Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Gülen ve cemaati için DGM'ye suç duyurusu

Burada Ergenekon Tertibinde tutuklanan Ahmet Sık'ın "İmamın Ordusu" adlı çalışmasının bütün konularını başlıklarıyla bulabilirsiniz.

Gülen ve cemaati için DGM'ye suç duyurusu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Nis 2011, 04:33

Gülen ve cemaati için DGM'ye suç duyurusu

Emniyet içindeki Fethullahçı kadrolara adeta savaş açmış gibi görünen Cevdet Saral ve yardımcısı Osman Ak kısa süre sonra başına geleceklerden habersiz, incelemeleri doğrultusunda yaptırdığı tespitleri içeren fezlekeyi Ankara DGM Başsavcılığı'na göndererek suç duyurusunda bulundu. İlk kısmında, bir kaç sayfa önce yer verdiğimiz, Saral'ın 18 Mart 1999'da, Teftiş Kurulu Başkanlığı ile İDB'ye gönderdiği "Fethullah Gülen ve Işık Tarikatı" konulu yazının giriş bölümü bulunan ve Gülen cemaatine yönelik ağır iddialar içeren 21 Nisan 1999 tarihli suç duyurusu uyarınca Savcı Nuh Mete Yüksel tarafından dava açılacak ve hatta davanın temelini de bu fezleke ve gönderilen yazılar oluşturacaktı.

Fezlekede şunlar yazıyordu:

".Fethullah Gülen cemaatinin devlet içerisindeki yapılanması alışılmış örgütlenme modelinin dışındadır. Tarikata göre makamlar öncelikli, kişiler ikinci plandadır. Bu nedenle kişiler makamlara tercih edilmekte ve gerekirse ya da herhangi bir nedenle güç durumda kalındığında kişiler feda edilerek yerlerine hazır tutulan kendilerinden olan kişilerin getirilmesi için yoğun çaba sarf edilmektedir. Mümkün olmaması halinde mevcut bürokrat ya da siyasetçilere hoş görünmek suretiyle kendi tabirleri ile 'Kullanabildiği sürece ya da sana zarar vermeyecekse istifade et' taktiği ile yönetim kademelerini kontrol altında tutmaya çalışmaktadırlar.

'Işık Tarikatı' olarak adlandırdığımız Fethullah örgütlenmesinin yol göstericilik ve irşad edicilik şeklinde tanımlanan yapısının dışında; Fethullah Gülen 'in kendi deyimi ile 'Dava adamı ne muzafferiyetinde ne de mağlubiyetinde tavrını değiştirmez. Her yüce davada, yerinde sebat edip cepheyi koruma bir yiğitlik nişanesidir' tarzındaki karakter telkini ile 'İbni Erkam (Işık) evlerinde yetiştirilmeden sabırla pişirip olgunlaştırmadan yapılacak her şey ham hayaldir' şeklinde mensuplarına ihtiyat telkin eden, söylemleri gibi birçok beyanı ışığında 'Işık Tarikatına' geçirilmiş örgütsel yapı ortaya çıkacaktır. Marksist literatürde, genelde 'militan' olarak adlandırılan tiplerin yetiştirilmesindeki telkin ve inandırma yöntemleri ile Fethullah Gülen'in 'Işık Evleri' ya da 'Işık Kışlaları' diye tanımladığı ve 'Bayrak yere düşmüştür oradan kaldırılmalıdır' şeklinde örtülü olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan önceki döneme gönderme yaptığı ve büyük bir titizlikle gizlemeye çalıştığı hedefi için 'Hizmet insanı gönül verdiği dava uğrunda kandan, irinden dar yolları geçip gitmeye azimle ve kararlı; varım hedefine ulaştığında da sahibine verecek kadar olgun ve yüce yaratıcıya edepli ve saygılı. Muvaffakiyetinden ötürü alkışlayacağı kimseleri de putlaştırmayacak.' şeklindeki izahı hem mücadelenin tarzını anlatmaya, hem de lidere tabi olmak suretiyle ondan irşad ve emir beklemeye telkin ettiği açıkça ortadadır.

