Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Vicdancı Geldi Hanımmm, Vicdan Bohçalarım Var…

Burada Atatürkçü Medya'da yer alan önemli Güncel Haberler hakkında başlıklar bulabilirsiniz.

Vicdancı Geldi Hanımmm, Vicdan Bohçalarım Var…

Mesajgönderen TurkmenCopur » 06 Nis 2011, 17:26

Vicdancı Geldi Hanımmm, Vicdan Bohçalarım Var…

Resim

Vahşi yazar kimdir, artık iyice öğreniyoruz, bir telefon kaydında adı geçti diye sanatçı Nurseli İdiz’in iç çamaşırları dahi Ergenekon Davası’nda manşetlere taşındığı o günlerde yazar Perihan Mağden ‘oh olsun’ çığlıkları atmıştı, değişen bir şey yok, şimdi aynı gazetenin Yıldırım Türker’i durmak yok yola devam diyor... Oysa yazısının yayınlandığı 21 Şubat (bugün) gazetesinin manşetine baksa, Oda TV’nin gizli çekimler yayımlamayacağını sitesinde defalarca açıklamalarla duyurduğu halde manşetin nasıl bir ‘tezgahla’ düzenlendiğini görürdü..

Cemaat gazetelerinin ‘mazgal deliklerinden’ kalabalıklara ateş açan bu fırsatçı vicdancılarla çok işimiz var, çok..

Aslında ‘yazarlarımızı’ zayıflatan ‘sürü adamı’ olmaktan kurtulamayışları. Şu üç günlük dünyada bir kez olsun, meyhane arkadaşlarını, ideolojik ortaklarını karşılarına alamamış zavallılar sürüsü. Ne arkadaş otoritesine, ne Amerika otoritesine, ne Avrupa otoritesine ne PKK otoritesine ne cemaat otoritesine ne de kendilerini o sütunlara yerleştiren otoritelere bir kez olsun ‘meydan okuyamamış, geçtik, bu otoriteleri imalı olsa dahi eleştirememiş ama niyeyse ciyaklayan kurbağadan vicdanlar gibi döktürmekten yorulmayan kalemler.. Bu kadar geniş alana yayılmış ‘suskunluğu olan’ insanlar her daim her sabah her gün köşelerinde nasıl ‘vicdan’dan söz edebiliyor, zavallı ülkenizin sorunu..
Bankalardan yüz milyarlarca dolarlar patron katlarında soyulurken Yıldırım Türker’inden Murat Belgelerine Cengiz Çandarlar’ına çıt çıkmadı, neden, bilmem işte, Amerika Orduları Irak’a saldırırken sırf Barzani’ye ayıp olmasın diye tek satır sesleri çıkmadı, neden, bilmem işte. Güneydoğuda öldürülen onbinlerce öğretmen, işçi, er, köylü çocuklarından tek bir tanesinin adları sütunlarında tek bir cümlecik hiç çıkmadı, neden, bilmem işte, nerde susacaklarını iyi bilen örgütlü istikrarlı bir yazarlar çetesi. Suskunlukları büyüdükçe vicdanları ciğerleşen (!) tuhaf yaratıklar..
Unutmayın, fazla susmuş insanların vicdanı denetimden çıkar..

Kalkmış Soner Yalçın’ı ‘karanlık’ kelimesinin şaibesiyle mahkum etmeye çalışıyor, şu onlarcasından sadece biri Cengiz Çandar’ın siyasi ilişkilerinin tarihine bir baksın, güzel bir Saklanmış Amerika Dış Politikası romanı okumuş olur ve bu da bin ciltlik romanın sadece ilk cildi ancak olur..

