Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Dinleme emri Mesut Yılmaz'dan

Saral ve ekibi herkesi dinlemiş

Burada Ergenekon Tertibinde tutuklanan Ahmet Sık'ın "İmamın Ordusu" adlı çalışmasının bütün konularını başlıklarıyla bulabilirsiniz.

Dinleme emri Mesut Yılmaz'dan

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Nis 2011, 04:38

Saral ve ekibi herkesi dinlemiş

O dönem yaşayanlarının dışında pek az kimsenin bildiği, at izinin it izine karıştığı bu olayların en büyük kazananı ise aslında bir kez daha Fethullah cemaati olmuştu. Birden kendilerini soruşturanlar soruşturma konusu olmuştu. İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın talimatıyla başlatılan soruşturmanın raporları 31 Ağustos 1999'da tamamlandı. Osman Ak ve Gülen cemaati soruşturmasını birlikte yürüttüğü İstihbarat Şube Müdürü Ersan Dalman ve İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Zafer Aktaş hakkında düzenlenen müfettiş raporunda ise "istihbarat hizmetlerinde çalışması sakıncalıdır" kaydı da düşülen raporda Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral'a bağlı olarak çalışan, Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak, İstihbarat Şube Müdürü Ersan Dalman, İstihbarat Müdür Yardımcısı Zafer Aktaş'ın başını çektiği bir grup polisin tam 963 telefonu yasadışı dinlediklerinin saptandığı belirtiliyordu. Müfettişlerinin 31 Ağustos 1999'da İçişleri Bakanlığı'na teslim ettikleri resmi raporlarının ardından, yasadışı dinlemelerde adı geçen aralarında Saral ve Ak'ın da bulunduğu 38 polis hakkında lüzum-u muhakeme kararı verildi. Müfettişlerin bu talebine uygun olarak hapis istemiyle dava açıldı. Ş emdinli olayları sonrasında görevinden alınan ve 8 Mart 1999'da Emniyet Genel Müdürlüğü'ne rapor yazıp soruşturma talep eden ve dinleme skandalının ortaya çıkmasında başrolde olan o dönemin İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun hakkında da "denetim görevini ihmal ettiği" gerekçesiyle dava açılmıştı. Bu davada Uzun'a verilen "1 günlük yevmiye kesme cezasını" Ankara 6.İdare Mahkemesi iptal etmiş böylece 14 Haziran 2001 günü ikinci defa İDB görevine gelmesinin önünü açılmıştı.

Yargılamalar sırasında sanıklar, söz konusu resmi kurumları değil aralarında Kalkınma Bankası Genel Müdürlüğü döneminde görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle 12 yıl hapse mahkûm edilen Özal Baysal, Susurluk'un tetikçisi Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve yer altı dünyasının ünlü ismi Kürşat Yılmaz ile Kasım Gençyılmaz'ın da bulunduğu bazı şahısların telefonlarını izlemeye aldıklarını iddia ediyorlardı. İzlenen bu kişilerin dinlendiği açıklanan resmi kurumları defalarca araması üzerine de bağlantılarının öğrenilebilmesi için bu kurumların telefonları da izlemeye alınmıştı. Mahkeme kararıyla izlemeye alınan bu kişilerin ilişkide bulunduğu telefonlar ise Cumhurbaşkanlığı Köşkü, Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı Koruma Ş ube Müdürlüğü, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Özel Kalemi, Turizm Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Tarabya Köşkü, ANAP, DYP, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Başbakanlık MİT Müsteşarlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Jandarma Genel Komutanlığı, Ankara İl Jandarma Komutanlığı, Kocaeli Emniyet Müdürlüğü, Harb Akademileri Komutanlığı, İzmir Emniyet Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü İDB gibi kritik yerlere aitti. Osman Ak'ın tayinini iptal ederek Ankara Emniyet Müdür Yardımcılığı'na; İstanbul İstihbarat Şube Müdürüyken kızağa çekilerek Polis Okulu'na tayin edilen Giresun Göreleli hemşehrisi Ersan Dalman'ı da Ankara İstihbarat Şube Müdürü yapılmasına öncülük eden Sabri Uzun da İDB'de telefonları teknik izlemeye alınanlar arasındaydı.