Esasında yazının ekindeki rapordan da anlaşılacağı gibi Fethullah Gülen'in kitaplarında gerçek niyetini gizlemek için kullandığı bazı kelimelerin yerine, gerçekte onun niyetini ihtiva eden sözcükleri koyduğumuzda çok kullandığı, ancak ne olduğunu bir türlü izah etmediği 'hedefinin gelecekte zümre hâkimiyetini hedefleyen teokratik bir rejim olduğu hemen anlaşılmaktadır. 'Şeriat yerine İslam, Cumhuriyet dönemi yerine talihsiz dönem veya karanlık ya da upuzun hicranlı dönem, militan yerine hizmet erleri ya da Işık erleri veya Işık süvarileri, laik kesimler yerine karşı cephe veya hasım cephe, Cumhuriyet dönemi yöneticileri yerine o kafalar, Atatürk dönemi ya da İsmet İnönü dönemi yerine mabede giden yolların kapatıldığı zaman dilimi, şeriat düzeni yerine hedef, Atatürk yerine deccal şeklinde deyimler' hedefinin ne olduğunu açıklamaya yeterlidir. Militanlarına nasihatlerde bulunurken ya da eleştirel boyutlara girdiği konularda adeta ölçüyü kaçırdığını fark etmişçesine İslami sürecin arkasına saklanarak Cahiliye dönemi veya Müslümanlığın ilk dönemleri ile tanınmış İslam âlimleri ve onların içtihatlarından veyahut haçlı zihniyetinden örnekler vermesi, gerçek niyeti saklama bakımından geçmiş dönemlere indirgediği düşüncelerini takiyye kuralı ile günümüze aktarmaktadır.

Fethullah Gülen, henüz evrim aşamasında olduklarını, daha devrim aşamasına geçemediklerini eserlerinin satır aralarına sıkıştırıldığı düşüncelerinde ima etmektedir.
Şu anda yeteri kadar güçlü olmadıklarını ifade ettiği örgütsel seviyelerine Marksist anlatımlarla tanımlarsak stratejik savunma aşamasından stratejik denge aşamasına hızla yol aldıklarını, bunun içinde zaten 'mevsimin ve ortamın müsait olduğunu eğer bir muhalif rüzgâr esmezse, arzulanan hedefe ulaşmakta güçlük çekilmeyeceğini' belirtirken endişesini de açıklamaktan çekinmediği, ekli raporun muhtelif bölümlerinde görülecektir.
Zira Fethullah Gülen için kuvvet dengesi çok önemlidir. Ona göre 'aksiyoner olmayan' Müslüman görevini yapmamaktadır. Yani, atadan dededen öğrenilen Müslümanlık, sadece teoride kalmakta ve 'karşı cephe'nin 'karanlık emellerine' hizmet etmektedir. Bunun için de mutlaka Müslümanların kuvvet dengesini kurmaları ve harekete geçmeleri gerekmektedir' derken oluşturduğu cepheyi uyarmakta ve bir anlamda dinsel bölücülüğü netleştirmektedir.

Fethullah Gülen 'in genel olarak askeri terminolojide kullanılan kışla, süvari, er, cephe, ordu, mevzi, kuvvet, nefes, asker gibi kelimeleri kitaplarında özenle seçerek sıkça kullanması dikkat çekicidir.
Tarikat liderinin 1950'li yıllara atıfta bulunarak Said-i Nursi'yi 'karşı cepheye aksiyoner tavır almamak' gerekçesiyle üstü kapalı eleştirerek, '...50'li yıllardan bu yana tam 40-45 yıl geçmiştir. O dönemde, 10 yaşında olanlar şayet mevsimi geldiğinde üniversite okusalardı şimdi zirvelerde ya da zirveleri zorlayan konularda olacaklardı. 20 yaşında olanlar 60-65 yaşında olacaklardı ki bu da onların başbakanlar, reis-i cumhurlar seviyesinde en olgun dönemlerini yaşıyor olmaları demektir.' ifadesi ile devleti diğer önemde mevkileri ile en üst düzeyde ele geçirmeye amaçladığı anlaşılmaktadır.