Biz de yazarız güya, kapı kapı kovulan her yerde midesi kalkmış dayanamış terketmiş biz çirkin ördek yavruları, bu istikrar abidesi sırtlan dayanışmalarını gördükçe, üzülmüyorum. Sonunda tarihi sırtlanlar değil çirkin ördek yavruları yazacak, çünkü içimizde artık sadece en çok çirkin ördek yavrularının gözleri görüyor, kulakları duyuyor. Çünkü biz çirkin ördek yavruları o gazetelere TV’lere ‘besin almaya’ gelmedik, bir entelektüel arkadaşlığımız bir ‘aydın tavrımız’ olsun diye yıllarca didindik, boşunaymış.( karnını doyuran paralarını alan da bir zahmet kenara çekilsin de kendileri gibi Radikal 2’lerde yetişmiş yeni yetmelere sıra açsınlar, vicdanı da tek başlarına yemek hangi kurt sırtlan tarihinde yazıyor..)
Yıllarca hala yazarlığa inanarak ‘sunacak bir şeyleri yoksa bir gün gelir susarlar’ diye boşuna bekledik.
Bin misalden bir misal vereyim, mesela, çalıştığım dergilerde Pınar Selek’in suçsuzluğuna inanıp yazdım, Ceylanlar’ı canımız yanarak kapaklar yaptık, misal olsun diyorum sadece, Pınar Selek’in mahkeme davası Ergenekoncu denilen sanıkların üstünde olsaydı, Ergenekon davasının bohçasını üç günde bağlayıp hepsi çoktan idam edilmişlerdi, kişisel vicdanıyla düşüp kalkanlar libidolarına hizmet eder, kamuya insanlığa değil..

Bu çete yazarların fani hayatlarında insan evladının vicdanının izlerini kokusunu bulabilme ihtimallerine artık kimse inanmıyor, bu topraklarda Cemal Paşa’yla Lawrence’in savaşından bugüne hiçbir şey değişmedi, her ikisi de bedevilerin önüne altın saçtı, (Araplar değil bedeviler) önlerine kim çok altın saçtıysa onun silahını tuttular..

Olan kime mi oluyor, on yıllık en kısa geçmişin tarihinden dahi haberi olmayan internet sütunlarında karalayan 18-20 yaşlarındaki genç çocuklara oluyor, gerçekten hakiki bir vicdan arıyorlar, hakiki bir erdem.. Ancak bu çocukların en zayıf tarafları, ‘insanlık’ başlığı altında laf açanlara peşinen tertemiz bir samimiyetle inanıyorlar, işte yıkım burada başlıyor, birisi köşesinde, bir maskeyle şüphesiz vicdan cilalarıyla, ve elle tutulur yanı olmayan güya duygusal eşelemelerle, PKK’yı dahi bir Peri Masalı’na çeviren yazılarını okuyor..

Yazı deyip küçümsemeyelim, bir heykel gibi köşe yazıları, heykelleşmiş vicdanı şovlarla, hangi heykelin beton kabuğu sıyrılsa dökülse altından PKK, Amerika, Avrupa iskeleti çıkıyor..

PKK, Amerika ve Avrupa iskeletinden ne çok vicdan çeşitlemeleri döktürdünüz, o vahşi iskeletin yerine ne zaman bu genç idealist ütopik gençlerin arzu ettiği ‘eflatuni’ ve harbiden eyvallahsız insana dair gerçek ‘duygular’ girecek, olan yine ‘genç ütopistlere’ oluyor ve sadece ‘göçen ya da göçmek rüyalarıyla büyüyen’ genç nüfusumuz büyüyor..

Vicdancı geldi hanım, Pınar Selek bohçalarım var, Ceylan bohçalarım var, diye diye bağıra bağıra yaptıkları Amerika yalanları ve cemaat tezgahlarını entelektüel yani yenilir yutulur bir zemine yerleştirmek. Bilmem asit kuyularından köpek kemikleri çıktığını duydunuz mu, bu köpekler hangi köpekler, bu köpekler iftirayla kalleşlikle bohçayla vicdan satanların kemikleri olmasın..

Faşist, iftiracı, gestapo köpeklerle aynı sofradan yiyenler! Eskiden Orta Afrika’da kral-reislerin de yırtıcı savaşçı köpekleri varmış, sınır boylarına koyar ve her törene mutlaka bir ‘yabancı’ bedeni bulup kabilesine çiğ çiğ yedirirmiş, antropolojinin yamyam dediği hikaye..

Kaç zamandır ülkemizde yamyamlar, Kuddusi Okkır’dan şakağına onur kurşunu sıkanlara, Engin Aydınlar Türkan Saylanlar.. sayısını hatırlayan var mı, kaç kişinin bedenini, iç çamaşırlarını medyaya atıp didik didik sinirlerine varıncaya kadar kopartarak günlerce manşetlerde soyarak çiğ çiğ yedirtti..
Doymadılar, şimdi bizim çiğ çiğ ‘etimize’ sulanıyorlar, şimdi bizim telefon kayıtlarımız Internet sitemizin postaları lime lime edilip törenle yemeleri için yalaka köpeklerin önlerine atılıyor..