Dinleme emri Mesut Yılmaz'dan

Ancak Emniyet Genel Müdürlüğü'nün açtırdığı soruşturmanın raporlarına göreyse Cumhurbaşkanlığı telefonlarının, Özal Baysal'ın yakalanması kapsamında değil, özellikle izlenip araştırıldığını gösteriyordu. Müfettiş raporlarına göre, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e ait cep telefonundan aranan numaralar 21 Ağustos 1998 günü için sorgulanmıştı. Üstelik bu sorgulama, o güne kadar telefon numarasıyla yaptığı kayıtlardaki bütün görüşmeler için de yapılmıştı. Bir sonraki gün de Demirel'in cep telefonunu o güne dek hangi numaradan kim aramışsa kayıtları çıkarılmıştı. Ak'ın iddiasına göre, MGK Genel Sekreterliği ve diğer bazı askeri birimlerin telefonları ise, Akın Birdal suikasti üzerine Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın yakalanması için sorgulanmıştı. Nedeniyse Yeşil'in ele geçen telefon defterinde bu kurumlardaki bazı görevlilerin isimleri ve telefonlarının kayıtlı olmasıydı. Yeşil'in yaşayıp yaşamadığı bir muamma iken ve Emniyet birimlerinin elinde bu meşhur katilin yaşadığına ilişkin resmi bir veri yokken Birdal suikastından sonra yaşadığı iddia edilmişti. Yine de Ak'ın, Yeşil'in yakalanması için devletin kritik kurumlarının telefonlarını sorgulanmasına ilişkin söyledikleri itibar görmedi.
Yine soruşturma raporlarına göre, MGK'ye ait bir telefon da 11 Aralık 1998 günü önce bilgisayara adres sorularak ardından da dört kez, o güne kadar bu numarayı aramış ve kayıtlarda mevcut bütün numaralar çıkartılarak sorgulanmıştı. Telekulak skandalının ilgi çeken ayrıntılarından biri de, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in İstanbul'daki evi de dâhil olmak üzere dört ayrı telefonla ilgili izleme yani kimlerle görüşüldüğünün belirlendiği tespit edildiğine ilişkin teknik takip yapılmış olmasıydı. Ankara Emniyeti'nin bir yılı aşkın bir süre telefonlarını izlediği yüzlerce kişi ve kurum arasında parti genel merkezleri, politikacılar, yargı mensupları, çeşitli illerdeki jandarma birimleri, emniyet birimleri ve gazeteciler de vardı. Telefonları dinlenip kaydedilenler arasında Yargıtay üyesi dört hâkimin ev telefonları da yer alıyordu. Bu telefonların 15 Ağustos 1998'de başlayıp 9 Eylül 1998'e kadar kanunsuz şekilde dinlendiği saptanmıştı.

Osman Ak, Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne sunduğu yazılı savunmasında aslında tüm dinleme sürecinin nedenini de açıklamış oluyordu:

"Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz, eski İstanbul Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan'ın hakkındaki yargılama kararını bozdurmak için Yargıtay'da bazı kişilere rüşvet verileceğini, bu işlemde aracı olanlardan birisinin Tuncay Özkan'la ilişki içinde olduğunu beyanla, anılan şahısla işbirliğine girilerek çok gizli bir çalışma yapılması, safahata ilişkin ara makamların yazılı ya da şifahi olarak bilgilendirilmemesi yolundaki talimatı üzerine, Özkan, İstihbarat Şubesi'ndeki ilgili personelimizle ilişkiye geçirilmiş, aracı olduğu iddia edilen şahısla temas sağlanmış, verdiği bilgiler doğrultusunda yapılan ön çalışmalarda anlatımları tatmin edici bulunmayınca şahsın ilişkide olduğunu iddia ettiği yargı mensubumuzla teması gözlenmiş ve olayın tamamen uydurma olduğu kanaatine varılmıştır. Yargıtay'ı şaibe altında bırakacak bu uydurma iddia, hiç bir yargı mensubunu deşifre etmeden, sonuçlanmış, komplo bertaraf edilmiştir." Osman Ak, dönemin başbakanının talimatı doğrultusunda, Emniyet Genel Müdürü'ne, İçişleri Bakanına ve Cumhuriyet Savcısı'na ya da mahkemeye haber verilmeden çalışma yapıldığını itiraf etmişti. Konunun ayrıntısını gazeteci Şamil Tayyar Star Gazetesindeki köşesinde, "Uğur Dündar'ı gammazladı başlığıyla çıkan yazısında anlatıyordu. Mesut Yılmaz'ın yasadışı dinleme talimatı verdiği sırada yanında Tuncay Özkan'ın da bulunduğunu belirten Tayyar, gazeteci Kadir Çelik'ten öğrendiği bu ayrıntıyı şöyle anlatıyordu: "...Çelik dedi ki, 5-6yıl önce o kanunsuz telefon dinlemelerini Objektifin internet sitesinde yayınladım. Osman Ak'ın ifadelerine de yer verdim. Mesut Yılmaz, Osman Ak'a dinleme görevi verirken yanında Tuncay Özkan da vardı. Bu yayından sonra Tuncay beni aradı. Yazılanların hepsini doğruladı. Ama Mesut Yılmaz'la görüşürken yanımızda Uğur Dündar da vardı, Osman Ak'ın ifadelerinde Uğur Dündar da geçiyor, neden sadece beni yazıyorsunuz, Dündar'ı yazmıyorsunuz diye sitem etti..."