'.Bir yandan hasım cepheyi mükemmel işleyen haber alma teşkilatıyla içinden tanırken, öte yandan da hasım cephenin faaliyetleri kendi içimizde sürdürmesine müsaade edilmemeli.' tarzındaki mantalitesi ile de emniyet ve istihbarat birimlerini ele geçirme teşebbüsündeki niyeti açıkça ortaya çıkmaktadır. Yazının ekinde pasajlar şeklinde alınan ve konunun bütününden kopmayan düşüncesi ile anlatıları okunduğunda Fethullah Gülen' in nelere özlem duyduğu net olarak anlaşılacaktır.
Fethullah Gülen değişik kitaplarında geçen Işık Evleri ya da Işık Kışlaları veya Işık Süvarileri, Işık Erleri gibi tabirleri sık sık kullanarak 'bir örgütsel yapılanma' içerisinde olduğu teşhisine kuvvet kazandırmaktadır.
Örgütsel yapının ekli raporda da görüleceği gibi genel hatları bizzat Fethullah Gülen tarafından çizilmiştir.

Işık Tarikatı'ndan koparak bir televizyonun 'Ceviz Kabuğu' adlı programında kamuoyuna yönelik itiraflarda bulunan ancak, hakkında şu ana kadar herhangi bir işlem yapılmayan Eyüp Kayar isimli şahsın Fethullahçılık (Işık Tarikatı) örgütlenmesi ile ilgili yaptığı açıklamalar genel hatları şu ana kadar inceleme ve araştırmaları teyit eder beyanlar olması bakımından büyük önem taşımaktadır. Eyüp Kayar'ın beyanları özetlendiğinde 'Işık Evleri' cemaat mensuplarının yaşadığı evler, hücre evleri mahiyetinde, Fethullah Gülen'e göre kapıları kilit vurulmuş zaviyelerin, kışlaların, tekkelerin görevini yapan evlerdir. Bu evlere giriş ve çıkışlar mümkün olunca gizlilik içinde yapılır.
Işık Evlerinden sorumlu bir ev imamı vardı. Bu imamlar 6 ayda veya 1 yılda değişir. Evin maddi girdisi ve çıktısıyla ilgilenir yukarıdaki imamlara rapor verir, bu evlerde genelde 4 -5 kişi yaşar umumiyetle kiralanır. Evlerde insanlara yaklaşım tarzları özellikle öğretilir, Fethullah Gülen' in sesli ve görüntülü kasetleri izlenir, lise ve üniversite öğrencileri kalır.
Cemaat üç sacayak üzerine kurulmuştur. Işık Evler, ağabeyler ve talebeler. Bu evlerde belirli bir sure kalan örgencilerin beklenen düzeye geldiği anlaşılınca cemaate adam kazandırması istenir.