Bu kadar yamyamın bu toprakta yaşadığını hiç birimiz tahmin etmiyorduk ve şimdi hepimiz ‘insan’ denen varlığı sil baştan yeni baştan tanımaya bir daha çalışmalıyız.

Bakın, tarihin en acı ve en sert etkisi olan günlerinden biri İsa’nın Çarmıha Gerilmesi’dir, ancak o gün dahi Roma’nın sert diktatörlüğe rağmen İsa’nın çarmıhtaki bedeni kokmadan, çürümeden o çivilenmiş bedeni oradan indirecek insanlar vardı, çıktı ve Roma’ya karşı merhametin tarihini yazdılar, o günün şartlarında ‘uygarlık’ işte bu merhametle bir adımcık olsun yol açtı..

Bırakın başkalarına karşı konjonktürel susuşunu, en yakın arkadaşınız Hrant öldüğünde kalemlerinizle kimlere saldırdınız? Ve o gün bizlerin kalemleri bugün Nedim Şener gibi konuştu, bugün Hrant’ın katilleri yavaş yavaş açığa çıktıkça siz hala ölümünden parsasını yediğiniz en yakın arkadaşınız hakkında susuyor cemaat gazetesinde cemaat sözcülüğünde ve utanmaksızın hala vicdancılık oynuyorsunuz, pes…

Sayın Apo gibi sayın Yıldırım Türker, tarihte iki tür yazar vardır, bir, köpeklerin peşinden koşanlar, iki, köpeklerin önünden koşanlar. 12 Eylül, 28 Şubat, Susurluklar’da köpekler hep peşimizden kovaladı bizi, ama birileri var hiç değişmiyor hep köpekleri peşimize salmak için Amerikan askerlerinin Cemaatin gestapoların köpeklerini üstümüze salıyor..

Ey vahşiliğe arzu duyan kalemler, köpekler’i tanıyabilmemiz için hiç değilse şu son on yılın ruhsal arkeolojik kazılarını hafızasını deşebilmeliyiz, PKK’nın her yaz savaşıp her kışa girişte ilan edip sürüsüne kattığı ‘barışçıl kalemler’.. ‘Kış aylarında’ konjoktürel susması gereken kalemlerin, konjoktürel vicdanlarıyla bir ülkede ‘insanlık duygusu’ ‘insanlık kültürü’nün yamyamlaşması çok garibinize gitmesin..
Size sesleniyorum, koloni rahiplerinin boncukla kandırdığı Afrikalı yerliler gibi, Avrupa’da Hıristiyan demokratlara çoktan yenilmiş ama gençlik romantizmlerini Türkiye’nin doğusunda gidermeye çalışan süs salon sosyalistlerinin ‘özgürlük boncukları’, sizler kadar uzun süreli Afrikalı yerlileri dahi kandıramadı..

İnsan evladının incitilmesi, tecavüzü, cinsel saldırısı gibi en trajik yaraları üzerine ‘vicdan’ boyalarıyla tuvaller döşemelerinin sebebi, vicdanı önce ‘kişisel servetleri’ haline getirip sonra örgütten meyhaneden dağdan arkadaşlarıyla nemasını bonusunu ömür boyu yemek, internet sofralarında gözü insanlığa henüz açılmamış aç ve özentili çocuklara vicdan ziyafetleri çekmek..

Bu yazarları okudukça hep bir ‘kısmi felç’ geçiriyorlar, derdim, değilmiş, savaş gibi ülkemizin soyulması gibi en devasa insanlık suçlarında susmalarını, hep, düşüncel bir kuluçka içindeler deyip sabırla bekledim, yanılmışım, bekleyişleri ‘pusuymuş..’..

Hani Soner’i hukuksuzca alıp derdest ettiler ve şimdi önünüze en gizli sinir parçalarını çıkarıp yem olsun diye atıyorlar, afiyet olsun diyelim, ama henüz ben derdest edilmedim, birazcık vicdanınız varsa, ben buradayken, elim kalem tutuyorken, konuşmanızı, yazmanızı, bekliyorum, vicdan bohçacıları…

Nihat Genç
Odatv.com
21.02.2011 12:56


http://www.odatv.com/n.php?n=vicdanci-g ... 2102111200
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Güncel Haberler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir

cron