Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Nihat Genç: "İki Büyük Sorun"

Burada Atatürkçü Medya'da yer alan önemli Güncel Haberler hakkında başlıklar bulabilirsiniz.

Nihat Genç: "İki Büyük Sorun"

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Haz 2011, 16:52

NİHAT GENÇ: İKİ BÜYÜK SORUN

Resim

1) l978-79 günlerinde hava kirliliğinden Ankara’da her an elli bin yüz bin insanın ölmesi an meselesiydi, çoktan unuttuk. Sabah erken Kızılay’la Sıhhıye arasında Zafer Çarşısı kitapçılarına gitmek için evden çıktığımda büyük çınarları yuva yapmış yüzlerce evet yüzlerce sığırcık ölüsüyle karşılaşırdık, bir değil iki değil.. Şu sahneleri de unutmam, gündüz vakti dahi karşı kaldırımı göremeyecek kadar yoğun kirlilik.. Hatta akşamları karşı kaldırımın elektrik lamba ışığı dahi görülmezdi..

Ve devlet, halk ve belediye bir çaresini bulamıyordu. Hava kirliliğinin en büyük sebebi şaşıracaksınız: kapıcılardı.. Çünkü kapıcılar erken saatte kalkıp apartmanların kalorifer kazanlarına kömür atıyordu.. Sorun burada, kömürü kapıcıların yavaş yavaş diyelim bir iki saate yayılarak atması gerekirken tersine hemen her kapıcı kalorifer kazanına kömürü bir defasına bocalama tepeleme dolduruyordu..

Evet, doğal gaz konuşuluyordu ama doğal gazın gelmesi yıllar alacaktı, acil bir çözüm gerekiyordu ve ilk yapılması gerekenler TV’den belediye ilanlarından radyodan hükümet yetkililerden her gün halka alarm düzeyinde duyuruluyordu: ilk ve tek yapılacak acil çözüm şuydu: kapıcıları eğitmek…
Az da olsa ‘kapıcılar eğitilmeye’ başlandı ancak yine sabah erkenden dışarı çıkan herkes apartman bacalarına korkarak bakıyordu, yahu bu kadar alarm bu kadar eğitim, hala her kapıcı kömürü bocalama atıyor…

Halkın gözünde kapıcılar katillere dönüşüyordu, apartmanlarda yönetimler toplantı üstüne toplantı yapıyor ancak durum değişmiyordu…
Yapılacak ikinci şey, sabah erkenden daha bilgili sorumlu bir görevli ya da yöneticinin kapıcının yerine kalkıp kazana TRT’deki eğitim programlarında gösterildiği gibi azar azar yani bir iki kürek beş-on dakika bekle sonra bir iki kürek daha atması..

Umutsuzluk burada başladı, çünkü hiçbir yönetici ya da sorumlu ya da duyarlı insan sabah ezanından erken vakit kalkmayı göze alamadı…
Gerçekten Ankara’nın topografyası bir yemek tabağına benziyordu, bu yüzden ‘çanak’ deniliyordu yani Ankara’nın göbeği Sıhhıye Cebeci Kızılay Maltepe gibi semtler bu çanağın dibindeydi ve kirli hava yerleştiğinde gitmesi (açılması) mümkün değildi..

O yıllarda halk yağmur duası gibi ‘rüzgar duasına’ çıkardı ve Ankara’yı kirli havadan kurtarmak için ilk bilimsel çare çözüm dev vantilatör inşa etmek fikri oldu, tartışma öyle bir yere geldi ki artık sadece dev vantilatörlerin nereye inşa edileceği konuşulmaya başlandı… Hatta bir başka çözüm olarak çanağı çevreleyen tepelerden birinde tünel açmak fikriydi, ki, bu tünelden demiryolu araba değil rüzgar girecek Ankara soluyacaktı..

Kitlelerin sığırcık serçe kuşlarının ölümü gibi her an beklenen devasa felaket endişesi 1990’ların ortalarına kadar devam etti, uzun hikaye..
Sonra, herkesin kafasında ‘şehirle’ ilgili çözülmez sorular kaldı, ilki ve en büyüğü: şehre yeni gelen kapıcılar.. Kapıcılar’ın bilgisizliği sorumsuzluğu nefret yarattı.. Oysa sandık günü oyları da veren büyük kalabalıklar şehre yeni gelen bu insanlardı..