Yeni ilişki kurulan örgenciler ders çalışma bahanesi ile evlere davet edilir, öğrencilere dersleri konusunda yardımcı olunur. Zamanla bu öğrenciler sesli ve görüntülü kasetler izletilir ve Fethullah Gülen'in kitapları okunur. Cemaat mensuplarına kendilerinin beklenen nesil, beklenen cemaat Türkiye'yi kurtaracak cemaat, Peygamberin hadisi ile övülmüş cemaat olduğu vurgulanmaktadır.
Bu cemaat ikinci ilklerdir. Birinci ilkler Peygamberimiz ve arkadaşları, ikinci ilkler de bu cemaat mensuplarıdır.
Cemaat 1992 yılından sonra çok hızlı gelişmeye başladı. Cemaat 'söyleyemiyorsan söylet' taktiği çerçevesinde cemaat liderine herkes hüsnü kabul göstermeye, hoşgörü ile bakmaya başladı.
Bayrak yere düşmüştür, ayaklar altına alınmıştır. Tekrar bu bayrağın yerden kaldırılması ellere alınması omuzlarda taşınması, uzaya götürülmesi meselesi bu cemaat yapacaktır.
Fethullah Gülen ve cemaati hiçbir lakabı kabul etmezler. Her zaman radikal İslam'dan farklı olduklarını vurgularlar. Biz farklıyız radikal İslamcılardan farklıyız, bize hoş görü ile davranmazsanız radikal İslam güçlenir. Cemaatin en güçlü olduğu eğitim öğretim kurumları, Işık Evleri, yurtlar, kolejler, finans kurumları holdingler, talebeler, mesleki örgütlenme şeklinde de doktorlar, öğretmenler, polisler gibi.
Siyaset alanında da örgütlenme vardır fakat bu sempatizan bazındadır. Basın yayın alanında cemaat çok güçlüdür. Zaman, Sızıntı, Yeni Ümit, Ekoloji, Aksiyon, STV, Burç FM gibi örgütlenmeler vardır. Ayrıca prodüksiyon şirketleri vardır. Kadın kolları örgütlenmesi vardır. Kadın cemaat mensuplarına Şakirde, erkek cemaat mensupların Şakird denir.
Alınan kararlara mutlak uyulma zorunluluğu vardır. Uymayanlara fırça atılır, şefkat tokadı ile tehdit edilir cemaatten uzaklaştırılır.

Cemaatin Finans Kaynakları

Cemaat mensuplarından alınan aidatlar iş adamlarından, esnaftan, cemaate yakın kişilerden toplanan paralar ve diğer ticari kuruluşlardan elde edilen gelirler oluşturulduğu.

Cemaatin Hiyerarşik Yapısı

1- İstişare grubu: (7) kişiden oluşur Başkanlığını Fethullah Gülen yapar
2- Dünya İmamı: İstişare grubundan biridir. Görevi dünyadaki bölge ve ülke imamlarını atamak istişare sonucu alınan kararları uygulamaktadır.
3- Coğrafi Bölge İmamı: Bir dünya coğrafi bölgesinden sorumlu olan kişidir (Orta Asya imamı Doğu Pasifik İmamı gibi.
4- Ülke İmamı: Bir ülkenin tamamından sorumlu olan kişidir. (İngiltere, Fransa, Türkiye gibi).
5- Bölge İmamı: Bir coğrafi bölgeden sorumlu kişidir.( Marmara bölgesi, Ege bölgesi, Karadeniz bölgesi gibi)
6- İl İmamı: Bir ilin tamamından sorumlu kişidir.
7- İlçe İmamı: İlçenin tamamından sorumlu olan kişidir.
8- Semt İmamı: Semtten sorumlu kişidir.
9- Mahalle İmamı: Mahalleden sorumlu olan kişidir.
10- Ev İmamı: Evden veya yurttan sorumlu olan kişidir.
11- Serrehberler
12- Belletmenler.
13- Öğrenciler ve cemaat mensupları.

Eğitim ve öğretimde başı çeken Işık Evleri 'dir. Işık Evleri kökünü Hz. Muhammet devrinden alır. Fethullah Gülen bu evleri Işık Evleri olarak niteler, vaazlarında ve kitaplarında bu evlere İbn-i Erkam evleri der. İbn-i Erkam sahabedir. Hz. Muhammet'i herkesin dışladığı bir vakitte evine almıştır. İbn-i Erkam evlerinde yetişmede sabırla pişip olgunlaşmadan yapılan her şey ham hayaldir. Bu evler cemaatin hücreleri durumdadır. Hiyerarşik sistemin yaratılışa uygun prensiplerinin devlet bazında temsil edilmesinin ilk adımı ilk şartı olan evlerdir. Müjde ve Müşlunur en karanlık ve karamsar günlerinde billur bir avize gibi asılı durduğu evlerdir. Ahir zamanda gelerek tahrip eden Deccalin bir daha hortlamak üzere öldürüldüğü evdir.
Her evin bir programı vardır. Her iş bu program dâhilinde yapılır. Atatürk'e ait hiçbir kitap okunmaz ve okutulmaz.
Fethullah Gülen'e mehdi nazari ile bakılır. Mehdi ahir zamanda bayrağı yere düştüğü vakitte zuhur edecek ve beklenen cemaatin başına geçerek bayrağı kaldıracak. Cemaat içinde Atatürk için 'Beton Kemal, Kefere Deccal, Öküz Aleyhisselam' gibi ağır lakaplar kullanılır.