Dinleyenlere tazminat ödendi, sanıklar beraat etti

Telekulakçılar hakkında açılan dava Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 3 yıl sürdü. Emniyet Müdürü Saral ve yardımcısı Osman Ak savunmalarında, başlarına gelenlerin Fethullah Gülen'le ilgili yürüttükleri soruşturmadan kaynaklandığını öne sürdüler. Mahkeme, "görevi kötüye kullanmak" suçlamasıyla açılan kamu davasında erteleme kararı verdi. Ancak sanıklar dilekçeye mahkemeye başvurup erteleme kararının uygulanmayarak beraatlerini istedi. Aynı mahkeme, başvuruyu işleme koydu ve 27 Mayıs 2003 tarihinde atılı suçu işlemedikleri kararıyla sanıkların beraatine karar verdi. Dinlemelerden mağdur olanların açtığı davalarda İçişleri Bakanlığı tazminat ödese de sanıkların beraat etmeleri ilginç bir tezatlıktı. Ama kimse sorgulamadı. Yargıtay 4. Ceza Dairesi de kararı esastan değil, usul yönünden bozarak tekrar Kırıkkale'ye gönderse de bu kez de zaman aşımı nedeniyle düştü.

İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu da, 29 Mart 2000'de illegal dinlemeden birinci derece sorumlu tutulan Osman Ak'ı Disiplin Tüzüğü'nün 12. maddesi uyarınca 24 ay uzun süreli kıdem cezası ile cezalandırdı. Bu ceza, yargı tarafından alt sınır olan 10 ay kısa süreli kıdem cezasına çevrildi. Cezanın iptali için açılan davada Ankara 9. İdare Mahkemesi 2001 tarihinde "davanın reddine" karar verdi. Kararın Osman Ak tarafından temyizi üzerine de Danıştay 12. Dairesi, talebi kabul etti. Ankara 9. İdare Mahkemesi 2003'te bozma kararına uyarak işlemi iptal etti. İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından 2000 yılında Osman Ak'a "yetki ve nüfuzunu kötüye kullandığı" gerekçesiyle meslekten çıkarma cezası da vermişti. Ak'ın imdadına yine yargı yetişti. Meslekten çıkarma cezası 24 ay uzun süreli kıdem cezasına indirildi. Ankara 6. İdare Mahkemesi, Osman Ak aleyhine davayı reddeden bir karar verdi.

Ak'ın başvurusuyla Danıştay 12. Dairesi bu kararı bozdu. Bozma kararı sonrası davaya yeniden bakan Ankara 6. İdare Mahkemesi, ilk kararında ısrar ederek davayı yeniden reddetti. Bunun üzerine dosya Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'na gitti. Kurul, 23 Ekim 2003 tarihinde yasadışı dinlemeleri uygun gören bir karara imza attı. Temyiz istemini kabul ederek İdare Mahkemesi'nin kararını Danıştay kararı doğrultusunda bozdu. Bu arada Telekulak soruşturmaları nedeniyle zorunlu izne ayrılan Necati Bilican da bir süre sonra emekli oldu. Türk Polis Teşkilatı'nı Güçlendirme Vakfı bütçesinden alınan ve giderleri vakıf bütçesinden karşılanan oğlunun kullandığı Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ait iki cep telefonunun fazla faturalarını da devlete ödedi.

Kaynakça
Kitap: İmamın Ordusu, “Dokunan Yanar”, Cemaat emniyette nasıl örgütlendi?
Yazar: Ahmet Şık
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön İmamın Ordusu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

cron