Oturduğum her apartmanda kapıcılar hem aile dostum hem arkadaşlarım oldular, ama şunu hiçbir zaman unutmadım, yüz-iki yüz kadar kapıcının bu kadar alarma eğitime rağmen tepeleme kazanları doldurması yüzbinleri az daha öldürüyordu, bu gerçek..
Bu, şu demek: Türkiye’nin en büyük on binlerce yargıcının, Türkiye’nin en büyük onbinlerce doktorunun, Türkiye’nin en büyük siyasi isimlerinin yani Türkiye’nin en kültürlü insanlarının oturduğu bir şehri beş on kapıcı hepsinin hayatını bir günde zehirleyip kitlesel bir katliamın ucuna getirebiliyor, getirdi..

Buradan kendime çıkarttığım ders şudur, kapıcılardan nefret ederek kapıcıları bilgisizlik ve sorumsuzlukla suçlayarak bir yere varamayız, bir şehirde ortak yaşıyorsak, bilgisizlik ve sorumsuzluktan hepimiz sorumluyuz ve hepimiz birbirimizi bir şekilde eğitmek zorundayız..
Cehaletin bu korkunç geçmiş hikayesini niçin anlattım, güncel bir ders çıkartmak için, bugün CHP ya da ‘sağ partilere’ muhalefet yapanlar, seçimden seçime ve sadece ‘seçime’ dönük çalışmalar yapıyorlar..

Oysa vazgeçilmez bir ‘din gibi’ bu cehalete karşı diyelim CHP’nin tüm parti yönetimleri çoktan harekete geçmeliydi..
Bugün CHP sadece AKP’ye karşı mı mücadele verdi, hayır, yüzlerce İslami vakıf ve cemaat dediğimiz onbinlerce dersane…
CHP ya da CHP düşüncesindeki sivil kurumların hepsi bizler ‘özel eğitime paralı eğitime’ karşıyız diye dersanecilik işine hiç sıcak bakmıyor..
İdeolojik olarak parti programı olarak yine ‘sıcak bakma’ ancak bugünün gerçeğidir dersanecilik… CHP ya da gençlik kolları ya da CHP’ye yakın vakıf ya da örgütler hemen her şehirde hiç vakit kaybetmeden dersanecilik işine girmeli..

Ve bugünkü yüksek ücretlerle değil tam tersi yoksul dersaneye gidemeyecek öğrencileri yarı yarıya daha az bir ücretle kabul ederek.. Üstelik açılacak bu dersanelerde yetişecek çocuklar kendilerini yakın hisseder bir mensubiyet hisseder bir vefa duygusu taşır ve kendine çok uzak bulduğu partiye daha bir sıcaklık hisseder..

CHP parti teşkilatı çalışmıyor düşüncesi doğru değil ‘seçimlerde’ çalışıyor, ama bu kadar, asıl çalışma sosyal alanlardaki çalışmayla kökleşmeli, mesela, iş meslek kurslarına kadar ve eski Halk evlerinin rolünü üstlenen yardımcı meslekler ya da binbir şekilde yetenek geliştirme kursları atölyeleri gibi ve şüphesiz sosyal yardımları gücü yettiğince örgütlemek gibi..
(Türkan Saylan’a niçin saldırıldı, unutmayın…)

CHP’nin her parti teşkilatı bütün bu sosyal çalışma alanlarına girmeden, kitlelerin eğitimiyle bilgilendirilmesiyle yetenekleştirilmesiyle ve işsiz milyonlarca gencin meşguliyet alanlarını kendine dert etmedikçe, seçimden seçime bir oy potansiyeli ancak bu kadar..
Yoksa işte program saatlerini nasıl dolduracağım diye kara kara düşünen TV’lere yine en büyük ekmek CHP’den, her akşam oturun ne olacak CHP deyip sabahlara kadar o söyledi bu söyledi CHP’yi parçalayan hizipleyen çirkinleştiren ve çirkefleştiren tartışmalarla sadece TV’lerin ‘eğlencesi’ ‘geyiği’ olursunuz…