Fethullah Gülen yurtdışına giden talebeler için hicret eden kişiler kelimesini kullanıyor. İkinci ilklerin beklenen cemaatin vazifesi de Hz. Muhammet'in yaptıklarının aynısını yapmaktır.
Fethullah Gülen 'ın ölçü (1) adlı kitapçığının 60. sayfasında 'Yerinde durup mevziini koruma, düşmanı aşt etme hedefe varmanın en birinci vazifesidir, cepheyi terk edip ayrılanlar ise yerlerinden ayrıldıkları andan itibaren kaybetme yoluna girmiş sayılırlar' tarzındaki telkin ile ciddi bir (cephe) faaliyetinin varlığına işaret edilmekte ve bu stratejinin mevcut çalışma süresinin içerisinde uygulandığı müşahede edilmektedir.

Tarikatın lideri konumundaki Fethullah Gülen'in imzasına havi kitapların tetkikinden de anlaşılacağı gibi kendisini dinsel bir dava adamı olarak anlatmasına rağmen daha ziyade tarikatın propagandisti konumunda gözükmektedir. Kitaplarının tetkikinden de anlaşılacağı gibi propaganda ağırlıklı kitaplarının üslubu ve ağdalı deyimleri ile dinsel telkin içeren kitapların üslup ve deyimlerin farklılığı da eserlerin tek kaynağı ait değil mal edilmiş şekilde yazılmış olduğu görülmektedir.
Devletin Anayasal nizamını değiştirip yerine şer-i esaslara dayalı bir İslam devleti kurmayı hedeflediği değerlendirilen Fethullah Gülen ve yandaşları, 28 Şubat Kararları 'nın alınmasından sonra ve özellikle soruşturma ile ilgili yazışmalarının başlaması ile birçok örgüt evini boşaltmış, örgütsel yapılanmaya zarar vermemek için faaliyetlerini mevzii koruma kuralına uyarlamışlardır. Şu anda birçok örgüt mensubu ve talebeleri aile evlerinde örgütsel faaliyetlerini sürdürmektedirler.
Gülen örgütlenmesinin ekonomik boyutu da göz önüne alındığında, gelecekte ülkemizi bekleyen tehlikenin büyüklüğü endişe verici boyuttadır. 1992 yılında alınan cemaatle ilgili EGM Teftiş Kurulu Daire Başkanlığı'nca başlatılan soruşturma neticesinde konu müdürlüğümüzün 8.05.1 egm. 4.06.00.14 III. Ve Sor.(F).92/8303 sayılı yazısı ile DGM'ne intikal ettirilmiş ancak, intikal ettirilen mezkûr raporda adı geçen şahıslar ile ilgili teknik belgesel ve ideolojik değerlendirmeye havi ilave argümanlar sağlanamadığından DGM Cumhuriyet Başsavcılığı 'nın 1998/24 sayılı yazılarıyla takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. Genel Müdürlüğümüz Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın konu ile ilgili başlattığı soruşturmayla cemaat mensupları arasında tedirginliğin arttığı, buna paralel olarak Gülen örgütlenmesinin temel taktiklerinden olan takiyye yöntemleri uygulanmak suretiyle tabirlerin giderek arttırıldığı ve hatta savunma boyutundan saldırı boyutuna geçildiği.
'Işık Tarikati illegal örgütlenmesi' ile ilgili Emniyet Müdürlüğümüzce hazırlanan rapor tetkik ve gereği yapılmak üzere ekte gönderilmiştir. Gereğini arz ederim."

Kaynakça
Kitap: İmamın Ordusu, “Dokunan Yanar”, Cemaat emniyette nasıl örgütlendi?
Yazar: Ahmet Şık
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön İmamın Ordusu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir