bu personelin halen bulundukları kritik görevlerde tutulmaları her yönden sakıncalı olacaktır" denildi.

Aynı soruşturma kapsamı içinde yer alan Polis Akademisi öğretim görevlilerinin, 3087 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanununun 33. Maddesi (b) fıkrası (3) bendi uyarınca, "Kadrolu öğretim üyeleri grubunda yer alan personelin istekleri olmadıkça Polis Akademisi dışındaki bir görevde istihdam edilemezler" hükmü nedeniyle Akademideki öğretim görevlerine devam ettiklerinin de belirlendiği vurgulanan raporda, "Bu bağlamda ileride doğabilecek benzeri sorunların yaşanmaması ve aynı faaliyetlerin devamına meydan verilmesini önlemek maksadına matuf olarak 3087 sayılı kanunun ilgili maddesindeki söz konusu bent hükmünün değiştirilmesi zorunluluğu vardır" denildi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön İmamın Ordusu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

cron