2) Oda Tv’ye niye saldırıldı, bunu da unutmayın…

İkinci acil konu, TV meselesidir.. Şu anda CHP’nin milyonlarca seçmeni TV tartışma programlarını izleyemiyor, kaçıyor ve sığınacağı tek bir ‘kanal’ yok.. Ayrıca milyonlarca seçmeni her akşam CHP’nin MHP’nin dövüldüğü rezil edildiği TV programlarına maruz bırakmaya da hiçbirimizin hakkı yok..
Şu an itibariyle muhalif yayın yapan ve yapılarına çok yakından birebir şahit olduğum, Halk TV, Ulusal Kanal ve Avrasya TV, teknik imkanlar itibariyle tam anlamıyla çöp tenekesidir…

Ayrıca yepyeni ve iştah açıcı bir yayın programı yapacak düşünce kapasite yetenek bahsi geçen TV’lerde hiç yoktur…
Ancak şu vardır ve hakkını teslim etmeliyiz, onca polis baskınlarına, çalışanlarının içeri atılmasına rağmen inanılmaz bir samimiyet ve inanılmaz bir fedakarlık…

Mesela, ODA TV yaptığı eleştirel yayınlar ve gittikçe muhteşemleşen izleyici sayısıyla güzel mi güzel bir TV kurmaya en yakın ‘zeka ve beceriye’ sahip çalışanları olan bir kurumdu…

ODA TV’ye karşı başlatılan polis, yıldırma, itibarsızlaştırma kampanyası ilerde çok ciddi bir TV’nin öncüsü olabilir ihtimaline karşıydı, ki, iktidar ve yandaşlar ODA TV’ye aylarca süren saldırıyla bunu başardı..
Ama yine de önemli değil, kurban olduğum Allah, Japonya gibi teknolojide bir dünya devini bir gün içinde zavallı bir Afrika ülkesine dönüştürdü, hepiniz gördünüz.. Sanayisinin her şeyi nükleer santralleri ve trilyon dolarları bir günde uçtuğu halde, bugün Japonya’ya kimse üzülmüyor, çünkü Japonya’nın tesisleri mahvolsa da Japonya’yı ayakta tutacak olan ‘zekalar’ devreye girdi bile… Mesela Japonya’nın içine düştüğü bu felakete başka bir doğu ülkesi düşmüş olsaydı o ülke haritadan ve tarihten silinme korkusuyla baş başa kalırdı..

Bizler on yıllardan beri TV’lerde yayın yapıyoruz, Türkiye’nin birikiminden haberdarız. Yıllarımızı Türkiye’nin kaynakları, bilimi, sanayisi, aydınları ve siyasetinin dehlizlerini takip ederek bugüne geldik.. Utanarak söylüyorum bugüne kadar hiç kimse tecrübelerimizi hiç dikkate almadı, çağırmadı, fikir sormadı…

Etraflarındaki basit yavan fikirsiz adamlarla dünyanın en karmaşık teknolojilerini yönettiklerini savundular, sonuç hüsran. Bakın MHP’nin TV’si borçtan kapılarını kapattı, bakın Halk TV, en ihtiyaç duyulan günlerde dahi yayın yapamadı..
Nedeni beceriksizlik mi, hayır çok çok çok büyük felaket skandal düzeyinde beceriksizlik… Ve onlarca mıy mıy konuşma bilmeyen edebiyat bilim felsefe sosyoloji siyaset gibi devasa alanlarda bilgisi kültürü hiç olmayan insanları yönetici ya da programcı yapmak…
Bunları çok iddialı söylüyorum çünkü ben de on yıla varan şahsen yayın yapıyorum, yaptığım ikiyüze yakın programın izlenme oranları inanılmazdır, rakamlar kayıtlar kasetler ortadadır…

Ve ben hayatımın hiçbir döneminde yöneticilik idarecilik işini sevmedim ama ücretsiz gönüllü çok profesyonel danışmanlık her zaman verdim..
TV yayıncılığı şüphesiz çok pahalı.. Ancak bizler muhalif eleştirel insanlarız ve kitleler yetmiş yandaş yayına değil herkes donakalmış bir dikkatle bizleri izlemek istiyor, bu da benim yayıncılık tecrübem..
Çünkü farklı söyleyen gerçeği söyleyen korkusuz söyleyen her şeye rağmen söyleyen konuşan, yaşadığınız demokrasi cenneti ülkemizde sadece biziz…
Bizlerin tek şansı da budur.. Ancak TV pahalı bir iş’tir.. Hiç kurumunuz yoksa baştan dört beş milyon ama bir kurulu yapınız varsa ilk iki yıl her ay düzenli ikiyüzelli bin dolarla tekerlek kusursuzca dönebilir..

Sivil kurumlar, örgütler, CHP, CHP’ye yakın olanlar, muhalefet, her kimse olmazsa olmaz deyip TV işine mutlaka girmeli..
Bugünden başlayarak kitlelerin psikolojisi, duyguları, fikirleri, ekran vasıtasıyla yavaş yavaş sabırla toparlanabilmeli, ülkemize ve hepimize bir güven gün gün inşa edilmeli..

İktidarın yetmiş TV’sine karşı sıfırsın, akıntıya karşı kürek salladığımız zaten gerçek te akıntıya karşı altımızda bir sandal elimizde basit bir kürek dahi yoksa, ne yapabiliriz, birkaç yıla varmaz hepimiz iyice BOĞULURUZ….
Samimi düşüncelerim bunlardır, bu sütunda iki ayrı başlık altında dile getirdiğim bu iki en temel soruna karşı muhaliflerin ya da CHP’nin ilgisini işte bugün dile getirdim Eylül ayına kadar bir cevap bekliyorum….

Yoksa sandalsız küreksiz parasız çaresiz başıboş debelenmenin ve medyanın manşete taşıdığı CHP’nin bokunu deşme ve amansız saldırıları görmezden gelme programlarına alet olmaya hiç niyetim yok…

Sorularıma cevap bulamazsam, adı Bağımsız Halk Partisi ya da başka, bu sefer tek başıma yollara ben düşeceğim, gücüm yettiğince.. Saygıyla…
(Bunları yazmak kişisel olarak belki çok ayıptır ama, hani derler ya dişini tırnağına kattı diye, yukardaki satırların ne kadar haklı olduğunu söylemek için yazıyorum.. Seçimlere beş hafta beş tane dişim çürüyüp elime geldi, konuşamayacak dereceye geldim. Dişçiye koştum, yedi sekiz tane sağlam kalmış, tedaviye hemen başlayalım dedi, ne kadar sürer dedim, sağlamları kurtarmak için birkaç hafta alır dedi, o zaman TV konuşmalarımı yapamam, başka bir şey düşünelim, ilerde nasılsa ekme (ımplant) yaptıracağım, sen hepsini çekiver, ayrıca daha aklı başında karar verecek zamanım da olmadı, ağzıma iki gün içinde takma diş takıver ben şu son üç ayrı konuşmayı yapayım, deyip kestirip attım..İki günde çekildi iki günde takma diş takıldı ve bir hafta konuşmamı aksatıp peşinden iki ayrı program yaptım…

Arkadaşlarım haksızca hukuksuzca içerde hücrelerde delirecek vaziyette, onlar içerde olmasalardı bu yedi sağlam dişi çektirmek kişisel tarihim için bir kahramanlık olarak görürdüm, ama şimdi binlerce insan hiç kimseler duymadan bilmeden ne acı ne katlanılmaz bedeller ödemiş ve evet öğrencisinden yazarına milyonlarca insan hala kendini suçlu eksik çaresiz elinden bir şey gelmeyen olarak görüyor utanıyoruz, mazur görün..)
Aslında seçim sonrası Balkon Konuşmamı hazırlamış yapacaktım, sonraki yazıya kalsın..

Nihat Genç
Odatv.com
15.06.2011 10:36


http://www.odatv.com/n.php?n=iki-buyuk-sorun-1506111200
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Güncel Haberler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir